17. Hukuk Dairesi 2013/3165 E. , 2013/6590 K. MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın açılmamış sayılmasına dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekilinin eski hale getirme talebi HMK 95, 96/2, 100/2 maddelerinde belirtilen şartları taşımadığından reddine dair 29.9.2012 tarihli ek kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü: …
**17. Hukuk Dairesi 2013/3165 E. , 2013/6590 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın açılmamış sayılmasına dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekilinin eski hale getirme talebi HMK 95, 96/2, 100/2 maddelerinde belirtilen şartları taşımadığından reddine dair 29.9.2012 tarihli ek kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü: -K A R A R- Davacı vekili, davalı şirkete kasko sigortalı müvekkiline ait aracın trafik kazasında hasarlandığını, ihbara rağmen davalının hasarı ödemediğini belirterek şimdilik 7.000 TL'nin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle davalıdan tahsilini talep etmiştir. Davalı vekili, müvekkilince yapılan araştırma sonucuna göre davaya konu kazanın 8.8.2008 tarihinde meydana geldiğini, davacı ile müvekkili arasında 9.8.2008 tarihinde kasko poliçesi yapıldığını, kaza tarihinde poliçe olmadığından hasardan sorumlu olmadıklarını, davacının kaza tarihinden sonra yaptırdığı sigorta poliçesinden yararlanmak için karşı aracın sürücüsü ile aralarında düzenledikleri maddi hasarlı trafik kazası tesbit tutanağına kaza tarihini 13.8.2008 olarak yazdığını, doğru ihbar mükellefiyetine uyulmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece davacının davasını ikinci kez takipsiz bıraktığını anlaşıldığından HMK'nin 320/4 maddesi gereğince davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiş; davacı vekili 19.6.2012 tarihli dilekçesi ile rahatsızlığı sebebiyle 14.6.2012 tarihli duruşmaya katılamadığını ve mazeret dilekçesi sunamadığını, ancak aynı mahkemenin 2009/1366 Esas sayılı dosyasına aynı gün için mazeret dilekçesi verdiğini, mahkemenin bu şekilde mazeretli olduğundan haberdar olduğunu belirterek HMK'nin 95.maddesi uyarınca eski hale getirme talebinde bulunmuş; mahkemece davacı vekilinin eski hale getirme talebi HMK 95, 96/2, 100/2 maddelerinde belirtilen şartları taşımadığından reddine dair 29.9.2012 tarihli ek kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. 1-Dava, kasko sigorta sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkin olup, mülga 1086 Sayılı HUMK'nin yürürlükte olduğu 9.7.2009 tarihinde açılmıştır. 1086 Sayılı HUMK'nin 409/son bendi gereğince, birinci ve ikinci fıkralar gereğince işlemden kaldırılmasına karar verilmiş ve sonradan yenilenmiş olan dava ilk yenilemeden sonra bir defadan fazla takipsiz bırakılamaz. Aksi halde beşinci fıkra hüküm uygulanır yani davanın açılmamış sayılmasına karar verilir. Somut olayda, dava açılıp yargılama devam ederken davacı vekilinin mazeret bildirmeden duruşmaya katılmaması nedeniyle 7.12.2009 tarihinde (HUMK döneminde) dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilmiş; davacı vekilinin 8.12.2009 tarihli yenileme dilekçesi üzerine davaya kaldığı yerden devam edilmiştir. Bu defa davacı vekilinin 14.6.2012 tarihli duruşmaya mazeretsiz olarak katılmaması sebebiyle davacının davasını 2 kez takipsiz bıraktığı gerekçesiyle 1.10.2011 tarihinde yürürlüğe girmiş olan 6100 Sayılı HMK'nin 320/4 maddesi gereğince davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir. Davacı vekili 19.6.2012 tarihli dilekçesi ile 14.6.2012 tarihli duruşmaya hastalığı sebebiyle katılamadığını buna ilişkin doktor raporu bulunduğunu belirterek mahkemesinden eski hale getirme talebinde bulunmuş, mahkemece, 29.9.2012 tarihli ek karar ile HMK 95, 96/2 100/2 (son cümle) gereğince talebin eski hale getirme şartlarını taşımadığı, eski hale getirme talebinin yargılama devam ettiği sürece nihai karar verilinceye kadar kanunda veya hakimin kesin olarak belirlediği süre içinde yapılmayan işlemler için geçerli olduğu davaya son veren usul hükümlerinin eski hale getirme talebi ile geri alınamayacağı gerekçesiyle talebin reddine karar verilmiştir. HMK'nun 316.maddesinde Sulh Hukuk Mahkemelerinin görevlerine giren dava ve işlerin basit yargılama usulüne tabi olduğu belirtilmiştir. Uyuşmazlık, basit yargılama usulünün uygulandığı davalarda 01.10.2011 tarihinden önce açılmış ve bir kez işlemden kaldırılmasına karar verilmiş olan davalarda 1086 sayılı HUMK. nun 409 maddesinin mi, yoksa 6100 sayılı HMK. nun 320/4 maddesinin mi uygulanacağı noktasında toplanmaktadır. 6100 sayılı HMK. nun zaman bakımından uygulanma başlıklı 448 maddesi "Bu kanun hükümleri, tamamlanmış işlemleri etkilememek kaydıyla derhal uygulanır" hükmünü içermektedir. Sözü edilen yasa maddesinin 1086 sayılı yasada karşılığı 578. maddedir. Bu madde hükmüde " iş bu kanun muhtesep hakları ihlal etmemek şartıyla makabline şamildir."denmektedir. Buna göre somut olayda 1086 sayılı HUMK. nun yürürlükte olduğu dönemde yasanın 409/1 bendi bakımından tamamlanmış bir işlem de söz konusu olduğundan kazanılmış hakları ihlal etme yasağı karşısında 6100 sayılı Kanunun uygulanma olanağı bulunmadığı açıktır. Durum bu olunca anılan yasanın 320/4 bendinde belirtilen “işlemden kaldırılmasına karar verilmiş olma koşulunun gerçekleştiğinin kabulü mümkün değildir. Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı tarafın 14.06.2012 tarihli duruşmaya katılmamış olması nedeni ile dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilmesi gerekirken 6100 sayılı Kanunun 320/4 maddesi gereği davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı ... vekilinin temyiz itirazının kabulü ile mahkemenin 29.9.2012 tarihli ek karırının kaldırılmasına ve 14.6.2012 tarihli hükmün BOZULMASINA, bozma sebebine ve şekline göre davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 9.5.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.