2. Hukuk Dairesi 2013/22710 E. , 2013/26667 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi DAVA TÜRÜ :Vasiyetnamenin İptali-Tenkis Yukarıda tarihi, konusu ve tarafları gösterilen hükmün; onanmasına dair Dairemizin 14.06.2013 gün ve 14585-16554 sayılı ilamıyla ilgili karar düzeltme isteminde bulunulmakla, evrak okundu, gereği düşünüldü; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 1.10.2011 tarihinde yürürlüğe girmiş ise de, bu Kanuna 6217 sayılı Kanunla ilave edilen geçici 3. maddenin (1.)
**2. Hukuk Dairesi 2013/22710 E. , 2013/26667 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi DAVA TÜRÜ :Vasiyetnamenin İptali-Tenkis Yukarıda tarihi, konusu ve tarafları gösterilen hükmün; onanmasına dair Dairemizin 14.06.2013 gün ve 14585-16554 sayılı ilamıyla ilgili karar düzeltme isteminde bulunulmakla, evrak okundu, gereği düşünüldü; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 1.10.2011 tarihinde yürürlüğe girmiş ise de, bu Kanuna 6217 sayılı Kanunla ilave edilen geçici 3. maddenin (1.) bendinde, Bölge Adliye Mahkemelerinin göreve başlama tarihine kadar, 1086 sayılı Kanunun kanun yollarına ilişkin hükümlerinin uygulanmasına devam olunacağı hükme bağlandığından, karar düzeltme talebinin incelenmesi gerekmiştir. Temyiz ilamında yer alan açıklamalara göre Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 440. maddesinde sayılan sebeplerden hiçbirisine uygun olmayan karar düzeltme isteğinin REDDİNE, aynı Kanunun 442/3. maddesi gereğince; bu maddede gösterilen para cezasının miktarı 5252 sayılı Kanunun 4. maddesiyle artırıldığından ve aynı yasanın 7. maddesiyle; ceza, idari para cezasına dönüştürüldüğünden, 5326 sayılı Kabahatler Kanununun 17. maddesinin 7. fıkrasıyla da idari para cezaları her takvim yılı başından geçerli olmak üzere, önceki yıl uygulanan miktarın, o yıl için belirlenmiş olan yeniden değerleme oranında artırılarak uygulanacağı öngörülmüş olmakla, bu suretle hesaplanan 219.00 TL. idari para cezasının ve Harçlar Kanunu uyarınca alınması gerekli 50.45 TL. ilam harcının karar düzeltme talep edene yükletilmesine, peşin harcın mahsubuna, oyçokluğuyla karar verildi. 18.11.2013 (Pzt.) KARŞI OY YAZISI Mirasbırakan ... Noterliğince düzenleme şeklinde yapılan 25.06.2013 tarihli vasiyetname ile, yasal mirasçıları olan 19.01.1982 doğumlu ... ile 21.04.1983 doğumlu ...'yi mirasçılıktan çıkarmıştır (iskat etmiştir). Mirasbırakanın başka yasal mirasçısı bulunmamaktadır. Yasal mirasçılar mirasbırakanın evlilik dışı ... adlı kadınla ilişkisinden doğmuş olup; çocuklar doğumlarından kısa bir süre sonra mirasbırakan tarafından tanınarak kendi nüfus hanesine tescil ettirilmiştir. Mirasbırakan ... çocuklarının bulunmadığı 1956 yılında evlendiği eşi ...'den 11.12.2011 tarihlinde kesinleşen mahkeme kararı ile boşanmıştır. Yasal mirasçıların annesi ... vasiyetname düzenleme tarihi itibariyle sağdır. Mirasbırakan ... 08.11.2004 tarihinde ölmüştür. Mirasbırakan ...; vasiyetnamesinde çıkarma sebebi olarak "çocuklarının kendisine karşı evlatlık vazifelerini yerine getirmediklerini", "kendisine ilgisiz kaldıklarını", "ailevi yükümlülüklerini yerine getirmediklerini", "kendisini dövüp hakaret ettiklerini sokağa attıklarını ve bu sebeple İdil Yaşlılar Yurduna sığınmak zorunda kaldığını" ve "çocuklarının kendisine saygı göstermediklerini", "sağlığı ve hastalığıyla ilgilenmeyip kendisini arayıp sormadıklarını" göstermiştir. Yine vasiyetnamede kendisine kardeşi ...'ın çocukları olan yeğenleri ..., ... ve ...'in bakıp gözettiklerini belirterek, malvarlığının bunlara vasiyet edildiği görülmektedir. Davacılar vasiyetnamenin ehliyet yönünden iptalini istemiş iseler de; mahkemece yapılan araştırma ve alınan ... Kurumu raporuyla, mirasbırakanın vasiyet ehliyetinin bulunduğu anlaşılmakla, bu yöne ilişkin talep reddedilmiştir. Mahkemenin kademeli isteklerden; bu yöne ilişkin talebin reddi kararının isabetli olduğu anlaşılmaktadır. Mirasbırakanın ... ili, ... ilçesinde bulunan bir tarla, üçü arsa nitelikli taşınmazlarının tamamı ile, bankada bulunan para, menkul kıymet ve altından oluşan tüm malvarlığında, çocuklarını mirasçılıktan çıkararak bunları yeğenlerine bıraktığı, mirasbırakanın oldukça varlıklı bir kimse olduğu görülmektedir. Yine mirasbırakanın 27.05.2002, 27.07.2002, 09.10.2002 ve 21.11.2002 tarihli vasiyetnameler yaptığı; son vasiyetnamesi ile önceki vasiyetnameleri geçersiz kıldığı; bunlarda da çocuklarını mirasçılıktan çıkardığı anlaşılmaktadır. Türk Medeni Kanununun 510. maddesinde "mirasçılıktan çıkarma" düzenlenmiştir. Maddenin birinci fıkrasında, "mirasçının mirasbırakan veya yakınlarından birine "ağır bir suç işlemesi"; ikinci fıkrasında da mirasçının mirasbırakan veya aile üyelerinden birine karşı "aile hukukundan doğan yükümlülüklerini önemli ölçüde yerine getirmemesi", mirasçılıktan çıkarma sebebi olarak açıklanmıştır. Aynı Kanununun 512. maddesinde de "ispat yükü" düzenlenmiş; mirasçılıktan çıkarmaya itiraz halinde; vasiyetnamede belirtilen sebebini varlığını ispat yükünün çıkarmadan yararlanana, yani davalı tarafa düştüğünü; sebebin varlığının ispat edilememesi halinde, tasarrufun saklı pay dışında yerine getirileceği hükme bağlanmıştır. Bu hükümden de anlaşıldığı gibi; somut olayda ispat yükü davalı tarafın üzerinde olup; davalılar vasiyetnamede gösterilen çıkarma sebebinin gerçek olduğunu ispatla yükümlüdür. Davalı taraf ispat yükünün gereği olarak; çıkarma sebeplerinin varlığını kanıtlama bakımından tanıklığa ve ... Yaşlı Bakımevi kayıtlarına dayanmış; davacı taraf da karşı ispat bakımından tanıklığa dayanmıştır. Gösterilen tanıklar dinlenmiştir. Davalı tarafın dinlenen tanıkları ..., , , 'in beyanlarında mirasbırakanın son dönemlerinde kendisine yeğenlerinin iyi bir şekilde baktığını, çocuklarının ilgilenmediğini beyan ettikleri; mirasçılıktan çıkarma sebepleri konusunda esaslı bilgilerinin bulunmadığı görülmektedir. Diğer dinlenen davalı tanıkları ... davalıların annesi, ...babası, ... ise davalılardan ...l'in kocasıdır. ...'nin beyanında mirasbırakanın kendisine davacıların annesi ... ile kızkardeşinin ile birlikte kendisini dövüp evden attığını bildirmiş, yine tanıklardan ..., kendisine davacı ...'nin bir limon attığını, kendisine değmeyip mirasbırakana değdiğini belirtmişler ise de; bu tanıkların davanın reddinden dolaylı da olsa yararlarının bulunması karşısında, objektif tanık oldukları söylenemez ve anlattıkları olaylarla davacıların mirasbırakanı dövmüş oldukları kabul edilemez. Dinlenen davacı tanıkları ise; mirasbırakanın eşinden boşanmasına rağmen; davacıların annesiyle evlenmeye yanaşmadığı, davacıların annesi ...'nın 2001-2002 yıllarında göğüs kanseri olduğunu, mirasbırakanın da felç geçirdiğini; çocuklardan ...'in bir işte çalıştığını bilahare 2003 yılında askere gittiğini, çocuklardan ...'nin ...'de üniversite öğrencisi olup, ...'e fazla gelemediğini; çocukların annelerinin durumu nedeniyle babalarına soğuk davranmışlar ise de; ilgisiz olmadıklarını, babalarına karşı dövme, hakaret gibi bir suç işlemediklerini bildirmişlerdir. Toplanan delillerden; davacılardan ...'in 2002 yılında 19 yaşında olup bir işte çalıştığı ve 26.05.2003 tarihinde askerlik görevini yapmaya başladığı; davacılardan ...'nin 2000 yılında ... Fakültesine girdiği, öğrenci olduğu 2005 yılında mezun olduğu, çoğunlukla ...'e gitmeyip ...'de kaldığı, davacıların annesi olan, mirasbırakanın evlilik dışı yaşadığı ...'nın göğüs kanseri rahatsızlığına yakalandığı, aynı tarihlerde mirasbırakanın felç geçirdiği, başkasının desteğine muhtaç kaldığı, davacıların yaşları, işi, öğrencilik gibi durumlarından, annelerinin de özel durumu sebebiyle mirasbırakana karşı gerekli ilgiyi göstermedikleri, ekonomik durumu iyi olan mirasbırakanın 16.04.2002 -22.05.2002 tarihleri arasında yaklaşık bir ay süreyle ... Bakımevinde kaldığı ve buradan kendi isteğiyle ayrılıp, ...'te bulunan köşk tabir edilen evinde bakıcı tutarak yaşamaya başladığı, daha sonra da kardeşi ... ve eşi ...'nin yanına yerleşip bir arada yaşamaya başladıkları, davalıların da amcalarıyla ilgilenmeye başladıkları; mirasbırakanı etki altında bırakacak bir ortam oluşturdukları anlaşılmaktadır. Bu durumda gerçekleşen vaka; davacıların mirasbırakanlarının son zamanlarında içinde bulundukları ortam ve psikolojik durumun etkisi ile yeterli şekilde onunla ilgilenmemeleridir. Yukarıda açıklandığı gibi; davacıların mirasbırakana karşı suç işleme durumları söz konusu değildir. Çıkarma sebebi olarak gösterilen davranışlardan "dövme ve hakaret" olayı suç olmakla birlikte usulünce kanıtlanamamıştır. Türk Medeni Kanununun 510/2. maddesindeki aile hukukundan doğan yükümlülüklerin yerine getirilmemesi olayının bir çıkarma sebebi olarak kabul edilebilmesi için; yerine getirmeme davranışının "önemli ölçüde" olması ve bu davranışın "hukuka aykırı" olması gerekir. Salt ahlak kurallarına aykırılık, aile örf ve geleneklerine uygun hareket etmeme, mirasbırakanın isteği dışında hakaret etme gibi davranışlar; mirasçılıktan çıkarma için yeterli değildir; zira bunlarda hukuka aykırılık unsuru bulunmamaktadır. Hukuka aykırılık unsurunun gerçekleşmiş olabilmesi için; ihmali davranışların hukuk düzeninde bir yaptırımının olması gerekir. Somut olayda davacıların mirasbırakana karşı davranışları; ahlak kurallarına, ailevi örf ve adet kurallarına karşı bir ihmali davranış şeklindedir. Bu sebeple mirasçılıktan çıkarmayı gerektirmemektedir. Açıklanan nedenlerle, davanın davacıların saklı paylarıyla sınırlı olarak kabulü gerektiğini; temyiz incelemesi sırasında açıkladığım hususlar gözden kaçtığından; ilk incelemedeki onama görüşümün aksine hükmün açıklanan çerçevede bozulması gerektiğini düşünüyorum.