Başvurucu, 4/12/2004 tarih ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 102. maddesinin (2) numaralı fıkrasında öngörülen azami beş yıllık tutukluluk süresini doldurmasına rağmen tahliye edilmediği gerekçesiyle Anayasa’nın 10. ve 19. maddelerinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
Başvurucu, 4/12/2004 tarih ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun maddesinin (2) numaralı fıkrasında öngörülen azami beş yıllık tutukluluk süresini doldurmasına rağmen tahliye edilmediği gerekçesiyle Anayasa’nın ve maddelerinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Başvuru, 12/2/2013 tarihinde İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir. Birinci Bölüm Birinci Komisyonunca, 27/5/2013 tarihinde başvurunun karara bağlanması için Bölüm tarafından ilke kararı alınması gerekli görüldüğünden, Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün maddesinin (3) numaralı fıkrası uyarınca, kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir. A. Olaylar Başvuru dilekçesindeki ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, 1972 doğumlu olup İstanbul Ümraniye T Tipi Kapalı Cezaevinde hüküm özlü olarak bulunmaktadır. Başvurucu, 29/8/2007 tarihinde yakalanmış ve 2/9/2007 tarihinde İstanbul Ağır Ceza Mahkemesince tutuklanmıştır. Başvurucu hakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 15/10/2007 tarih ve 2007/881 sayılı iddianamesi ile suç işlemek için kurulan örgüte üye olmak ve örgüt faaliyetleri çerçevesinde uyuşturucu ticareti yapmak suçlamasıyla kamu davası açılmıştır. Başvurucunun İstanbul Ağır Ceza Mahkemesinin 25/12/2009 tarih ve E.2007/475, K.2009/311 sayılı kararı ile 17 yıl 6 ay hapis cezası ve 2500 gün karşılığı adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. Başvurucu İstanbul Ağır Ceza Mahkemesinin 25/12/2009 tarihli kararını temyiz etmiş, karar Yargıtay Ceza Dairesinin 7/4/2011 tarih ve E.2010/56279, K.2011/3840 sayılı ilamıyla bozulmuştur. Bozma kararı üzerine yapılan yargılama neticesinde İstanbul Ağır Ceza Mahkemesinin 10/9/2012 tarih ve E.2011/127, K.2012/229 sayılı kararı ile başvurucunun yeniden 17 yıl 6 ay hapis cezası ve 2500 gün adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. İstanbul Ağır Ceza Mahkemesinin 10/9/2012 tarihli kararı da başvurucu tarafından temyiz edilmiştir. Başvurucu hakkındaki ceza davası temyiz aşamasında derdesttir.B. İlgili Hukuk 5271sayılı Kanun’un maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir: “(2) Ağır ceza mahkemesinin görevine giren işlerde, tutukluluk süresi en çok iki yıldır. Bu süre, zorunlu hallerde, gerekçesi gösterilerek uzatılabilir; uzatma süresi toplam üç yılı geçemez.”