10. Hukuk Dairesi 2011/8273 E. , 2012/12106 K. Mahkemesi :İş Mahkemesi No :91-884 Dava, rücuan tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, ilâmında belirtildiği şekilde isteğin kabulüne karar verilmiştir. Hükmün, davalı şirket avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. Davacı Kurum, iş kaza…
**10. Hukuk Dairesi 2011/8273 E. , 2012/12106 K.** **"İçtihat Metni"** Mahkemesi :İş Mahkemesi No :91-884 Dava, rücuan tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, ilâmında belirtildiği şekilde isteğin kabulüne karar verilmiştir. Hükmün, davalı şirket avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. Davacı Kurum, iş kazası sonucu vefat eden sigortalının hak sahiplerine bağlanan gelir nedeniyle meydana gelen Kurum zararının 506 sayılı Yasa'nın 26. maddesi uyarınca tahsilini istem iştir. Mahkemece, davalı İşverenin iş kazasında % 70 oranında kusurlu olduğu kabul edilmek suretiyle istem gibi karar verilmiş is( de, hükme esas alınan bilirkişi raporunun oluşa ve işçi sağlığı ve iş güvenliği kurallarına uygun olmaması nedeniyle hüküm kurmaya elverişli olmadığı anlaşılmıştır. Davada uyuşmazlık konusu ilk husus, olayın iş kazası olup olmadığıdır. 506 sayılı Yasanın 11. maddesine göre bir olayın İş kazası olarak kabul edilebilmesi için maddede tek tek sayılan hal ve durumlardan birinde meydana gelen ve sigortalıyı bedence ve ruhça arızaya uğratan bir olayın meydana gelmesi ve olayla kaza arasında illiyet bağının bulunması gerekir. Somut olayda, davalı işverene ait boya fabrikasında kazancı olarak çalışan sigortalının, kondans enerj geri kazanım tertibatındaki tıkanıklığı gidermek için 1 metre yükseklikteki metal bir sehpa üzerine konulan 2 tahta platform üzerine çıkarak tertibatın vanasını sıkıştırmaya çalıştığı sırada elindeki sıkıştırma anahtarını düşürerek, duvar ile metal sehpa arasında sıkışık bir konumda bulunduğundan sırtını duvara çarpar ve sırtında oluşan çizik nedeniyle, arkadaşı tarafından pansuman yapıldıktan sonra, o gün mesainin bittiği 21.30 sıralarına kadar bu şekilde çalışır ve gece evde, baygın vaziyette bulunarak hastaneye ölü ulaştırılır, geri döndürülürse de, 28.06.2004 tarihine kadar bitkisel hayatta kalarak 28.06.2004 tarihinde vefat eder.Adli Tıp Raporu ile Ölüm sebebi kendinde mevcut bir patolojiye dayalı olarak solunum ve dolaşım durması nedeniyle canlandırma işlemi sonrası gelişen hipoksik beyin ve komplikasyonları olduğu bildirilmiştir. Dosya kapsamına göre, sigortalının kaza sonrası o gün geç saatlere kadar çalıştıktan sonra gece yarısı baygın olarak bulunması üzerine hastaneye ölü götürülmüş olması birlikte değerlendirildiğinde, işyerinde çalıştığı sırada geçirdiği kazanın, sigortalıda mevcut ve bilinmeyen patolojik bir durumu tetikleyerek solunum ve dolaşımını durdurması sonucu ölümüne sebep olduğu anlaşılmakla, işyerinde ve işin yürütümü sırasında meydana gelen kazanın sigortalıdaki bilinmeyen bir patolojk durumla birleşerek ölüm sonucunu doğurdukları ve bu nedenle iş kazası ile Ölüm sonucu arasında illiyet bağının bulunduğu hususunda kuşku yoktur. Ancak esas sorun, geçirilen kazanın, illiyet bağına etkisi ve ağırlığı noktasındadır. Çünkü, iş kazası ile başka etkenler de birleşmek suretiyle ölüm sonucu meydana gelmiştir. Bu nedenle, mahkemece, konusunda ve işçi sağlığı ve iş güvenliği konularında uzman bilirkişilerden, maddi olguya ve iş kazası ile, ölüm sonucu arasındaki illiyet bağının ağırlığına göre, kusur aidiyet ve oranlarını saptayan, oluşa ve işçi sağlığı ve iş güvenliği mevzuatına uygun, hüküm kurmaya elverişli, kusur raporu alınmalıdır. Yukarıda belirtilen maddi ve hukuki olgulara görç oluşa uygun kusur aidiyet ve oranlarını belirleyen rapor alınması gerekirken yazılı şekilde yetersiz bilirkişi raporuna dayalı olarak hüküm kurulmuş olması, usul ve yasaya aykın olup, bozma nedenidir. O hâlde, davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. SONUÇ:Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalıya aiadesine, 21.06.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.