10. Hukuk Dairesi 2024/2763 E. , 2025/1367 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1413 E., 2023/1772 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Karşıyaka 3. İş Mahkemesi SAYISI : 2021/113 E., 2023/406 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlana
**10. Hukuk Dairesi 2024/2763 E. , 2025/1367 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1413 E., 2023/1772 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Karşıyaka 3. İş Mahkemesi SAYISI : 2021/113 E., 2023/406 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; ...'ın 24.11.2006 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucu vefatı nedeniyle, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla her bir davacı için ayrı ayrı 1.000 TL maddi tazminatın, eşi ... için 30.000,00 TL, çocukları ... için 25.000,00 TL, ... için 20.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müteveffanın davalı işyerinde geçirdiği kalp krizi sonucu vefat ettiğini, işyerinin oksijen tesislerinde bulunan büro ortamında bilgisayarlı kontrol paneli kısmında çalıştığını, olay öncesinde herhangi bir münakaşa ve kavga olmadığının tespit edildiğini, bu haliyle olayın iş kazası olarak değerlendirilemeyeceğini, kusuru bulunmadığını, doğal ölüm sebebiyle davacının maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmasının mümkün olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacılar murisi ...'ın 24.11.2006 tarihinde gece vardiyasında fenalaşarak hayatını kaybettiği, olay tarihinde 41 yaşında olduğu, 16.10.1987 tarihinden beri işyerinde çalıştığı, işe başladığında işyeri hekimi tarafından muayene edildiği, ağır ve tehlikeli işler kapsamındaki bulunan işyerinde çalışabileceğine dair sağlık raporu verildiği, davacıların murisi ...'ın işyerinde oksijen tesisi bölümünde oparetör olarak çalıştığı, bu bölümdeki görevinin, kumanda odasından oksijen tesisinde oksijenin üretim aşamalarını, panodaki elektronik şemadan izlemek olduğu, zaman zaman üretim tesisini kontrol amacıyla gezdiği, işçiyi aşırı efor, fiziksel zorlama içeren işler olmadığı, bu nedenlerle kardiyopulmoner arrest sonucu gelişen iş kazası olayının meydana gelmesinde davalı işverenin bir kusurunun bulunmadığı, davacıların murisi ... 'ın ve üçüncü şahısların da bir kusurunun bulunmadığı, davalı işverenin işyerinde iş sağlığı ve güvenliği önlemlerini almaması söz konusu olmadığı gibi, ... işçinin ölüm sebebinin işyerinden kaynaklanan bir nedenle gerçekleştiğinin de ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği, hükmün davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesinin 29.05.2017 tarih, 2017/818 E.-2017/755 K. sayılı ilamı ile İş Kanunu'nun 77. maddesinin öngördüğü koşulları göz önünde tutarak ve özellikle işyerinin niteliğine göre, işyerinde uygulanması gereken iş sağlığı ve güvenliği yönetmeliğinin ilgili maddeleri incelemek suretiyle işverenin işyerinde alması gereken önlemlerin neler olduğu, hangi önlemleri aldığı, hangi önlemleri almadığı, alınan önlemlere işçinin uyup uymadığı gibi hususlar ayrıntılı bir biçimde incelenmek suretiyle ölen işçinin işyerinde çalışma şartlarının kalp krizini tetikleyip tetiklemeyeceğinin belirlendiği ve iş kazası ile işverenin eylemi arasında illiyet bağı bulunup bulunmadığı, illiyet bulunuyor ise kalp krizinin oluşumunda işverenin kusurunun bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerektiğinden bahisle Adli Tıp Kurumu aracılığıyla iş kazası ve ölüm arasında tıbbi illiyet bağının bulunup bulunmadığına ilişkin rapor alınmasını, sonra da iş gücü sağlığı ve iş güvenliği konularında uzman bir kardiyologun da bulunduğu bilirkişi heyetinden yeni bir kusur raporu alınarak karar verilmesi gerektiğini belirterek mahkemenin kararını kaldırdığı ve bu doğrultuda önce Adli Tıp'tan illiyet bağı ile ilgili rapor; sonra da yeni bir kusur raporu alındığı, Adli Tıp Kurumu 1. Adli Tıp İhtisas Kurulundan alınan mütalada; ölüm anına ait EKG, laboratuar ve röntgen tetkiki gibi ölüm sebebini açıklayabilecek herhangi bir tıbbi belge bulunmadığı ve zamanında otopsi yapılarak dokularda makroskobik histopatolojik ve toskolojik analizler yapılmamış olduğu cihetle; mevcut verilerle kişinin ölüm sebebi ve mekanizması bilinemediğinden iş kazası ile ölüm arasında tıbbi illiyet bağının bulunup bulunmadığı hususlarında değerlendirme yapılamadığının bildirildiği, Bölge Adliye Mahkemesinin ilamı doğrultusunda içinde kardiyolog bulunan 3 kişilik bilirkişi heyetinden kusur yönünden 28.08.2018 tarihli heyet raporu alındığı, alınan kusur raporuna göre; müteveffanın ağır ve tehlikeli işlerde çalışanlara ait 15.10.1987 tarihli işe giriş sağlık raporu ve periyodik kontrollerinin olduğu, sağlık karnesi incelendiğinde kalp rahatsızlığı, hipertansiyon, diyabet gibi kronik bir hastalığının olmadığı, yaptığı işin fiziki anlamda zorlayıcı ve efor sarfedici bir iş olmadığı, işveren tarafından bu çalışma şekliyle ilgili olarak alınması gerekli farklı bir işgüvenliği önlemi bulunmadığı, müteveffanın kalp krizi neticesinde öldüğünü ve meydana gelen iş kazasında davalı işverenin kusurunun bulunmadığının belirlendiği, işverenin kusurlu olduğunun tespit edilemediği ve meydana gelen ölüm olayı ile işvenin eylemi arasında illiyet bağı da kurulamadığı gerekçesi ile davacının davasının reddine karar verildiği, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesinin 17.02.2021 tarih ve 2018/2598 Esas ve 2021/218 Karar sayılı ilamında; bir kez de Adli Tıp II. Üst Kurulundan rapor aldırılmamasının eksiklik olduğu, kaldırma kararında iş gücü sağlığı ve iş güvenliği konularında uzman bir kardiyolog da yer alan bilirkişi heyetinden rapor aldırılması gerektiği belirtilmesine rağmen, kalp damar cerrahi uzmanı bulunan bir heyetten rapor aldırılmasının ve Mahkeme tarafından, işyerinin değerlendirilmesi yerine ölen işçinin sağlık durumunu değerlendirecek şekilde düzenlenen kusur raporuna itibar edilmesinin de doğru olmadığı gerekçesiyle tekrar kaldırıldığı, ortadan kaldırma ilamı doğrultusunda, dosyanın Adli Tıp Üst Kuruluna gönderildiği ve 07.06.2022 tarihli raporda, mevcut verilerle kişinin ölüm sebebi ve mekanizması bilinemediğinden iş kazası ile ölüm arasında tıbbi illiyet bağının bulunup bulunmadığı hususlarında değerlendirme yapılamadığı şeklinde önceki tıbbi değerlendirmeler ile aynı doğrultuda rapor düzenlendiği, yine ortadan kaldırma ilamı doğrultusunda, aralarında kalp damar cerrahisi uzmanı- iş sağlığı ve güvenliği uzmanı olan bilirkişi heyetinden kusura ilişkin rapor alındığı, doktor uzman ile diğer İSG uzmanlarının aynı ayrı rapor tanzim ettikleri, kalp-damar cerrahisi uzmanının raporunda, dava konusu olay çalışma şartları dahil detaylı olarak değerlendirildiği ve illiyet bağının olmadığı, ..., davalı ve üçüncü kişilerin kusurlarının olmadığı, işverenin İSG kuralları çerçevesinde illiyet bağının olmadığı sonucuna ulaşıldığı, doktor dışındaki bilirkişilerin ise, "işverenin iş yerindeki uygulamanın yukarıda belirtilen mevzuat hükümlerine uymadığı, çalışanın fazla mesaiye zorlandığı, vardiyalı sistemin ve uzun çalışma saatlerinin yorucu olduğu, çalışanın daha evvel rahatsızlığı olduğu bilindiği halde durumuna uygun işe alınmadığı, çalışanın sağlık durumunun göz önüne alınarak görevlendirilmesi gerekeceği yasa gereği olduğu halde idare tarafından bu hususlara dikkat edilmediği anlaşılmaktadır." şeklinde değerlendirme yapıldığı, bu durumda raporun kendi içinde çelişkili görülmesi nedeniyle, davacı yanın itirazı da dikkate alınarak," çelişkinin ve ortadan kaldırma ilamının yerine getirilmesi için dosyanın İstanbul Bölge Kurulundan bilirkişi heyetine gönderildiği, 05.04.2023 tarihli heyet raporunda, önceki tüm kusur heyet raporlarının ele alındığı, müteveffanın geçirdiği kalp krizi rahatsızlığında bünyesel faktörlerin %100 etkili olduğunun belirtildiği, esasen bu sonuca "vefat tarihi 24.11.2006 tarihine kadar işyeri hekimince yapılmış olan sağlık muayenelerinde sağlam bulunduğunun tespit edildiği, davaya konu olayın müteveffanın vardiya saatindeki çalışması sırasında meydana geldiği, fazla çalışma yaptığı esnada olayın vuku bulmadığı, çalışanın vefatı ile neticelenen olayın öncesinde müteveffanın fazla süreli çalışma yaptığına dair dosyada somut bilgi ve belge bulunmadığının, müteveffanın davalı işyerinde sağlık kontrollerinde iştirak ederek periyodik olarak sağlık kontrolünden geçtiği, sağlık muayenelerinde bulgularının normal seyir ettiği," şeklinde değerlendirme ile ulaşıldığı, dolayısıyla davacının çalışma koşullarının olaydaki etkisinin ayrıntılı ele alındığı, dava konusu olayla ilgili olarak illiyet bağı ve davalı işverenliğin kusuruna ulaşılmadığından davanın reddine karar vermek gerektiği, her ne kadar en son alınan rapora, kazalıya periyodik muayenelerin mevzuata aykırı yapıldığı itirazında bulunulmuş ise de yalnızca prosedürel formun şeklen olmamasının tibbi değerlendirmeye etki etmeyeceği, iş yeri hekiminin sağlam tespiti ve harici tahlil ve araştırmaya gerek görmediği bir noktada davacının sağlık durumunun özellikle işyeri özelinde yani çalışmasına engel olduğu, yada sağlık durumunu olumsuz etkileyebileceği düşünülemeyeceği kanaatine ulaşılmakla bu yöndeki itirazların dikkate alınamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya kapsamındaki yazı, bilgi ve belgelere, yasaya uygun nedenlere, İlk Derece Mahkemesince taraflarca gösterilen delillerin toplanmasında, değerlendirilmesinde usul ve esas bakımından hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davacıların istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili; içinde kardiyoloji uzmanı bulunmaksızın alınan bilirkişi raporuna dayalı davanın reddi kararının hatalı olduğu, tanık anlatımlarından, ... 'ın yaptığı işin ne denli ciddi risk taşıdığı, yaptığı işteki bir aksamanın üretimde aksama ve sorunlara neden olduğu, bu halin müteveffada strese yol açtığı, işyerindeki işveren/işveren temsilcilerinin uygulamalarının baskıcı ve otoriter olduğu, işyerinde uzun mesai saati ve tekdüze çalışma olduğu, bu çalışma tarzının işçileri zorladığı ve ciddi risk oluşturduğu, ... 'ın bu çalışma şartları nedeniyle sağlık sorunları yaşadığı, olay günü hastaneye gittiği, izin istediği, ancak izin verilmediği, bu rahatsızlığına rağmen çalıştırıldığının anlaşıldığını, mevzuata uygun muayene ve tetkike tabi tutulmuş olsa idi ölümünün önlenmesinin muhtemel olduğunu, birbiri ile açıkça çelişen bilirkişi raporları olduğu halde önceki kaldırma kararlarında belirtilen nitelikte bilirkişiden rapor alınmaksızın ve yine açıkça davalının iş ve işyerinden kaynaklı gerekli tedbirleri almadığı ve bu nedenle kusurlu olduğuna dair bilirkişi kurulu raporu dikkate alınmadan karar verildiğini belirterek temyiz etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 03.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.