T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/2144 - 2025/2386 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/2144 KARAR NO : 2025/2386 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 17/05/2023 NUMARASI : 2022/319 E. - 2023/254 K. DAVANIN KONUSU : YİDK Marka Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/2144 - 2025/2386 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/2144 KARAR NO : 2025/2386 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 17/05/2023 NUMARASI : 2022/319 E. - 2023/254 K. DAVANIN KONUSU : YİDK Marka Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 17/05/2023 tarih ve 2022/319 E. - 2023/254 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı şirket vekili ile davalı ... tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirketin 2020/155773 sayılı ve "şekil + ..." ibareli marka başvuruna SMK'nın 6/1, 6/4, 6/5 ve 6/9. maddesine dayalı olarak itiraz ettiklerini, itirazın diğer davalı ... 2022-M-8052 sayılı YİDK kararıyla nihai olarak reddedildiğini, oysa müvekkilinin markalarının sarı-kırmızı renklerle özdeşleştiğini, renk kombinasyonlarının ve bu renkleri taşıyan akaryakıt istasyonu görünümünün marka olarak de tescil ettirildiğini, dava konusu markanın müvekkilinin markalarına ayniyet derecesinde benzediğini, iltibasa sebebiyet vereceğini, davalı şirketin önceki başvurularıyla müvekkilinin akaryakıt istasyonunu kullanmakta ısrar ettiğini, bu amaçla yaptığı çok sayıda marka başvurusunun yargı kararlarıyla engellendiğini, dava konusu başvurunun birebir aynısı olan 2022/43884 sayılı marka başvurusuna ilişkin Yargıtay 11. Hukuk Dairesi tarafından verilmiş karar bulunup, bu kararın davalı kurum tarafından göz ardı edildiğini, davalı şirketin hükümsüz kılınmış, mahkemece kullanımı yasaklanmış, müvekkili markalarıyla iltibas yarattığı Yargıtay tarafından kabul edilmiş markalar için tekrar tekrar başvuruda bulunmasının kötüniyetini gösterdiğini, SMK'nın 6/5. maddesi uyarınca da tescil engeli bulunduğunu ileri sürerek, davalı ... YİDK kararının iptalini ve diğer davalı markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Diğer davalı Şirket vekili, taraflara ait markalar arasında iltibas yaratacak bir benzerlik bulunmadığını, ilgili kişilerin benzin almaya karar verdiğinde uzaktan sarı-kırmızı renkleri görse bile yaklaştıkça müvekkili markasındaki "..." yazısını da göreceklerini, tercih yapacakları anda markalar arasındaki farklılığı anlayabileceklerini, kendileri için önemli ve pahalı olan bir ürünü alma gayretinde oldukları için ürünlerin potansiyel müşterilerinin hem alım süresinin uzun hem de dikkat/özenlerinin normalden fazla olduğunu, davacı şirketin sarı-kırmızı renklerinin ayrıca tanınmış olduğunun gösterilemediğini, davacı şirketin emsal gösterdiği Bakırköy Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin kararında renk kompozisyonunun farklı şekilde yapılması gerektiğine hükmedildiğini, müvekkili şirketin istasyonlarında renk kompozisyonunda farklılığın sağlandığını, markalarda yer alan renklerin tanımlayıcı olduğunu, bir firmanın tekeline bırakılamayacağını, davacı şirketin kötüniyet iddiasına ilişkin somut delil sunulmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, dava konusu marka başvurusu kapsamında yer alan "Kara araçları servis istasyonu hizmetleri (bakım, tamir ve akaryakıt dolumu). Deniz araçlarının bakımı ve tamiri hizmetleri; Hava taşıtlarının bakım ve tamiri hizmetleri"nin, aynı/aynı tür hizmet oldukları, bu hizmetlerin haricinde, taraf markalarında aynı/aynı tür/benzer hizmetlerin bulunmadığı; dava konusu markanın "..." kelime unsuru, güneş şekli ve sarı-karmızı renklerden oluştuğu, esas unsurunun "..." ibaresi olduğu; davacı markalarının, herhangi bir kelime unsuru içermediği, davacıya ait markalardan üçünün sadece kırmızı ve sarı renklerin değişik kompozisyonlarda tescil edilmesinden oluştuğu, bir adet markada ise, akaryakıt fiyat panosu ve üstünde yine sarı-kırmızı renklerden oluşan deniz kabuğu şeklinin yer aldığı; davacıya ait salt renklerden oluşan markaların ayırt ediciliğinin düşük olduğu ifade edilebilirse de, davacının markası tescilli bir marka olup, asgari düzeyde marka korumasından yararlanmasının gerektiği; taraf markaları arasındaki tek farklılığın, dava konusu markada yer alan kelime unsuru olduğu, buna karşın, dava konusu marka başvurusunun davacıya ait 96/007655 sayılı markaya konu görseli, aynen içerdiği, markalar arasında, işitsel ve kavramsal benzerlikten söz edilmesi mümkün değil ise de, markalar arasında görsel benzerlik bulunduğu kanaatine varıldığı, zira "Araç servis istasyonu hizmetleri." bakımından, akaryakıt istasyonlarında kullanılan renklerin, tüketiciler bakımından önemli olduğunun Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 2015/10666 E.- 2016/4694 K. sayılı kararında vurgulandığı; sonuç olarak "Kara araçları servis istasyonu hizmetleri (bakım, tamir ve akaryakıt dolumu). Deniz araçlarının bakımı ve tamiri hizmetleri; Hava taşıtlarının bakım ve tamiri hizmetleri" bakımından, somut olayda markaların karıştırılması/ilişkilendirilmesi ihtimaline dayalı olan nispi tescil engeline ilişkin şartların oluştuğu; iddia edilen tanınmışlığın ispatlanamadığı; SMK'nın 6/9. maddesi hükmüne göre; kötü niyetle yapılan marka başvurularının itiraz üzerine reddedileceği, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 16.07.2008 tarih ve 2008/11-501 E. -2008/507 K. sayılı kararında; başvuru sahibinin, markanın aynısının veya benzerinin bir başkası tarafından kullanıldığını bilmesi veya bilmesi gerekmesi hali, kötü niyetin varlığı bakımından önemli bir kriter olarak görüldüğü, belirtilen açıklamalar ışığında somut olayda yapılan değerlendirmede; dava konusu markanın başvuru tarihi olan 11.12.2020 tarihinden önceye ilişkin olarak, dosya kapsamındaki bilgilere taraflar arasında görülen davalarda verilen ve Yargıtay incelemesinden geçerek kesinleşen kararlara göre, davalı şirketin, davacıya ait önceki tarihli tescilli markalardan haberdar olduğu, iş bu davaya konu marka tescil başvurusundan önce de ... nezdinde marka başvurularında bulunduğu, başvuruda bulunduğu markalara davacı tarafından yapılan itirazın kabul edilerek başvuruların reddine karar verildiği, bu ret kararlarının yargı mercilerine taşındığı, ancak davalı şirket aleyhine sonuçlandığı, buna göre; davalı şirketin, önceki tarihli olup davacı markaları ile iltibas tehlikesi oluşturan markaları reddedilmişken, ısrarla davacıya ait markalarla iltibas tehlikesi oluşturacak derecede iş bu davaya konu marka tescil başvurusunda bulunmuş olmasının ticari dürüstlük kuralları ile bağdaşmadığı, davalı şirketin, davacıya ait sarı-kırmızı renk kombinasyonu ile oluşturulan renk markasından haksız yere istifade etmek amacıyla iş bu davaya konu marka tescil başvurusunda bulunduğu anlaşıldığından davalı şirketin kötü niyetli olduğu kanaatine varıldığı; markanın kötüniyetli tescili, tescile konu mal ve hizmetler ile ilişkili, bölünebilir bir niteliği bulunmadığından, davalının kötüniyetli olması olgusunun, davaya konu markanın tescil başvurusuna konu edildiği tüm emtiaları kapsadığı; (U.Çolak, Türk Marka Hukuku, 4.Baskı, İstanbul 2018, s.953) Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nin 02.11.2015 tarih, 2015/4426 E.- 2015/11337 K. ve 26.11.2012 tarih, 2011/12763 E.- 2012/19119 K. sayılı kararlarının da aynı yönde olduğu gerekçesiyle, davanın kabulü ile; 2022-M-8052 sayılı YİDK kararının iptaline, dava konusu marka başvurusu tescil edilmediğinden hükümsüzlük istemi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde, tarafların markaları arasında SMK'nın 6/1 maddesi anlamında benzerlik bulunmadığını, kötüniyet iddialarının ispatlanmadığını ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Diğer davalı şirket vekili, taraf markaları arasında iltibas yaratacak bir benzerlik bulunmadığını, kötüniyetli olduklarının düşünülemeyeceğini, müvekkili şirketin akaryakıt istasyonlarındaki renk kombinasyonunda farkılığın sağlandığını, kötüniyet iddiasının somut delille ispat edilmediğini ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, YİDK marka kararının iptali ile marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, somut uyuşmazlıkta dava konusu başvurunun davacı şirketin 96/007655 sayılı markasını aynen içerdiği, bu markadaki renklerin oranı ile dava konusu markadaki renklerin oranının dahi aynı olduğu, davacının mesnet markasının tek esas unsurunun dava konusu markada aynen kullanılmasının benzer mal ve hizmetler yönünden SMK'nın 6/1. maddesi anlamında iltibasa sebebiyet vereceği, emtia benzerliğinin de kısmen gerçekleştiği; öte yandan, davalı şirketin eski tarihli marka başvuruları ve markasal kullanımları nedeniyle taraflar arasında daha önce görülen davalara dayalı olarak, davalı şirketin eldeki davaya konusu başvurusunun kötüniyetli olduğunun ileri sürüldüğü, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 16.07.2008 tarih ve 2008/11-501 E.-507 K. sayılı kararında da belirtildiği gibi marka hukukunda genel olarak kabul gören anlayışa göre, tescil yoluyla sağlanan marka korumasının amacına aykırı biçimde kötüye kullanılması yoluyla başkasının markasından haksız olarak yararlanmak veya gerçekte kullanılmayıp yedekleme, marka ticareti yapmak amacına ya da şantaja yönelik başvuru ve tescillerin kötüniyetli olarak kabul edildiği; kötüniyetin varlığının, her somut olayın özellikleri göz önüne alınarak belirlenmesi gerektiği; somut uyuşmazlıkta ise, davalı şirketin 2011/43884 sayılı ve dava konusu 2020/155773 sayılı başvurusuyla aynı kelime unsurunu ve görseli içeren markası Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 11.12.2017 tarih ve 2016/5232 E.-2017/7088 K. sayılı kararıyla benzer bulunmuş iken, davalı şirketin aynı marka için eldeki davaya konu başvuruyu yaptığı; davalı şirketin 2008/31605 sayılı "...+şekil" ibareli marka başvurusunun "tarafların aynı sektörde faaliyet gösterdikleri, davacı şirketin davalı markalarından haberdar olduğu, davacı şirketin davalının yurt dışında tescilli olarak Türkiye'de ise tescilsiz olarak kullandığı sarı-kırmızı renkli akaryakıt istasyonu şeklinden de bilgisinin bulunduğu, davacı şirketin markasının davalı markalarının imajından yararlanmak veya davalı markalarının ilerde 35 ve 37. sınıftaki hizmetlerde Türkiye'de tescil edilmesine veya kullanılmasına engel olmak amacıyla bu tescil girişiminde bulunduğu, bu nedenle kötüniyetli bir başvuru olarak kabul edildiği" gerekçesiyle reddini isabetli bulan ilk derece mahkemesi kararının Yargıtay 11. 30.03.2015 tarih ve 2014/18759 E.-2015/4401 K. sayılı kararıyla onandığı; davalı şirketin 2011/43888 sayılı, "..." ibareli ve yine, kelime unsuru dışında, dava konusu marka ile aynı görseli içeren markasının bu kez Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 27.04.2016 tarih ve 2015/10666 E.-2016/4694 K. sayılı kararıyla davacının mesnet markalarıyla benzer bulunduğu, taraflar arasında görülen bu davalardan davalı şirketin, davacıya ait olduğunu bildiği markayı ısrarlı şekilde adına tescil ettirmek istediği sonucuna ulaşıldığı, davalı şirketin başkasına ait olduğunu bildiği markayı o markadan haksız olarak yararlanmak amacıyla adına tescil ettirmek istemesinin kötüniyetli kabul edilmesinin gerektiği, bu halde de kötüniyet bölünemeyecek olup, dava konusu markanın kapsamındaki tüm hizmetler yönünden hükümsüzlüğünün gerektiği; davalı şirketin kötüniyetini ortaya koyan kesinleşmiş mahkeme karar örneklerinin işlem dosyasına da sunulmuş olduğu anlaşılmakla, davalı ... vekili ile diğer davalı şirket vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davalı ... vekili ile diğer davalı şirket vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca ayrı ayrı alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davalı ... ile diğer davalı şirket tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 269,85-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 345,55-TL'nin davalılardan ayrı ayrı tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davalı ... ile diğer davalı şirket tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdelerinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 12/12/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH: 01/01/2026 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.