4. Hukuk Dairesi 2014/11846 E. , 2015/9559 K. "" MAHKEMESİ : Kaş Asliye Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 26/12/2013 NUMARASI : 2010/142-2013/721 Davacı M.. Ş.. vekili Avukat Ayhan tarafından, davalı D. Gazetecilik A.Ş. ve diğeri aleyhine 07/05/2010 gününde verilen dilekçe ile manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 26/12/2013 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalılar vekili tarafından süresi içinde istenilmekle…
**4. Hukuk Dairesi 2014/11846 E. , 2015/9559 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Kaş Asliye Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 26/12/2013 NUMARASI : 2010/142-2013/721 Davacı M.. Ş.. vekili Avukat Ayhan tarafından, davalı D. Gazetecilik A.Ş. ve diğeri aleyhine 07/05/2010 gününde verilen dilekçe ile manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 26/12/2013 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalılar vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü. Dava, basın yoluyla kişilik haklarına saldırıya dayalı manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir. Davacı, Kalkan Beldesi'nin önceki iki dönem belediye başkanlığını yaptığını, Milliyet Gazesi'nin Akdeniz ekinde 28/01/2010 tarihinde "Yağma koyu!" ve 05/02/2010 tarihinde "Kalamar yağması Meclis'te" başlıklarıyla yapılan haberler ile kamuoyunda küçük düşürülmeye çalışıldığını, kişilik haklarına saldırı niteliği taşıyan ifadeler kullanıldığını ileri sürerek, manevi tazminata hükmedilmesini istemiştir. Davalılar ise, davanın reddedilmesi gerektiğini savunmuşlardır. Mahkemece, dava konusu her iki haber nedeniyle davacının kişilik haklarına saldırıda bulunulduğu, haberin veriliş şeklinin ve içeriğinin gerçeği yansıtmadığı gerekçesiyle istemin kısmen kabulüne karar verilmiştir. Basın özgürlüğü, Anayasanın 28. maddesi ile 5187 sayılı Basın Yasası'nın 1. ve 3. maddelerinde düzenlenmiştir. Bu düzenlemelerde basının özgürce yayın yapmasının güvence altına alındığı görülmektedir. Basına sağlanan güvencenin amacı; toplumun sağlıklı, mutlu ve güvenlik içinde yaşayabilmesini gerçekleştirmektir. Bu durum da halkın dünyada ve özellikle içinde yaşadığı toplumda meydana gelen ve toplumu ilgilendiren konularda bilgi sahibi olması ile olanaklıdır. Basın, olayları izleme, araştırma, değerlendirme, yayma ve böylece kişileri bilgilendirme, öğretme, aydınlatma ve yönlendirmede yetkili ve aynı zamanda sorumludur. Basının bu nedenle ayrı bir konumu bulunmaktadır. Bunun içindir ki, bu tür davaların çözüme kavuşturulmasında ayrı ölçütlerin koşul olarak aranması, genel durumlardaki hukuka aykırılık teşkil eden eylemlerin değerlendirilmesinden farklı bir yöntemin izlenmesi gerekmektedir. Basın dışı bir olaydaki davranış biçiminin hukuka aykırılık oluşturduğunun kabul edildiği durumlarda, basın yoluyla yapılan bir yayındaki olay hukuka aykırılık oluşturmayabilir. Ne var ki basın özgürlüğü sınırsız olmayıp, yayınlarında Anayasa'nın Temel Hak ve Özgürlükler bölümü ile Türk Medeni Kanunu'nun 24 ve 25. maddesinde yer alan ve yine özel yasalarla güvence altına alınmış bulunan kişilik haklarına saldırıda bulunulmaması da yasal ve hukuki bir zorunluluktur.