Başvuru, adli yargıda görülen kamulaştırmasız el atma nedeniyle tazminat davasının kabulüne ilişkin kararın onanmasından sonra yürürlüğe giren kanun değişikliği ile davanın idari yargının görev alanına dahil edilmesi üzerine karar düzeltme aşamasında kararın bozulması ve ilk derece mahkemesince yargı yolu bakımından görevsizlik kararı verilmesi nedeniyle silahların eşitliği ilkesinin ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, adli yargıda görülen kamulaştırmasız el atma nedeniyle tazminat davasının kabulüne ilişkin kararın onanmasından sonra yürürlüğe giren kanun değişikliği ile davanın idari yargının görev alanına dahil edilmesi üzerine karar düzeltme aşamasında kararın bozulması ve ilk derece mahkemesince yargı yolu bakımından görevsizlik kararı verilmesi nedeniyle silahların eşitliği ilkesinin ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 28/4/2014 tarihinde İzmir Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir. İkinci Bölüm İkinci Komisyonunca 21/7/2014 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından 25/3/2016 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, başvuruya ilişkin görüş bildirmemiştir. A. Olaylar Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, imar planında eğitim alanı olarak ayrılan ve kamulaştırması yapılmayan taşınmazından yararlanamadığını ileri sürerek ilgili kamu kurumu aleyhine 20/7/2011 tarihinde İzmir Asliye Hukuk Mahkemesinde (Mahkeme) kamulaştırmasız el atma nedeniyle tazminat davası açmıştır. Mahkeme 6/9/2012 tarihli ve E.2011/411, K.2012/336 sayılı kararı ile davanın kabulüne karar vermiştir. Davalının temyizi üzerine anılan karar, Yargıtay Hukuk Dairesinin 25/2/2013 tarihli ve E.2012/25455, K.2013/3028 sayılı ilamı ile onanmıştır. Davalı kurum onama kararına karşı 28/3/2013 tarihinde karar düzeltme yoluna başvurmuştur. Bu arada 4/11/1983 tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun geçici maddesinde 24/5/2013 tarihli ve 6487 sayılı Kanun’la yapılan değişiklik kapsamında, anılan maddenin onuncu fıkrasında, uygulama imar planlarında umumi hizmetlere ve resmî kurumlara ayrılmak suretiyle veya ilgili kanunların uygulamasıyla tasarrufu kısıtlanan taşınmazlar hakkında idari başvuru ve işlemler tamamlandıktan sonra idari yargıda dava açılabileceği, bu madde hükümlerinin karara bağlanmamış veya kararı kesinleşmemiş tüm davalara uygulanacağı düzenlemesine yer verilmiştir. Karar düzeltme talebini inceleyen Yargıtay Hukuk Dairesi 7/11/2013 tarihli ve E.2013/10165, K.2013/19000 sayılı ilamı ile anılan kanun değişikliğini ve Anayasa Mahkemesinin 25/9/2013 tarihli ve E.2013/93, K.2013/101 sayılı kararını gerekçe göstererek davanın idari yargıda görülmesi gerektiğinden bahisle onama kararını kaldırarak Mahkeme kararını bozmuştur. Karar düzeltme ilamının ilgili kısmı şöyledir:“Dava konusu taşınmaz imar planında ortaokul ve eğitim tesisalanı olarak ayrılmış ise de; mahallinde yapılan keşif sonrası alınan bilirkişi raporlarına göre, taşınmaza davalı idarece fiilen el atılmadığı anlaşılmıştır.2013 tarihinde yürürlüğe giren 6487 sayılı yasanın maddesi ile Kamulaştırma Kanununun geçici maddesinde yapılan değişiklik ile; “Uygulama imar planlarında umumi hizmetlere ve resmî kurumlara ayrılmak suretiyle veya ilgili kanunların uygulamasıyla tasarrufu kısıtlanan taşınmazlar hakkında, 3/5/1985 tarihli ve 3194 sayılı İmar Kanununda öngörülen idari başvuru ve işlemler tamamlandıktan sonra idari yargıda dava açılabilir. Bu madde hükümleri karara bağlanmamış veya kararı kesinleşmemiş tüm davalara uygulanır.”hükmü getirilmiştir.Öte yandan Anayasa Mahkemesi’nin 2013 gün 2013/93 Esas, 2013/101 Karar sayılı ilamında da; “Kamulaştırmasız el atmadan söz edilebilmesi için taşınmaz zilyetliğinin idareye geçmesi ve taşınmazın fiilen kamu hizmetine tahsis edilmiş olması gerektiği; imar kısıtlamalarında taşınmazın zilyetliğinin malikte kalmaya devam etmekte olup, yalnızca malikin tasarruf yetkisinin, ilgili mevzuattan kaynaklanan bazı kısıtlamalara maruz kaldığı, bu nedenle imar kısıtlamalarından kaynaklanan tazminat davalarının idari yargıda açılabileceği” kabul edilmiştir.Açıklanan nedenlerle; davanın idari yargıda görülmesi gerektiğinden, dava dilekçesinin görev yönünden reddi yerine, kabulüne dair hükmün bozulması gerekirken onandığıanlaşılmakla;Davalı idare vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 2013 gün ve 2012/25455 Esas - 2013/3028 sayılı onama kararının kaldırılmasına hükmün yukarıda açıklanan nedenlerleBOZULMASINA ... karar verildi.” Mahkemece E.2014/2 sırasına kaydedilen davada bozma ilamına uyularak 20/2/2014 tarihli ve E.2014/2, K.2014/54 sayılı karar ile yargı yolu bakımından görevsizlik nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir. Gerekçeli karar 27/3/2014 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiş; başvurucu, uyma kararı verilen Yargıtay bozma ilamı doğrultusunda verilen karara karşı yeniden temyiz yoluna başvurulmasının etkili bir yol olmadığını belirterek 28/4/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden yapılan araştırmada, 20/2/2014 tarihli yargı yolu bakımından görevsizlik kararının Yargıtay Hukuk Dairesince 30/9/2014 tarihli ve E.2014/8969, K.2014/13674 sayılı ilamla onandığı ve karar düzeltme yoluna başvurulmayan kararın 11/12/2014 tarihinde kesinleştiği tespit edilmiştir.B. İlgili Hukuk 2942 sayılı Kanun’un 6487 sayılı Kanun’la değişik geçici maddesinin onuncu fıkrası şöyledir: “... Uygulama imar planlarında umumi hizmetlere ve resmî kurumlara ayrılmak suretiyle veya ilgili kanunların uygulamasıyla tasarrufu kısıtlanan taşınmazlar hakkında, 3/5/1985 tarihli ve 3194 sayılı İmar Kanununda öngörülen idari başvuru ve işlemler tamamlandıktan sonra idari yargıda dava açılabilir. Bu madde hükümleri karara bağlanmamış veya kararı kesinleşmemiş tüm davalara uygulanır.…” 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun maddesi şöyledir: “ Çözümlenmesi Danıştayın, idare ve vergi mahkemelerinin görevlerine girdiği halde, adli ve askeri yargı yerlerine açılmış bulunan davaların görev noktasından reddi halinde, bu husustaki kararların kesinleşmesini izleyen günden itibaren otuz gün içinde görevli mahkemede dava açılabilir. Görevsiz yargı merciine başvurma tarihi, Danıştaya, idare ve vergi mahkemelerine başvurma tarihi olarak kabul edilir. Adli veya askeri yargı yerlerine açılan ve görevsizlik sebebiyle reddedilen davalarda, görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra birinci fıkrada yazılı otuz günlük süre geçirilmiş olsa dahi, idari dava açılması için öngörülen süre henüz dolmamış ise bu süre içinde idari dava açılabilir.” 12/1/2011 tarihli ve 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili kısmı şöyledir: “Dava şartları şunlardır: ... b) Yargı yolunun caiz olması.” 6100 sayılı Kanun’un maddesinin ilgili kısmı şöyledir: “(1) Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. (2) Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder.”