1. Hukuk Dairesi 2013/8187 E. , 2013/12690 K. "" MAHKEMESİ : DİNAR ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 07/02/2013 Yanlar arasında görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, yerel mahkemece davanın, reddine ilişkin olarak verilen karar davacılar vekilince yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü; Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptal ve tescil isteğine ilişkin…
**1. Hukuk Dairesi 2013/8187 E. , 2013/12690 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : DİNAR ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 07/02/2013 Yanlar arasında görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, yerel mahkemece davanın, reddine ilişkin olarak verilen karar davacılar vekilince yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü; Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptal ve tescil isteğine ilişkindir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir. Dosya içeriği ve toplanan delillerden; mirasbırakan M... S...'ın 1428 parsel sayılı taşınmazdaki payı ile 1443 parselin tamamını 20.7.2005 tarihinde, 1236 parseldeki payını 28.3.2006 tarihinde davalı E..'ye; 216, 875, 983 ve 985 parsel sayılı taşınmazları ise 29.9.2009 tarihinde diğer davalı S...'a satış suretiyle temlik ettiği, bunlardan 983 parselin S... tarafından 7.10.2009 tarihinde dava dışı şirkete devredildiği, davalıların murisin gelini ve torunu (dava dışı mirasçı Hüseyin'in eşi ve oğlu), davacıların ise murisin çocukları oldukları anlaşılmaktadır. Davacılar, anılan temliklerin mirasçıdan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu ileri sürerek eldeki davayı açmışlardır. Mahkemece, çekişme konusu 983 parsel sayılı taşınmazın dava dışı kişi adına kayıtlı olduğu gözetilerek bu parsel yönünden davanın reddine karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik yoktur. Davacıların bu yöne değinen temyiz itirazları yerinde değildir, reddine. Davacıların diğer temyiz itirazlarına gelince; Bilindiği üzere; uygulamada ve öğretide "muris muvazaası" olarak tanımlanan muvazaa,niteliği itibariyle nisbi (mevsuf-vasıflı) muvazaa türü dür. Söz konusu Muvazaada miras bırakan gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir. Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir. Bu durumda yerleşmiş Yargıtay İçtihatlarında ve l-4-1974 tarih 1/2 sayılı İnançları Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmeside Medeni Kanunun 706, Borçlar Kanunun 213 ve Tapu Kanunun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tesbitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini herhangi bir zamanaşımı veya hak düşürücü süreye tabi olmaksızın her zaman isteyebilirler.