Başvuru, ceza davasında uzun süren yargılama nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, ceza davasında uzun süren yargılama nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 5/2/2019 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddia dışındaki iddialar yönünden kabul edilemezlik kararı verilmiş, makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddia yönünden ise kabul edilebilirlik hususu karara bağlanmadan dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu hakkında 28/2/1999, 31/3/1999 ve 30/4/1999 keşide tarihli çekleri sahte olarak düzenleyip kullandığı iddiasıyla Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 20/6/2000 tarihli iddianamesi ile sahte çek düzenlemek ve dolandırıcılık suçlarından dolayı 1/3/1926 tarihli ve 765 sayılı mülga Türk Ceza Kanunu'nun ve maddeleri gereğince Ankara Ağır Ceza Mahkemesi (Mahkeme) nezdinde kamu davası açılmıştır. Yargılama sonucunda Mahkeme 29/4/2002 tarihli kararıyla başvurucunun resmî belgede sahtecilik ve dolandırıcılık suçlarından ayrı ayrı mahkûmiyetine karar vermiş, hükümlerin temyiz edilmesi üzerine Yargıtay Ceza Dairesi 6/10/2005 tarihinde, mahkeme kararından sonra yürürlüğe giren 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu gereği yeniden değerlendirme yapılması zorunluluğundan hükümlerin bozulmasına karar vermiştir. Bozma kararı sonrası Mahkemece 12/4/2006 tarihinde her iki suç yönünden 765 sayılı mülga Kanun hükümlerinin lehe olduğu kabul edilerek yeniden mahkûmiyet hükümleri kurulmuştur. Bu hükümlerin temyiz edilmesi üzerine Yargıtay Ceza Dairesi 11/9/2008 tarihinde dolandırıcılık suçundan verilen hükmün bozulmasına ve bu suçtan açılan davanın zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırılmasına karar vermiştir. Aynı kararda, resmî belgede sahtecilik suçundan kurulan hüküm yönünden ise hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının takdir ve değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması gerektiği gerekçesiyle bozma kararı verilmiştir. Bozma kararının ardından yapılan yargılama sonunda Mahkemenin 17/12/2008 tarihli kararıyla başvurucu hakkında 765 sayılı mülga Kanun'un maddesinin birinci fıkrası uyarınca memur olmayan kimsenin resmî belgede sahteciliği suçundan iki yıl hapis cezası verilmiştir. Söz konusu hüküm, Yargıtay Ceza Dairesinin 18/1/2011 tarihli ilamı ile onanarak kesinleşmiştir. Başvurucunun bu ilama yönelik olarak itiraz yetkisinin kullanılmasına dair 5/4/2011 tarihli başvurusu Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca10/6/2011 tarihinde reddedilmiştir. Kesinleşen hükme yönelik olarak başvurucunun müdafileri tarafından önce 5/9/2011 ve 8/9/2011 tarihli, ardından da 28/12/2011 tarihli dilekçelerle yargılamanın yenilenmesi taleplerinde bulunulmuştur. Ancak Mahkemenin 27/9/2011 ve 6/1/2012 tarihli kararlarıyla bu talepler reddedilmiştir. Mahkemenin ret kararlarına yönelik itiraz başvuruları da Ankara Ağır Ceza Mahkemesinin 25/10/2011 ve 13/1/2012 tarihli kararlarıyla reddedilmiştir. Başvurucunun talebi üzerine Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 17/4/2012 tarihli yazısı ile Ankara Ağır Ceza Mahkemesinin 25/10/2011 tarihli ve 2011/440 İş sayılı kararına yönelik kanun yararına bozma talebinde bulunulmak üzere dosya Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmiştir. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 23/5/2012 tarihli kanun yararına bozma talebi üzerine Yargıtay Ceza Dairesinin 12/12/2012 tarihli kararı ile Ankara Ağır Ceza Mahkemesinin 25/10/2011 tarihli ve 2011/440 İş sayılı kararının bozulmasına karar verilmiştir. Bozma gerekçesi şu şekildedir:"Ankara Noterliğince düzenlenen 2008 tarihli ve 014490 yevmiye numaralı hisse devir senedi ile şirket yetkilileri olan katılanlar [Ö.] ve [T.Ö.nün], adına çek keşide edilen [...] San. Tic. Şti. adlı şirketteki hisselerini, [A.Y.] ve [Ü.] adlı şahıslara, suça konu edilen üç ayrı çekin de keşide tarihinden önce devretmiş olmalarının, söz konusu şahıslar ile ilgili suça konu çeklerin keşidecisi olup olmadıkları konusunda bir değerlendirmenin yapılmamış olduğu hususu ile birlikte değerlendirildiğinde , hükümden sonra ileri sürülen ve yargılama aşamasında değerlendirilmeyen bu hususun 5271 Sayılı CMK 311/1-e maddesi kapsamında yargılamanın yenilenmesi sebebi olarak [kabulü gerekmektedir.] ..." Bozma kararı sonrasında Mahkeme, başvurucunun infazın durdurulması talebini değerlendirmiş ve 3/1/2013 tarihinde infazın durdurulmasına karar vermiştir. Mahkemece E.2008/418 sayılı dosyada duruşma açılarak 5/6/2013 ve 19/11/2014 tarihlerinde yapılan celselerde Yargıtayın bozma kararında belirttiği hususlara ilişkin araştırma yapılmış, bilirkişi raporu alınmış ve ilgili tanıklar dinlenmiştir. Mahkeme 19/11/2014 tarihinde, kesin hükmün iptalini gerektirecek yeni olaylar ve yeni deliller ortaya çıkmadığından 17/12/2008 tarihli hükmünün onaylanmasına karar vermiştir. Başvurucunun ve aynı yer Cumhuriyet savcısının temyizi üzerine Yargıtay Ceza Dairesinin 25/12/2018 tarihli ilamıyla hükmün onanmasına karar verilmiştir. 5/2/2019 tarihinde süresi içinde bireysel başvuru yapılmıştır.