4. Hukuk Dairesi 2010/4867 E. , 2010/6318 K. "" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... aleyhine 06/10/2009 gününde verilen dilekçe ile manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; dava dilekçesinin yetki yönünden reddine dair verilen 31/12/2009 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi taraf…
**4. Hukuk Dairesi 2010/4867 E. , 2010/6318 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... aleyhine 06/10/2009 gününde verilen dilekçe ile manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; dava dilekçesinin yetki yönünden reddine dair verilen 31/12/2009 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü. İzmir ceza yargıcı olan davacı, Adalet Başmüfettişi olan davalının, İzmir Adliyesi’ndeki bir soruşturma ile ilgili olarak savunmasını istediği 24.04.2009 günlü yazısında kişilik haklarına saldırıda bulunduğunu; ayrıca, soruşturma yöntemi ile ilgili yasal düzenlemelere de uygun davranmayan davalının manevi tazminat ile sorumlu tutulmasını istemiştir. Davalı ise, yerleşim yeri olan Ankara Asliye Hukuk Mahkemesi’nin yetkili olduğunu ileri sürerek, istemin yetki yönünden reddedilmesi gerektiğini savunmuştur. Yerel mahkemece, Hukuk Usulü Muhakemeleri Yasası'nın 9. maddesi gereğince davalının yerleşim yeri olan Ankara Asliye Hukuk Mahkemesi’nin yetkili olduğu gerekçesiyle, dava dilekçesi yetki yönünden reddedilmiş; karar, davacı tarafından temyiz olunmuştur. Hukuk Usulü Muhakemeleri Yasası'nın 9. maddesi gereğince her dava, yasada aksine bir düzenleme bulunmadıkça, davanın açıldığı günde davalının Medeni Yasa gereğince yerleşim yeri sayılan yer mahkemesinde görülür. Daha özel bir düzenleme içeren aynı Yasa'nın 21. maddesi gereğince de haksız eylemden doğan dava, haksız eylemin gerçekleştiği yer mahkemesinde açılabilir. Ayrıca, 4721 sayılı Medeni Yasa'nın 25/son maddesi gereğince davacı, kişilik haklarının korunması için kendi yerleşim yeri veya davalının yerleşim yeri mahkemesinde dava açabilir. Böyle bir durumda davayı hangi mahkemede açacağı konusunda seçimlik hakkı bulunan davacı, davasını dilerse davalının yerleşim yerinin bulunduğu yer mahkemesinde, dilerse haksız eylemin gerçekleştiği yer mahkemesinde veya kendi yerleşim yeri mahkemesinde açabilir. Eldeki dava, kişilik haklarına saldırıdan dolayı uğranılan manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkin olup haksız eylem nedenine dayanmaktadır. Dosya içeriğine göre davacının yerleşim yeri İzmir'de, davalının yerleşim yeri Ankara'da olup dava İzmir Asliye Hukuk Mahkemesi'nde açılmıştır. Haksız eylem İzmir ilinde gerçekleştiğine göre, İzmir Asliye Hukuk Mahkemesi'nde dava açan davacının, seçimlik hakkını haksız eylemin geçekleştiği yer mahkemesinde dava açmak suretiyle doğru olarak kullandığı sonucuna varılmaktadır. Yerel mahkemece açıklanan yönler gözetilerek, davalının yetki itirazının reddiyle işin esası incelenip varılacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerekirken, yerinde olmayan gerekçeyle, yazılı biçimde karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.