T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 24. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/1171 - 2026/455 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 24. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/1171 KARAR NO : 2026/455 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ESKİŞEHİR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 25/01/2024 NUMARASI : 2023/315 E.- 2024/81 K. DAVANIN KONUSU : Tazminat İSTİNAF TALEBİNDE BULUNAN : Davacı vekili KARAR TARİHİ : 02/04/2026 KARAR YAZMA TARİHİ : 02/04/2026 Mahke…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 24. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/1171 - 2026/455 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 24. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/1171 KARAR NO : 2026/455 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ESKİŞEHİR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 25/01/2024 NUMARASI : 2023/315 E.- 2024/81 K. DAVANIN KONUSU : Tazminat İSTİNAF TALEBİNDE BULUNAN : Davacı vekili KARAR TARİHİ : 02/04/2026 KARAR YAZMA TARİHİ : 02/04/2026 Mahkemece verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İstinaf talebinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya okunup gereği düşünüldü: TALEP: Davacı vekili dava dilekçesinde, davacı şirketin üretim tesisinde kullandığı elektrik enerjisinin abonelik sözleşmeleri ile 21.09.2007 - 13.04.2015 tarihleri arasında davalılar tarafından karşılandığını, söz konusu dönemlerde davalılar tarafından düzenlenen faturalar ile davacıdan fazla tahsilat yapıldığının anlaşılması üzerine Bilecik 2. Asliye Hukuk (Ticaret) Mahkemesinde açılan davanın kabul edilerek, davalılardan ...'nin 2.129.843,89 TL, ...'nin ise 1.217.593,11 TL'yi davacıya ödemesine karar verildiğini, istinaf ve temyiz incelemesinden geçen kararın 2022 yılında kesinleştiğini, başlatılan ilamlı icra takibi kapsamında alacağın 13/01/2023 tarihinde tahsil edildiğini, davacı şirketin fazladan ödemiş olduğu bedellerin kendisine iadesinin fatura dönemleri de gözetildiğinde 8 ila 16 yıl arasında sürmüş ve bu haliyle takip dosyasında hesaplanan faiz bedellerinin davacı şirketin gerçek zararını karşılamaktan uzak olduğunu, davacı şirket tarafından 21.09.2007 - 13.04.2015 tarihleri arasında davalılardan 17.702.414,01 kw/h gibi yüksek miktarlı enerji satın alındığı nazara alındığında davacı şirketin gerçek zararının Bilecik 2. Asliye Hukuk (Ticaret) Mahkemesince hüküm altına alınan bedelden kat be kat fazla olduğunu, davacı şirketçe, faturaların ödendiği dönemlerdeki enerji birim fiyatları ile icra takip dosyasında gerçekleştirilen ödeme tarihindeki enerji birim fiyatlarınındaki bariz farklılık gözetildiğinde, denkleştirici adalet kavramı kapsamında davacı şirketin gerçek zararının ödenmesi için işbu davanın açılması gerektiğini, diğer yandan davacı şirketin 21.09.2007 - 13.04.2015 tarihleri arasındaki faaliyeti sırasında enerji birim fiyatının 2070 çarpanı ile hesaplanması sebebi ile oluşan maliyet kalemlerine dayalı kâr/zarar dengesi ile, aynı dönemde enerji birim fiyatının 1035 çarpanı ile hesaplanması sureti ile oluşacak maliyet kalemlerine dayalı kâr/zarar dengesi hesaplandığında bu durumun enerji birim fiyatından kaynaklı zarar dışında müvekkil şirketin kârlılığına da doğrudan etki edecek bir husus olması sebebi ile ayrıca giderilmesi gereken bir zarar unsuru olduğunu belirterek, davalı taraflarca 21.09.2007 - 13.04.2015 tarihleri arasında düzenlenen tüketim faturalarında fazladan tahsil olunan bedeller dolayısı ile davacı şirketin oluşan gerçek zararının denkleştirici adalet ilkesi kapsamında fazlaya ilişkin talep hakları saklı kalmak koşulu ile şimdilik 4.000,00 TL'sinin davalılardan ... A.Ş.'den, 4.000,00 TL'sinin davalılardan ... A.Ş.'den; abonelik sözleşmelerine aykırı olarak fazladan tahsil olunan bedeller sebebi ile oluşan müspet zararının ise fazlaya ilişkin talep hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL'sinin davalılardan ... A.Ş.'den, 1.000,00 TL'sinin davalılardan ... A.Ş.'den her bir alacak kalemi ve her bir fatura için fatura ödeme tarihlerinden itibaren ayrı ayrı olmak üzere işleyecek ticari faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP:Davalı ... vekili ve davalı ... vekili ayrı ayrı sundukları cevap dilekçelerinde, zamanaşımı def'ini ileri sürmüş, davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasında hukuki yarar bulunmadığını bu sebeple davanın usulden reddinin gerektiğini, davanın esası yönünden ise, faturaların, sözleşme ve mevzuata uygun şekilde düzenlendiğini, davacı tarafça faturalara süresi içinde itiraz edilmediğini, icra dosyasına davalı şirketler tarafından işlemiş ticari avans faizi ile birlikte toplam 6.883.148,10 TL tutarında ödeme yapıldığını, söz konusu miktarın ana para tutarının yaklaşık iki katı tutarında olduğunu, somut olayda munzam ve müspet zarar şartlarının oluşmadığını belirterek, haksız davanın reddine karar verilmesini istemişlerdir. MAHKEME KARARI:Mahkemece; davacının davasını somut delillerle ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hükme karşı süresinde davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf talebinde, denkleştirici adalet kapsamında davacı şirketin munzam ve müspet zararının ayrı ayrı hüküm altına alınması taleplerinin -bu tarz davalarda sıklıkla karşılaşıldığı üzere- salt enflasyondan kaynaklı olarak paranın satın alma gücünde meydana gelen erimeden kaynaklı olmayıp, davacı şirket ile davalılar arasında akdolunan abonelik sözleşmeleri uyarınca davalı taraflarca 21/09/2007 - 13/04/2015 tarihleri arasında düzenlenen tüketim faturalarında çarpanın hatalı olarak girilmesi sebebi ile fazladan tahsil olunduğu mahkeme ilamı ile tespit olunan bedeller dolayısı ile -dava tarihi ile ödeme tarihi arasında elektrik enerjisi birim fiyatlarının yaklaşık 25 kat artmış olması gözetilerek- davacı şirketin oluşan gerçek zararının tespiti ve hüküm altına alınması ile abonelik sözleşmelerine aykırı olarak fazladan tahsil olunan bedeller sebebi ile davacı şirketin başta üretim maliyetleri ve bu maliyetlerin satış, karlılık, istihdam olunan personel sayısı gibi diğer hususlar ile olan bağlılığına ilişkin olmak üzere oluşan müspet zararına ilişkin olduğunu, mahkemece, talebin, salt enflasyondan kaynaklı olarak paranın satın alma gücünde meydana gelen erime sebebiyle oluşan zarar şeklinde değerlendirilmesi suretiyle hüküm tesisinin hatalı olduğunu, dava dilekçesinde bildirilen delillerinin tamamı toplanmadan ve kısmen toplanan deliller değerlendirilmeden doğrudan davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasını talep etmiştir. GEREKÇE: Dava, taraflar arasındaki abonelik ilişkisi kapsamında 21/09/2007-13/04/2015 tarihleri arasında düzenlenen tüketim faturalarında çarpanın hatalı girilmesi sebebiyle davalılara yapılan fazla ödeme nedeniyle uğranıldığı iddia edilen munzam ve müspet zararın tazmini talebine ilişkindir. Uyuşmazlık, davanın ispat edilip edilemediği noktasında toplanmaktadır. HMK'nun ispat yükünü düzenleyen 190. maddesine göre ispat yükü; kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. 4721 sayılı TMK'nın 6. maddesi gereğince, kural olarak, herkes iddiasını ispat etmekle yükümlüdür. Gerek doktrinde, gerek Yargıtay İçtihatlarında kabul edildiği üzere ispat yükü hayatın olağan akışına aykırı durumu iddia eden ya da savunmada bulunan kimseye düşer. Öte yandan ileri sürdüğü bir olaydan kendi yararına haklar çıkarmak isteyen kimse iddia ettiği olayı kanıtlamakla yükümlüdür. İncelenen dosya kapsamı itibariyle, mahkemece 05/10/2023 tarihli ön inceleme duruşmasında davacı vekiline, tüm delillerini ibraz etmesi ve 2007-2015 yıllarına ait ticari defter ve dayanak belgelerini sunması veya yerlerini bildirmesi için ihtarat yapılmak suretiyle kesin süre verildiği ancak verilen kesin süre içinde davacı tarafça ara karar gereğinin yerine getirilmediği anlaşılmıştır. Bu durumda, dosya kapsamı, mevcut delil durumu, ileri sürülen istinaf sebepleri ve özellikle kararda belirtilen gerekçelere göre davacı tarafın iddialarını ispat edemediği göz önünde bulundurulduğunda mahkemece; verilen kararda isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığından davacı vekilinin istinaf talebinin HMK.'nun 353/1/b-1.maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE karar vermek gerekmiştir. İnceleme, 6100 sayılı HMK.'nın 355. md. hükmüne göre istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. HÜKÜM :Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf talebinin HMK.'nın 353/1/b-1.maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Eksik alınan 304,40 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin kendi üzerlerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde 6100 sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yolu açık olmak üzere 02/04/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi. Başkan e-imzalıdır Üye e-imzalıdır Üye e-imzalıdır Katip e-imzalıdır