12. Ceza Dairesi 2025/2258 E. , 2026/866 K. "" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2022/645 E., 2024/389 K. SUÇ : Taksirle öldürme HÜKÜM : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Sanık hakkında Dairemizce verilen bozma ilamı üzerine kurulan hükmün ; sanık müdafii tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 1412 sayılı CMUK'un 317. maddesindeki temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü: …
12. Ceza Dairesi 2025/2258 E. , 2026/866 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2022/645 E., 2024/389 K. SUÇ : Taksirle öldürme HÜKÜM : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Sanık hakkında Dairemizce verilen bozma ilamı üzerine kurulan hükmün ; sanık müdafii tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 1412 sayılı CMUK'un 317. maddesindeki temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ Mahkemece sanık hakkında taksirle öldürme suçundan 5237 sayılı TCK'nın 85/2, 62, 50/4, 50/1-a, 52/4, 63, 53/6 maddeleri uyarınca 30.400,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, sürücü belgesinin 9 ay geri alınmasına ilişkin kararının, sanık müdafii tarafından temyizi üzerine Dairemizin 09.11.2022 tarihli kararıyla savunma hakkının ihlal edilmesi nedeniyle sair hususları incelenmeden bozulmasına karar verildiği, mahkemece bozma ilamına eylemli uyularak yapılan yargılama sonunda sanık hakkında taksirle öldürme suçundan 5237 sayılı TCK'nın 85/2, 62/1, 50/3, 50/4,1-a, 52/1-2, 52/4, 5275 sayılı Yasanın 106/3, TCK'nın 53/6, 63. maddeleri uyarınca neticeten 30.400,00 TL adli para cezası üzerinden infazına karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca sanık müdafiinin temyiz isteminin reddiyle hükmün onanmasına karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık müdafiinin temyiz sebepleri; sanığın kusuru olmadığına, sanığın hız sınırını aşmadığına, kazanın sanığın hızlı olması nedeniyle değil diğer sürücünün şerit ihlali yapması neticesinde gerçekleştiğinde ve sanığın hızı ile kaza arasında illiyet bağının olmadığına, kararın sanık lehine bozulması gerektiğine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Yerel Mahkemece, dosyada mevcut belge ve bilgiler, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde alınan beyanlarla birlikte dikkate alınarak yapılan değerlendirmede; 18/03/2015 günü, saat 18:40 sıralarında, gece vakti, aydınlatmanın olmadığı, meskun mahal dışında, ölen sürücü ...'un sevk ve idaresindeki kamyonet ile yol şerit çizgilerinin belirgin olmadığı, iki yönlü Devlet yolunu takiben Şanlıurfa istikametinden Adıyaman istikametine seyri sırasında aracının sol ön kısımlarıyla karşı istikametten gelen sürücü sanık ...'ın idaresindeki römorkunda buğday yüklü çekicinin sol ön kısımlarının çekicinin şeridi içinde çarpışmaları neticesinde iki kişinin öldüğü, mağdur ...'in ise altıncı derece kemik kırığı, yüzde sabit iz ve duyu ve organlarından birinin işlevinin sürekli zayıflamasına neden olacak şekilde yaralandığı olayda, kaza tespit tutanağı, trafik bilirkişi raporu ve Ankara Trafik Trafik İhtisas Dairesi raporlarında sanık sürücünün geceleyin, aydınlatmasız, şerit çizgilerinin belirgin olmadığı iki yönlü yolda seyri sırasında, yola gereken dikkatini vermeyip hızını gece görüşüne uygun olarak ayarlamaması, bu haliyle, yol ortasına yakın seyredip karşı yönden gelen sürücü ... idaresindeki kamyonetle önlemsiz biçimde çarpışması nedeniyle tali kusurlu olduğu belirlenmiş mahkemece de kabul edilerek sanığın TCK'nın 85/2. Maddesi uyarınca mahkumiyetine karar verildiği anlaşılmıştır. IV. GEREKÇE ve KARAR Sanığın tali kusurlu olarak sebebiyet verdiği ve bilinçli taksir koşullarının oluşmadığı trafik kazasında iki kişinin öldüğü, mağdur ...'in ise sanıktan şikayetçi olmadığı bu nedenle sanığın iki kişinin ölümünden sorumlu olduğu anlaşılmakla, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 23/01/2018 tarih, 2017/463 Esas, 2018/20 Karar sayılı ve 23/01/2018 tarih, 2015/962 Esas, 2018/16 Karar sayılı ilamlarında vurgulandığı üzere, sanık hakkında hükmolunan adli para cezasının ödenmemesi halinin infaz aşamasında değerlendirilmesi gerektiği dikkate alındığında, 5237 sayılı TCK'nın 52/4. maddesinde yer alan hapis ihtaratı ile yetinilmesi gerekirken 5275 sayılı Kanunun 106/3. maddesinin de uygulanması bozma nedeni yapılmamıştır. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşılmakla, sanık müdafiinin yukarıda ilgili bölümde ileri sürdüğü bu kapsamdaki ve yerinde görülmeyen diğer temyiz sebeplerinin reddine, ancak; 1-Sanık hakkında hükmedilen uzun süreli hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesine karar verilirken TCK’nın 50/4. maddesi yönlendirmesi ile TCK’nın 50/1-a. maddesi olarak gösterilmesi gerekirken, TCK’nın 50/3, 50/4,1-a maddesi olarak gösterilmesi, 2-Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 07.01.2026 tarih, 2025/522 E., 2026/14 K. sayılı kararında açıklandığı üzere, yerel mahkemenin bozma öncesinde kurulan ilk hükmü ile sanığın neticeten 30.400,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, anılan kararın yalnızca sanık müdafii tarafından temyizi üzerine Dairemizin 09.11.2022 tarihli ve 2020/41 78... /8302 Karar sayılı ilamıyla bozulduğu, 1412 sayılı CMUK'un 326/son. maddesi gereğince, sonuç ceza miktarının sanık lehine kazanılmış hak teşkil edeceği gözetilip, 1412 saylı CMUK'un 326/son madde ve fıkrası uyarınca kazanılmış hak nedeniyle netice cezanın 30.400,00 TL adli para cezası olarak belirlenmesi yerine, infazın 30.400,00 TL olarak yapılmasına karar verilmesi ile 5320 sayılı yasanın 8/1.maddesi uyarınca yürürlükte olan 1412 sayılı CMUK'un 326/son maddesi olan uygulama maddesi gösterilmeyerek 5271 sayılı CMK'nın 232/6. maddesine aykırı davranılması, Hukuka aykırı olup, açıklanan nedenle Şanlıurfa 4. Ağır Ceza Mahkemesinin kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322. maddesi gereği hüküm fıkrasının altıncı bendinde yer alan "50/3" ibaresi çıkarılarak yerine "50/4" yazılması ile hükmün yedinci bendi çıkarılarak yerine "Mahkememizce verilen 2015/3 27... /133 karar sayılı kararı yalnızca sanık müdafi tarafından temyiz edildiğinden 1412 sayılı CMUK'un 326/son maddesi uyarınca kazanılmış hak nedeniyle, sanığın 30.400,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına" ibaresinin eklenmesi, suretiyle, sair yönleri usul ve kanuna uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, Oybirliğiyle 02.02.2026 tarihinde karar verildi.