Başvuru, işyeri kira gelirinin banka veya PTT kanalıyla tahsil edilmediği gerekçesiyle uygulanan özel usulsüzlük cezalarının kaldırılması istemiyle açılan davada esasa etkili iddialar karşılanmaksızın karar verilmesi nedeniyle gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, işyeri kira gelirinin banka veya PTT kanalıyla tahsil edilmediği gerekçesiyle uygulanan özel usulsüzlük cezalarının kaldırılması istemiyle açılan davada esasa etkili iddialar karşılanmaksızın karar verilmesi nedeniyle gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 27/4/2016 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmemiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, sahibi olduğu işyerini bir gerçek kişiye (G.T.ye) kiraya vermiştir. Kiracı nezdinde yapılan yoklama sonucu düzenlenen 4/12/2013 tarihli yoklama fişi ile başvurucunun 2009, 2010, 2011 ve 2012 yıllarına ilişkin olarak aylık 150 TL kira ödemelerini elden tahsil etmek suretiyle beyan etmediği tespit edilmiştir. Başvurucu, yapılan tespit doğrultusunda Takdir Komisyonuna sevk edilmiştir. Başvurucuya elde ettiği kira gelirlerini beyan etmediği gerekçesiyle Takdir Komisyonu kararına istinaden 2009, 2010, 2011 ve 2012 yılları için resen tarh edilen vergi ziyaı cezalı gelir vergisini ödemekle yükümlü olduğuna ilişkin ihbarname gönderilmiştir. Ayrıca ilgili dönemler aylık kira tahsilatlarını banka veya Posta ve Telgraf Teşkilatı Genel Müdürlüğü (PTT) aracılığıyla yapmadığından bahisle başvurucuya özel usulsüzlük cezaları kesilmiştir. Kiracıya da ilgili dönemler aylık kira ödemelerini banka veya PTT aracılığıyla yapmadığından bahisle özel usulsüzlük cezaları kesilmiştir. Başvurucu, vergi ziyaı cezalı gelir vergisi ve ilgili döneme ait özel usulsüzlük cezalarının; kiracı da ilgili döneme ait özel usulsüzlük cezalarının iptali istemiyle Edirne Vergi Mahkemesinde (Mahkeme) dava açmıştır. Başvurucu dilekçesinde diğer iddialarının yanı sıra bakım ihtiyacı olan işyerini tadilat yaparak çeki düzen vermesi ve inşaat takviyesi yapması için nakit kira almadan G.T.ye kiraya verdiğini bir nevi mahsuplaşma yapıldığını ifade etmiştir.A. Başvurucunun Açtığı Dava Yönünden Yargısal Süreç Mahkeme davanın kısmen kabulüne kısmen reddine karar vermiştir. Kararla vergi ziyaı cezalı gelir vergisi tarhiyatının tamamı ve 2009/1, 2, 3, 4, 5, 6, 7 dönem özel usulsüzlük cezalarının 250 TL'yi aşan kısmı kaldırılmıştır. Mahkeme, vergiyi doğuran olayla ilgisi tabi ve açık olan, başvurucuyla aralarında bir husumet olmadığı anlaşılan kiracı nezdinde tutulan tutanak esas alınarak ilgili dönem kira tahsilatlarını beyan etmeyen başvurucu adına tarhiyat yapılabileceğini ifade etmiştir. Bununla birlikte kiracı nezdinde düzenlenen tutanakla aylık 150 TL kira ödemesi yapıldığının tespit edilmesine rağmen dava dosyasında mevcut ve yazılı delil niteliğinde olan kira kontratında aylık kira ödemesinin 75 TL olarak belirlendiği, davalı idare tarafından bu iki delil arasındaki çelişki giderilmeksizin eksik incelemeye dayalı olarak yapılan 2009, 2010, 2011, 2012 yılı vergi ziyaı cezalı gelir vergilerinde hukuka uyarlık görülmediği gerekçesine yer vermiştir. Diğer taraftan Mahkeme; tahsilatın elden yapıldığının kiracı nezdinde tutulan tutanak ile sabit olduğunu, başvurucunun aksi yönde dosyaya herhangi bir bilgi belge sunamadığını, dolayısıyla 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun mükerrer maddesi uyarınca getirilen yükümlülüğe riayet etmediğinin açık olduğunu ancak 16/6/2009 tarihli ve 5904 sayılı Kanun'la getirilen düzenlemeye göre aylık 250 TL'den fazla özel usulsüzlük cezası kesilemeyeceğini belirtmiştir. Mahkeme sadece 2009 yılı için fazla tutarda özel usulsüzlük cezası kesildiğini, diğer yıllar için kesilen cezanın kanunda öngörülen tutara uygun olduğunu tespit etmiştir. Dolayısıyla 2009 dışındaki yıllar için uygulanan özel usulsüzlük cezalarını hukuka uygun bularak davanın bu kısmını reddetmiştir. Tarafların karara itiraz etmesi üzerine Edirne Bölge İdare Mahkemesi (Bölge Mahkemesi) itirazın reddine, kararın onanmasına hükmetmiştir.B. Başvurucunun Kiracısının Açtığı Dava Yönünden Yargısal Süreç Kiracı da ilgili döneme ait özel usulsüzlük cezalarının iptali istemiyle Mahkemede dava açmıştır. Mahkeme, kiracının açmış olduğu davada 2009/1, 2, 3, 4, 5, 6, 7 dönemleri özel usulsüzlük cezalarının 500 TL'yi aşan kısmı yönünden aynı gerekçeyle (bkz. § 12) davanın kabulüne, diğer özel usulsüzlük cezaları yönünden ise davanın reddine karar vermiştir. Bölge Mahkemesi tarafların karara itiraz etmesi üzerine davalı idare itirazının reddine, kiracının itirazının kabulüne, mahkeme kararının bozulmasına ve davanın kabulü ile kesilen cezaların iptaline 22/12/2014 tarihinde karar vermiştir. Kararda, kira kontratının maddesinde belirtildiği üzere metruk bir mekânda esaslı tamirat yapılarak oto yıkama servisine çevrilmesi nedeniyle aylık 150 TL olduğu, bu konuda taraflar arasında ihtilaf bulunmadığı ifade edilmiştir. Kiranın işyerine yapılan masraflardan sayılmak suretiyle ödenmesi nedeniyle banka kaydına girecek nitelikte bir düzenli ödeme şeklinin bulunmadığı anlaşıldığından, işyeri kira ödemelerinin aracı kurumlar marifetiyle yapılmadığından bahisle kesilen özel usulsüzlük cezalarında hukuki isabet bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Öte yandan kira ödemelerinin sayılan aracı kurumlar vasıtasıyla yollanmasının ödenen kiranın tevsiki için arandığı, taraflar arasında ödenmiş sayılan kira miktarı belli ve tartışmasız olduğundan verilen cezada ilgili düzenleme ile korunan hukuki yarara uyarlık bulunmadığı ek gerekçesine de yer vermiştir. Bölge Mahkemesi davalı idarenin karar düzeltme isteminde bulunması üzerine de 29/5/2015 tarihli kararıyla davalı idarenin karar düzeltme isteminin kısmen kabulüne, kısmen reddine karar vermiştir. Bölge Mahkemesi, sonuç olarak mahsuben ödeme yapılmış olması nedeniyle 2009/1 ila 2012/4 dönemlerine ait özel usulsüzlük cezalarını kaldırmıştır. Kararın gerekçesi şöyledir: "Davacının ilk olarak başka bir kişiye ait yerde faaliyete başlamışken 2007 yılının Mayıs ayında değiştirdiği işyeri için tadilat masraflarına karşılık beş yıl boyunca kira ödemediği yolundaki sözleşme, faaliyet tespitine yönelik tutanakla karşılaştırıldığında; 2009 ila 2012 yıllarına ait kira tutarları aylık 150,-TL bulunsa da kiracı davacı ve kiralayan başka iki kişinin imzasını taşıyan, dolayısıyla davalı idarenin ileri sürdüğü gibi salt Nail Hacıimamoğlu'na değil, aynı zamanda Ramazan Hacıimamoğlu'na da ait bulunduğu görülen işyerine aitkira sözleşmesi, tutanağa göre daha açık ve net biçimde 2012 yılı Mayıs ayına kadar kira ödemesinin kira başlangıcında yapılan masraflara mahsup edildiğini ortaya koymaktadır. Bu durumda nakten değil mahsuben ödeme yapılmış olması nedeniyle kiraya ilişkin tahsilat ve ödemelerinin banka veya Posta ve Telgraf Teşkilatı Genel Müdürlüğü tarafından düzenlenen belgelerle tevsik edilmesi zorunluluğu bulunmayan 2009/8 ila 2012/4 dönemlerine ait özel usulsüzlük cezalarında yasal isabet olmadığı, 2012/5 ila 2012/12 dönemlerine ait özel usulsüzlük cezalarının ise hukuka uygun bulunduğu anlaşıldığından 2012/5-12 dönemi hakkında Edirne Vergi Mahkemesince kurulan hükmün yerinde olduğu, 2009/1-7 dönemleri için kurulan hükmün ise gerekçesi hatalı olmak üzere netice itibarıyla doğru olduğu, itiraz safhasında Mahkememizce kurulan hükmün de 2009/8-2012/4 dönemleri yönünden yerinde bulunduğu, fakat 2012/5-12 aralığındaki dönemler için isabetsiz olduğu ve kararın bu kısmının kaldırılarak Edirne Vergi Mahkemesi Ret Kararının kısmen onanması gerektiği sonuçlarına ulaşılmaktadır...." Diğer taraftan başvurucu, kiracısının davasında Bölge Mahkemesi tarafından verilen 22/12/2014 tarihli kararı dilekçesine ekleyerek karar düzeltme talebinde bulunmuştur. Başvurucu dilekçesinde, kiracısının açtığı davada verilen karardan bahsederek aynı maddi ve hukuki sebepten kaynaklı olayda birbirine zıt kararlar verilmesi nedeniyle Anayasa'da güvence altına alınan eşitlik ilkesinin ihlal edildiğini dile getirmiştir. Bölge Mahkemesi karar düzeltme istemini de 12/11/2015 tarihli kararla reddetmiş ve karar kesinleşmiştir. Nihai karar başvurucuya 28/3/2016 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu 27/4/2016 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. 213 sayılı Kanun'un "Vergi Kanunlarının uygulanması ve ispat" kenar başlıklı maddesinin ilgili kısmı şöyledir:"...B) İspat: Vergilendirmede vergiyi doğuran olay ve bu olaya, ilişkin muamelelerin gerçek mahiyeti esastır.Vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyeti yemin hariç her türlü delille ispatlanabilir. Şu kadar ki, vergiyi doğuran olayla ilgisi tabii ve açık bulunmayan şahit ifadesi ispatlama vasıtası olarak kullanılamaz.İktisadi, ticari ve teknik icaplara uymayan veya olayın özelliğine göre normal ve mutad olmayan bir durumun iddia olunması halinde ispat külfeti bunu iddia eden tarafa aittir." 213 sayılı Kanun'un "Re'sen vergi tarhı" kenar başlıklı maddesinin ilgili kısmı şöyledir:"Resen vergi tarhı, vergi matrahının tamamen veya kısmen defter, kayıt ve belgelere veya kanuni ölçülere dayanılarak tespitine imkan bulunmayan hallerde takdir komisyonları tarafından takdir edilen veya vergi incelemesi yapmaya yetkili olanlarca düzenlenmiş vergi inceleme raporlarında belirtilen matrah veya matrah kısmı üzerinden vergi tarh olunmasıdır. İnceleme raporunda bu maddeye göre belirlenen matrah veya matrah farkı resen takdir olunmuş sayılır...." 213 sayılı Kanun'un "Maksat ve yetki" kenar başlıklı maddesinin birinci fıkrası şöyledir: "Yoklamadan maksat, mükellefleri ve mükellefiyetle ilgili maddi olayları, kayıtları ve mevzuları araştırmak ve tespit etmektir." 213 sayılı Kanun'un maddesinin "Maksat" kenar başlıklı birinci fıkrası şöyledir:"Vergi incelemesinden maksat, ödenmesi gereken vergilerin doğruluğunu araştırmak tespit etmek ve sağlamaktır..." 213 sayılı Kanun'un mükerrer maddesinin ilgili kısmı şöyledir:"Maliye Bakanlığı; ... Mükelleflere muameleleri ile ilgili tahsilat ve ödemelerini banka, benzeri finans kurumları veya posta idarelerince düzenlenen belgelerle tevsik etmeleri zorunluluğunu getirmeye ve bu zorunluluğun kapsamını ve uygulamaya ilişkin usul ve esaslarını belirlemeye....Yetkilidir." 213 sayılı Kanun'un "Vergi ziayı" kenar başlıklı maddesinin birinci fıkrası şöyledir: "Vergi ziyaı, mükellefin veya sorumlunun vergilendirme ile ilgili ödevlerini zamanında yerine getirmemesi veya eksik yerine getirmesi yüzünden, verginin zamanında tahakkuk ettirilmemesini veya eksik tahakkuk ettirilmesini ifade eder" 213 sayılı Kanun'un "Vergi ziyaı cezası" kenar başlıklı maddesinin birinci fıkrası ile ikinci fıkrasının ilgili kısmı şöyledir: "341 inci maddede yazılı hallerde vergi ziyaına sebebiyet verildiği takdirde, mükellef veya sorumlu hakkında ziyaa uğratılan verginin bir katı tutarında vergi ziyaı cezası kesilir." 213 sayılı Kanun'un "Bilgi vermekten çekinenler ile 107/A, 256, 257, mükerrer 257 nci madde ve Gelir Vergisi Kanununun 98/A maddesi hükmüne uymayanlar için ceza" kenar başlıklı mükerrer maddesinin ilgili kısmı şöyledir: "Bu Kanunun 86,148,149,150,256 ve 257 nci maddelerinde yer alan zorunluluklar ile mükerrer 257 nci maddesi ve Gelir Vergisi Kanununun 98/A maddesi uyarınca getirilen zorunluluklara uymayan (Kamu idare ve müesseselerinde bilgi verme görevini yerine getirmeyen yöneticiler dahil)...Özel usulsüzlük cezası kesilir." 29/7/2008 tarihli ve 26951 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 268 sayılı Gelir Vergisi Genel Tebliği'nin "Ceza uygulaması" kenar başlıklı maddesinin birinci fıkrası şöyledir: "Vergi Usul Kanununun mükerrer 355 inci maddesinde yer alan hüküm uyarınca, mükerrer 257 nci maddeyle getirilen zorunluluklara uymayanlara özel usulsüzlük cezası kesilmesi gerekmektedir."