T.C. ERZURUM BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/957 KARAR NO : 2025/1667 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ERZURUM ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 13/02/2023 (Asıl dava), 04/04/2023 (Karşı dava), 31/01/2024 (Karar) NUMARASI : 2023/295 Esas, 2024/49 Karar DAVA : Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 18/12/2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 18/12/2025 Taraflar arasında görülen davanın yapılan yarg…
T.C. ERZURUM BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/957 KARAR NO : 2025/1667 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ERZURUM ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 13/02/2023 (Asıl dava), 04/04/2023 (Karşı dava), 31/01/2024 (Karar) NUMARASI : 2023/295 Esas, 2024/49 Karar DAVA : Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 18/12/2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 18/12/2025 Taraflar arasında görülen davanın yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı gerekçeyle asıl davanın kısmen kabulüne, karşı davanın reddine dair verilen karara karşı davalı-karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine HMK'nın 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı-karşı davalı vekili asıl davaya yönelik dava dilekçesinde, müvekkilinin 16/08/2022 tarihine kadar davalı şirketin ortağı olduğunu, Erzurum Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/... Esas sayılı dosyası ile şirket ortaklığından ayrılma ve payın tahsili talebiyle dava açtıklarını, dava sürecinde tarafların kendi aralarında anlaşarak sulh olduklarını ve sulh sözleşmesi düzenleyerek mahkemeye sunulduğunu, davanın açılmamış sayılmasına karar verildiğini, müvekkilinin sulh sözleşmesi kapsamında tüm sorumluluklarını yerine getirdiğini, sulh sözleşmesinin 4.maddesi ile karara bağlanan "şirket mülkiyetinde olan ve davaya konuyu araçların 3.000.000,00 TL tutarındaki bedellerin yarısı olan 1.500.000,00 TL'nin ..." 1.250.000,00 TL'sinin müvekkiline ödendiğini ancak kalan 250.000,00 TL'nin müvekkiline ödenmediğini belirterek sulh sözleşmesinden kaynaklanan hakları ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 250.000,00 TL'nin ticari faiz ile birlikte davalıdan alınarak müvekkiline verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı-karşı davacı vekili karşı dava dilekçesinde, sulh sözleşmesi gereği yapılan devir ve satış işlemlerinden doğan ve davacının ödemesi gereken toplam 143.377,00 TL'nin müvekkili tarafından ödendiğini, yine sulh sözleşmesi uyarınca davacıya ödenmesi gereken 1.500.000,00 TL'den 1.450.000,00 TL'nin ödendiğini, 50.000,00 TL'nin ise masrafları için geri bırakıldığını, bu hesaplama doğrultusunda müvekkilinin davacıdan toplamda 93.377,00 TL alacağı bulunduğunu belirterek bu bedelin davacıdan alınarak müvekkiline ödenmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı-karşı davacı vekili, sulh sözleşmesi gereği devir ve satış işlemlerinden doğan tüm masrafların müvekkili tarafından ödendiğini, yapılan ödemelerin toplam miktarının 143.377,00 TL olduğunu, bu bedelin davacı tarafından ödenmesi gerekirken müvekkili tarafından ödendiğini, dava dilekçesinde bahsi geçen 1.500.000,00 TL'nin ise 500.000,00 TL'sinin davacının kendi hesabına, kalan 950.000,00 TL'nin de davacının kendi isteği ve talebi doğrultusunda ortak tanıdıkları ...'nun hesabına yatırıldığını, kalan 50.000,00 TL'nin ise masraflar için geri bırakıldığını ileri sürerek asıl davanın reddini savunmuştur. Davacı-karşı davalı vekili, dava dışı ...'nun davalı şirket adına ve hesabına müvekkiline 750.000,00 TL ödediğini, toplamda 1.250.000,00 TL haricinde müvekkiline herhangi bir para ödenmediğini, davalı iddialarının gerçeği yansıtmadığını, davalının ödemediği ve yasal olarak da ödemesi gerektiği 107.542,44 TL tutarındaki KDV'nin müvekkiline yükletilmesinin yasaya ve hukuka aykırı olduğunu, davalının devir ile işlemlerini birbirine karıştırdığını belirterek karşı davanın reddini savunmuştur. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : İlk Derece Mahkemesince, " Tüm dosya kapsamı ve delillerin birlikte değerlendirilmesinde; davacı karşı davalı vekili, müvekkilinin davalı şirketin ortaklığından ayrılmak için dava açtığını, yargılama sırasında tarafların sulh olduklarını ve sulh sözleşmesi düzenleyerek Mahkemeye ibraz ettiklerini, Mahkemece davanın açılmamış sayılmasına karar verildiğini, müvekkilinin sulh sözleşmesi kapsamında üzerine düşen edimleri yerine getirdiğini, ancak müvekkiline, sözleşmenin 4.maddesindeki 1.500,000,00 TL tutarındaki ödemenin 1.250.000,00 TL tutarındaki kısmının ödendiğini, bakiyesinin ödenmediğini bu nedenle eldeki davanın açıldığını beyan etmiştir. Davalı karşı davacı vekili ise, sulh sözleşmesinin 6.maddesinde yargılama gideri ve devir ve satış işlemlerinden kaynaklanacak masrafların taraflar arasında eşit olarak paylaştırılacağının kararlaştırıldığını, bu kapsamda müvekkilinin 28.782,50 TL tapu harcı, 107.542,44 TL taşınmaz devri nedeniyle düzenlenen faturadan kaynaklanan KDV, 11.441,00 TL emlak vergisi, 1.864,00 TL noter ücreti ve 801,00 TL ticaret odası masrafı olmak üzere toplamda 150.430,94 TL tutarında masraf yaptığını, tapu devri ve ödenen KDV tutarı ile birlikte diğer masrafların yarısı olan 143.377,00 TL'nin davacı karşı davalı tarafından ödenmesi gerektiğini, bununla beraber sözleşme kapsamında ödenmesi gereken 1.500.000,00 TL'nin 1.450.000,00 TL tutarındaki kısmının ödendiğini, bu turarın 500.000,00 TL'lik kısmının davacının kendi hesabına, 950.000,00 TL tutarındaki kısmının ise ...'nun hesabına gönderildiğini beyan etmiş ve davacının ödemesi gereken 143.377,00 TL tutarından ödenmeyen 50.000,00 TL mahsup edildikten sonra davacıdan 93.377,00 TL alacaklı olduklarından bu tutar yönünden karşı dava açtıklarını belirtmiştir. Mahkememizce tarafların talepleri doğrultusunda her iki tarafında tanık olarak ifadesine başvurulmasını istediği ...'nun dinlenilmesine karar verilmiştir. ... beyanında, davacı ... ve davalı şirket yetkilisi ...'in arkadaşı olduğunu, aralarındaki anlaşmazlığı sulh ile çözmek istediklerini, davalı karşı davacının, davacı karşı davalıya ödenmesi için kendisine 750.000,00 TL gönderdiğini ve kendisinin de bu tutarı ...'na teslim ettiğini, bakiye 250.000,00 TL için ise ...'in "biz yapılan masrafların ortak karşılanacağını kararlaştırdık bu nedenle bu tutarı ödemedim" dediğini ve yaptığı masraflara ilişkin kendisine dekontlar gönderdiğini kendisinin de bu dekontları ...'e gönderdiğini, 750.000,00 TL dışında kendisine farklı tarihlerde ödenen toplamda 200.000,00 TL'nin ise ...'e ödenmesi gereken tutarla bir alakasının olmadığını, bu tutarların ... ile arasında olan ticari ilişki nedeniyle gönderildiğini beyan etmiştir. Davalı karşı davacı vekilinin, dilekçesinin ekinde sunduğu ve ... aracılığı ile yaptığı ödemelere ilişkin dekontlar incelendiğinde, 23.04.2022 tarihli 250.000,00 TL bedelli dekont haricindeki dekontların açıklama kısımlarının boş olduğu anlaşılmaktadır. Her iki tarafın dinlenilmesini talep ettiği tanık beyanında davalının davacıya sulh sözleşmesi nedeniyle göndermesi için kendisine 750.000,00 TL ödediğini belirtmesi ve davacının da 1.250.000,00 TL tutarında ödeme aldığını kabul etmesi nedeniyle davalının davacıya sulh sözleşmesi kapsamında ödemesi gereken tutardan 250.000,00 TL ödemediği kanaatine varılmıştır. Yani davalı taraf, davacının kendi hesabına 500.000,00 TL ödemiş ve ... vasıtası ile de 750.000,00 TL olmak üzere davacıya toplamda 1.250.000,00 TL ödemiştir. Tanık beyanından sonra, taraflar arasındaki uyuşmazlığın giderilmesi için 250.000,00 TL eksik ödemenin ve sulh sözleşmesinin 6.maddesindeki masrafların ortak paylaşılması hususlarının aydınlatılması gerekmektedir. Davalı karşı davacı müvekkilinin 28.782,50 TL tapu harcı, 107.542,44 TL taşınmaz devri nedeniyle düzenlenen faturadan kaynaklanan KDV, 11.441,00 TL emlak vergisi, 1.864,00 TL noter ücreti ve 801,00 TL ticaret odası masrafı olmak üzere toplamda 150.430,94 TL tutarında masraf yaptığını, tapu devri ve ödenen KDV tutarı ile birlikte diğer masrafların yarısı olan 143.377,00 TL'nin davacı karşı davalı tarafından ödenmesi gerektiğini belirtmiştir. Mahkememiz'ce sulh sözleşmesi kapsamında, devredilen taşınmazın satış senedi dosya arasına alınmış, KDV tutarı ödendiği iddia edilen faturanın KDV ödemesinin yapılıp yapılmadığı hususu Gelir İdaresi Başkanlığından sorulmuş ve davalının yaptığını iddia ettiği masraflara ilişkin ödeme belgeleri incelenmiştir. GİB'e yazılan müzekkere cevabında KDV'si ödendiği iddia edilen fatura döneminde davalının ödediği verginin bulunmadığı belirtilmiştir. Sulh sözleşmesi kapsamında devredilen taşınmazın satış senedinde, tapu harcının 14.100,00 TL'lik kısmının satıcı, 14.100,00 TL'lik kısmının ise alıcı tarafından ödendiği, yine 582,50 TL döner sermaye için ödeme yapıldığı kayıt altına alınmış ise de; davalı karşı davacının sunduğu dekontlarda her iki harcın ve döner sermaye giderinin, davalı karşı davacı şirket tarafından ödendiği anlaşılmaktadır. Bu nedenle davacının ödemesi gereken 14.100,00 TL ile 582,50 TL döner sermaye giderinin yarısı olan 291,25 TL'nin davacı tarafından karşılanması gerektiği anlaşılmıştır. Yine davalının sulh sözleşmesi kapsamında ... Sağlığı... şirketinin davalı şirket yetkilisi ...'e devri için ticaret sicil müdürlüğünde yaptığı 801,00 TL tutarındaki masrafın yarısı olan 400,50 TL'nin de davacı tarafından ödenmesi gerektiği kanaatine varılmıştır. Davalının masraf olarak belirttiği emlak vergisinin ve noter masraflarının, sulh sözleşmesi kapsamında ortaklaşa ödenmesi gereken devir ve satış işlemlerinden doğan masraflar olduğu yönünde herhangi bir delil ibraz edilmediğinden bu tutarların sulh sözleşmesi kapsamında yapılan masraf olmadığı kanaatine varılmıştır. Yukarıda açıklanan nedenler ile her iki tarafın dinlenilmesini talep ettiği tanık beyanı, davalı tarafından sunulan dekontlar, 107.542,44 TL tutarında KDV'nin ödenmemiş olması, emlak vergisi ve noter masrafının taraflar arasındaki sulh sözleşmesi kapsamında yapılan masraflar olduğunun ispat edilememesi, davacının sulh sözleşmesi kapsamında ortaklaşa ödemesi gereken 14.100,00 TL tapu harcı, 291,25 TL tapu devri nedeniyle döner sermaye gideri ve 400,50 TL ticaret sicil müdürlüğünde yapılan masraf (davalı tarafından 400,00 TL olarak talep edildiğinden taleple bağlı kalınarak) olmak üzere toplam 14.791,25 TL'nin mahsubu ile davalının davacıya 235.208,75 TL tutarında eksik ödeme yaptığı kanaatine varıldığından asıl davanın bu tutar üzerinden kısmen kabulüne ve davalı tarafından fazla ödeme yapılmadığı anlaşıldığından karşı davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. " gerekçesiyle " 1-Asıl davada; Davanın kısmen kabulü ile; 235.208,75 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazla istemin reddine, 2-Karşı davada; Davanın reddine, " şeklinde karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF NEDENLERİ : Davalı-karşı davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; davacının davalı şirket ortaklığından ayrılmak istemi talebi doğrultusunda şirketin diğer ortağı ve müdürü ... ile sulh sözleşmesi düzenlendiğini, ortaklığın 19.04.2022 tarihi itibariyle sona erdiğini, sözleşme gereği davacıya ödenmesi gereken 1.500.000,00 TL'nin 1.250.000,00 TL'sinin ödendiği, kalanın ise ödenmediğinden bahisle davacı tarafından alacak davası açıldığını, borcun 1.450.000,00 TL'sinin ödendiğini, 50.000,00 TL'sinin de devir ve intikalden doğan masraflar için geri bırakıldığını, şirket mülkiyetinde bulunan gayrimenkulün yarısının tapu dairesinde davcıya devrinin ve intikalinin gerçekleştirildiğini, devir ve intikalden doğan tapu harç ve masraflarının tamamının müvekkili tarafından ödendiğini, geri bırakılan 50.000,00 TL'den mahsup edilerek kalanının da davacıdan talep edildiğini, mahsuplama ile ödenen KDV tutarının ...'ndan alınarak tarafına ödenmesi gerektiğini, satış ve devir neticesi kesilen ve kanuni süresi içinde itiraz edilmeyerek kesinleşen e-arşiv faturanın ... tarafından kullanılıp kullanılmadığı, kullanmasında ise bu faturadan nasıl bir maddi menfaat sağladığı Gelir İdaresi Başkanlğı'na sorularak açıklığa kavuşturulması gerektiğini, ilgili faturadaki KDV tutarının tamamının ...'nun kullanım uhdesinde olmasından dolayı sulh sözleşmesi gereği alacak hesabından düşülerek mahsuplaşılması gerektiğini, bunların göz ardı edilerek eksik inceleme ve araştırma neticesinde karar verildiğini, bu konuda uzman bilirkişinin görüşünden yararlanılması gerektiğini, noter ücretlerine dair ödene, banka dekontlarına ilişkin makbuzların mahkemeye ibraz ediğini, makbuzlar incelendiğinde sulh sözleşmesi ile aynı tarihte düzenlenen hisse devrinden kaynaklı işlemler olduğunun açıkça görüleceğini, mahkemece ilgili noterliğe yazı yazılarak gerekli bilgilerin alınmadığını, sunulan banka dekont ve noter makbuzlarına rağmen haklı talebin reddedildiğini, sulh sözleşmesi uyarınca şirket mülkiyetindeki gayrimenkulün devir ve intikalinden doğan emlak vergisinin satış nedeniyle yapılmış masraf olduğunu, emlak vergileri ödenmeden devir ve satış gerçekleşmeyeceğini, bu vergilerin ödendiğin, bu masrafların sulh sözleşmesi uyarınca devir intikalinden doğan masraflar olduğunun açıkça görüleceğini, dosyanın incelemeye alındığı ve bir sonraki duruşmanın karar duruşması olacağının tarafalar uyarılmadan karar duruşması yapıldığını, mazeret dilekçesinin dikkate alınmadığını, yokluklarında karar verildiğini, dosyada gerekli inceleme ve araştırmaların henüz tamamlanmadığını, tahkikat aşaması tamamlanmadığını, dosyanın karara hazır olmadığını, dosyanın geldiği aşma gerekçe gösterilerek haksız olarak mazeretin reddedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, karşılıklı dilekçeler aşaması tamamlanmadan eksik inceleme ve araştırma neticesinde karar verildiğini savunarak mahkemece verilen kararın kaldırılması talebi ile istinafa başvurmuştur. DELİLLERİN TARTIŞILMASI, HUKUKİ SEBEPLER VE GEREKÇE: Dava, sulh sözleşmesi nedeniyle alacak davasıdır. İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır. Somut olayda; davacı vekili, müvekkilinin 16/08/2022 tarihine kadar davalı şirketin ortağı olduğunu, Erzurum Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/... Esas sayılı dosyası ile şirket ortaklığından ayrılma ve payın tahsili talebiyle dava açtıklarını, dava sürecinde tarafların kendi aralarında anlaşarak sulh olduklarını ve sulh sözleşmesi düzenleyerek mahkemeye sunulduğunu, davanın açılmamış sayılmasına karar verildiğini, müvekkilinin sulh sözleşmesi kapsamında tüm sorumluluklarını yerine getirdiğini, sulh sözleşmesinin 4.maddesi ile karara bağlanan "şirket mülkiyetinde olan ve davaya konuyu araçların 3.000.000,00 TL tutarındaki bedellerin yarısı olan 1.500.000,00 TL'nin ..." 1.250.000,00 TL'sinin müvekkiline ödendiğini ancak kalan 250.000,00 TL'nin müvekkiline ödenmediğini belirterek sulh sözleşmesinden kaynaklanan hakları ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 250.000,00 TL'nin ticari faiz ile birlikte davalıdan alınarak müvekkiline verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiş, davalı vekili karşı davasında sulh sözleşmesi gereği yapılan devir ve satış işlemlerinden doğan ve davacının ödemesi gereken toplam 143.377,00 TL'nin müvekkili tarafından ödendiğini, yine sulh sözleşmesi uyarınca davacıya ödenmesi gereken 1.500.000,00 TL'den 1.450.000,00 TL'nin ödendiğini, 50.000,00 TL'nin ise masrafları için geri bırakıldığını, bu hesaplama doğrultusunda müvekkilinin davacıdan toplamda 93.377,00 TL alacağı bulunduğunu savunarak bu bedelin davacıdan alınarak müvekkiline ödenmesini talep ve dava etmiş, mahkemece her iki tarafın dinlenilmesini talep ettiği tanık beyanı, davalı tarafından sunulan dekontlar, 107.542,44 TL tutarında KDV'nin ödenmemiş olması, emlak vergisi ve noter masrafının taraflar arasındaki sulh sözleşmesi kapsamında yapılan masraflar olduğunun ispat edilememesi, davacının sulh sözleşmesi kapsamında ortaklaşa ödemesi gereken 14.100,00 TL tapu harcı, 291,25 TL tapu devri nedeniyle döner sermaye gideri ve 400,50 TL ticaret sicil müdürlüğünde yapılan masraf (davalı tarafından 400,00 TL olarak talep edildiğinden taleple bağlı kalınarak) olmak üzere toplam 14.791,25 TL'nin mahsubu ile davalının davacıya 235.208,75 TL tutarında eksik ödeme yaptığı kanaatine varıldığı gerekçesiyle asıl davanın bu tutar üzerinden kısmen kabulüne ve davalı tarafından fazla ödeme yapılmadığı anlaşıldığından karşı davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davalı-karşı davacı vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. İstinaf talebinde bulunan davalı-karşı davacı vekilinin ileri sürdüğü sebepler kapsamında yapılan inceleme sonucunda, mahkemece, yargılamanın HMK’da düzenlenen usul kurallarına uygun olarak yapılmış olduğu, kamu düzenine aykırılık hallerinin bulunmadığı, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, ilk derece mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı anlaşıldığından, davalı-karşı davacı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı-karşı davacı vekilinin istinaf itirazlarının 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Karşı dava yönünden başvuru sırasında peşin alınan harcın mahsubu ile bakiye 187,80-TL harç, asıl dava yönünden başvuru sırasında alınması gerekli 16.067,11-TL harçtan peşin alınan 4.016,77-TL harcın mahsubu ile bakiye 12.050,34-TL harç olmak üzere toplam 12.238,14-TL harcın davalı-karşı davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-İstinaf başvurusunda bulunan tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 5-Kararın kesinleştirme ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine, 6-Gerekçeli kararın tebliği ve harç ikmali işlemlerinin Dairemizce yerine getirilmesine, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, karşı dava yönünden HMK'nın 362/(1)-a maddesi uyarınca kesin, asıl dava yönünden HMK'nın 361 ve 362. maddeleri uyarınca gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süresi içinde Yargıtay'a temyiz yolu açık olmak üzere 18/12/2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.