T.C. ADANA BAM 6. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2021/1570 - 2025/1620 T.C. ADANA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 6. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2021/1570 KARAR NO : 2025/1620 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP : İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 17/03/2021 NUMARASI : 2020/411 Esas - 2021/205 Karar DAVACI : ... Reklam Tabela ve Dış Cephe Sistemleri İnşaat Sanayi Ticaret Anonim Şirketi VEKİLİ : Av. DAVALI :…
T.C. ADANA BAM 6. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2021/1570 - 2025/1620 T.C. ADANA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 6. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2021/1570 KARAR NO : 2025/1620 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP : İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 17/03/2021 NUMARASI : 2020/411 Esas - 2021/205 Karar DAVACI : ... Reklam Tabela ve Dış Cephe Sistemleri İnşaat Sanayi Ticaret Anonim Şirketi VEKİLİ : Av. DAVALI : ... Taşımacılık Turizm ve Ticaret Limited Şirketi DAVA : İtirazın İptali ( Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) İSTİNAF TALEP TARİHİ : 29/04/2021 İSTİNAF KARAR TARİHİ : 11/12/2025 KARARIN YAZIM TARİHİ : 11/12/2025 ....Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 17/03/2021 tarih ve 2020/411 Esas- 2021/205 Karar sayılı kararı ile kurulan hüküm nedeniyle davalı vekilinin istinaf başvurusu ile ilgili yapılan incelemede; DAVACI VEKİLİ DAVA DİLEKÇESİNDE ÖZETLE: Müvekkili ile davalı firma arasında yapılan anlaşma gereği davalıya tabelalar yapıldığını, ancak fatura tutarlarının ödenmediğini, ....İcra Müdürlüğü'nün 2020/2351 esas sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, davalının itiraz dilekçesi ile takibe itiraz ettiğini, bu nedenlerle borçluların borca itirazının iptaline, takibin devamına, borçlu aleyhine asıl alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere inkar tazminatına hükmedilmesine, vekalet ücreti ve yargılama masraflarının karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalıya dava dilekçesi ve tensip zaptı tebliğine rağmen, cevap dilekçesi sunulmadığı görülmüştür. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARI: "Dosyanın incelenmesinde, davanın İ.İ.K. 67 maddesinde düzenlenen "İtirazın İptali Davası" olduğu anlaşılmıştır. Tüm dosya kapsamı, icra dosyası, alınan bilirkişi raporu ve toplanan tüm delillerin değerlendirilmesi sonucunda; davacı firma tarafından davalı şirket aleyhine icra takibi yapıldığı, davalı tarafından yasal süresi içerisinde borca itiraz edilmesi nedeniyle takibin durduğu, alınan bilirkişi raporunun oluşa uygun ve denetime elverişli olduğu anlaşılmakla alınan bilirkişi raporuna Mahkememizce itibar edilmiş ve davalının davacı bankaya takibe konu alacak nedeniyle borçlu olduğunun anlaşılmakla davanın kabulüne karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere; 1-....İcra Müdürlüğü'nün 2020/2351 esas sayılı takip dosyasına yapılan itirazın iptali ile takibin 23.600,00TL asıl alacak üzerinden devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, 2-Asıl alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, " şeklindeki gerekçe ile davanın reddine karar verildiği anlaşılmıştır. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı Şirket Yetkilisi 29/04/2021 tarihli istinaf dilekçesinde özetle; Usule ilişkin sebepler olarak; 1- Dava dilekçesi ve tensip tutanağının taraflarına tebliğ edilmediğini, tebliğ varsa bile usulsüz olduğunu, bilirkişi raporu tebliğ olanak dek, müvekkili şirketin davadan haberi dahi olmadığını, dosyada taraflarınca yapılan incelemede tebliğ parçasına da rastlanılmadığını, adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini, 2- Bilirkişi raporunun taraflarına 22/02/2021 tarihinde tebliğ edildiğini, 2 nolu duruşmanın 24/02/2021 tarihinde görüldüğünü, bilirkişi raporuna itiraz sürelerinin dolmaması sebebiyle mazeret dilekçesi gönderdiklerini ve mahkemece mazeretlerinin kabul edildiğini, ancak ara kararda duruşma gün ve saatinin UYAP üzerinden öğrenilmesine karar verildiğini, dosyada avukatla temsil edilmediklerinden yeni duruşma gün ve saatinin taraflarına tebliğ edilmemiş olmasının adil yargılanma haklarını ihlal ettiğini, Esasa ilişkin sebepler olarak; 1-Bilirkişi raporunda davacıya elden yapılan ödemelerin dikkate alınmadığını, ödeme makbuzlarının bilirkişi raporuna itiraz dilekçesi ekinde ibraz edildiğini, borcu söndüren belge olması sebebiyle yargılamanın her aşamasında dikkate alınması gerektiğini, 2- Davacı tarafın elden ödeme yapılan kişileri tanıyıp tanımadığı hususunda yemin etmesi gerektiğini, ayrıca davacı şirketi tanımadıklarını, yaptırdıkları tabela işlerinin muhatabının ve tabelayı yapanın sunulan belgelerden de anlaşılacağı üzere ... Reklam olduğunu, zaten bu nedenle davacı şirketin dosyaya haksız yere kestiği fatura dışında hiçbir anlaşma, yazışma ve belge sunamadığını, bunun dışında yapılan işin evsafının davacının teklifine uygun olmadığını, bu konuda teknik bir bilirkişinin inceleme yapmasını talep ettiklerini, 3- Davacı tarafın avukatına verdiği vekaletname süresiz olarak gözükse de, davacı adına vekalet veren yetkilinin görev süresinin 14/02/2020 tarihinde dolduğunu, müvekkili firmadan para talep etmekte olan davacı şirket yetkilisinin verdiği vekaletnamenin geçerliliğinin sorgulanması gerektiğini belirterek, Sonuç itibariyle; Yerel mahkemece verilen karar usul ve yasaya aykırı olarak verildiğinden mahkeme kararının kaldırılması ve talepleri doğrultusunda karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili 21/05/2021 tarihli istinaf dilekçesinde özetle; Davalı şirket yetkilisinin 29/04/2021 tarihli istinaf dilekçesindeki hususları tekrar ederek, kararın ortadan kaldırılarak davanın tümden reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili istinaf başvurusuna karşı herhangi bir beyanda bulunmamıştır. DELİLLER : İstinaf incelemesine esas; Yerel mahkemenin dosyası içerisinde bulunan belge ve kayıtlar. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : Dava, eser sözleşmesinden kaynaklı alacağın tahsili istemi ile başlatılan takibe yapılan itirazın iptali davasıdır. ....İcra Müdürlüğü'nün 2020/2351 Esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde:Alacaklının ... Reklam Tabela ve Dış Cephe Sis. İnş. San. Tic. A. Ş. borçlunun ... Taş. Tur. ve Tic. Ltd. Şti. Olduğu, 18/12/2019 tarih 103514 sıra numaralı 23.600,00 TL bedelli fatura alacağı nedeniyle 23.600,00 TL asıl alacak, 692,16 Tl işlemiş faiz toplamı 24.292,16 TL üzerinden 28/02/2020 tarihinde ilamsız icra yolu ile takip yapıldığı, borçluya ödeme emrinin 03/03/2020 tarihinde tebliğ edildiği, borçlu şirket yetkilisi ... tarafından 10/03/2020 tarihli dilekçe ile süresinde takibe, borca, faize ve faiz oranı ile ferilerine itiraz edildiği, aynı tarihte takibin icra müdürlüğünce durdurulduğu anlaşılmıştır. SMMM ... tarafından dosyaya ibraz edilen 29/01/2020 tarihli bilirkişi raporunda özetle: Dosyanın incelenmesi sonucunda; 1-Davacı 2019 yılı yasal defterlerinin 6102 Sayılı T.T.K” nun 64. Maddesi uyarınca yapılması gereken Açılış Tasdiklerinin ve Yevmiye Defteri Kapanış Tasdikinin süresinde ve usulüne uygun olarak yapıldığı ve yine incelenen davacı taraf defterlerindeki muhasebe kayıtlarının genel kabul görmüş muhasebe ilke ve standartları ile tek düzen muhasebe hesap planına uygun olarak kaydedilmiş olduğunun tespit edildiğini, 2-“1” nolu bent de yapılan tespitler ışığında, davacı tarafın 2019 yılı yasal defterlerinin tasdiklerinin yapılmış olması ve defterlerin usulüne uygun tutulmuş olması nedenlerinden ötürü HMK.222-2 maddesi uyarınca kati delil olma niteliğine haiz olduğunu, 3- Davaya ve icra takibine konu 18/12/2019 tarihli 103514 seri nolu 23.600,00-TL bedelli faturanın davacı defterlerinde, 20.12.2019 tarih ve 135 yevmiye nosu ile kayıtlı olduğu, mevcut muhasebe kaydı itibari ile fatura bedelinin davacı tarafa ödenmediği ve takip tarihi itibari ile davacının davalıdan fatura bedeli olan 23.600,00.-TL alacaklı olduğunun kayıtlı olduğunu, 4-Mahkemece davacının davalıdan 23.600,00.-TL alacaklı olduğunun takdiri halinde, alacağın dayanağının fatura bedeli olması, taraflar arasında herhangi bir ödeme vadesi belirlenmemiş olması ve ticari ilişkinin yazılı bir sözleşme ile tesis edilememiş olması, davalı tarafın icra takip tarihinden önce temerrüte düştüğüne dair herhangi bir yazılı belge olmaması nedeni ile alacağa uygulanacak faiz tutarının TTK. 1530/4. a maddesi hükmü uyarınca hesaplanacak faiz tutarı olması gerektiğini, bu faiz tutarının da 407,34.-TL olarak hesaplandığını belirtmiştir. Bilirkişi raporuna karşı davalı şirket yetkilisinin ( bilirkişi tarafından davalı şirket defterlerinin incelenmediği, davacıya elden yapılan ödemelerin dikkate alınmadığı, yapılan işin nitelik ve vasıflarının davacının teklifine uygun olmadığı yönünde) itiraz dilekçesi sunduğu görülmüştür. İlk derece mahkemesince davalının yapılan işin nitelik ve vasıflarının davacının teklifine uygun olmadığı yönündeki itirazları hakkında keşif icra olunmamıştır. ".... Eser sözleşmesi niteliği gereği tam iki tarafa borç yükleyen bir sözleşme türüdür. Eserde iş sahibinin borcu, bedelin yükleniciye ödenmesi, yüklenicinin borcu ise, iş sahibinin amacına, fen ve sanata uygun imal ve teslim yükümlülüğüdür. İşin tam ve eksiksiz yapıldığının ispat yükü yüklenicide, iş bedelinin ödendiğinin ispat yükü de iş sahibindedir. Eser sözleşmelerinden kaynaklanan ihtilâflarda Dairemizin yerleşik içtihat ve uygulamalarında sözleşme feshedilmediği ya da taşeron-yüklenici tarafından iş tamamlanmaksızın iş sahası terkedilmedikçe gerçekleştirilen iş ve imalâtların yüklenici tarafından yapıldığı karine olarak kabul edilmektedir. Bu karinenin aksinin iş sahibi tarafından yasal, yeterli ve inandırıcı delillerle kanıtlanması mümkündür. Eser sözleşmelerinde eksik iş, sözleşme ve eklerine göre yapılması kararlaştırılan işlerden bir ya da bir kaçının yapılmamasıdır. Ayıplı iş ise, sözleşmede kararlaştırılan vasıfları veya olmasından vazgeçilmez bazı vasıfları taşımayan ya da olmaması gereken bazı bozukluk ve özellikleri taşıyan eserdir. Ayıplı iş ile eksik işi karıştırmamak gerekir. Ayıplı iş yukarıda belirtildiği gibi vasıf noksanlığını ifade ettiği halde, noksan iş yapılmayan işi ifade eder... "(Yargıtay 6. H. D.'nin 01/02/2023 tarih 2021/5735 Esas, 2023/361 Karar sayılı kararı, benzer nitelikte Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin 16/06/2014 tarih ve 2013/6078 Esas-2014/4131 K.sayılı kararı ile Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin 24.06.2013 tarih ve 2012/4820 E.-2013/4133 K.sayılı kararı) "Asıl dava, bakiye iş bedelinin tahsili için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptâli takibin devamı, birleşen dava ise ayıplı iş nedeniyle uğranılan zarar ve ödenmek zorunda kalınan iş bedelinin tahsiline yöneliktir. ... Ticari defterlerin delil olmasına ilişkin düzenleme HMK 222. maddede yer almaktadır. Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK 222/1). Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK 222/2). Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur (HMK 222/4). Ticari defterler uyumlu değil ise muntazam tutulmuş olsun veya olmasın sahibi aleyhine delil olacaktır. Ancak defterlerden biri muntazam olsa da her iki defter de sahibi aleyhine kayıt içeriyor ise aleyhe delil sayılma yönünden öncelikle iddiasını ispat yükü altında olan taraf defterleri aleyhine delil sayılmalıdır. Yani ispat yükü altında olan taraf kendi defterindeki aleyhe kayıtları bertaraf edecek şekilde karşı tarafın aleyhine olan ticari defterler kayıtlarından yararlanmamalıdır. Bunun sonucu ise aleyhe kayıtların uyuşmayan kısmından ispat yükü altında olan tarafın yararlanamayacağı kabul edilmelidir. Çünkü ispat yükü, uyuşmazlık konusu hususlar için olup, karşı tarafın ileri sürmediği bir husus için ispat yükü de söz konusu olamayacağından bu sonuca varılması usul kurallarının da temel bir sonucudur. Yukarıdaki açıklamalar ışığında somut olayın değerlendirilmesinde; asıl davada davacı taşeron davalı yüklenici aleyhine bakiye iş bedelinin tahsili için takip yapmış, itiraz üzerine eldeki itirazın iptâli davasını açmıştır. İlk derece mahkemesince inşaat mühendisi, makine mühendisi, mali müşavir bilirkişiden alınan 24.08.2015 tarihli raporda, davacı-birleşen davalı defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, davalı-birleşen davacı defterlerinin ise 2013 yılına ait olan defterlerin açılış ve kapanış onaylarının zamanında yapılmış olmasına rağmen 2013 yılında tutulması zorunlu olan kebir ve envanter defterlerinin tutulmadığı, defterlerin sahibi lehine delil niteliğinde olmadığı, takip tarihi itibariyle taraflara ait ticari defterlere göre davacı-birleşen davalının, davalı-birleşen davacıdan 149.599,66 TL alacaklı olduğu , taraflara ait ticari defterlerde 0,18 kuruş fark olduğu yönünde rapor verildiği, inşaat mühendisi, makine mühendisi, mali müşavir ve hukukçu bilirkişi heyetince düzenlenen 28.11.2016 havale tarihli hükme esas alınan ikinci bilirkişi raporunda ise davacının davalıya KDV dahil 1.745.622,06 TL’lik fatura düzenlediği, davalının kendisine kesilen faturaların tamamının defterinde davacı alacağı olarak kaydettiği, yani faturaları kabul ettiği, 113.725,80 TL faturanın fazla kesildiği, bu faturanın defterde olmasına karşın kabul edilmemesi halinde davacı alacağının 35.873,86 TL, aksi halde 149.599,66 TL olacağına dair rapor sunulmuştur. Bu durumda taraflar arasında yapılan imalâtlar ile ilgili düzenlenen faturalar taraf defterlerine kaydedilmiş olup, uyuşmazlığın birbirini doğrulayan defter kayıtlarına göre çözümlenmesi gerekirken, kesin hesabın çıkartılması ile sonuca gidilmesi doğru olmamıştır. Mahkemece ticari defter kayıtlarına göre 149.599,66 TL üzerinden asıl davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, hatalı değerlendirme ile davanın 35.873,86 TL üzerinden kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, hükmün bozulması uygun bulunmuştur. " (Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin 23/09/2019 tarih ve 2019/791 Esas, 2019/3589 Karar sayılı ilamı) " ....Dava dilekçesinin tebliği ile davalı savunma hakkını kullanma olanağını kazanır ve cevap süresi işlemeye başlar. Esasa ve usule ilişkin savunma ve delillerini, dava dilekçesinin içeriğine göre ileri sürebilmesi için dava dilekçesinin tebliği zorunludur. Açıklanan bu ilkeler doğrultusunda mahkemece, dava dilekçesi şirket yetkililerinden birine ya da koşulları oluştuğunda memur veya müstahdemlerinden birine Tebligat Kanunu'nun 12 ve 13. maddeleri ile Tebligat Kanunu'nun Uygulanmasına Dair Yönetmelik'in 20 ve 21. madde hükümleri uyarınca tebliğ edilerek, iddia edilen hususlar hakkında savunma hakkı verilip, varsa usule ya da esasa ilişkin savunma ve delilleri üzerinde durulması, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, davalı tarafın yokluğunda dava görülerek, hüküm tesisi, anılan düzenlemelerin öngördüğü adil yargılanma hakkının ihlâli ve savunma hakkının kısıtlanması sonucunu doğurduğundan, doğru görülmemiştir.."(Yargıtay 23. H. D.'nin 27/02/2015 tarih 2014/3842 Esas, 2015/1240 Karar sayılı kararı, benzer nitelikte Yargıtay 6. H. D.'nin 09/05/2016 tarih 2015/10245 Esas, 2016/3729 Karar sayılı kararı) Yetkili makamlar tarafından bir takım hukukî işlemlerin, bunların hukukî sonuçlarından etkilenmeleri amaçlanan kimselere kanuna uygun şekilde bildirimi ve bu bildirimin de usulüne uygun şekilde yapıldığının belgelenmesi olarak tanımlanan tebligat, Anayasa ile güvence altına alınan iddia ve savunma hakkının, daha da özelde hukukî dinlenilme hakkının tam olarak kullanılması ve bu suretle adil bir yargılamanın yapılmasını sağlayan çok önemli bir araçtır. Bir dâvada davalının, davacının açmış olduğu dâvadan haberdar olması, dâvaya cevap vermesi ve hatta cevap süresinin işlemeye başlaması için dâva dilekçesinin tebliğ edilmesi gerekir. Aksi durumun, ilgilinin hak arama hürriyetini kısıtlayacağına şüphe yoktur. Aslında hemen her hukuksal işlemin tebligat ile sonuç doğuracağını söylemek mümkündür. 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 12. maddesine göre, hükmi şahıslara tebligat selahiyetli mümessillerine, bunlar birden fazla ise yalnız birine yapılır. Aynı Kanunun 13. maddesine göre de, tebliğ yapılacak bu kişiler, herhangi bir sebeple mutad iş saatlerinde işyerinde bulunmadıkları veya o sırada evrakı bizzat alamayacak bir halde oldukları takdirde, tebliğ orada hazır bulunan memur veya müstahdemlerinden birine yapılır. Tebliğ tarihi itibariyle yürürlükte olan Tebligat Yönetmeliğinin 21. maddesinde ise, tüzel kişi adına tebligatı kabul edecek kişi herhangi bir sebeple mutad iş saatlerinde bulunmadığı veya o sırada evrakı bizzat alamayacak durumda olduğu takdirde tebliğin, orada hazır bulunan memur veya müstahdemlerinden birine yapılacağı, kendisine tebliğ yapılacak memur veya müstahdemin tüzel kişinin o yerdeki teşkilatı veya personeli içinde vazife itibariyle tüzel kişinin yetkilisinden sonra gelen kimse veya evrak müdürü gibi esasen bu kabil işlerle vazifelendirilmiş biri olması lazım geldiği, bunların da bulunmadığı tebliğ mazbatasında tespit edilmek şartıyla, o yerdeki diğer memur veya müstahdemlerinden birine yapılacağı hüküm altına alınmıştır. Somut olayda, borçlu şirkete dava dilekçesi ekli tensip zaptına ilişkin tebligatın; " Adrese gidildi. Adreste daimi çalışan olduğunu beyan eden ...'a tebliğ edildi. " şerhi ile 07/09/2021 tarihinde tebliğ edilmiş görünse de, tebliğ işlemi sırasında, şirket yetkilisinin bulunup bulunmadığı araştırılmaksızın ve yetkili kişi yok ise, bu husus tebliğ evrakına şerh edilmeksizin çalışana tebliğ yapıldığı, 07/08/2020 tarihli imza sirkülerine göre de ...' ın borçlu şirket temsilcisi olmadığı anlaşılmakla, anılan tebligat, Tebligat Kanunu'nun 12 ve 13. maddeleri ile Yönetmeliğin 21. maddesi hükümlerine aykırı olup usulsüzdür. Zira davalı da istinaf dilekçesinde hakkında açılan davadan yapılan bilirkişi raporu tebliğle haberdar olduğunu savunarak kararı istinaf etmiştir. Bu durumda ilk derece mahkemesince, davalı şirkete yapılan dava dilekçesi ekli tensip zaptı tebliğ işlemi usulsüz olup, davalı tarafa savunma hakkı tanınmadan yargılamaya devam edilip sonlandırılmış olması- adil yargılanma hakkının ihlâli ve savunma hakkının kısıtlanması sonucunu doğurduğundan- yerinde değildir. Davada taraf teşkilinin sağlanması da kamu düzenindendir. Mahkemece, davalının bilinen adresine usulüne uygun biçimde dava dilekçesinin tebliğ edilerek, savunma ve delillerini bildirme imkanı tanındıktan sonra yargılamaya devam edilerek elde edilecek sonuca göre karar verilmesi gerekir. Yukarıda belirtilen gerekçe ile ilk derece mahkemesi kararı kaldırıldığından, bu aşamada davalı vekili istinaf sebepleri de değerlendirmeye alınmamıştır. Sonuç İtibariyle; Davalı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355 ve 353/1-a-4 maddeleri gereğince kararın -davalı vekili istinaf başvurusunun bu aşamada esası incelenmeksizin- kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerektiğinden aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere, 1-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 355 ve 353/1-a-4 maddeleri gereğince davalı vekilinin istinaf başvurusunun Kabulü ile, 2-....Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 17/03/2021 tarih ve 2020/411 Esas- 2021/205 Karar sayılı kararı KALDIRILMASINA, 3-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren yerel mahkemeye GÖNDERİLMESİNE, 4-Davalı tarafından yatırılan 403,04-TL nispi istinaf karar harcının talep halinde yerel mahkemece davalıya İADESİNE, 5-Davalı tarafından yatırılan 162,10-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye irad KAYDINA, 6-Davalı tarafından yatırılan 162,10-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ve 66,50-TL posta gideri toplamı 43,00- TL'nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 7-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 8-Kararın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 359/4. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından TARAFLARA TEBLİĞİNE, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 ve 362/1-g bendi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 11/12/2025 Başkan e-imzalıdır Üye e-imzalıdır Üye e-imzalıdır Katip e-imzalıdır