T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I DOSYA NO: 2024/953 Esas KARAR NO: 2025/1726 Karar İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ: 08/02/2024 NUMARASI : 2020/362 E. - 2024/15 K. DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 25/12/2025 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, H…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I DOSYA NO: 2024/953 Esas KARAR NO: 2025/1726 Karar İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ: 08/02/2024 NUMARASI : 2020/362 E. - 2024/15 K. DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 25/12/2025 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. ve 356. maddeleri gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü : DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının "..." markasının tek ve gerçek sahibi olduğunu, markanın Türkiye'de ve özellikle İstanbul'da çok tanınmış bir marka olduğunu, kullanım olarak 1995 yılında başlandığını, fakat tescillerin 2005 yılından itibaren başladığını, "..." ibareli bir çok tescilli markası olduğunu, davalılardan ...'un 2016 58191 numaralı "..." markasını kendi adına tescil ettirdiğini, bu tescilin davacı markasına ayırt edilemeyecek kadar benzediğini ve tescilin kötü niyetli olduğunu belirterek, SMK'nın 6/1,6/4,6/5,6/6 ve 6/9 hükümleri gereğince davalı adına tescilli markanın hükümsüzlüğüne, ayrıca diğer davalı şirketin ticari unvanında bulunan "..." ibaresinin ticaret unvanın dan terkinine ve "..." markasının tanınmışlığının tespitine, davalı adına kayıtlı 2016 58191sayı ve "..." ibareli marka tescilinin 3.kişilere devrinin önlenmesi için teminatsız ihtiyati tedbir kararı verilmesine ve bu amaçla Türk Patent ve Marka Kurumuna müzekkere yazılmasına, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalılar vekili cevap dilekçesinde; dosyanın tanınmış marka tespitine yönelik talep bakımından tefrik edilmesini, daha sonra tanınmış marka kararının bekletici mesele yapılmasını, tanınmış markaya ilişkin delil ibraz edilmediğini, davalılardan müvekkil şirket ile davacı şirketin faaliyet alanlarının birbirinden farklı olduğunu, ticaret unvanı "..." ibaresini içeren birçok başkaca şirketin mevcut olduğunu, yine "..." ibareli bir çok tescilli marka olduğunu, müvekkilinin davacıya yönelik zararlı bir eylemi olmadığını, tarafların tescilli oldukları sınıfların farklı olduğunu savunarak, bu nedenle davanın reddine karar verilmesini talep ettiği görülmüştür. MAHKEME KARARI:İstanbul Anadolu 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi 08/02/2024 tarihli 2020/362E. - 2024/15K. sayılı kararıyla; "...İncelenen dosya kapsamı, mevcut deliller, bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde; dava davalı adına tescilli 2016/58191 numaralı ... ibareli markanın hükümsüzlüğüne ve davalı şirket ticaret unvanında ... ibaresinin çıkartılmasına ve ... markasının tanınmışlığının tespitine ilişkin olup davacı tarafından, davacı şirketin 2005/46813 ve 2010/39248 numaralı ... ibareli markanın tescilli sahibi olduğunu, davalının davaya konu markasının SMK 6/1, 6/4, 6/5, 6/6 ve 6/9 maddeleri uyarınca hükümsüzlüğünü talep ettiği, davalı tarafından davanın reddinin talep edildiği, mahkememizce tüm deliller toplandıktan sonra dosyanın 3 lü bilirkişi heyetine tevdi edildiği, heyette mali müşavir bilirkişi olmaması nedeniyle heyete sektör bilirkişisi de eklenerek aldırılan 22/10/2022 tarihli bilirkişi raporunda markaların benzer olduğu fakat tescil sınıflarının ve sektörlerin farklı olması sebebiyle yine davacının markasının tanınmış marka olmadığı belirtilerek hükümsüzlük koşullarının oluşmadığı yönünde rapor sunulduğu, davacı vekilinin itirazı üzerine yeni bir 3 lü heyetten rapor alındığı aldırılan 11/09/2023 tarihli bilirkişi raporunda davacı markasının tanınmış marka olmadığı, davalının ... markasının Ev, Ofis taşıma hizmetleri ile birlikte kullanması halinde hükümsüzlük koşullarının oluşmadığı tek başına kullanması halinde ise karıştırma tehlikesinin bulunduğu yönünde görüş bildirildiği, buna göre tüm dosya kapsamı birarada değerlendirildiğinde davacı şirketin ... esas unsurlu ticaret unvanı ile ... sektöründe hizmet verdiği, 2014/31195 numaralı ... PLUS ibareli markanın 09,37,45 ... ibareli 2011/104572 numaralı markanın 35, ... ibareli 2010/39248 numaralı markanın 07,08,09,21,37 ve 45. Sınıfta 2009/17295 numaralı ... ... ibareli markanın 07,08,09,21,37 ve 45. Sınıflarda 2005/46814 ibareli numaralı yuvarlak üzerine kaş şeklindeki markanın 09,37,45 ve 2005/46813 numaralı ...+şekil ibareli markanın 09,37 ve 45. Sınıflarda tescilli sahibi olduğu, davalı ...'nun ise davaya konu 2016/58191 numaralı ...+şekil markanın tescilli sahibi olduğu, davacı şirketin 1995 yılında ticaret siciline tescil edildiği faaliyet alanının özel ... hizmetlerine ilişkin olduğu, davalı şirketin ise 17/07/2017 tarihinde ... Nakliyat esas unsurlu ticari unvanı ile faaliyete başladığı, davacı şirketin ... Sektöründe davalı şirketin ise Nakliye Taşımacılık alanında faaliyet gösterdiği, taraf markaları karşılaştırıldığında her iki tarafın markasının da esas unsurunun ... ibaresi olduğu, neredeyse birebir aynı olduğu fakat markaların tescil sınıflarının farklı olması, tarafların ticari faaliyet alanlarınında farklı olması sebebiyle ortalama tüketici nezdinde karıştırılma ihtimalinin olmadığı, bu nedenle SMK 6/1 maddesi uyarınca hükümsüzlük koşullarının oluşmadığı, SMK 6/4 ve 5. Maddeleri uyarınca yapılan incelemede ise aldırılan her iki bilirkişi raporunda da davacı markasının tanınmış marka olmadığı yönünde görüş bildirildiği bu nedenle davacının markasının tanınmış marka olmaması nedeniyle SMK 6/4 ve 5. Maddeleri uyarınca da hükümsüzlük taleplerinin reddi gerektiği, SMK 6/6. Maddesi uyarınca yapılan incelemede ise her ne kadar taraf ticari unvanları benzer mahiyette ise de faaliyet alanlarının farklı olması sebebiyle davacı şirketin davalı şirketin faaliyet alanı ve tescil sınıfı olan 39. Sınıfta faaliyetinin ve tescilli markasının olmaması sebebiyle SMK 6/6. Maddesi uyarınca hükümsüzlük talebinde bulunamayacağı, yine davalı marka sahibinin kötüniyetli marka tescili iddiası yönünden ise aslolan iyiniyet olup kötüniyeti iddia edenin ispat etmesi gerekmekte olup davacı tarafından kötüniyete gerekçe olarak davalının markasının özellikle şekil unsuru bakımından davacı markasına benzer olduğu, bunun tesadüf olamayacağı belirtilerek kötüniyet iddiasında bulunulmuş ise de davalının davacı şirket ile faaliyet alanlarının farklı olması sebebiyle davacının markasından faydalanmaya yönelik marka tescili iddiasının soyut bir iddia olup ispatlanamadığı, salt marka benzerliğinin tek başına kötüniyetli tescil olarak değerlendirilemeyeceği bu nedenle SMK 9/9. Maddesi uyarınca da davanın reddi gerektiği, davacı markasının tanınmışlığının tespiti bakımından ise tanınmışlığın tespiti tek başına mahkeme hakiminin değerlendirebileceği bir husus olmayıp sunulan delillerin uzman bilirkişi heyetince incelenip vereceği rapor sonucunda bu rapor ile birlikte dosyadaki diğer delillerde incelenip değerlendirilmek suretiyle tespit edilebilecek hususlardan olup her iki bilirkişi raporunda da davacı markasının tanınmış marka olmadığı belirtildiğinden bu yöndeki talebinde de reddi gerektiği, son olarak davalı şirketin ticaret unvanının terkini yönündeki talep bakımından ise her ne kadar taraf ticari unvanlarındaki ... ibaresi benzer ise de bu ibareden sonra gelen davacı şirkete ait ... Hizmetleri ile davalı şirkete ait Nakliyat, Otomotiv, İnşaat, Turizm, Sanayi ibarelerinin farklı olduğu tarafların ticari faaliyet alanlarınında farklı olduğu bu nedenle tarafların tescilli markalarının sınıflarının da farklı olduğu düşünüldüğünde kötüniyetli bir veya ticari dürüstlüğe aykırı ticari unvan tescil olduğu iddiasının da ispatlanamadığı, bu yönde de mahkememizde kanaat oluşmadığı anlaşıldığından davanın reddine..." karar verildiği görülmüştür .İSTİNAF İSTEMİ: Davacı vekilinin süresinde ibraz ettiği istinaf dilekçesinde; dava dilekçesindeki ve aşamalardaki beyanlarını tekrarla, Mahkemece 11/09/2023 tarihli rapordaki görüşün dikkate alınmadığını, 17/09/2021 ve 22/10/2021 tarihli bilirkişi raporlarına itiraz ettiklerini, bu raporların hiçbir değerlendirme ve inceleme içermemelerine rağmen Mahkemece hükme esas alınmalarının hatalı olduğunu,11/09/2023 tarihli bilirkişi raporunda sektör uzmanının müvekkilinin markasının uzun yıllardır ... hizmetlerinde bilinen bir marka olduğuna dair görüş bildirdiğini, müvekkilinin markasının tanınmış marka olduğunun kanıtlandığını,Markaların hem tescilli oldukları, hem de kullanıldıkları halleri ile benzer olduğunu, bilirkişi raporundaki aksi görüşün yerinde olmadığını,Davalının "..." ibaresini ön plana çıkartarak kullandığını, "... TAŞIMA HİZMETLERİ" ibarelerini ise küçük puntolarla kullandığını, tanımlayıcı ibareler olduklarını,"..." ibaresini taşıyan 38 adet markanın tescilli olmasının bu davada gerekçe olamayacağını, her bir markanın durumunun tek tek incelenmesi gerektiğini,Hukukçu bilirkişinin tanınmış marka başvurusunun neticelenmesi gerektiğine dair görüşünün de yerinde olmadığını, her bir davada markanın tanınmış olup olmadığının incelenmesi gerektiğini,Davalı tarafın kötüniyetli olduğunun ispatlandığını, bu nedenle davanın kabulü gerektiğini,Davalının basiretli bir tacir olarak hareket etmesi gerektiği halde, marka, logo ve renk seçiminin tesadüfi olarak nitelendirilemeyeceğini, Davalının hiçbir anlamı olmayan "..." ibaresini seçmesi, birebir aynı tonlarda mavi ve turuncu renkleri kullanması ve "..." kelimesinin başına, aynı yere müvekkilinin markasındaki logoya benzer şekli yerleştirmesinin kötüniyetli olduğunu gösterdiğini,Davalıya ait internet sitesinde Türkiye'nin her yerinde ev ve işyerlerine ... çözümleri sunan bir firma olduklarına dair açıklamalara yer verdiğini,Davalının açıklamalarındaki bazı bölümlerinin müvekkilinin internet sitesindeki "hakkımızda" bölümünden aynen alındığını, Davalının müvekkiline ait web sitesinin oldukça büyük bir bölümünü kopyaladığının görüldüğünü,İşbu dilekçe ve deliller sunulduktan sonra davalının bu bölümleri web sitesinden çıkardığını,Tüm bu delillerin davalının kötüniyetli olduğunu, müvekkilinin markasını bilinçli bir şekilde kopyaladığını ve müvekkilinin markasının tanınmışlığından haksız olarak yararlanamaya çalıştığını gösterdiğini,Dava devam ederken davalı tarafça 2022/024304 başvuru numarası ile "... ... TAŞIMA HİZMETLERİ" markasının tescili için başvurduğunu, başvuruya yaptıkları itirazlarının SMK'nın 6/1. maddesi kapsamında kısmen kabul edildiğini, 6/5. maddesi kapsamındaki itirazlarının ise haklı bulunduğunu, Tarafların markalarının benzer olduklarını, müvekkilinin markasının tanınmış marka olduğunu, bu hususların bilirkişi raporları ile sabit olduğunu,Davalının 2022/024304 başvuru numaralı marka başvurusuna yaptıkları itirazla ilgili verilen 20/06/2023 tarihli Türk Patent ve Marka Kurumu kararı ile müvekkilinin markasının tanınmış marka olduğuna karar verildiğini beyan ederek, yaptıkları açıklamalar ve Mahkemece re'sen dikkate alınacak nedenlerle; Anadolu 2. Fikri ve Sınai Haklar hukuk Mahkemesinin 08/02/2024 tarihli, 2020/362 Esas, 2024/15 K. Sayılı kararının kaldırılarak, davanın kabulüne ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı yanlar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER: Dosyada mevcut TPMK kayıtları incelendiğinde; 2005 46813 numaralı "... ...+Şekil" markasının 09, 37 ve 45. sınıflarda, 2009 17295 numaralı "... ... ...+Şekil" markasının 07, 08, 09, 21, 37, 45. sınıflarda, 2010 39248 numaralı "..." markasının 07, 08, 09, 21, 37, 45. sınıflarda, 2011 104572 numaralı "..." markasının 35. sınıfta, 2014 31195 numaralı "... PLUS" markasının 09, 37, 45. sınıflarda, 2014 46614 numaralı mavi ve turuncu renklerden oluşan "Şekil" markasının 09, 16, 35, 42 ve 45. sınıflarda davacı adına tescilli oldukları,2016 58191 numaralı "...+Şekil" markasının 39. sınıfta davalılardan ... adına tescilli olduğu tespit edilmiştir.Taraflara ait ticaret sicil kayıtları incelendiğinde; davacı şirketin 23/02/21995 tarihinde tescil edildiği, önceki unvanında "..." ibaresi mevcutken, daha sonra unvan değişikliği yaparak "..." ibaresini kullanmaya başladığı, faaliyet alanının koruma, ... ve eğitim hizmetleri verilmesi olduğu, Davalı şirketin 17/07/2017 tarihinde tescil edildiği, davalı ...'nun şirketin ortaklarından birisi ve yetkilisi olduğu, faaliyet alanının nakliye hizmetleri olduğu tespit edilmiştir. İlk derece mahkemesince bilişim uzmanı İsmail Keklik, elektronik mühendisi... ve marka vekili ...'ndan oluşan bilirkişi heyetinden alınan aldırılan 17/09/2021 tarihli bilirkişi raporunda; davacıya ait olduğu belirtilen bahsi geçen "www...com.tr" internet web sitesinin güncel olarak kullarımda ve aktif olduğu, alan adının whois (sahip) bilgileri kontrol edildiğinde bu alan adının 05.03.1998 tarihinde kayıt olunduğu, alan adı sahibinin "... ... Hizmetlari Anonim Şirketi" davacıya ait okluğu ve intemet sitesinin içerikleri detaylıca incelendiğinde "... hizmetleri ve çözümleri" vb. alanlarda İnternet sitesi olarak kullanıldığı, davacıya ait olan ilgili intemet web sitesinin "www...com.tr" adresinde davacı tarafından beyan etmiş olduğu gibi uzun yıllardan bu yana yoğun bir şekilde kullanıp kullanılmadığını tespit edebilmek adına web arşiv sistemi üzerinden yapılan inceleme sonucunda, ilgili internet sitesinin 1998 yılından bu yana arşiv kayıtlarına ulaşıldığı ve davacı tarafından "..." adıyla ... hizmetleri ve çözümleri vb. alanlarda internet sitesi olarak yoğun ve aralıksız bir şekilde kullanıldığının tespit edildiği, davacı tarafırdan tanınmışlık hakkında dosyada belirtileri linkler incelenmiş olup, bahsi geçen bütün linklerin aktif ve kullanımda olduğu, linklerin haber, tanıtım ve yorum sitelerine ait linklerden oluştuğu, linklerin içerik yayın tarihlerine bakıkdığında "2005" yılından bu yana olduğu ve aktif olan bütün linklerin sayfa içeriklerinde dayacının "..." markası hakkındaki haber ve yorumların oluştuğu, davalıya ait otduğu belirtilen bahsi geçen "www.pronetnakliyat.com" internet web sitesinin güncel 27.06.2014 tarihinin kayıt olunduğu, alan adı sahibinin "Baran Cito" davalı adına kayıtlı olduğu ve internet sitesinin içerikleri detaylıca incelendiğinde Nakliyat/Nakliya hizmetleri ve Çözümleri” vb. alanlarda internet sitesi olarak kullanıldığı, tanınmışlığın taspitini talep eden tarafın, söz konusu markanın yurtdışı tescillerine ilişkin beyanlarının alınması, yine tanınmışlığın tespitini talep eden tarafın, pazar payı, yıllık satış miktarı, kar gibi mali verilere dayanıp dayanmadığına ilişkin beyanlarının alınması, mali verilere dayanma söz konusu ise, heyete muhasip bilirkişi tayin edilmesi gerektiğine dair görüş bildirilmiştir. İlk derece mahkemesince bilirkişi heyetine sektör bilirkişisi ...da dahil edilerek oluşturulan bilirkişi heyetinden aldırılan 22/10/2022 tarihli bilirkişi raporunda; Tanınmışlığı öne sürülen davacı markasının tanınmış marka olmadığı, davalının kötü niyetli marka tesciline ilişkin bir kanaatin heyette oluşmadığı, markalar arasında bazı benzerlikler olmakla beraber, tarafların faaliyet gösterdikleri sektörlerin farklı olması sebebiyle tüketici nezdinde karıştrılma ihtimalinin bulunmadığı, davalı tarafın markasının hükümsüzlük koşullarının oluşmadığı yönünde görüş bildirilmiştir.İlk derece mahkemesince marka uzmanı ... ..., ... sektöründen ... ve bilgisayar mühendisi ...'den oluşan bilirkişi heyetinden aldırılan 11/09/2023 tarihli bilirkişi raporunda; davalının "...+Şekil" markasını "... TAŞIMA HİZMETLERİ" ibareleriyle birlikte kullandığından markaların karıştırılma tehlikesi bulunmadığı, tek başına kullanılması halinde markalar arasında karıştırılma tehlikesinin bulunduğu, davacının davayı açtığı tarihten yaklaşık iki buçuk ay önce TPMK nezdinde yapmış olduğu tanınmış marka başvurusunun henüz sonuçlanmamış olduğu göz önüne alınarak, tanınmışlığı öne sürülen davacı markasının tanınmış marka olduğu kanaati oluşmadığına dair görüş bildirildiği tespit edilmiştir. G E R E K Ç E : Dava, SMK'nın 6/1,6/4,6/5,6/6 ve 6/9 hükümleri uyarınca açılan marka hükümsüzlüğü, markanın tanınmış olduğunun tespiti ve ticaret unvanının terkini davasıdır.İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yargı yoluna başvurulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Ticaret unvanının terkini davasıyla ilgili yapılan incelemede; HMK’nın 342/1-e maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde başvuru sebeplerinin ve gerekçesinin yer alması gerekir. Davacı tarafça istinaf dilekçesinde ticaret unvanının terkini talebiyle ilgili istinaf nedenlerinin açıklanmadığı, marka benzerliği, tanınmışlığı ve kötüniyetli marka tesciline ilişkin açıklamalara yer verildiği, kaldı ki davacı şirketin ticaret unvanının asli unsuru olan "..." ibaresi, davalı şirketin daha sonra tescil ettirilen ticaret unvanında aynen mevcut olmasına rağmen, faaliyet alanlarının da farklı olduğu anlaşılmakla, ticaret unvanının terkini davasıyla ilgili istinaf talepleri kabul edilmemiştir.Davacı vekilinin müvekkiline ait markanın tanınmış marka olduğuna dair istinaf talebiyle ilgili yapılan incelemede; davacının markasının ... hizmetlerinde sektöründe belli bir bilinirliğinin bulunduğu tespit edilmişse de, tanınmış marka olduğunun ispat edilemediği, bu nedenle Mahkemece davacının markasının tanınmış olduğunun tespiti davasının reddine karar verilmesinin yerinde olduğu anlaşılmıştır. Davacı vekilinin marka hükümsüzlüğü davasıyla ilgili istinaf talepleriyle ilgili dosya incelendiğinde; davacının markalarında yer alan "..." ibaresinin davalının markasında aynen yer aldığı, bu haliyle tarafların markalarının yüksek düzeyde benzer olduğu, ancak markalar farklı sınıflarda tescilli olduklarından SMK’nın 6/1. maddesindeki hükümsüzlük koşulunun mevcut olmadığı, davacının markasının tanınmışlığını ispatlayamadığı, SMK'nın 6/4 hükmünün uygulanamayacağı, tarafların markalarının tescil kapsamındaki emtianın benzer ve bağlantılı olmadıkları, SMK'nın 6/5 hükmünün uygulanma şartlarının da oluşmadığı tespit edilmiştir.Kötüniyetli tescil iddiasıyla ilgili yapılan incelemede ise; SMK'nın 6/9 hükmü uyarınca kötüniyetle yapılan marka başvurularının itiraz üzerine reddedileceği düzenlenmiştir. Davalı ...’nun markasının esas unsuru ile davacı adına tescilli markaların esas unsuru olan "..." ibaresinin aynı olduğu, davalının markasında ayrıca şekil unsurunun bulunduğu, mavi ve turuncu renklerin kullanıldığı, davacının "..." ibaresini içeren bir kısım markalarının siyah harflerle düz yazı olarak yazılan kelime markası oldukları, "..." ibaresini içeren bir kısım markalarında kullanılan renklerin ise davalının markasındaki mavi ve turuncu renklerden farklı olduğu, her ne kadar davacının 2014 46614 numaralı şekil markasında kullanılan mavi ve turuncu renkler davalının markasındaki renklerle aynı ise de, davacının bu markasında "..." ibaresinin mevcut olmadığı, yalnızca şekil unsurunun bulunduğu, davalının markasında kullanılan şekil unsuru ile davacının markalarındaki şekil unsurunun da farklı oldukları tespit edilmiştir. Bu nedenle davalının, davacının markalarının bilinirliğinden haksız şekilde yararlanmaya çalıştığı ve markasını kötüniyetle tescil ettirdiği iddiası ispatlanamadığından, Mahkemece hükümsüzlük davasının reddine karar verilmesi de yerindedir. Tüm bu nedenlerle; davacı vekilinin istinaf taleplerinin reddine karar verilmiştir. H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan gerekçe ile: 1-6100 sayılı HMK.'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf isteminin ESASTAN REDDİNE,2-Alınması gereken 615,40 TL maktu harçtan, peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 187,80 TL eksik harcın davacıdan alınarak Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına,4-İstinaf yargılama giderleri olarak; Davacı tarafça yapılan masrafların üzerinde bırakılmasına,5-Artan gider avanslarının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince yatıran tarafa iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda iş bu kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere 25/12/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.