5. Hukuk Dairesi 2024/3191 E. , 2024/9084 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/603 Esas, 2022/277 Karar DAVA TARİHİ : 18.12.2007/ 14.02.2008 KARAR : Kısmen kabul Taraflar arasındaki çekişmeli taşınmazın kesinleşen kıyı kenar çizgisi içinde kaldığından tapu kaydının iptali ile Hazine adına tescili istemine ilişkin asıl dava ile taşınmazın kesinleşen kıyı kenar çizgisi içinde kalması nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (472
**5. Hukuk Dairesi 2024/3191 E. , 2024/9084 K.** **"İçtihat Metni"** İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/603 Esas, 2022/277 Karar DAVA TARİHİ : 18.12.2007/ 14.02.2008 KARAR : Kısmen kabul Taraflar arasındaki çekişmeli taşınmazın kesinleşen kıyı kenar çizgisi içinde kaldığından tapu kaydının iptali ile Hazine adına tescili istemine ilişkin asıl dava ile taşınmazın kesinleşen kıyı kenar çizgisi içinde kalması nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazmini istemine ilişkin birleştirilen davada verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozma kararına uyularak yeniden yapılan yargılama sonunda asıl dava kesinleştiğinden karar verilmesine yer olmadığına, birleştirilen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1.Asıl davada davacı Hazine vekili dava dilekçesinde özetle; Balıkesir ili, ..., Narlı köyü 39 parsel sayılı taşınmazın 134 m²lik kısmının kıyı kenar çizgisi içerisinde kaldığı gerekçesiyle, bu kısmın tapusunun iptaline ve sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir. 2. Birleştirilen dava davacıları ( asıl davada davalılar) vekili dava dilekçesinde özetle; Balıkesir ili, ..., Narlı köyü 39 parsel sayılı taşınmazın 134 m²lik kısmının kıyı kenar çizgisi içerisinde kaldığı gerekçesiyle, bu kısmın tapusunun iptaline ve sicilden terkinine karar verilmesi ve kararın kesinleşmesi halinde uğranılacak zararın işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir. II. CEVAP Asıl davada davalılar birleştirilen davada davacılar vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın kıyı kenar çizgisi kapsamında olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 28.06.2018 tarihli ve 2018/213 Esas, 2018/383 Karar sayılı kararı ile asıl dava olan tapu iptali ve terkin davası yönünden karar verilmesine yer olmadığına, birleştirilen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Mahkemenin 28.06.2018 tarihli ve 2018/213 Esas, 2018/383 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay 8. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonucunda; hükme esas alınan 01.07.2015 tarihli inşaat ve mülk bilirkişisi raporunda, taşınmazın değeri belirlenirken, parselin büyüklüğü, konumu, rayiç değerleri, imar durumu gibi hususların göz önüne alındığı belirtilmiş ancak bu ifadeler soyut bir takım belirlemelerden öteye geçmemiş, tarafların, Mahkemenin ve Yargıtayın denetimine açık bir rapor düzenlenmemiştir. O halde, Mahkemece yapılması gereken iş, bilimsel verilere dayalı, denetime ve hüküm kurmaya elverişli bir rapor alınması olmalıdır. Kabule göre de, Mahkemece, bilirkişi raporunda belirlenen 40.200,00 TL üzerinden, hakkaniyet indirimi yapılarak karar verilmesi de doğru görülmediğinden kararın bozulmasına karar verilmiştir. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin 20.12.2022 tarihli ve 2021/603 Esas, 2022/277 Karar sayılı kararı ile asıl davada karar verilmesine yer olmadığına, birleştirilen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. V. TEMYİZ A.Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1.Asıl davada davacı birleştirilen davada davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle; Hazinenin tapu kaydı oluşturmasında hukuka aykırı bir fiili olmadığından davanın husumetten reddi gerektiğini, Hazinenin sorumluluğunun haksız fiilden kaynaklandığından davanın zamanaşımı nedeniyle de reddi gerektiğini, dava konusu taşınmazın tapusunun iptal edilmesinde idarenin bir kusurunun bulunmadığını, belirlenen bedelin fahiş olduğunu, emsal karşılaştırmasının uygun yapılmadığını ileri sürerek talepleri doğrultusunda kararın kısmen bozulmasını talep etmiştir. 2. Asıl davada davalılar birleştirilen davada davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; kıymet takdirine esas tarihin Hazinenin açmış olduğu tapu iptal tescil davasının kesinleşme tarihinin olması gerektiğini ancak kesinleşme şerhi olmadığından kesinleşme tarihinin tespit edilemediğini, belirlenen bedelin düşük olduğunu, Hazine lehine vekâlet ücretine hükmedilmemesi gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, ... olarak 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi uyarınca tazminat istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin atfıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki 427 ilâ 439 uncu maddeleri. 2. 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesinin birinci fıkrası. 3. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.11.2009 tarihli ve 2009/4-383 Esas, 2009/517 Karar sayılı ilâmında tapu işlemlerinin kadastro tespit işlemlerinden başlayarak birbirini takip eden işlemler olduğu, tapu kütüğünün oluşumu aşamasındaki kadastro işlemleri ile tapu işlemleri bir bütün oluşturduğundan bu kayıtlarda yapılan hatalardan 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi anlamında Devletin sorumlu olduğunun kabulünün gerektiği, Devletin sorumluluğunun kusursuz sorumluluk olduğu, bu işlemler nedeniyle zarar görenlerin 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi gereğince zararlarının tazmini için Hazine aleyhine adlî yargıda dava açabilecekleri belirtilmiştir. 4. 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi uyarınca kabul edilen Devletin sorumluluğu, tapu sicilinin önemi ve kişilerin bu sicile olan ... duygularını sağlamak bakımından aynî hakkının saptanması, herkese açık tutulmasında tekel hakkı sağlayan bir sicil olması esasına dayanmaktadır. Bu sorumluluk, asıl ve nesnel (objektif) bir sorumluluk olduğundan zarara uğrayan zararının ödetilmesini doğrudan Devletten isteyebilir. 5. 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi gereğince açılan davalarda, tapu kaydının iptali nedeniyle tapu sahibinin oluşan gerçek zararı neyse tazminatın miktarı da o kadar olmalıdır. Gerçek zarar, tapu kaydının iptali nedeniyle tapu malikinin mal varlığında meydana gelen azalmadır. Tazminat miktarı zarar verici eylem gerçekleşmemiş olsaydı zarar görenin mal varlığı ne durumda olacak idiyse aynı durumun tesis edilebileceği miktarda olmalıdır. Zarara uğrayan kişinin gerçek zararı ise tazminat miktarının belirlenmesinde esas alınacak değerlendirme tarihine göre belirlenecek olup bu tarihe göre tapusu iptal edilen taşınmazın niteliği ve değeri belirlenmelidir. Taşınmazın niteliği arazi ise net gelir metodu yöntemi ile arsa vasfında ise değerlendirme gününden önceki özel amacı olmayan emsal satışlara göre hesaplanması suretiyle gerçek değer belirlenmelidir. 3. Değerlendirme 1. Temyiz olunan nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un geçici 3 üncü maddesinin atfıyla 1086 sayılı Kanun’un 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki 428 nci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre taraf vekillerinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 3.Dairemizin yerleşik içtihatları gereği, dava konusu taşınmazın değeri belirlenirken birleştirilen tazminat davasının dava tarihi olan 14.02.2008 tarihine göre değerlendirme yapılması gerekirken, değerlendirme tarihi 21.06.2021 tarihi kabul edilerek alınarak dava tarihine endeks yapılmak suretiyle değer belirleyen bilirkişi raporuna göre hüküm kurulması bozmayı gerektirir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Taraf vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan Mahkeme kararının BOZULMASINA,Davalıdan peşin alınan temyiz harcının istenildiğinde iadesine,25.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.