3. Hukuk Dairesi 2012/18102 E. , 2012/22577 K. MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ Dava dilekçesinde kira parasının 01/01/2010 gününden başlayarak aylık 2.000,00 TL olarak tesbiti istenilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulü ile aylık kira parasının 905,51 TL olarak tesbiti cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Y A R G I T A Y K A R A R I Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.Da…
**3. Hukuk Dairesi 2012/18102 E. , 2012/22577 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ Dava dilekçesinde kira parasının 01/01/2010 gününden başlayarak aylık 2.000,00 TL olarak tesbiti istenilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulü ile aylık kira parasının 905,51 TL olarak tesbiti cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Y A R G I T A Y K A R A R I Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.Davada, 01.01. 2010 dönemi kira parasının aylık 2000,00 TL olarak tespiti istenilmiş, mahkemece, endeks uygulaması ile aylık kira parası 905,51 TL olarak belirlenmiş, hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Taraflar arasındaki 01.01.2009 tarihli kira sözleşmesinde dava konusu taşınmazın niteliği "Benzinlik-Akaryakıt istasyonu" olarak belirtilmiştir. Bilirkişiler raporunda da dava konusu taşınmazın toplam 999 m² olduğu bunun 90.15 m²’ sinin kapalı alan olduğu vurgulanmıştır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 13.05.1994 gün ve 1994/3-174-336 sayılı kararında da kabul edildiği gibi, dava konusu taşınmazın niteliği, olayda Borçlar Kanunu'nun mu yoksa 6570 sayılı Yasa'nın mı uygulanacağı yönünden önem taşımaktadır. Kira parası, Borçlar Kanunu'nun 248. maddesinde yer alan kira akdinin esaslı unsurlarındandır. Borçlar Kanunu'na tabi yerlerde, kural olarak sözleşmede öngörülen süre hitamında kira akdi sona erer; mecurun kira parası hakkında taraflar arasında anlaşmazlık bulunması durumunda kira akdinin asli unsurlarından olan kira bedeli konusundaki uyuşmazlık nedeniyle artık devam eden bir kira sözleşmesinin varlığından söz etme olanağı yoktur.Somut olayda, bilirkişi raporu ile dava konusu mecurun nitelikleri belirtilmiş, olup esaslı unsur benzin istasyonu olarak kullanılmakla musakkaf yerlerden sayılması gerekir. Ayrıca kira sözleşmesi hükümleri gözetildiğinde hasılat kirası olmadığının belirlenmesi nedeniyle davada Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğunun kabulüne olanak bulunmamaktadır. Taraflar arasındaki çekişmede 6570 Sayılı Taşınmaz Kiraları Hakkındaki Yasa hükümlerinin uygulanması gerekeceği ve bu yasa düzenlemelerinin gözetilmesi gerektiği açıktır.O halde, değinilen bu özel düzenleme karşısında taraflar arasındaki çekişmenin Sulh Hukuk mahkemesince çözüme kavuşturulacağı tartışmasızdır. Görev, kamu düzeniyle ilgili olup, davanın her aşamasında kendiliğinden (res'en) gözetilmesi gereken bir usul kuralıdır. Hal böyle olunca, mahkemece görev nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir. Sulh Mahkemesince verilen ve temyiz edilmeksizin kesinleşen görevsizlik kararının da bağlayıcı olmadığı gözetilerek mahkemece, görevsizlik kararı verilmesi gerekirken işin esası hakkında hüküm tesisi doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir. Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 05/11/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.