11. Hukuk Dairesi 2011/4081 E. , 2012/10843 K. MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 28/12/2010 tarih ve 2007/551-2010/737 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları v…
**11. Hukuk Dairesi 2011/4081 E. , 2012/10843 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 28/12/2010 tarih ve 2007/551-2010/737 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilinin davalının acentesi olduğunu ve acentelik sözleşmesinin davalı tarafından feshedildiğini, müvekkilinin acentelik yaptığı döneme ilişkin düzenlenen sigorta poliçelerinden tahsil edilmeyen banka ve sigorta muameleleri vergisi olarak toplam 17.088,77 TL ödediğini, bu vergiden davalının sorumlu olduğunu ileri sürerek bu miktarın 01.04.2007 tarihinden itibaren ticari faiziye tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, vergiden davacının sorumlu olduğunu, ayrıca davacının poliçelere göre sigortalılardan talepte bulunabileceğini, davacının ödeme yapmadan dava açtığını ve aktif dava ehliyetinin bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre, poliçelere göre vergiden sigortalıların sorumlu olduğu, ancak davacının acentelik sözleşmesi feshedildiği için zeyilname düzenleyerek sigortalılardan vergiyi tahsil etmesinin mümkün olmadığı, bu vergiden davalının sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 16.857,93 TL alacağın 1.947,76 TL'lik kısmının 31.08.2007, 14.910,17 TL'lik kısmının ise 26.10.2007 tarihinden itibaren avans faiziyle tahsiline karar verilmiştir. Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir. 1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. 2-Dava, davalı ... şirketinin acenteliğini yapan davacının acentelik faaliyeti sırasında düzenlediği sigorta poliçelerinden doğan ve davacı tarafından ödenen Banka ve Sigorta Muameleleri Vergisinin rücuen tahsili istemine ilişkindir. 6802 sayılı Gider Vergileri Kanunu'nun 30. maddesinin gerek 04.06.2008 tarih ve 5766 sayılı Yasa ile yapılan değişiklik sonrası, gerekse değişiklikten önceki hükmüne göre, bu verginin mükellefi sigorta şirketleridir. Taraflar arasında 14.07.1999 tarihinde yapılan sözleşme ile davacının acente olarak faaliyete başladığı, 30.06.2003 tarihinde davalı tarafından tek taraflı fesih ile acentelik sözleşmesinin feshedildiği, davacı adına tahakkuk eden Banka ve Sigorta Muameleleri Vergisinin 2002 yılına ait olduğu anlaşılmıştır. TTK'nun 20/II. maddesine göre, her tacirin ticaretine ait faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerekir. Basiretli bir iş adamı gibi davranma yükümü aslında objektif bir özen ölçüsü getirmekte ve tacirin ticari işletmesiyle ilgili faaliyetlerinde, kendi yetenek ve imkanlarına göre ondan beklenebilecek özeni değil, aynı ticaret dalında faaliyet gösteren tedbirli, öngörülü bir tacirden beklenen özeni göstermesinin gerekli olduğunu belirtmektedir. Yukarıda anılan kanun hükmü gereği davacı tarafından düzenlenen sigorta poliçeleri nedeniyle tahakkuk eden Banka ve Sigorta Muameleleri Vergisinden davalı ... sorumlu olup sigortacılık işlemlerinde aracılık faaliyetinde bulunan davacının vergi aslından sorumluluğu olmasa da, basiretli bir tacir olarak vergi aslı dışında "vergi cezası" yönünden davacının da kusurunun bulunabileceği dikkate alınarak, vergi cezası yönünden kusur durumunun değerlendirilip sonucuna göre karar verilmesi gerekirken belirtilen şekilde hüküm tesisi doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ:Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 25/06/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.