T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2026/323 KARAR NO : 2026/837 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 16/07/2024 NUMARASI : 2023/681 E - 2024/543 K DAVANIN KONUSU: Tazminat KARAR TARİHİ: 26/03/2026 Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak, ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle , dava dosyası üzerinde yapılan incelem…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2026/323 KARAR NO : 2026/837 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 16/07/2024 NUMARASI : 2023/681 E - 2024/543 K DAVANIN KONUSU: Tazminat KARAR TARİHİ: 26/03/2026 Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak, ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle , dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ...'ün , diğer davacı şirket olan .... Ltd. Şti.'nin münferit yetkili yönetim kurulu başkanı ve sahibi olduğunu, İstanbul İli, ... İlçesi, ... Ada, 12 Parsel'de yer alan taşınmazın dava dışı ... A.Ş. ve ...Ltd. Şti. (Yükleniciler) arasında hasılat paylaşımlı inşaat sözleşmesi akdedildiğini,proje bitirilmeden taraflar arasında uyuşmazlıkların çıktığı ve yükleniciler tarafından müvekkili şirkete karşı İstanbul Bakırköy 4.Asliye Ticaret Mahkemesinde tapu iptali davası olarak ikame edilen bu davada düzenlenen 25/03/2021 tarihli bilirkişi raporu ile müvekkili şirketin haklılığının ortaya çıktığını ve 26/03/2021 tarihli celsede verilen ara karar ile taşınmazlar üzerindeki ihtiyati tedbirlerin kaldırılmasına ve taşınmazlara tasfiye memurları atanmasına karar verildiğini, müvekkili şirket adına kayıtlı taşınmazlardaki tasarruf yetkisinin davalı ...'den oluşan tasfiye heyetine devredildiğini, tasfiye heyeti üyesi davalı ...'nin dava öncesi yükleniciler ile içerisinde bulunduğu ilişkiler ve tanışıklık nedeniyle müvekkili şirket aleyhine olacak şekilde davadaki tarafsızlığını kaybettiğini, davalının yüklenici ... A.Ş ve ortakları ile sıkı ve bahsi geçen dava öncesine dayalı ilişkileri olmasına ve bu hususun dosyadan çekilmesi gerekliliğini bilmesine rağmen Bakırköy 4.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/938 E. Sayılı dosyasına konu müvekkil şirkete ait projeye tasfiye heyeti olarak atanmasına hiçbir şekilde itiraz etmediğini, davalının yüklenici ... ile siyasi bir iş ve görüş birliği içerisinde bulunduğu da kendisi tarafından "..." isimli sosyal medya platformundan beğenilen içeriklerden anlaşıldığını, davalının tarafsızlığını ciddi bir şekilde kaybettiğini, müvekkili şirketin inşaat ve projeyle ilgili hiçbir talebini yerine getirmediğini, projedeki eksiklikler ile ilgili adımları atmaktan imtina ettiğini, davalının, projede tasfiye memuru olarak görevlendirildiği 29/03/2021 tarihinden bu yana, projedeki eksiklikler ve ayıplar ile ilgili en ufak bir tespit girişimi içerisine girmediğini, özellikle bu konu ile ilgili olarak yetkilendirilmesine rağmen, bugüne kadar bu yönde tek bir adım atmadığını, davalının bugüne kadar kendi uzmanlık alanıyla ilgili gerçekleştirdiği tek işlemin müvekkili şirket tarafından acil şekilde satılması istenen 10 adet taşınmaza ilişkin olarak değerleme raporu almak olduğunu, müvekkili şirketin projeye tasfiye heyeti atandıktan sonra ilk olarak, on adet taşınmazın satışına izin verilmesini ve elde edilecek paranın ipotek alacaklısına ödenmesinin talep edildiğini, davalının ise belirlenen fiyatların çok düşük olduğunu, bu fiyatlara satış yapılmasına izin verilmeyeceğinin ifade edildiğini, bunun üzerine müvekkili şirket adına talebin bu defa bütün tasfiye heyetine yazılı olarak e-mail yoluyla iletildiğini ve tasfiye heyeti tarafından satışlara onay verildiğini ancak aradan geçen süreçte,müvekkil ... ile davalı arasındaki whatsapp yazışması gerçekleştiğini ve Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'ne ibraz edildiğini, ... tarafından satış bedellerinin düşük olduğu ve tasfiye heyetinin satışa izin verilmesi kararının iptal edilmesi istemiyle mahkemeye müracaat edildiğini, mahkeme tarafından 15/04/2021 tarihli ara karar ile projede yer alan taşınmazlara ilişkin olarak bağımsız bir şirketten değerleme raporu alınmasına ve gerçekleştirilecek satışlarda bu bedellerin dikkate alınmasına karar verildiğini, daha sonra davacı tarafça durumun aciliyeti ve projenin ipotek alacaklısı tarafından müvekkili şirkete gönderilen ihtarname ile on adet satışa izin verilmesinin talep edildiğini, Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından bu talebinin kabul edildiğini ve bahsi geçen on adet taşınmazın değerleme raporu alınmadan satılabileceğine dair hüküm kurulduğunu, buna rağmen davalı tarafından, projede henüz satılmayan 300'e yakın daha taşınmazın bulunduğu bir safhada, sadece bu on (10) adet taşınmaza ait kapıların anahtarları ...'nun birlikte çalıştığı bir çilingir marifetiyle değiştirildiğini, geriye kalan 300'e yakın taşınmaz ile ilgili ise ne bir anahtar talebinde bulunulduğunu ne de herhangi bir işlem yapıldığını, çilingirin ücretinin de, müvekkili şirketten habersiz bir şekilde ... tarafından karşılandığını, daha sonra ise anahtarların, yine ...'nun birlikte çalıştığı proje yakınında bulunan bir emlakçıya teslim edildiğini, anahtarların bu kişiye teslim edildiğinin nasıl öğrenildiğinin anlaşılmadığını, taşınmazların gezdirildiği hususunun yalanlandığını, müvekkili şirketin tespitlerinin bazıları doğrulanırken, bazılarının ise ispat edilmesinin daha güç olduğundan yalanlandığını, müvekkili şirketin satışların engellendiğini, uğradığı maddi zararın ve müvekkilinin uğradığı manevi zararın tazminine yönelik olarak huzurdaki davanın açıldığını belirterek , davalının tasfiye memuru olarak yasal sorumluluklarını yerine getirmekten imtina etmesi nedeniyle müvekkili şirketin uğradığı maddi zararın şimdilik 10.000-TL'sinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak müvekkili şirkete ödenmesine, davalının müvekkili ...'ü, şirket yetkilisi sıfatını hiçe sayarak iletişim kanallarından engellenmesi nedeniyle müvekkilinin uğradığı manevi zarara ilişkin olarak 10.000-TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak müvekkili ...'e ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili dilekçesinde özetle: müvekillinin bilirkişi olarak gereği gibi görevini ifa ettiği açılan davanın haksız ve mesnetsiz olduğu, halihazırda derdest olan Bakırköy 4.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/938 E. dosyası inceleneceği zaman bunun görüleceğini, müvekkilinin İnşaat sektöründe üst düzey yöneticilik görevlerinde İstanbul yargı çevresinde bilirkişi, tasfiye memurluğu, konkordato komiserliği, yönetim ve denetim kayyımlığı yapmakta olan bir kişi olduğu,dava tarafları ile daha önceden karşılaşması teknik olarak mümkün olabilecekken dava dilekçesinde bahsi geçen Bakırköy 4. ATM’nin 2017/938 E. Sayılı dosyasının davacısı olan yükleniciler .... A.Ş. ve ... Ltd. Şti. ile hiçbir bağlantısı bulunmayıp kendilerini de tanımadığını, davalı 17.12.2012-05.03.2014 tarihleri arasında ... A.Ş.’nde sigortalı olarak çalışmış, işe girişi ve çıkışının da ... A.Ş.'nin TMSF'nin yönetimde olduğu tarihte gerçekleştiği,davacı tarafın bahsettiği kişi olan ...’le müvekkilinin bir tanışıklığının olmadığını ,davacı tarafın bahsettiği ... İnşaat A.Ş. isimli şirkete ise müvekkilinin T.C.Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/717 E. Sayılı dosyasından verilen 01/11/2018 tarihli karar doğrultusunda 5 kişilik heyet ile beraber yönetim kayyımı olarak atandığı ve bir süre yönetim kayyımı bir sürede denetim kayyımı olarak görev yapmış olduğunu , bu aşamada hissedar olan ... ile tanıştığını ve sadece bu görevi gereği gereği kendisi ile görüşmesi olduğunu,müvekkilinin görevi süresince ...'in akrabası olduğu iddia edilen ... A.Ş. VE ... AŞ.'nin hiçbir hissedarı ile bir tanışıklığının olmadığını, kamu görevlisi olan müvekkilinin görevini layığıyla yaptığını belirterek haksız olarak açılan bu davanın reddini talep etmiştir. Mahkeme, ihtilafın TTK bağlamında çözümü gerektirdiği, yine şirket ile ortaklık tasfiye memuru arasında kaynaklandığından, açılan dava TTK nundan kaynaklandığı, görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemesi olduğu gerekçesi ile; "1-Açılan davada HMK 114/1-c ve 115/2 maddesi uyarınca dava şartı yokluğundan davanın usulden REDDİNE, mahkemenin GÖREVSİZLİĞİNE, 2-Dosyanın kararın kesinleşmesi ve talep halinde görevli nöbetçi İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesine Gönderilmesine, 3-H.M.K.'nun 20. maddesi gereğince görevsizlik kararının kesinleştiği tarihten itibaren taraflardan birinin iki hafta süresi içerisinde mahkememize başvurarak dosyanın görevli İstanbul Asliye Ticaret Mahkemelerine gönderilmesini talep etmedikleri takdirde davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğine" karar vermiş,bu kararı davacılar vekili istinaf ettiğinden,Dairemizin 2023/2074 E.2023/2636 K.sayılı 21/09/2023 tarihli ilamı ile; "Davacıların istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine" karar verilmiştir. Daha sonra görevli mahkemede yargılamaya devam edilmiştir. Mahkemece bu kez; davacı tarafça görevsizlik kararı veren mahkemeden önce arabulucuya başvurulmadığı gibi görevli olan mahkeme dosyasına esas kaydedilmeden önce ve hatta duruşma tarihine/mahkeme ara karar tarihine kadar herhangi bir başvuru bulunulmadığı, 6325 sayılı yasanın 18/A maddesinin 2. fıkrası gereğince dava şartı yokluğu gerekçesi ile; "Davacılar tarafından açılan davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden REDDİNE" karar verilmiştir. Kararı davacılar vekili istinaf etmiştir.İstinaf dilekçesinde; mahkemece 02/07/2024 tarihli celsede taraflarına arabuluculuk son tutanağı aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış suretini dosyaya sunmak ve bu hususta beyanda bulunmak için bir haftalık kesin süre verildiğini,karar gereği e-imzalı arabuluculuk son tutanağı taraflarınca dosyaya ibraz edilmişse de görevli olan mahkemenin dosyasına esas kaydedilmeden önce herhangi bir başvuru bulunmadığı gerekçesi ile 6325 sayılı yasanın 18/A maddesinin 2. fıkrası gereğince dava şartı yokluğundan davanın usulden reddedildiğini,ancak bu kararın Anayasanın 36 ncı maddesinde düzenlenen kişilerin hak arama hürriyetini ihlal eder mahiyette olduğunu iddia ve beyanla kararın kaldırılmasını talep etmiştir. Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde: davacının istinaf başvurusunun reddini talep etmiştir. 6100 sayılı HMK'nun 355 md gereğince, istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan incelemeye göre; Dava , tasfiye memurunun haksız eylemleri iddiasıyla maddi ve manevi tazminat talebine yöneliktir. Tasfiye memurları, TTK doğrultusunda öngörülen tasfiye sürecini yürütecek olan kişi veya kişilerdir. Tasfiye sürecinin yönetilmesi için bir veya daha fazla tasfiye memuru atanabilir. TTK 553 uyarınca, Kurucular, yönetim kurulu üyeleri, yöneticiler ve tasfiye memurları, kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde, (…) hem şirkete hem pay sahiplerine hem de şirket alacaklılarına karşı verdikleri zarardan sorumludurlar. TTK 4 uyarınca açılan bu dava TTK kapsamında olduğu için mutlak ticari dava sayılır ve görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemesidir. 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'na "Dava Şartı Olarak Arabuluculuk" başlığı ile eklenen 18/A maddesinin ikinci fıkrasında; "Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır.Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir." düzenlemesi getirilmiştir. Somut olayda tasfiye memurun işleminden kaynaklanan maddi ve manevi tazminat talep edilmektedir.Bu çerçevede, ticari davalardan konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri yönünden dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması dava şartıdır. O halde, belirtilen ticari uyuşmazlıklarla ilgili açılan davalarla sınırlı olmak üzere dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması, açılacak davada mahkemenin uyuşmazlığın esası hakkında inceleme yapabilmesi için zorunludur. Dava açılmadan önce arabulucuya hiç başvurulmamış olması dava şartı yokluğu sebebiyle davanın reddini gerektiren bir husus olup, arabulucuya başvurulmuş olmakla birlikte anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslının veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğinin mahkemece verilen kesin süre içerisinde sunulmamış olması ise davanın usulden reddi yaptırımına bağlanmıştır. Somut olayda davacının davasının ilk olarak İstanbul 14. Asliye Hukuk Mahkemesinde açıldığı,İstanbul 14.Asliye Hukuk Mahkemesince davanın görevsizlik nedeniyle reddine karar verildiği,daha sonra yargılamaya İstanbul 13.Asliye Ticaret Mahkemesinde devam edildiği, davanın 2.celesesinde (02/07/2024) tarihinde davacı tarafın arabuluculuk son tutanağının aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış suretini dosyaya sunmadığı görülmekle, davacı vekiline arabuluculuk son tutanağı aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış suretini dosyaya sunması ve bu hususta beyanda bulunması için bir haftalık kesin süre verilmesine karar verilmiştir. Davacı taraf 02/07/2024 tarihinde arabulucuya başvurmuş ve 03/07/2024 tarihinde anlaşamama tutanağı arabulucunun huzurunda imzalanmıştır. Davacı tarafça görevsizlik kararı veren mahkemede arabulucuya başvurulmadığı gibi,daha sonraki süreçte ise dosyanın görevli Asliye Ticaret mahkemesine esas kaydı yapılmadan önce arabuluculuk işleminin tamamlandığı söylenemeyeceğinden, ilk derece mahkemesince davanın 6102 Sayılı TTK un 5/A ve 6100 Sayılı HMK un 114/2 ve 115 inci maddesi uyarınca dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesi usul ve hukuka uygun bulunmuştur. Bu itibarla, ilk derece mahkemesince verilen kararın mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesi bakımından usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davacıların istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine karar verilmesi gerekmiştir. K A R A R : Yukarıda açıklanan nedenlerle; Davacıların istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine, Davacılar ... ve ...'den alınması gereken 732,00 TL karar ve ilam harcından, peşin alınan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60 TL'nin davacılardan alınarak hazineye irat kaydına, (Harç tahsil müzekkeresinin temyiz edilen dosyalarda Dairemizce, temyiz edilmeden kesinleşen dosyalarda İlk Derece Mahkemesince ilgili Vergi Dairesine yazılmasına,) İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına, İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa karar kesinleştiğinde istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 361.madde uyarınca gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 26/03/2026