T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/1401 Esas KARAR NO : 2025/2042 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi NUMARASI : 2024/305 Esas - 2025/388 Karar TARİH: 14/05/2025 DAVA: Ticari Şirket (Tasfiyeye İlişkin) KARAR TARİHİ: 08/12/2025 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yolu…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/1401 Esas KARAR NO : 2025/2042 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi NUMARASI : 2024/305 Esas - 2025/388 Karar TARİH: 14/05/2025 DAVA: Ticari Şirket (Tasfiyeye İlişkin) KARAR TARİHİ: 08/12/2025 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı şirket hisselerinin 4 ortağa ait olup şirketin %45 oranında hissesinin ... ... ...'na, % 25 hissesi ... ...' e, %5 hissesi ... ...'a ait olduğunu, Yönetim kurulunun ise müvekkili ve ... ...'den oluştuğunu, müvekkilinin, davalı şirket menfaati doğrultusunda üzerine düşen bütün sorumluluğu yerine getirdiğini, buna rağmen yönetim kurulu üyesi diğer davalı ... ...’in hiçbir toplantıya katılmayarak şirketi işlemez hale getirdiğini, Davalıların uhdelerinde bulunan görevleri gereği gibi yerine getirmediğini, kurul toplantılarına hiç katılmadıkları hiçbir gerekçe göstermeksizin yalnızca muhalif olma kastı ile kararları imzalamayı reddettiklerini, Bu doğrultuda İstanbul 10.Noterliği' nin ... yevmiye numaralı, 18.09.2023 tarihli ihtarname ile; ''Tasfiye gündemi ile, sizlere uygun olması halinde 25.09.2023 ile 27.09.2023 tarihleri arasında mesai saatleri içerisinde bizzat (veya vekaletnamesi bulunan vekiliniz vasıtasıyla), Genel Kurul daveti için Tekstilkent cad. Koza ... Esenler/İstanbul adresine gelmenizi ya da ... (... Holding santral) nolu... (muhasebe müdürü) nolu telefonlarla bizimle irtibata geçmenizi'' şeklinde ihtar edildiğini, Ancak ortakların toplantıya katılmadıkları herhangi bir geri dönüş de yapmadıklarını, Yönetim Kurulunun hiç toplanamaması veya toplanıp da karar alamamasına uygulamada "kilitlenme" denildiği, Gelinen aşamada şirketin yönetim kurulu ve genel kurulu uzun süreden beri toplanmamış olduğunu, şirketin amaçlarının da bu doğrultuda ifa edilmediğini, tüm bu sebeplerden dolayı TTK.m.531 uyarınca haklı sebeplerin oluşmuş olması sebebiyle şirketin FESHİNE karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... ... vekili 12.06.2024 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Davacının bütün iddiaları yersiz ve gerçeğe aykırı olduğunu, bahse konu gerekçelerin bir an için doğru olduğu kabul edilse dahi, bu durum şirketin tasfiyesi içinde haklı gerekçe oluşturmadığını, TTK m. 531 uyarınca, mahkemeden anonim şirketin haklı sebeple feshi istenebilecekse de, haklı sebeplerin bulunması halinde dahi mahkeme şirketin feshine karar vermek zorunda olmadığını, davacının, daha önce müvekkili aleyhine İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/648 E. 2022/913 K. Sayılı dosyasında dava açtığını ve şirkete kayyum atanması talebinde bulunduğunu, davanın, müvekkili yönünden husumet, şirket açısından ise esastan reddine karar verildiğini, Davacının, söz konusu dava dosyasında da aynı iddialar da bulunduğu ve davanın reddi üzerine, dava dilekçesinde bahsetmiş olduğu İstanbul 10. Noterliğinin ... Yevmiye Numaralı ve 18.09.2023 tarihli ihtarnamesini keşide ettiğini, Ancak, müvekkiline herhangi bir ihtarname tebliği söz konusu olmadığını, davacının, tebliğ şerhini dosyaya ibraz etmesi gerektiğini, Davacının yönetim kurulu üyeliğinden istifa etmesi mümkünken, bunun yerine, hukuki dayanaktan yoksun gerekçelerle davalar açtığını, Sermaye şirketi olan anonim şirketlerde, pay sahiplerinin kişisel ilişkileri şahıs ortaklıkları kadar önemli olmadığından, davacının, müvekkiline yönelttiği husumete dayanarak dava açmasının, Anonim Şirketler ile ilgili düzenlemelerin ruhuna aykırı olduğunu, Davalı şirketin, yakın zamanda faaliyet konusu kapsamında maden ocağı ruhsatı alınması gibi girişimleri olduğu ve faaliyet konusu kapsamında devam etmesinin pek tabi mümkün olduğunu, Belirtilen hususlar itibariyle, davacının talebine gerekçe olarak sunduğu hususların, dayanaktan yoksun olduğunu ve ispat edilemediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 14/05/2025 tarih ve 2024/305 Esas - 2025/388 Karar sayılı kararında;" Dava, anonim şirketin fesih ve tasfiyesi istemine ilişkin olup davacı vekili dava dilekçesinde, Yönetim Kurulunun hiç toplanamaması veya toplanıp da karar alamamasına uygulamada "kilitlenme" denildiği, Gelinen aşamada şirketin yönetim kurulu ve genel kurulu uzun süreden beri toplanmamış olup, şirketin amaçlarının da bu doğrultuda ifa edilmediği, tüm bu sebeplerden dolayı TTK.m.S31 uyarınca haklı sebeplerin oluşmuş olması sebebiyle şirketin feshini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılara yükletilmesini talep ve dava etmiştir. Çözümlü fesih davasını açma hakkını tanımasının sebebi, AOTann varlığını tehdit eden çoğunlukların hukuka uygun surette davranmaya, kararlannda adil olmaya ve modern yönetim anlayışına yöneltmektir. Bu suretle azlığı ve ortaklık malvarlığını korumak daha kolay olacaktır. AO’nun ve yöneten çoğunluk dışındaki paysahiplerinin menfaatleri, mahkemece karara bağlanacak çözümlerle güvence altına alınabilecektir. Onun için TK m.531’in amacı; haklı sebeplerin varlığı halinde, AO’yu mahkeme karan ile feshetmek yerine, mahkemenin karara bağlayacağı duruma uyan uygulanabilir çözümlerle, AO’daki hastalığı teşhis ve tedavi ederek AO’nun yaşamasını sağlamaktır.TK m. 531’de öngörülen hüküm şöyledir: "'Haklı sebeplerin varlığında, sermayenin en az onda birini ve halka açık şirketlerde yirmide birini temsil eden payların sahipleri, şirketin merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden şirketin feshine karar verilmesini isteyebilirler. Mahkeme fesih yerine davacı paysahiplerine, paylarının karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerinin ödenip davacı paysahiplerinin şirketten çıkarılmalarına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir bir çözüme karar verilebilir.Somut olayda davalı şirketin mali durumunun ciddi şekilde bozulmuş olduğu, sermayesinin eridiği ve borçların toplamının, şirketin mevcut varlıkları ile karşılanamaz hale geldiği, bu durumun, şirketin finansal sürdürülebilirliğini tehdit eden borca batıklık durumunun oluşmasına yol açtığı, şirketin aktiflerinin, yükümlülüklerini karşılamaya yetmediği ve mevcut mali yapısının, faaliyetlerini devam ettirebilmesi için gereken temel finansal dengeyi sağlamaktan uzak olduğu anlaşılmakla TTK 529. Maddeye göre şirketin işletme konusunu gerçekleştiremeyeceği açık bir durumda iken TTK 530.maddeye göre süre vermenin davanın esasına etkili olmayacağı anlaşıldığından, mevcut delil durumuna göre şirketin fesih ve tasfiyesine karar vermek gerekmiştir. AO’nun haklı sebeplerle feshi davası sadece AO’ya karşı açılır. Davada haklı sebebin meydana gelmesinde etkili olan paysahipleri, yani yöneten çoğunluk davalı olarak gösterilemezler. Yargıtay 11. HD; 10.06.2015 tarihli ve E.2015/2387, K.2015/8048 sayılı kararında, davanın soruna sebebiyet veren paysahiplerine yöneltilmesi halinde, bu durumun davanın esastan görüşülmesine engel olamayacağını belirtmiştir. Mahkememizce husumetin paysahiplerine de yöneltilmiş olması davanın o ortaklar açısından pasif husumet nedeniyle reddine yol açmamış fakat, mezkûr paysahiplerini de kapsayan bir karar tesis edilmemiş ve bu ortaklar aleyhine vekalet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmemiştir. Yukarıda açıklanan sebeplerle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur."gerekçesi ile, ''1.DAVANIN KABULÜ İLE; İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün... sicil numarasında ... MADENCİLİK AŞ" nin FESİH VE TASFİYESİNE, tasfiye memuru olarak resen davacının atanmasına, Karar kesinleştiğinde kararın tescili ve ilanı için kesinleşme şerhi verilmiş karar örneğinin İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne gönderilmesine,'' karar verilmiş ve karara karşı davalı ... ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı ... ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; bir günde yazılan ve tarafların talebi olmaksızın tebliğe çıkarılan İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/305 E. 2025/388 K. sayılı ilamının açık bir şekilde usul ve esasa aykırı olduğunu, Müvekkili açısından husumet yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken, müvekkili ile ilgili herhangi bir hüküm kurulmamasının kabul edilir bir durum olmadığını, Davanın başından itibaren kendisini vekille temsil ettiren müvekkile karşı husumet yöneltilmesinin açıkça hukuka aykırı olması ve mahkemece de bunun aksi görüş sunulmadığı halde, müvekkili lehine vekalet ücretine hükmedilmemesinin açıkça hukuka aykırı olduğunu, Müvekkili yönünden hüküm kurulmaması ile ilgili yerel mahkemece; "Mahkememizce husumetin paysahiplerine de yöneltilmiş olması davanın o ortaklar açısından pasif husumet nedeniyle reddine yol açmamış fakat, mezkûr paysahiplerini de kapsayan bir karar tesis edilmemiş ve bu ortaklar aleyhine vekalet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmemiştir." denildiğini, Mahkemenin, "bu ortaklar aleyhine vekalet ücreti ve yargılama giderlerine hükmedilmemiştir." tespitinin hatalı olduğunu; müvekkilinin zaten bu davanın tarafı olmadığını ve müvekkili aleyhine dava açılmasının hatalı olduğunu; dolayısıyla neden müvekkili aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini anlayamadıklarını; bilakis, husumet yönünden davanın reddi ile müvekkili lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, Dosyaya kazandırılan bilirkişi raporunda; husumet ehliyetinin davalı şirketi ait olduğu ve müvekkile husumet yöneltilemeyeceğinin belirtildiğini; müvekkilin husumet ehliyeti bulunmadığını ve bu konunun yoruma açık olmadığını; bu sebeple; müvekkili açısından davanın husumet yönünden reddine karar verilmesi gerekirken hüküm kurulmamasının hatalı olduğunu, Davalı şirket ile ilgili tasfiye kararı verilmesi talep edilmişse de, şirketin işleyişinin, müvekkili tarafından zora sokulması, yönetimin işlemez hale getirilmesi gibi bir durum söz konusu olmadığını; aksini ispat eder herhangi bir delil sunulmadığını, Bilirkişi raporunda da, dava dilekçesindeki iddiaların yerinde olmadığı tespit edilmekle, mali durum açısından değerlendirmeler yapıldığını, Davacının, borca batıklık sebebiyle şirketin tasfiyesine istemesi gibi bir durum söz konusu olmadığını; bu sebeple, şirketin mali durumu ile ilgili yapılan değerlendirmelerin, taleple bağlılık ilkesi gereği dava dosyası açısından kıymet ifade etmemekte olduğunu: hal böyle olmakla birlikte, konu dışı olduğu olsa da, şirketin borçlandırılmasının, müvekkilin bilgisi dışında olduğunu ve bununla ilgili davacıya karşı yasal haklar saklı tutulmakta olduğunu, Davacının, borca batıklık iddiası olmadığı halde, iddia ve savunmaları aşan şekilde dosyanın ele alınmasının hatalı olduğunu; mahkemenin taleple bağlı olduğunu; dava dilekçesinde ve aşamalarda dile getirilmeyen davacı tarafça dile getirilmeyen hususların mahkemece nazara alınması ve buna göre hüküm kurulmasının hukuka aykırı olduğunu, Yukarıda izah edilen hususlar kapsamında; davanın haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğu açık olup, müvekkili açısından husumet yönünden, davalı şirket açısından esas yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken, müvekkili açısından hüküm kurulmaması ve şirket açısından davanın kabulüne karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu ve bu sebeple istinaf kanun yoluna başvurma lüzumu doğduğunu, İleri sürerek, yukarıda izah edilen hususlar ve re'sen nazara alınacak nedenlerle; İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/305 E. 2025/388 K. Sayılı ilamının kaldırılmasını ve müvekkil açısından husumet yönünden, davalı şirket açısından esas yönünden davanın reddine karar verilmesini ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; TTK'nın 531 maddesi uyarınca davalı şirketin haklı sebeple feshi ve tasfiyesi talebine ilişkin olup, Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı ... ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Somut uyuşmazlıkta, dava şirketin haklı sebeple feshi ve tasfiyesi olup, husumetin şirkete yöneltilmesi gerekli ve yeterlidir. Davalı şirketin dosya arasında bulunan ticaret sicil kayıtları incelendiğinde davacının davalı şirketin yönetim kurulu başkanı, davalı ... ...'in yönetim kurulu başkan yardımcısı olduğu ve şirketi müştereken temsile yetkili olduklarının görüldüğü, bu kişilerin davada taraf oldukları gibi tek başlarına şirketi temsile yetkilerinin de bulunmadığı dikkate alındığında şirketin davada temsil edilmediğinin ve taraf teşkilinin sağlanmadığı ve davanın açıldığı tarihten itibaren şirkete yapılan tüm tebligatların usulsüz olduğu, buna göre Mahkemece davacı tarafa bu davaya ilişkin olarak şirkete temsil kayyımı atanması için süre verilerek taraf teşkilinin sağlanması, dosya kapsamında yapılan tüm tebligatları usulüne uygun olarak tebliğ edilmesi, dayanılan delillerin toplanması ve usulüne uygun ön inceleme duruşması yapıldıktan sonra tahkikat aşamasına geçilerek yargılamaya devam edilip sonucuna göre karar verilmesi gerekirken taraf teşkili dava şartı eksikliği giderilmeden uyuşmazlığın esasa girilerek karar verilmesi usul ve yasaya uygun olmamıştır. Kabule göre de, davanın TTK'nın 531 maddesi uyarınca davalı şirketin haklı sebeple feshi ve tasfiyesi talebine ilişkin olup, bu talebin şirkete yöneltilebileceği, şirket ortaklarına husumetin yöneltilemeyeceği, (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2021/4119 esas ve 2022/9283 karar sayılı ilamı) Mahkemece emsal alınan içtihadın somut uyuşmazlığa uygun olmadığı anlaşılmakla davalıların pasif husumetinin tekrar değerlendirilmesi gerekmektedir. Sonuç olarak, davalının istinaf başvurusunun yukarıda belirtilen gerekçe ile usulen kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a.4, 355 maddeleri uyarınca kaldırılmasına, yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda dosyanın davanın yeniden görülmesi için mahkemesine iadesine, davalının istinaf sebeplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak, aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalının istinaf başvurusunun USULEN KABULÜ ile; İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 14/05/2025 tarih ve 2024/305 Esas ve 2025/388 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a4, 355. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, dosyanın mahkemesine İADESİNE,2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf talep eden tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde davalıya iadesine, 4-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 5-Artan gider avansı bulunması halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 08/12/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.