Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı Kurum bünyesinde 2010 yılı Nisan ayında uzman yardımcısı unvanı ile işçi statüsünde çalışmaya başladığını, 2013 Kasım ayında uzman olarak atandığını, 2016 Ocak ayında ise Türkiye Yeterlilikler Çerçevesi Daire Başkanı olarak görevlendirildiğini, davalı Kurumca müvekkilinin ödenmesi gereken ücretinin 2017 yılından itibaren eksik ödendiğini ve 2020 yılı itibarıyla ilave tediye ödemelerinin yapılmadığını, müvekkilinin daire baskanı olarak atandığı
DAVA KONUSU: Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı Kurum bünyesinde 2010 yılı Nisan ayında uzman yardımcısı unvanı ile işçi statüsünde çalışmaya başladığını, 2013 Kasım ayında uzman olarak atandığını, 2016 Ocak ayında ise Türkiye Yeterlilikler Çerçevesi Daire Başkanı olarak görevlendirildiğini, davalı Kurumca müvekkilinin ödenmesi gereken ücretinin 2017 yılından itibaren eksik ödendiğini ve 2020 yılı itibarıyla ilave tediye ödemelerinin yapılmadığını, müvekkilinin daire baskanı olarak atandığı zaman daire başkanlarının ücretinin Yönetim Kurulu'nun 2008 ve 2010 yılı kararları gereğince Kurum Başkanının ücretinin %85'i olarak belirlenerek ödendiğini, 2017 yılı Ocak ayından itibaren müvekkilinin ücretinin Hazine ve Maliye Bakanlığının ilgili kanunlara dayanarak yayınladığı 161 sıra sayılı Tebliğ'ine aykırı olarak düşürüldüğünü, 2020 yılı Ocak ayından itibaren ise müvekkilinin ücretinin bir kez daha düşürülerek daire başkanları ile aynı düzeye getirildiğini ve hâlen böyle ödendiğini, halbuki davalı Kurumun ücretler konusunda herhangi bir düzenleme yetkisi olmamasına ragmen hiçbir gerekçe gösterilmeksizin bu şekilde düşüş yapıldığını, davalı Kurumun taraf olduğu ve işyerinde uygulanan toplu iş sözleşmesinden görüleceği üzere müvekkilinin ücretinin 0,82 ile 0,85 aralığı olarak belirlendiğini müvekkilinin çalışma süresine göre ise zam oranının 0,85 olması gerektiğini, hâl böyle iken müvekkilinin mevcut aylık ücretinin 4 yılı aşkın bir süredir eksik ödenerek mağduriyet yaratıldığını, ayrıca 6772 sayılı Devlet ve Ona Bağlı Müesseselerde Çalışan İşçilere İlave Tediye Yapılması Hakkında Kanun'a (6772 sayılı Kanun) dayalı olarak dönemsel biçimde ödenen ilave tediyenin 2020 son ay taksiti ile 2021 yılına ait 4 adet ilave tediyenin ödenmediğini ileri sürerek eksik ödenen aylık ücret alacakları ile ödenmeyen ilave tediye alacaklarının davalı işverenden tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. KARAR: Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık; davanın belirsiz alacak davası olarak açılıp açılamayacağı noktasındadır. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.