11. Hukuk Dairesi 2023/2290 E. , 2024/4943 K. MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/250 Esas, 2023/39 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2019/376 E., 2021/191 K. Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurun…
**11. Hukuk Dairesi 2023/2290 E. , 2024/4943 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/250 Esas, 2023/39 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2019/376 E., 2021/191 K. Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü. I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalıların kuracakları şirkette yönetici olması için müvekkiline teklifte bulunduklarını, davalıların ısrarı sonucunda müvekkilinin bu teklifi kabul ettiğini, davacı ile davalılar arasında hem kardan pay verileceği, hem de ücretiyle birlikte sigorta primlerinin ödeneceği taahhüt edilerek sözleşme yapıldığını, anonim şirket sözleşmesi başlığı taşımasına rağmen gerçekte iş sözleşmesi niteliği taşıyan sözleşmeye göre taahhütlerin yerine getirilmemesi halinde davacıya cezai şart ödeneceğinin öngörüldüğünü, ancak verilen taahhütlerin yerine getirilmediğini belirterek davacıya ödenmeyen ücret ve haklar ile öngörülen cezai şartın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1.Davalı ... cevap dilekçesinde; davacıyla aralarında alacak verecek ve ücret vermekle ilgili ne bir taahhüt ne de yazılı bir hizmet sözleşmesi olduğunu, davacının arkadaşı olduğunu ve davacının şirket kurma, yönetim kurulu oluşturma aşamasında "bir başkan lazım o da ben olurum" dediğini ve yönetime girmek istediğini, davacının kendi isteğiyle yönetim kurulu başkanı olduğunu, başkanlık süresi içinde davacının maddi manevi hiçbir kaybı olmadığını, zaten kendi isteğiyle 29.11.2017 tarihinde görevinden istifa ettiğini ve birbirlerinden hiçbir taleplerinin olmadığını, arkadaşlıkları bittikten sonra davacının para isteyip, tehditte bulunduğunu, davacının ilkokul mezunu olup güzellik salonu bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. 2.Davalı ... cevap dilekçesinde; davacıyla aralarında alacak verecek ve ücret vermekle ilgili ne bir taahhüt ne de yazılı bir hizmet sözleşmesi olduğunu, davacının arkadaşı olduğunu ve davacının şirket kurma, yönetim kurulu oluşturma aşamasında "bir başkan lazım o da ben olurum" dediğini ve yönetime girmek istediğini, davacının kendi isteğiyle yönetim kurulu başkanı olduğunu, başkanlık süresi içinde davacının maddi manevi hiçbir kaybı olmadığını, zaten kendi isteğiyle 29.11.2017 tarihinde görevinden istifa ettiğini ve birbirlerinden hiçbir taleplerinin olmadığını, arkadaşlıkları bittikten sonra davacının para isteyip, tehditte bulunduğunu, davacının ilkokul mezunu olup güzellik salonu bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI 1.Kocaeli 5. İş Mahkemesinin 22.01.2019 tarih, 2018/372 E. ve 2019/15 K. sayılı kararıyla şirket yönetim kurulu üyeleriyle şirket arasında bir vekalet akdi olduğundan üyelerin şirkete karşı vekil gibi sorumlu oldukları ve yönetim kurulu üyelerinin sorumluluklarının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununda (6102 sayılı Kanun) özel olarak düzenlendiği ve mutlak ticari dava niteliğinde olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiş, kararın davacı tarafından istinaf edilmesi üzerine Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesinin 29.05.2019 tarih, 2019/1738 E. ve 2019/714 K. sayılı kararıyla davacının istinafının reddine karar verilmiş ve kararın kesinleşmesi üzerine dosya görevli Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmiştir. 2.İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının davalı şirkette yönetici olduğu dönemde alacak hakkının bulunduğu iddiasıyla dava açıldığı, Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün kayıtlarına göre davalı şirketin 04.11.2016 tarihinde tescil edildiği, davalı gerçek kişilerin eşit paylarla şirkette kurucu ortak oldukları, esas sözleşmeye göre davacı ...'nun 3 yıl süre ile yönetim kurulu başkanı olarak seçildiği, davacı ...'nun 29.11.2017 tarihinde kendi isteği ile görevinden istifa etttiği, yönetim Kurulu üyelerinin mali haklarının düzenlendiği 6102 sayılı Kanun'un 394 üncü maddesine göre esas sözleşmede hüküm bulunması ya da genel kurulun bu yönde karar alması durumunda yöneticilere maddi menfaat sağlanabileceğinin belirtildiği, uygulamada esas sözleşmede açıkça yöneticiye mali fayda sağlanmayacağına dair düzenleme bulunmaması yahut genel kurul kararlarında açıkça yöneticilerin mali haklarını engelleyici karar alınmadıkça yöneticilerin huzur hakkını kazanacağının kabul gördüğü, davacının davalı şirkette sigorta girişinin bulunmadığı, bilirkişi raporunda şirketin genel kurulunda yahut esas sözleşmesinde yöneticiye ödenecek bir meblağın belirlenmediğinin tespit edildiği, dosyaya sunulan delillere göre davacının davalı şirkette kağıt üstünde müdür olarak gösterildiği ancak herhangi bir şekilde emek ve mesaisinin bulunmadığı, aksi yönde delil sunulmadığı, itiraz dilekçesi ile duruşmadaki beyanlar üzerine araştırma yapılmış olsa da davalı şirketin vergi borçları nedeniyle davacının sorumlu olduğu açık olup henüz muaccel bir alacakla karşı karşıya bulunmayan şirket yönünden davacının bu iddialarının davaya konu olmadığı gibi dava tarihi itibarıyla söz konusu iddialar yönünden hukuki yararının da bulunmadığı, davacının hiç mesaisi bulunmayan davalı şirketten alacağının olmadığı, davalı şirketin bu yönde bir uygulamasının da bulunmadığı ve dolayısıyla resen bir miktarın takdirine mahal bulunmadığı, cezai şart talebinin ise davanın işçilik alacağı olarak açılmış olması saikiyle talep edildiği, davacının istifa etmiş olması nedeniyle müsbet zararlardan olan cezai şartın fesih üzerine istenemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının 1 yıl anonim şirket yönetim kurulu başkanlığı görevini yürüttüğünü, davacının bu görevi yürütmenin karşılığının ödenmediği açık olduğundan ilk derece mahkemesince davacıya ücret hükmedilmemesinin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, davacının emek ve mesaisi olmadığı için alacak doğurmadığı ve şirketin muaccel borcu olmadığından hukuki yararın yokluğu gerekçeleriyle davayı reddetmesinin hukuka aykırı olduğunu, davacı ile ortaklar arasında imzalanan sözleşmeye göre sözleşmeyi ihlal eden tarafın cezai şart ödemesi gerektiği hususunun gereği gibi değerlendirilmediğini, bilirkişinin kanuni yetkisinin dışına çıkarak hukuki değerlendirme ve görevini aşan inceleme yaptığını, buna rağmen bilirkişi raporunun hükme esas alındığını, yerel mahkemenin gerekçeli kararında sadece bilirkişi raporuna atıf yaparak hüküm kuruduğunu belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacıya ücret ödeneceğine ilişkin esas sözleşmede bir hüküm veya buna ilişkin bir genel kurul kararı bulunduğunun ispatlanamadığı ilk derece mahkemesi kararında isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkilinin 1 yıl boyunca davalı şirketin yönetim kurulu başkanlığı görevini yürüttüğünü, bu görevi karşılığında davacıya hiçbir ücret ödenmediğini, bu konuda müvekkiline vaatte bulunulduğu halde ödeme yapılmadığı, sigorta girişinin de yapılmadığını, 6102 sayılı Kanun'un 394 üncü maddesine göre müvekkilinin huzur hakkı vs. ücret alma hakkı bulunduğunu, açıkça huzur ve diğer alacakların ödenmeyeceği kararlaştırılmadıkça bu hakkın talep edilebileceğini, şirket yönetim kurulu üyesi nihai olarak şirket borçlarından sorumlu olacağından ücretsiz olarak bu görevi üstlenmesinin hayatın olağan akışına ve hakkaniyete aykırı olduğunu, şirketin vergi borçlarıyla davacının muhatap olduğunu, müvekkilinin şirkette emek ve mesaisi olmadığı gerekçesine yer verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, 02.11.2016 tarihli şirket ana sözleşmesine göre sözleşmeyi ihlal eden taraftan cezai şart talep edebileceğini, şirke ana sözleşmesinde müvekkilinin münferiden temsile yetkili kılınmasına rağmen davalıların sözleşmeye aykırı davrandığını, şirketin işleyişiyle ilgili davacıdan onay alınmadığını, bilirkişi raporunda hukuki değerlendirme yapıldığını, mahkeme kararındaki gerekçesinin yetersiz olduğunu ve adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davacının, davalı şirkette yönetim kurulu başkanlığı görevi yaptığı döneme ilişkin şirketten ve davalılardan alacaklı olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. 2. İlgili Hukuk 1.1982 tarihli Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın (1982 Anayasası) 82 nci maddesi. 2. 6102 sayılı Kanun'un 394 üncü maddesi. 3. Değerlendirme 1.Dava, şirket yöneticiliğinden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir. İşbu davanın şirket tüzel kişiliğine yöneltilmesi gerekli ve yeterli olup, diğer şirket ortağı davalılar yönünden açılan davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken mahkemece tüm davalılar yönünden davanın esası hakkında karar verilmesi doğru olmamıştır. 2. Davacı vekilinin davalı şirkete yönetik temyiz istemi yönünden yapılan incelemede; 6102 sayılı Kanun'un 394 üncü maddesi (6762 sayılı Kanun'un 333 üncü maddesi) uyarınca yönetim kurulu üyelerine her toplantı günü için bir ücret verilir. Huzur hakkı ana sözleşmeyle tayin ve tespit edilebilir. Ücret tutarı ana sözleşmeyle gösterilmemişse genel kurulca tayin olunur. Huzur hakkı her toplantı için ayrı ayrı olabileceği gibi aylık olarak belirli bir ücret şeklinde de tespit edilebilir. Bazı ortaklık ana sözleşmelerinde yönetim kuruluna ücret ödeneceği hakkında bir hüküm bulunmamakta veya yönetim kurulu yahut genel kurulca ücret ödenmesine dair herhangi bir karar alınmamaktadır. Ancak bilindiği üzere T.C. Anayasası’na göre angarya yasak olup, burada ayrıca bir vergi kaybı da söz konusu olmaktadır. O halde, bu konuda alınmış bir karar olmasa bile yönetim kurulu üyeleri için uygun bir ücret verilmelidir. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 04.03.1991 tarih, 1991/9421 E., 1464 K. ve 17.11.2008 tarih, 2007/9664 E., 2008/12866 K. sayılı kararları) Bu durum karşısında mahkemece, huzur hakkı alacağı konusunda inceleme yapılarak, gerekirse bilirkişi aracılığıyla davacının ne kadar ücrete hak kazanacağının tespit ettirilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, kararın bu yönden davacı yararına bozulması gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 12.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. .