DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2023/2090 E. , 2024/358 K. T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2023/2090 Karar No : 2024/358 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Bakanlığı VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : Danıştay Onuncu Dairesinin 26/10/2022 tarih ve E:2022/2315, K:2022/4771 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: 26/07/2016 tarih ve 29782 sayılı Resmi Gazete'de yayım…
DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2023/2090 E. , 2024/358 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2023/2090 Karar No : 2024/358 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Bakanlığı VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : Danıştay Onuncu Dairesinin 26/10/2022 tarih ve E:2022/2315, K:2022/4771 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: 26/07/2016 tarih ve 29782 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Cinsel Dokunulmazlığa Karşı Suçlardan Hükümlü Olanlara Uygulanacak Tedavi ve Diğer Yükümlülükler Hakkında Yönetmeliğin 7. maddesinin 1. fıkrasının iptali istenilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Onuncu Dairesinin 26/10/2022 tarih ve E:2022/2315, K:2022/4771 sayılı kararıyla; Dairelerinin 17/09/2020 tarih ve E:2016/16076, K:2020/3050 sayılı kararı ile Yönetmeliğin dava konusu 7. maddesinin 1. fıkrasında yer alan "ile cinsel isteğin azalmasını veya yok edilmesini sağlayan yöntemdir." ibaresinin iptaline, diğer kısımlar yönünden davanın reddine karar verildiği, Kararın taraflarca aleyhlerine olan kısımlarının temyiz edilmesi üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 24/11/2021 tarih ve E:2021/929, K:2021/2629 sayılı kararıyla, davacının temyiz isteminin reddine, davalı idarenin temyiz isteminin ise kabulüne, Daire kararının iptale ilişkin kısmının bozulmasına ve davanın reddine ilişkin kısmının ise davacının dava konusu Yönetmelik maddesinin iptali istemiyle dava açma ehliyetinin bulunmadığı gerekçesiyle onanmasına karar verildiği, böylece Daire kararının davanın reddine ilişkin kısmının Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu kararında belirtilen gerekçeyle kesinleştiği, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 46. maddesinin 1. fıkrasında, Danıştay dava daireleri kararlarına karşı Danıştayda temyiz yoluna başvurulabileceği; 2575 sayılı Danıştay Kanunu'nun 38. maddesinde, idari dava dairelerinden ilk derece mahkemesi olarak verilen kararların İdari Dava Daireleri Kurulunca temyizen inceleneceği hükme bağlandığı; 2577 sayılı Kanunun 49. maddesinin 4. fıkrasında ise Danıştay dava dairelerine, ilk derece mahkemesi olarak verdikleri kararların temyizen bozulması halinde ısrar olanağı tanınmadığı, Buna göre, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun bozma kararına uyularak, bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmesi gerektiği belirtilerek, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendi, "Dilekçeler üzerine ilk inceleme" başlıklı 14. maddesinin 3. fıkrasının (c) bendi, ve İlk inceleme üzerine verilecek karar" başlıklı 15. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendine yer verilerek; İptal davasının içtihat ve doktrinde belirlenen hukuki nitelikleri göz önüne alındığında, idare hukuku alanında tek taraflı irade açıklamasıyla kesin ve yürütülmesi zorunlu nitelikte tesis edilen idari işlemlerin, bu idari işlemlerle kişisel, meşru ve güncel bir menfaat ilgisi olanlar tarafından iptal davasına konu edilebileceğinin kabulünün zorunlu olduğu, Taraf ilişkisinin kurulması için gerekli olan kişisel, meşru ve güncel bir menfaat alakasının varlığı, davanın niteliğine ve özelliğine göre idari yargı yerlerince belirlendiği, davacının idari işlemle ciddi ve makul, maddi ve manevi bir ilişkisinin bulunduğunun anlaşılmasının, dava açma ehliyeti için yeterli sayıldığı, Ayrıca, iptal davaları ile idari işlemlerin hukuka uygun olup olmadığının saptanmasına, hukukun üstünlüğünün sağlanmasına, böylece idarenin hukuka bağlılığının belirlenmesine, sonuçta hukuk devleti ilkesinin gerçekleştirilebilmesine olanak sağlandığından bu davalarda menfaat ilişkisinin bu amaç doğrultusunda yorumlanması gerektiği, Dava dilekçesinin incelenmesinden; davacının, cinsel suçlardan hükümlü olabilecek herkesin vücut dokunulmazlığını ihlal edebilecek nitelikte olan dava konusu Yönetmelik hükmünün iptalinde tüm vatandaşların menfaatlerinin bulunduğu, ayrıca kamu hizmeti vasfında olan avukatlık mesleğini icra etmesinin de, şahsını somut uyuşmazlık yönünden ehliyetli kıldığı gerekçeleriyle, bu davayı açtığının anlaşıldığı, Dava konusu Yönetmelik, cinsel suçlardan hükümlü bulunanların cezalarının infazı sırasında ve koşullu salıverildikleri takdirde denetim süresi içinde tabi olacakları yükümlülüklerin, tıbbi tedavilerin ve iyileştirme programlarının tespit edilmesi ile bunların uygulanmasına ilişkin usul ve esasların belirlenmesine ilişkin olduğu, Olayda, davacı tarafından, cinsel suçlardan mahkum olanlar hakkında uygulanacak tedavi yükümlülüğünün vücut dokunulmazlığının ihlali sonucunu doğurduğu, bu haliyle tedavi tanımının hukuka aykırı olduğunun ileri sürüldüğü ve herkesin bu davayı açmada ehil olduğunun iddia edildiği, Yukarıda anılan esaslar çerçevesinde, her ne kadar iptal davalarında dava ehliyetinin bir unsuru olarak menfaat ilişkisi daha geniş yorumlanmakta ise de, bunun, tüm vatandaşlara, her idari işlem aleyhine, salt vatandaş olma sıfatıyla dava açma hakkı sağlayacak şekilde genişletilmesine de olanak bulunmadığı, Ayrıca, davacı tarafından, icra ettiği avukatlık mesleğinin hukuka aykırı olan her türlü düzenlemeye karşı dava açma konusunda şahsını ehliyetli kıldığı belirtilmiş ise de, iptal davalarının menfaati ihlal edilenlerce açılabileceğini kural altına alan 2577 sayılı Kanun'un 2. maddesi karşısında, avukatlık mesleğinin avukatlara her türlü işleme karşı dava açma ehliyeti verdiğini kabul etmenin hukuken mümkün olmadığı, Bu itibarla; 26/07/2016 tarih ve 29782 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Cinsel Dokunulmazlığa Karşı Suçlardan Hükümlü Olanlara Uygulanacak Tedavi ve Diğer Yükümlülükler Hakkında Yönetmeliğin dava konusu 7. maddesinin 1. fıkrasında yer alan "ile cinsel isteğin azalmasını veya yok edilmesini sağlayan yöntemdir." ibaresi yönünden 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 14. maddesinin 3. fıkrasının (c) bendi ve 15. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi uyarınca davacının dava açma ehliyetinin bulunmadığı gerekçesiyle, davanın ehliyet yönünden reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, temel ilkelerden olan hukuk devleti ilkesi uyarınca, açıkça hukuka aykırı olduğu ortada olan, Anayasa ve temel hak ve özgürlükler ihlal edilerek tesis edilen işlem ve düzenlemelere karşı açılan davalarda dava açma ehliyetinin daha geniş değerlendirilmesi gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Onuncu Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: HUKUKİ DEĞERLENDİRME: 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin ikinci fıkrasında, Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulmasının; "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b) Hukuka aykırı karar verilmesi, c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkün olduğu belirtilmiş; dördüncü fıkrasında, "Danıştayın ilk derece mahkemesi olarak baktığı davaların temyizen incelenmesinde bu madde ile ısrar hariç 50. madde hükümleri kıyasen uygulanır." denilmiş; 50. maddesinin dördüncü fıkrasında ise Danıştayın bozma kararına uyulduğu takdirde, bu kararın temyiz incelemesinin, bozma kararına uygunlukla sınırlı olarak yapılacağı hükme bağlanmıştır. Danıştay Onuncu Dairesinin temyize konu kararı; Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 24/11/2021 tarih ve E:2021/929, K:2021/2629 sayılı bozma kararında belirtilen gerekçeler göz önüne alınarak verilmiş bir karar olduğundan, usul ve hukuka uygun bulunmakta ve bozulmasını gerektirecek bir hukuka aykırılık taşımamaktadır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. Davacının temyiz isteminin reddine, 2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle ehliyet yönünden reddine ilişkin Danıştay Onuncu Dairesinin 26/10/2022 tarih ve E:2022/2315, K:2022/4771 sayılı kararının ONANMASINA, 3. Kesin olarak, 21/02/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.