İSTİNAF KARAR TARİHİ: 15/04/2026 İlk Derece Mahkemesince verilen kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; DAVA: Davacı vekili;müvekkili şirketin davalı tarafa faturalarda belirtilen tüm kitapları sattığını, davalı şirketinde müvekkili şirketten satın aldığı kitapları ... 2021-2022 Eğitim Öğretim yılında okuttuğunu, müvekkili şirketin edimini yerine getirdiğini, bu doğrultuda talep edilen tüm kitapları süresi…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ ESAS NO: 2023/2499 KARAR NO : 2026/696 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 05/07/2023 NUMARASI : 2022/625 Esas - 2023/580 Karar DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 15/04/2026 İlk Derece Mahkemesince verilen kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; DAVA: Davacı vekili;müvekkili şirketin davalı tarafa faturalarda belirtilen tüm kitapları sattığını, davalı şirketinde müvekkili şirketten satın aldığı kitapları ... 2021-2022 Eğitim Öğretim yılında okuttuğunu, müvekkili şirketin edimini yerine getirdiğini, bu doğrultuda talep edilen tüm kitapları süresinde eksiksiz davalı şirkete teslim ettiğini, buna karşılık davalı tarafın borcunu ödemediğini, davalının cari hesap ekstresinde görülen 2.641.687,92-TL bakiye borcunu ödememesi üzerine davalı borçlu aleyhine İstanbul Anadou 10. İcra Dairesinin... Esas sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalı tarafın takibe itiraz ettiğini belirterek itirazın iptali ile davalının % 20 'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP: Davalı vekili; müvekkili şirketin ... markasının sahibi olduğunu, davacının hiçbir alacağı bulunmadığını, davacı tarafın işbu dosyaya sunduğu delillerin iddiasını ispatlayamadığını,müvekkili şirketin ticari kayıtları incelendiğinde davacının alacağı bulunmadığının ispat edileceğini, davacının dava dilekçesi ile iddia ettiği şekilde ürün satışı gerçekleştirdiğini ve ödemenin yapılmadığını ispat edemediğini, davacının iddia ettiği ticari satım ilişkisine ait sözleşme aslını dahi ibraz edemediğini, davacının dava dilekçesi incelendiğinde dava dilekçesi ekinde cari hesap özeti ve düzenlediği faturayı alacağın ispatı olarak sunduğunun görüldüğünü, ancak davacı tarafından fatura düzenlenmesinin hiçbir suretle alacağın ispatı niteliği taşımadığını, maillerin taraflarına tebliğ edilmediğini, davacı tarafından talep edilen kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEME KARARI: Mahkemece; Mali bilirkişi aracılığı ile tarafların ticari defterlerinin incelenmesi sonucunda düzenlenen raporda; her iki tarafın 2019-2022 yıllarına ilişkin ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, sahibi lehine delil niteliği taşıdığı,davacının tarihi itibari ile 2.641.687,92-TL alacaklı olduğunun kayıtlı olduğu kayıtlardaki tek farkın davalı tarafından davacı borcuna 28.01.2022 tarihinde kaydedilen davalının 309.050-TL bedelli iade faturası olduğunun tespit edildiği, ancak bu faturanın davalı tarafça dosyaya ibraz edilemediği, e fatura ortamında davacı tarafa tebliğ edilmediği,celp olunan BA formlarında davacı tarafça düzenlenen tüm faturaların vergi dairesine bildirilmiş olması nedeni ile bu faturanın borçtan düşülmediği takip tarihi itibari ile davacının davalıdan 2.641.687,97-TL alacağı bulunduğundan itirazın iptaline, alacağa takip tarihinden itibaren avans faizi işletilmesine, %20 oranda icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili; Mahkemenin gerekçeli kararında hiçbir somut gerekçe gösterip dayanak sunmadığını, müvekkil şirket tarafından malların alındığı ispat edilmemesine rağmen icra takibine başlandığından haklı olarak itiraz edildiğini ,e-faturaların herhangi bir ispat kabiliyetine haiz olmadığını, TTK nın 21/1 incelendiğinde fatura istenebilmesi ve düzenlenip verilebilmesi için, geçerli bir sözleşmenin varlığının şart olması gerektiğini,itiraza uğramayan faturaların dahi teslimi kanıtlamayacağını, tarafların ticari defterlerindeki kayıtların birbirine aykırı olması nedeniyle işbu defterlerin delil vasfına haiz olmadığını,likit bir alacak söz konusu olmadığından icra inkâr tazminatının yasal koşulları oluşmadığını ileri sürerek kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. GEREKÇE: Dava, cari (açık)hesap alacağının tahsili istemine ilişkin başlatılan icra takibine vaki itirazın iptaline ilişkindir. Kural olarak fatura konusu mal veya hizmetin teslimini ispat külfeti davacı satıcıya ait olup, yasal delillerle desteklenmediği sürece fatura ve davacı defter kayıtları tek başına alacağın varlığını kanıtlamaz. Dolayısıyla davacı, fatura konusu mal veya hizmetin davalıya teslim edildiğini kanıtlamak zorundadır. Davacı bu iddiasını, uyuşmazlığın miktarına göre yazılı delille kanıtlamalıdır. Tarafların ticari defterlerinde yapılan incelemede ;her iki yanın 2019-2022yıllarında tuttuğu ticari defterlerinin kanuna uygun tutulduğu ve sahibi lehine delil vasfında bulunduğu,davacı tarafından 2021 yılında 8 adet e-fatura düzenlediği , e-faturaların süresinde reddedilmediği.getirtilen BA-BS formlarında her iki tarafın KDV hariç 8 fatura ile 7.066.026,28 TL tutarında mal alım-satımını bildirdiği,2021 yılında davacının düzenlediği, 8 adet faturaya davalının ödemeleri ve bir adet iade faturasından sonra 2021 yılı sonunda 3.188.913,89-TL borç bakiyesi oluştuğu, 04.02.2022 tarihine kadar yapılan ödemelerden sonra davalının borç bakiyesinin 2.641.687,92- TL ye düştüğü,davalının kayıtlarında 28.01.2022 tarihli 309.050-TL bedelli iade faturasının davacıda bulunmadığı ,davalının ticari defterlerinde davacıya 2.332.637,92-TLborç kaydı bulunduğu, iade faturasının ibraz edilemediği, içeriğinin bilinmediği, davacıya tebliğ edilmediği anlaşılmaktadır.Davalı vekili alacağın kanıtlanamadığını ileri sürmekte ise de; faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması birbirinden farklıdır. 6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddeye göre faturaya itiraz edilmemiş ise içeriği kesinleşir ise de akdî ilişkinin yazılı delillerle ispatı gerekir. Fatura ticari defterlere kayıt edilmiş ise artık faturanın delil olmasıyla ilgili bu maddeye değil ticari defterlerin delil olmasıyla ilgili HMK'nın 222. maddesine bakmak gerekir. Bu nedenle ticari defterlere kaydedilmiş fatura akdi ilişkinin varlığını da kanıtlar.Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır ve fatura nedeniyle mal veya hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir. Davalı taraf ise bu yolda bir delil göstermemiş soyut şekilde borcu olmadığını ileri sürmekle yetinmiştir. Davalı vekilinin,mahkeme kararının gerekçesiz olduğu, alacağın kanıtlanamadığına ilişkin tüm istinaf sebepleri yerinde değildir.Açıklanan nedenlerle; açık hesap içeriği faturaların her iki tarafın e-defterlerinde kayıtlı bulunduğu,davalının davacıya 2.641.687,92-TL borçlu bulunduğunun kabulü ile itirazın iptaline ve davalının kendi ticari defterlerinde kayıtlı bulunan alacağın bilgisinde olduğu da gözetilerek likit olduğunun kabulü ile davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varıldığından istinaf nedenleri yerinde olmayan davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 180.453,70-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 45.113,43-TL harcın mahsubu ile kalan 135.340,27-TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davalı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, davacı tarafından yapılan 23-TL istinaf yargı giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraflara tebliğine, HMK'nın 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi.15/04/2026