Başvuru, köy korucusu olarak görev yapmakta iken terör örgütü mensuplarınca kaçırılması sonrasında köy koruculuğu görevinin idare tarafından sona erdirilmesi, örgüt tarafından alıkonulma süresi boyunca koruculuk görevinin ifa edilememesi sebepleriyle maaştan mahrum kalındığı iddiasıyla 17/7/2004 tarihli ve 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun kapsamında yapılan başvurunun reddedilmesi nedeniyle mülkiyet hakkının; ret işlemine karşı açılan davaya i
Başvuru; köy korucusu olarak görev yapmakta iken terör örgütü mensuplarınca kaçırılması sonrasında köy koruculuğu görevinin idare tarafından sona erdirilmesi, örgüt tarafından alıkonulma süresi boyunca koruculuk görevinin ifa edilememesi sebepleriyle maaştan mahrum kalındığı iddiasıyla 17/7/2004 tarihli ve 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun kapsamında yapılan başvurunun reddedilmesi nedeniyle mülkiyet hakkının; ret işlemine karşı açılan davaya ilişkin yargılama işlemlerinin adil olmaması, makul sürede sonuçlandırılmaması nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 11/12/2013 tarihinde Ankara Ağır Ceza Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir. Birinci Bölüm İkinci Komisyonunca 20/1/2015 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından 25/2/2015 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlığın 19/3/2015 tarihli yazısında, Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen başvuru hakkında görüş sunulmayacağı bildirilmiştir. A. Olaylar Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, geçici köy korucusu olarak görev yapmakta iken Şırnak ili Uludere ilçesi Küçükkurt tepe mevkisinde 22/8/1994 tarihinde terör örgütü mensupları ile güvenlik güçleri arasında çıkan çatışma sonrasında örgüt mensupları tarafından kaçırıldığını, terör örgütü tarafından Kuzey Irak’a götürüldüğünü ve burada uzun süre alıkonulduğunu iddia etmiştir. Başvurucu 11/10/1994 tarihli Vali oluru ile geçici köy koruculuğu görevine son verildiğini beyan etmiştir. Başvurucu, Türkiye Cumhuriyeti ile Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (BMMYK) tarafından ortak yürütülen “Gönüllü Geri Dönüş” programı kapsamında 1997 yılı Kasım ayında Kuzey Irak’tan Türkiye’ye dönüş yaptığını belirtmiştir. Başvurucu 13/5/2005 tarihinde, köy koruculuğu görevini yapamadığı süre boyunca mahrum kaldığı maaş gelirlerinin 5233 sayılı Kanun kapsamında karşılanması talebiyle Şırnak Valiliği Zarar Tespit Komisyonuna (Komisyon) başvurmuştur. Komisyon 1/2/2007 tarihli ve 2007/2-2007/135 sayılı kararında, başvuru dilekçesi ile talep edilen zararların 5233 sayılı Kanun kapsamında belirtilen zararlardan olmadığının tespit edildiği gerekçesiyle talebin reddine karar vermiştir. Başvurucu tarafından belirtilen ret işlemi aleyhine iptal ve tam yargı davası açılmıştır. Mardin İdare Mahkemesinin 3/11/2009 tarihli ve E.2007/2183, K.2009/1401 sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiştir. İlgili gerekçe şöyledir:“...5233 Sayılı ... Kanun’un ... maddesinde sayılan komisyonun görevleri arasında, zarar gören veya mirasçılarının başvurusu halinde bu Kanun kapsamına giren zararın bulunup bulunmadığını tespit etmek olduğunun belirtildiği; maddesinde bu Kanun hükümlerine göre sulh yoluyla karşılanabilecek zararların; hayvanlara, ağaçlara, ürünlere ve diğer taşınır ve taşınmazlaraverilen her türlü zararlar, yaralanma, sakatlanma ve ölüm hâllerinde uğranılan zararlar ile tedavi ve cenaze giderleri, terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle kişilerin mal varlıklarına ulaşamamalarından kaynaklanan maddî zararlar olarak sayıldığı......5233 sayılı Yasanın yukarıda yer verilen “kapsam” başlıklı maddesine göre, bu Kanun hükümlerine göre sulh yoluyla karşılanacak zararların; hayvanlara, ağaçlara, ürünlere ve diğer taşınır ve taşınmazlara verilen her türlü zararlar, yaralanma, sakatlanma ve ölüm hâllerinde uğranılan zararlar ile tedavi ve cenaze giderleri, terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle kişilerin mal varlıklarına ulaşamamalarından kaynaklanan maddî zararları kapsadığı hükme bağlanmıştır.Bakılan davada ise, davacının uğradığı ileri sürülen maddi zararın terör örgütü mensupları tarafından kaçırıldığı gerekçesiyle Valilik oluruyla görevine son verilmesine ilişkin işlemden kaynaklandığı anlaşılmakta olup, sözkonusu işlemden kaynaklanan maddi zararın 5233 sayılı Yasa kapsamında değerlendirilmesine olanak bulunmamaktadır.Öte yandan, 5233 sayılı Yasada manevi tazminata yer verilmemiş olması nedeniyle davacının 4 yıl boyunca terör örgütünce esir olarak tutulması nedeniyle uğradığı ileri sürülen manevi zararın da 5233 sayılı Yasa kapsamında karşılanamayacağı sonucuna varılmıştır. Bu durumda, davacının 5233 sayılı Yasa kapsamında tazminat istemiyle yaptığı başvurunun reddine ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmamakta olup davacının yasal dayanağı bulunmayan tazminat isteminin de kabulüne olanak bulunmamaktadır...” Başvurucunun temyizi üzerine Danıştay Onbeşinci Dairesinin 28/2/2013 tarihli ve E.2011/9697, K.2013/1590 sayılı ilamı ile kararın usul ve hukuka uygun olduğu, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenlerinin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediği belirtilerek kararın onanmasına hükmedilmiştir. Başvurucunun karar düzeltme istemi aynı Dairenin 26/9/2013 tarihli ve E.2013/11170, K.2013/6402 sayılı ilamı ile reddedilmiş, ret kararı başvurucuya 11/11/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir. İlgili gerekçe şöyledir:“... 5233 sayılı Yasanın “kapsam” başlıklı maddesine bakıldığında sulh yoluyla karşılanacak zararların; hayvanlara, ağaçlara, ürünlere ve diğer taşınır ve taşınmazlara verilen her türlü zararlar, yaralanma, sakatlanma ve ölüm hâllerinde uğranılan zararlar ile tedavi ve cenaze giderleri, terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle kişilerin mal varlıklarına ulaşamamalarından kaynaklanan maddî zararları kapsadığı hükme bağlanmıştır.Dosya kapsamındaki belgelerkarar düzeltme aşamasında yeniden incelenmiş olup, davacının oluştuğunu ileri sürdüğü zararın sebebi olarak bölgede meydana gelen terör olayları gösterilmiş ise de davacının terör örgütü mensuplarınca kaçırıldığına dair bu hususu doğrular nitelikteki belgeler dosyada bulunmamaktadır.Bunun aksine Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği tarafından düzenlenmiş olan ve dosyada mevcut olan belgede ise davacının Kuzey Irak’ın çeşitli bölgelerinde mülteci olarak kaldığı ve Gönüllü Geri Dönüş Projesi kapsamında Türkiye’ye geri dönüş yapmış olduğunun belirtildiği görülmüştür. Durum böyle olunca davacının valilik kararı ile görevine son verilmesine dair işlemden kaynaklandığını ileri sürdüğü zararın; Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği tarafından düzenlenmiş olan belge dikkate alınarak 5233 sayılı Yasa kapsamında değerlendirilmesine hukuken imkan bulunmadığı sonucuna varılmıştır...” Başvurucu 11/12/2013 tarihlerde bireysel başvuruda bulunmuştur. B. İlgili Hukuk 5233 sayılı Kanun’un maddesi şöyledir:“Bu Kanunun amacı, terör eylemleri veya terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle maddî zarara uğrayan kişilerin, bu zararlarının karşılanmasına ilişkin esas ve usulleri belirlemektir.” 5233 sayılı Kanun’un maddesi şöyledir: “Bu Kanun,3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun 1 inci, 3 üncü ve 4 üncü maddeleri kapsamına giren eylemler veya terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle zarar gören gerçek kişiler ile özel hukuk tüzel kişilerinin maddî zararlarının sulhen karşılanması hakkındaki esas ve usullere ilişkin hükümleri kapsar.” 5233 sayılı Kanun’un 25/4/2013 tarihli ve 6462 sayılı Kanun’un maddesiyle değişik maddesi şöyledir:“Bu Kanun hükümlerine göre sulh yoluyla karşılanabilecek zararlar şunlardır: a) Hayvanlara, ağaçlara, ürünlere ve diğer taşınır ve taşınmazlara verilen her türlü zararlar.b) Yaralanma, engelli hâle gelme ve ölüm hâllerinde uğranılan zararlar ile tedavi ve cenaze giderleri. c) Terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle kişilerin mal varlıklarına ulaşamamalarından kaynaklanan maddî zararlar.” 5233 sayılı Kanun’un maddesinin birinci fıkrası şöyledir:“7 nci maddede belirtilen zararlar, zarar görenin beyanı, adlî, idarî ve askerî mercilerdeki bilgi ve belgeler göz önünde tutularak olayın oluş şekli ve zarar görenin aldığı tedbirlere göre, zarar görenin varsa kusur veya ihmalinin de göz önünde bulundurulması suretiyle,hakkaniyete ve günün ekonomik koşullarına uygun biçimde komisyon tarafından doğrudan doğruya veya bilirkişi aracılığı ile belirlenir.” 5233 sayılı Kanun’un , , , geçici , geçici , geçici maddeleri, 24/6/2013 tarihli ve 2013/5034 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı Eki Karar’ın maddesi.