12. Ceza Dairesi 2012/24503 E. , 2013/18186 K. Mahkemesi :Ağır Ceza Mahkemesi Suç : Taksirle öldürme Hüküm : ... hakkında; 5237 sayılı TCK'nın 85/1, 22/3, 62/1. maddeleri gereğince mahkumiyet, ... hakkında; beraat Taksirle öldürme suçundan sanık ...'nin mahkumiyetine, sanık ...'nin beraatine ilişkin hükümler, sanıklar müdafileri tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü: 1- Sanık ...'nin beraatine ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde…
**12. Ceza Dairesi 2012/24503 E. , 2013/18186 K.** **"İçtihat Metni"** Mahkemesi :Ağır Ceza Mahkemesi Suç : Taksirle öldürme Hüküm : ... hakkında; 5237 sayılı TCK'nın 85/1, 22/3, 62/1. maddeleri gereğince mahkumiyet, ... hakkında; beraat Taksirle öldürme suçundan sanık ...'nin mahkumiyetine, sanık ...'nin beraatine ilişkin hükümler, sanıklar müdafileri tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü: 1- Sanık ...'nin beraatine ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; Sanık müdafilerinin 02/06/2010 havale tarihli süre tutum dilekçesinde sanık ... hakkındaki hükmü temyiz ettiklerini belirtmiş olmalarına karşın, 24/08/2010 tarihli gerekçeli temyiz dilekçesinde, beraat eden sanık ... lehine, hazine aleyhine, vekalet ücreti belirlenmesi gerektiğinden bahisle ... hakkındaki hükmü de temyiz ettikleri anlaşılmakta ise de; sanık müdafilerinin yüzüne karşı 26/05/2010 tarihinde tefhim olunan hükmü 1412 sayılı CMUK 310. maddesi gereğince 1 haftalık süre içerisinde temyiz etmeleri gerekirken, 24/08/2010 tarihinde temyiz ettikleri anlaşılmakla, 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’nın 317. maddesi uyarınca sanıklar müdafilerinin, sanık ... hakkındaki hükme yönelik temyiz istemlerinin süresinde yapılmaması nedeniyle REDDİNE, 2- Sanık ...'nin mahkumiyetine ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarının incelemesine gelince; Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre sanık müdafilerinin, eksik incelemeye ve teşdide ilişkin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak; 1- İstisnai bir kusurluluk şekli olan taksir, 5237 sayılı TCK’nın 22/2. maddesinde “dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla, bir davranışın suçun kanuni tanımında belirtilen neticesi öngörülmeyerek gerçekleştirilmesi” şeklinde tanımlanmıştır. Toplumsal yaşamda belli faaliyetlerde bulunan kimselerin başkalarına zarar vermemek için bir takım önlemler alması ve bazı davranış kurallarına uyma zorunlulukları bulunmaktadır. Bu kurallar toplum olarak yaşama zorunluluğundan doğabileceği gibi, Devletin müdahalesiyle de ortaya çıkabilmektedir. Taksirli suç bu kuralların ihlal edilmesi sonucu belirir, fail tedbirli ve öngörülü davranmamış olduğu için cezalandırılır. Bu bakımdan sorumluluğun nedeni, öngörebilme imkân ve ödevinin varlığına rağmen sonuca iradi bir hareketle neden olmaktan kaynaklanmaktadır. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 25.03.2008 tarih ve 43-62; 01.02.2005 tarih ve 213-3; 23.03.2004 tarih ve 12-68; 09.10.2001 tarih ve 181-204; 21.10.1997 tarih ve 99-202 sayılı kararları başta olmak üzere, birçok kararında da vurgulandığı üzere, öğretide ve uygulamada taksirin unsurları; 1- Fiilin taksirle işlenebilen bir suç olması, 2- Hareketin iradiliği, 3- Neticenin iradi olmaması, 4- Hareketle netice arasında nedensellik bağının bulunması, 5- Neticenin öngörülebilir olmasına rağmen öngörülmemiş olması, şeklinde kabul edilmektedir. Bilinçli taksir ise 5237 sayılı TCK’nın 22/3. maddesinde, “kişinin öngördüğü neticeyi istememesine karşın, neticenin meydana gelmesi” olarak tanımlanmıştır. Taksir ile bilinçli taksir arasındaki ayırıcı ölçüt taksirde failin öngörülebilir nitelikteki neticeyi öngörmemesi, bilinçli taksir halinde ise bu neticeyi öngörmüş olmasıdır. Bilinçli taksirde gerçekleşen sonuç, fail tarafından öngörüldüğü halde istenmemiştir. Gerçekten neticeyi öngördüğü halde, sırf şansına veya başka etkenlere, hatta kendi beceri veya bilgisine güvenerek hareket eden kimsenin tehlike hali, bunu öngörmemiş olan kimsenin tehlike hali ile bir tutulamaz; neticeyi öngören kimse, ne olursa olsun, bu neticeyi meydana getirecek harekette bulunmamakla yükümlüdür. Tüm açıklamalar çerçevesinde; Olay günü sanık ... Teke'nin kardeşi olan Kenan Teke ile tartıştıkları sırada kız kardeşleri ile birlikte yaşayan ölenin de yanlarında bulunduğu, sanık ...'ın sinirlenip bir anda ruhsatsız tabancasını çıkartıp, namlusunu kendi başına dayadığı ve kardeşi Kenan ile ölen ...'a, “sözlerimi dinletmek için ölmem mi gerekiyor” şeklinde sözler söylediği, Kenan Teke ve ölenin, sanığın üzerine atlayıp elinden tabancayı almaya çalıştıkları, sanığın elindeki tabanca ile birlikte yere düştüğü sırada, tabancanın ateş alması üzerine çıkan merminin, ölenin göğsüne isabet etmesiyle, Uğur'un ölümü ile sonuçlanan olayda, gerçekleşen netice öngörülebilir ise de, fail tarafından öngörülmüş olduğuna ve buna rağmen failin şansına veya başka etkenlere güvenerek hareketini sürdürdüğüne ilişkin herhangi bir bilgi ve belirleme bulunmadığı nazara alınmadan ve olayda bilinçli taksirin koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediğinin tespit ve takdirinin mahkemeye ait olmasına rağmen, olayda bilinçli taksirin koşullarının bulunup bulunmadığı konusunda bilirkişi görüşüne başvurulup bilirkişi heyetince düzenlenen isabetsiz rapora itibar edilerek, sanığın eylemini bilinçli taksirle işlendiğinin kabulü ile, TCK’nın 22/3. maddesi uygulanmak suretiyle sanık hakkında fazla ceza tayini, 2-5320 sayılı Kanunun 5560 sayılı Kanunla değişik 13. maddesinin "Ceza Muhakemesi Kanunu gereğince soruşturma ve kovuşturma makamlarının isteği üzerine Baro tarafından görevlendirilen müdafii ve vekile, avukatlık ücret tarifesinden ayrık olarak, Türkiye Barolar Birliğinin görüşü de alınarak Adalet ve Maliye Bakanlıkları tarafından birlikte tespit edilecek ücret Adalet Bakanlığı bütçesinde bu amaçla yer alan ödenekten ödenir. Bu ücret yargılama giderlerinden sayılır " yönündeki açık hükmü karşısında katılan vekilinin CMK'nın 239. maddesi gereğince baro tarafından atanmış olması nedeniyle katılan yararına avukatlık ücretine hükmedilmeyeceğinin ve bu miktar sanıktan yargılama gideri olarak tahsili gerektiğinin gözetilmemesi, Kanuna aykırı olup, sanık müdafilerinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Kanun'un 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince isteme uygun olarak BOZULMASINA, 03/07/2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi.