Danıştay 6. Daire Başkanlığı 2020/4019 E. , 2024/3512 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ALTINCI DAİRE Esas No : 2020/4019 Karar No : 2024/3512 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... Büyükşehir Belediye Başkanlığı-... VEKİLLERİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) :... Bakanlığı-ANKARA VEKİLİ : Av. ... MÜDAHİL (DAVALI YANINDA): ... Turizm Yatırımları Ortak Girişim A.Ş. VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen inc
Danıştay 6. Daire Başkanlığı 2020/4019 E. , 2024/3512 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ALTINCI DAİRE Esas No : 2020/4019 Karar No : 2024/3512 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... Büyükşehir Belediye Başkanlığı-... VEKİLLERİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) :... Bakanlığı-ANKARA VEKİLİ : Av. ... MÜDAHİL (DAVALI YANINDA): ... Turizm Yatırımları Ortak Girişim A.Ş. VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Muğla ili, ... ilçesi, ... Mevkii, ... Turizm Alanı (II. Kısım) I. ve II. derece doğal sit alanında kalan bölgeyi kapsayan, Çevre ve Şehircilik Bakanlığının 07/09/2015 tarihli oluru ile onaylanan ve 19/01/2016 tarihli oluruyla itirazlar reddedilmek suretiyle kesinleştirilen 1/5000 ölçekli koruma amaçlı nazım imar planı ve 1/1000 ölçekli koruma amaçlı uygulama imar planının iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; yerinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi üzerine düzenlenen rapor ile dosyadaki bilgi ve belgelerin birlikte değerlendirilmesi sonucu, dava konusu koruma amaçlı 1/5000 ölçekli revziyon nazım ve 1/1000 ölçekli revziyon uygulama imar planıyla getirilen turizm ve günübirlik kullanım kararlarının yakın çevrenin fiili kullanım durumu, morfolojik yapı ile mekansal-işlevsel kullanım kararları, plân yapma yetki ve sorumluluğu bağlamında plân bütünlüğü-sürekliliği ilkesi açısından tutarlı olduğu, dava konusu plânlar ile üst ölçekli planların (1/100.000 ve 1/25.000 ölçekli) mekansal-işlevsel kullanım kararlarının gerek farklı statü alanları, gerekse sektörel kararları bağlamında ölçeğin gerektirdiği ayrıntıya esas olmak üzere bütünlük-tutarlık gösterdiği, bu yönüyle dava konusu plânların, "plânların kademeli birlikteliği" ilkesine uygun olduğu, ilk bilirkişi raporunda; dava konusu plânlarla golf alanı kullanım kararı getirilen alanlar için 1/100.000 ölçekli çevre düzeni plân revizyonunda golf alanı kullanımının öngörülmemiş olması nedeniyle dava konusu plânların golf alanı kullanım kararı yönünden 1/100.000 ölçekli çevre düzeni plânı revizyonu plân hükümleriyle çeliştiği ve plânların kademeli birlikteliği ilkesine aykırı olduğu belirtilmişse de, 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planının, üzerinden ölçü alınmayan ve uygulamaya esas olmayan, ölçeğin gerektirdiği ayrıntıya göre hazırlanan lekesel-ilkesel plân olarak alt ölçekli plânlama çalışmalarına vurgu yapan plânlar niteliğinde olması, Aydın-Muğla-Denizli Plânlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Plânı Revizyonu Plân Açıklama Raporunda alt ölçekli plân kararlarına vurgu yapılması, 25/04/2006 onay tarihli 1/25.000 ölçekli çevre düzeni plânında da plânlama alanı için turizm tesis alanları, günübirlik tesis alanları ve golf alanı işlevsel kullanım kararların belirlenmiş olması nedenleriyle dava konusu imar plânlarının golf alanı kullanım kararı yönünden üst ölçekli plânlarla uyumlu olduğu ve plânların kademeli birlikteliği ilkesine aykırılık teşkil etmediği, I. ve II. derece doğal sit alanını kapsayan dava konusu imar plânlarında; doğal sit alanı statüsündeki koruma alanları ile taşkın alanları, jeolojik alanlara ilişkin imar ve koruma mevzuatı ile ilke kararları esas alınarak plânlama kararlarının üretildiği, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü görüşü esas olmak üzere taşkın sınırının, taşkın etkisi altındaki alan ve sınırlarının, jeolojik yerleşime uygunluk sınırı ve jeolojik alanların, kıyı alanlarına ilişkin statülerin (dava konusu her iki plânda da) plân paftasına ve lejantına aktarıldığı, farklı statü sınırları bakımından I. ve II. derece doğal sit alanları ve sınırlarının, Deniz Kaplumbağları Yuvalama Alanları Koruma Bölgesi sınırları ile Orman Alanları gibi doğal koruma alanlarının plân paftası ve lejantı içerisinde tanımlandığı, Dalaman çayı kıyısına yönelik olarak dava konusu plânlara ait analitik etüt haritaları ve plân araştırma raporunun, plân açıklama raporu ve plân paftasıyla birlikte değerlendirilmesinden; önemli alan kodlaması altında söz konusu alanda uygulama sürecine ilişkin gerekli ve zorunlu önlem ve tedbirlere uyulmak sartıyla golf sahası yapımının uygun görüldüğü, plânlama sürecine ilişkin analitik etüt haritaları, eşik analizi, su ve taşkın durumu haritaları ile uzman görüşlerinin ve DSİ görüş yazısında yer alan alanın taşkın etkisinde kalan alan olduğu ve taşkın su yüksekliğinin 3 metre olarak belirlenmesine ilişkin tespitlerin dava konusu her iki planın plân paftası ve plân notlarına aktarıldığı, Dalaman çayı ve çevresinin 4373 sayılı Taşkın Sular ve Su Baskınlarına Karşı Korunma Kanunu uyarınca Bakanlar Kurulu kararı ile tespit ve ilan edilen taşkın alanlar kapsamında kalmadığı hususu da göz önüne alındığında, dava konusu plânlar kapsamında, Dalaman çayı ve etki alanındaki yapılaşmanın taşkın etki alanı ve önemli alanlar olarak gerekli ve zorunlu önlemler alınması koşuluna bağlanmasının söz konusu alan için taşkın bölge öngörüsü niteliğinde olduğu, bu nedenlerle, dava konusu imar plânlarının sit alanı içindeki faaliyetlerin doğal afetlere karşı güvenli ve dayanıklı kılınması ve tarihi, kültürel ve doğal çevresinin korunması ile alana özgü stratejiler geliştirilmesi ilkeleri bakımından uygun olduğu, dava konusu imar plânlarının plân paftası ve plân lejantı içeriğinde, ölçeğin gerektirdiği ayrıntıda imar mevzuatı esas alınarak gösterim tekniklerinin kullanıldığı, arazi kullanım kararları ve ulaşım sistemine ilişkin alanların ifade edildiği, tasarım ve uygulama ilkeleri ile yapılaşma düzen ve koşullarının tanımlandığı ve farklı statü alanlarına yönelik kararlar üretildiği, plan paftası ve plan lejantı gösterim teknikleri ile plân raporu ve plân notları içerikleri açısından uygun ve tutarlı olduğu, turizm ve günübirlik sektörel kullanım alanlarının gerektireceği teknik altyapı alanlarının yeterince oluşturulmuş olduğu, planlama alanı kapsamında ilgili kurum-kuruluş görüşlerinin alınması, doğal sit alanı statüsündeki koruma alanları ile taşkın alanları ve jeolojik alanlara ilişkin imar ve koruma mevzuatı esas alınarak plânlama kararlarının üretilmesi, sektörel bağlamda turizm odaklı gelişmenin öngörülmesi, yapılaşma değerlerinin ve yapı yoğunluklarının doğal miras gözetilerek belirlenmesiyle, ekolojik kaynak ve değerler ile doğal kaynakların korunması ve arazi kullanım, ulaşım sistemi kararları açısından dava konusu plânlarda kamu yararı ile bireysel yarar arasındaki dengenin gözetildiği anlaşıldığından, dava konusu koruma amaçlı 1/5000 ölçekli revziyon nazım ve 1/1000 ölçekli revziyon uygulama imar plânlarının mevzuat hükümlerine, plânlama ilkelerine, şehircilik esaslarına ve kamu yararına uygun olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve istinaf dilekçelerinde ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, idare mahkemesi tarafından iki farklı bilirkişi raporu olmasına rağmen anılan raporlar arasındaki çelişki giderilmeden karar verildiği bu nedenle idari dava dairesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından, usul yasaya uygun olan İdari Dava Dairesi kararının onanması gerektiği belirtilerek temyiz istemin reddi gerektiği savunulmuştur. Davalı yanında müdahil tarafından, Savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ...'IN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra 29.10.2021 tarihli ve 31643 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 85 sayılı Bazı Cumhurbaşkanlığı Kararnamelerinde Değişiklik Yapılması Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 1. maddesi ile 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin Altıncı Kısmının Dördüncü Bölümünün başlığının Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, 2. maddesi ile de aynı Kararnamenin 97. maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesinde yer alan "Çevre ve Şehircilik" ibaresinin "Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği" şeklinde değiştirildiği görüldüğünden, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı yerine, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının davalı olarak belirlenmesi suretiyle işin gereği görüşüldü İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY : Muğla ili, ... ilçesi, ... Turizm Alanı (II. Kısım) kapsamında, I. ve II. derece doğal sit alanında kalan bölgeyi kapsayan alanda geçerli olmak üzere koruma amaçlı 1/5000 ölçekli revizyon nazım ve 1/1000 ölçekli revziyon uygulama imar plânlarının Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının 07/09/2015 tarihli oluruna istinaden onaylanarak, 05/10/2015-03/11/2015 tarihleri arasında askıya çıkarıldığı, askı süresi içinde davacı idare tarafından plânlara itiraz edildiği, yapılan itirazın 19/01/2016 tarihli işlemi ile reddedilmesi üzerine bakılan davanın açıldığı anlaşılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunun 31. maddesinde; "Bu Kanunda hüküm bulunmayan hususlarda; hakimin davaya bakmaktan memnuiyeti ve reddi, ehliyet, üçüncü şahısların davaya katılması, davanın ihbarı, tarafların vekilleri, dosyanın taraflar ve ilgililerce incelenmesi, feragat ve kabul, teminat, mukabil dava, bilirkişi, keşif, delillerin tespiti, yargılama giderleri, adli yardım hallerinde ve duruşma sırasında tarafların mahkemenin sukünunu ve inzibatını bozacak hareketlerine karşı yapılacak işlemler, elektronik işlemler ile ses ve görüntü nakledilmesi yoluyla duruşma icrasında Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu hükümleri uygulanır. Ancak, davanın ihbarı Danıştay, mahkeme veya hakim tarafından re'sen yapılır. Bilirkişiler, bilirkişilik bölge kurulları tarafından hazırlanan listelerden seçilir ve bilirkişiler hakkında Bilirkişilik Kanunu ve 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun ilgili hükümleri uygulanır.'' hükmüne yer verilmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 281. maddesinin 2.fıkrasında; "Mahkeme, bilirkişi raporundaki eksiklik yahut belirsizliğin tamamlanması veya açıklığa kavuşturulmasını sağlamak için, bilirkişiden, yeni sorular düzenlemek suretiyle ek rapor alabileceği gibi, tayin edeceği duruşmada, sözlü olarak açıklamalarda bulunmasını da kendiliğinden isteyebileceği, 3.fıkrasında; mahkeme, gerçeğin ortaya çıkması için gerekli görürse, yeni görevlendireceği bilirkişi aracılığıyla, tekrar inceleme de yaptırabileceği", 6754 sayılı Bilirkişilik Kanunun 3/7.maddesinde de; "Aynı konuda bir kez rapor alınması esastır; ancak rapordaki eksiklik veya belirsizliğin giderilmesi için ek rapor istenebileceği" düzenlenmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Dosyanın incelenmesinden, idare mahkemesince uyuşmazlığın çözümlenmesi için yerinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu iki farklı bilirkişi heyetinden rapor alınmış, ikinci bilirkişi heyeti raporu ve ek rapor esas alınarak hüküm kurulmuştur. Birinci bilirkişi tarafından verilen raporda, dava konusu bölgede planlanan golf alan kullanımının, üst ölçekli plan ile golf turizminin gelişmesinin öngörüldüğü alanlar arasında yer almadığı hususu dikkate alındığında, dava konusu plandaki golf alanı kullanım kararlarının üst ölçekte Aydın- Muğla-Denizli Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı Revizyonu plan hükümleri ile çeliştiği ve planların kademeli birlikteliği ilkesine aykırı olduğu, dava konusu planlara dayanak teşkil eden 1/25000 ölçekli çevre düzeni planında dava konusu alana ilişkin kullanım kararlarının “golf alanı” kullanımı itibarıyla üst ölçekte 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı kullanım kararları ve hükümleriyle uyumlu olmadığı; dava konusu planların 04.06.2014 tarihinde 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planının yürürlüğe girmesi sonrasında onaylanmasına karşın, üst ölçekli plan kararlarının dikkate alınmadığı, üst ölçekli plan kararları doğrultusunda revize edilmesi gerekirken, plan değişikliği ile yoğunluk artışı getirilmiş olması nedeniyle plan hiyerarşisine uygun olmadığı, ve planlama esasları itibarıyla doğru bir referans teşkil edemeyeceği, dava konusu planlara ilişkin plan notlarında uyuşmazlık konusu alanda taşkın alan etkisinin minimize edilebilmesi için su akışı önlemine ilişkin (subasman kotu haricinde) herhangi bir yapılaşma hükmüne yer verilmemiş olması nedeniyle, plan kararlarının oluşturulmasında akarsu kıyısı alanlarında bir tampon alan önerisinin planlama esasları itibarıyla gerekli olduğu hususu dikkate alındığında, dava konusu planlar ile Dalaman Çayı kıyısı için tampon alan öngörülmemiş olmasının planlama esasları, şehircilik ilkeleri ve kamu yararına uygun olmadığı, dava konusu 1/1000 ölçekli koruma amaçlı uygulama imar planında taşkın etkisi altındaki alanların gösterilmemiş olması ve uygulama ölçeğinde anılan alanlardaki yapılaşma düzenine ilişkin açıklayıcı hükümler tarif edilmemiş olmasının planlama esasları ve plan tekniğine uygun olmadığı, dava konusu plan sınırları içerisinde 4373 sayılı Kanun hükümleri gereği tüm yapılaşmalardan arındırılması gereken taşkın etkisi altındaki alan statüsünde olan bir bölgenin bütünüyle golf alanı kullanımına tahsis edilerek yapılaşmaya açılmış olmasının bu anlamda planlama esaslarına, şehircilik ilkelerine ve kamu yararına uygun olmadığı tespitlerine yer verilmiştir. İkinci bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen raporda ise yukarıda anılan birinci bilirkişi raporunda iptal sebepleri olarak gösterilen konulara ilişkin, dava konusu 1/5.000 ölçekli koruma amaçlı nazım imar planı ve 1/1.000 ölçekli koruma amaçlı uygulama imar planları ile üst ölçekli planlar niteliğindeki 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı ve 1/25.000 ölçekli çevre düzeni planı mekânsal–işlevsel kullanım kararlarının; gerek farklı statü alanı kararları gerekse sektörel kararları bağlamında ölçeğin gerektirdiği ayrıntı esas olmak üzere bütünlük–tutarlık gösterdiği, kademeli birliktelik ilkesi açısından uygun–tutarlı olduğunun değerlendirildiği, plan açıklama raporu içeriği incelendiğinde III.2.4. DSİ başlığı altında; “…Planlama alanı Dalaman Nehrinin taşkın etki alanında kalmaktadır....bu alanlardaki taşkın su yüksekliği 3 m olarak tespit edilmiştir. Yani 3 m. yüksekliğe kadarki alanlar taşkın etkisi altındaki alanlar olarak belirlenmiştir…” ifadesi ile taşkın alanlarının “mekânsal–konumsal durum” ile “işlevsel kullanımlar” bağlamında taşkın etkisi/riski altındaki alanların tanımlandığı, sonuç olarak; koruma amaçlı nazım ve uygulama imar planlarının; analitik etüt haritaları ile uzman görüşleri, plan araştırma–açıklama raporları kapsamında öngörülen plan kararları ile plan paftası ve plan notları bağlamında değerlendirilmesi sonucu;Dalaman Çayı kıyısında tampon alan öngörülmemesi bakımından; planlama sürecine ilişkin analitik etüt haritaları, özellikle eşik analizi ve su ve taşkın durumu haritaları ile uzman görüşleri ve Devlet Su İşleri görüş yazısı içeriğindeki tespitlerin, dava konusu koruma amaçlı nazım ve uygulama imar planları plan paftası ve plan notlarına aktarıldığı, bu çerçevede, zemin durumu ve taşkın durumuna ilişkin önlemli alanlar kodu bağlamında özellikle uygulama sürecine ilişkin önlem ve tedbirlerin ifade edildiği, buna karşılık, Dalaman Çayı kıyısında tampon alan öngörüsü olarak herhangi bir karar belirlenmediğinin düşünülebileceği, ancak taşkın sahası/tampon alan öngörüsünün, 4373 sayılı Taşkın Sular ve Su Baskınlarına Karşı Korunma Kanunu, 1. maddesi uyarınca Bakanlar Kurulu Kararı ile tespit edilebileceğine ilişkin hükmü esas olmak üzere Dalaman Çayının 17.04.1951 tarihli, 12920 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile belirlenen taşkın alanları kapsamında olmadığı, kaldı ki, gerek analitik etüt haritaları gerekse plan notlarında Dalaman Çayı ve yakın etki alanlarında taşkın etki alanı ve önlemli alanlar olarak gerekli–zorunlu önlemler ve tedbirler alınmak kaydıyla yapılaşma öngörüldüğü, bu ifadelerin “koruma–kullanma ve yapılaşma bağlamında önlem–tedbirlerine ilişkin içeriği” bakımından tampon bölge öngörüsü olarak değerlendirilebileceği tespitlerine yer verilmiştir. Yukarıda belirtilen mevzuat hükümleri incelendiğinde; farklı bilirkişilerce hazırlanan raporlar arasında çelişki var ise bu çelişkinin giderilmeden karar verilemeyeceği, Mahkemece raporlar arasındaki bu çelişkinin yeni bir bilirkişi raporu almak suretiyle giderilmesi gerektiği açıktır. Uyuşmazlıkta iki farklı bilirkişi kurulundan alınan raporların, dava konusu imar planlarında golf alanının 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planına uygun olup olmadığı ve taşkın etki alanında tampon bölge düzenlenmesine ilişkin kısmı bakımından birbiriyle çeliştiği sabittir. Bu durumda, Mahkemece farklı bir bilirkişi heyetinden yeni bir bilirkişi raporu almak suretiyle çelişkinin giderilmesi gerektiği, mevcut bilirkişilerden ek rapor alarak çelişkinin giderilmesinden bahsedilemeyeceğinden çelişkiler gerekçeleriyle ortadan kaldırılmaksızın ikinci bilirkişi raporu ve ek raporu hükme esas alınarak verilen karara karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine dair Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararında isabet bulunmamaktadır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. 2577 sayılı Kanunun 49. maddesine uygun bulunan davacının temyiz isteminin kabulüne, 2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Mahkeme kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:...sayılı kararının BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 03/06/2024 tarihinde, kesin olarak, oybirliğiyle karar verildi.