Başvuru kamulaştırmasız el atmanın yargı kararına rağmen devam etmesi ve uğranılan zararın giderilmemesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru kamulaştırmasız el atmanın yargı kararına rağmen devam etmesi ve uğranılan zararın giderilmemesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 19/1/2015 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık süresinde görüş bildirmemiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: Başvurucu Muş'un Merkez ilçesine bağlı Sütlüce köyünde bulunan 444 parsel sayılı 498 m2 yüzölçümlü arsa niteliğindeki taşınmazın malikidir. Başvurucu bu taşınmazın üzerinde iki dükkan, üç mesken ve bir bodrumdan oluşan beş katlı bir yapıya ilişkin olarak Muş Belediyesinden 9/6/2005 tarihinde ruhsat almıştır. Başvurucuya ait söz konusu taşınmazdan Vangölü Elektrik Dağıtım A.Ş. (Vangölü EDAŞ) tarafından enerji nakil hattı geçirilmiştir. Başvurucu kamulaştırmasız el atma sebebiyle müdahalenin önlenmesi ve 2006 ile 2011 yılları arasında yoksun kalınan kira gelirleri için ecrimisil tazminatı ödenmesi istemiyle 21/6/2011 tarihinde Muş Asliye Hukuk Mahkemesinde dava açmıştır. Dava dilekçesinde, enerji nakil hattı yüzünden başvurucunun yıllarca mağdur edildiği ve kira gelirinden de yoksun kaldığı belirtmiştir. Başvurucu beş yıllık ecrimisil tazminatı karşılığı olarak 000 TL tazminat talebinde bulunmuştur. Mahkeme 19/9/2012 tarihinde dava konusu taşınmazın başında uzman bilirkişiler eşliğinde keşif yapmıştır. Keşif sonucu kadastro uzmanı teknik bilirkişi tarafından düzenlenen 4/12/2012 tarihli raporda, bu taşınmaz üzerinde bir katlı betonarme ev olduğu ve enerji nakil hattının evin üstünden geçtiği belirtilmiştir. İnşaat ve mülk alanında uzman kişilerden oluşturulan bilirkişi kurulu tarafından düzenlenen 4/12/2012 tarihli raporda ise dava konusu taşınmaz için beş kat yapı ruhsatı alınmış olmasına rağmen enerji nakil hattının arsa üzerinden geçmesi nedeniyle inşaat yapılamadığı belirtilmiştir. Raporda dava konusu taşınmaz üzerinde beş katlı bina yapılması durumunda beş yıllık kira geliri karşılığının 040 TL olduğu hesaplanmıştır. Raporda ayrıca dava konusu taşınmaz için irtifak bedeli de hesaplanarak gösterilmiştir. Başvurucu ıslah dilekçesi vererek tazminat talebini bilirkişi raporu doğrultusunda arttırmıştır. Mahkeme 2/4/2013 tarihinde davanın kabulüne karar vermiştir. Kararın gerekçesinde, yapılan keşif ve kadastro uzmanı teknik bilirkişinin raporuna göre dava konusu taşınmaza davalı idare tarafından herhangi bir kamulaştırma işlemi yapılmaksızın elektrik hattı çekmek suretiyle el atıldığı belirtilmiştir. Mahkeme bu sebeple başvurucunun beş kat üzerinden yapı ruhsatı almasına ve inşaat projesini de bitirmesine rağmen inşaatı yapamadığını vurgulamıştır. Mahkeme sonuç olarak el atmanın önlenmesine ve müdahaleli alanda bulunan davalıya ait yüksek gerilim tellerinin yıkılmasına, yıkım masraflarının da davalı idare tarafından karşılanmasına karar vermiştir. Mahkeme ayrıca 2006 ile 2011 yılları arası döneme ilişkin ecrimisil bedeli olarak toplam 040 TL tutarındaki tazminatın dava tarihi olan 21/06/2011 tarihinden itibaren kanuni faizi ile birlikte davalı Vangölü EDAŞ'dan alınarak davacıya verilmesine karar vermiştir. Davalı idare tarafından temyiz edilen karar Yargıtay Hukuk Dairesi tarafından 20/3/2014 tarihinde bozulmuştur. Kararın gerekçesinde, dava konusu taşınmaza davalı idarenin kamulaştırmasız el attığının mahallinde yapılan keşif sonucu alınan bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından anlaşıldığı belirtilmiştir. Daire bu sebeple el atmanın önlenmesi ve yıkım davasının kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik olmadığını vurgulamıştır. Ancak ecrimisil yönünden ise taşınmaz üzerinde daha önceden var olan ve kullanılan tek katlı konut dışında yeni bir bina yapılmadığına işaret edilmiştir. Daireye göre 4/11/1983 tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun maddesinin ikinci fıkrası uyarınca ilerisi için düşünülen kullanma şekillerine göre bedel talep etmenin mümkün olmayıp ecrimisil talebinin reddi yerine kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir. Başvurucunun karar düzeltme talebi Daire tarafından 17/11/2014 tarihinde reddedilmiştir. Bu karar başvurucu vekiline 18/12/2014 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu 19/1/2015 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Bozma kararına uyan mahkeme 15/9/2015 tarihinde davanın kısmen kabulüne ve kısmen ise reddine karar vermiştir. Mahkeme davalı idarenin dosyaya konulan rapor ve krokide gösterilen alana yapılan müdahalesinin önlenmesine, müdahaleli alanda bulunan davalıya ait yüksek gerilim tellerinin yıkımına ve yıkım masraflarının da davalı kurum tarafından karşılanmasına karar vermiştir. Bununla birlikte başvurucunun talep etmiş olduğu ecrimisil tazminatının ise reddine karar verilmiştir. Kararın gerekçesinde ise Yargıtay Dairesinin bozma kararına atıfta bulunulmuştur. Taraflarca temyiz edilen karar Daire tarafından 24/3/2016 tarihinde onanmıştır. Mahkemece karar düzeltme yoluna gidilmediğinden hükmün 17/5/2016 tarihinde kesinleştiği tespit edilmiştir. Başvurucu el atmanın önlenmesi ve yıkım kararının icrası için 15/10/2015 tarihinde Muş İcra Dairesinde ilamlı icra takibi başlatmıştır. İcra Dairesi 26/4/2016 tarihinde kararın uygulanması için Vangölü EDAŞ'a muhtıra göndermiştir. Bu arada Özelleştirme Yüksek Kurulunun 2/4/2004 tarihli kararı ile Vangölü EDAŞ özelleştirme kapsam ve programına alınmış, 26/7/2013 tarihinde de bu şirket bütünüyle özel bir şirkete satılmıştır. A. Ulusal Hukuk 2942 sayılı Kanun’un maddesinin birinci fıkrası şöyledir: "Taşınmaz malın mülkiyetinin kamulaştırılması yerine, amaç için yeterli olduğu takdirde taşınmaz malın belirli kesimi, yüksekliği, derinliği veya kaynak üzerinde kamulaştırma yoluyla irtifak hakkı kurulabilir." 2942 sayılı Kanun’un maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkraları şöyledir: “Taşınmaz malın değerinin tespitinde, kamulaştırmayı gerektiren imar ve hizmet teşebbüsünün sebep olacağı değer artışları ile ilerisi için düşünülen kullanma şekillerine göre getireceği kâr dikkate alınmaz.Kamulaştırma yoluyla irtifak hakkı tesisinde, bu kamulaştırma sebebiyle taşınmaz mal veya kaynakta meydana gelecek kıymet düşüklüğü gerekçeleriyle belirtilir. Bu kıymet düşüklüğü kamulaştırma bedelidir.” 16/5/1956 tarihli ve 1956/1-6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu Kararının ilgili kısmı şöyledir: "Usulü dairesinde istimlak muamelesine tevessül edilmeksizin gayrimenkulü yola kalbedilen şahsın, esas itibariyle, gayrimenkulünü yola kalbeden amme hükmi şahsiyeti aleyhine meni müdahale davası açmaya hakkı olduğuna, ancak dilerse bu fiili duruma razı olarak, mülkiyet hakkının amme hükmi şahsiyetine devrine karşılık gayrimenkulünün bedelinin tahsilini de dava edebileceğine ve isteyebileceği bedelin de mülkiyet hakkının devrine razı olduğu tarih olan dava tarihindeki bedel olduğuna 1956 tarihinde ilk toplantıda ittifakla karar verildi." Yargıtay Hukuk Dairesinin 3/10/2016 tarihli ve E.2015/27365, K.2016/13961 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:"...Taşınmaz malın tarım arazisi niteliğinde kabulü ile olduğu gibi kullanılması halinde getireceği net geliri üzerinden bilimsel yolla değerinin tesbit edilmesinde; taşınmazın niteliği, tamamının yüzölçümü, geometrik durumu ve kanal güzergahı dikkate alınarak değer düşüklüğü oranı belirtilmek suretiyle daimi irtifak hakkı ve gelir kaybı hesaplanarak geçici irtifak hakkı karşılığının tespit edilmesinde üzerinde bulunan ve taşınmaz mala bahçe niteliği vermeyen ağaçlara maktuen değer biçilmesinde ve tespit edilen bedelin bloke ettirilerek hükmün kesinleşmesi beklenmeden davalı tarafa ödenmesine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir..." Yargıtay Hukuk Dairesinin 23/2/2006 tarihli ve E.2006/1125, K.2006/2009 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:"...Kamulaştırma Kanununun maddesinin son fıkrasında kamulaştırma yoluyla irtifak hakkı tesisinde, kamulaştırma nedeniyle taşınmaz malda meydana gelecek değer düşüklüğünün kamulaştırma bedeli olarak hesaplanması öngörülmüştür. Geçici irtifak kamulaştırmasında ise taşınmazda devamlı bir değer kaybı söz konusu olmayıp, irtifak hakkı süresince mahrum kalınan gelir kaybı olduğu gözetilerek buna göre daimi ve geçici irtifak hakkı karşılıklarının hesaplanması gerekirken, daimi irtifak hakkı için gelir kaybı, geçici irtifak hakkı içinde değer düşüklüğü hesaplanması, doğru görülmemiştir..."B. Uluslararası Hukuk Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne (Sözleşme) ek 1 No.lu Protokol'ün "Mülkiyetin korunması" kenar başlıklı maddesi şöyledir:"Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Bir kimse, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir.Yukarıdaki hükümler, devletlerin, mülkiyetin kamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya da başka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekli gördükleri yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halel getirmez." Kamulaştırmasız el atma ile ilgili Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararları için bkz. Şevket Karataş [GK], B. No: 2015/12554, 25/10/2018, §§ 26- Kamulaştırmasız el atma sebebiyle kanunilik ölçütü yönünden mülkiyet hakkının ihlaline karar verilen Halil Göçmen/Türkiye (B. No: 24883/07, 12/11/2013) kararında ayrıca yeterli bir tazminata hükmedilmesi çerçevesinde dosya kapsamındaki bilirkişi raporları arasındaki farklılıkların giderilmemesi sebebiyle gerekli usuli güvenceleri temin eden yargısal işlemleri sağlama yükümlülüğüne yeterli ölçüde uyulmadığından ihlal sonucuna ulaşmıştır (Halil Göçmen/Türkiye, §§ 37-43). Yine kamulaştırma yapılmaksızın irtifak hakkı tesisinin şikâyet edildiği Kahyaoğlu ve diğerleri/Türkiye (B. No: 37203/05, 31/5/2016) kararında da kamulaştırmasız el atmanın mülkiyet hakkının ihlaline yol açtığı belirtilmiş ayrıca tazminat miktarının Yargıtay tarafından taşınmazın değerinin %2’si ile sınırlı kabul edilmesinin müdahaleyi ölçüsüz de kıldığı sonucuna varılmıştır (Kahyaoğlu ve diğerleri/Türkiye, §§ 27-40). Diğer taraftan Jucys/Litvanya (B. No: 5457/03, 8/1/2008) kararında başvurucunun el konulan mülkünden sekiz yılı aşkın bir süre yararlanamaması sebebiyle mülkiyet hakkının ihlaline karar verilmiştir (Jucys/Litvanya, §§ 34-39). Vendittelli/İtalya (B. No: 14804/89, 18/7/1994) kararında da bir suç isnadı kapsamında başvurucunun taşınmazına konulan tedbirin hükümden sonra gerek de kalmadığı hâlde on bir ay daha uygulanmaya devam edilmesi ölçüsüz bir müdahale olarak görülmüştür (Vendittelli/İtalya, §§ 31-40). Poiss/Avusturya (B. No: 9816/82, 23/4/1987) kararında, başvurucunun taşınmazından geçici olarak kullanmasının ve tasarruf etmesinin önüne geçen bir tedbirin uygulanması mülkiyet hakkına müdahale olarak görülmüştür. AİHM, başvuruyu mülkiyetten barışçıl yararlanmaya ilişkin birinci kural çerçevesinde incelemiş ve müdahaleye konu tedbirin yirmi dört yıldır devam etmiş olduğuna dikkat çekerek başvurucunun mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin ölçülü olmadığına karar vermiştir (Poiss/Avusturya, §§ 61-70). AİHM, ihlalin tespit edildiği bir başvuruda taraf devletin ihlali gidermek ve ihlalden önceki duruma mümkün olduğunca dönülmesini sağlayacak sekilde ihlalin sonuçlarını ortadan kaldırmak yükümlüğünün bulunduğunu hatırlatmaktadır (Iatridis/Yunanistan [adil giderim] [BD], B. No: 31107/96, 19/10/2000, § 32). AİHM'e göre ihlalin doğası eski hâle getirmeye (restitutio in integrum) müsaitse bunu yerine getirmek görevi taraf devlete düşmektedir (Iatridis/Yunanistan, § 33). Dolayısıyla AİHM kimi durumlarda, tespit edilen ihlalin niteliği itibarıyla eski hâle getirmenin benimsenmesinin müsait olamayabileceğine dikkati çekmektedir (Beyeler/İtalya [adil giderim] [BD], B. No: 33202/96, 28/5/2002, § 20; Eski Yunan Kralı ve diğerleri/Yunanistan [adil giderim] [BD], B. No: 25701/94, 28/11/2002, § 77). İç hukukun ihlalin sonuçlarını ortadan kaldırmaya olanak tanımaması ve/veya ancak kısmen giderebilmesi durumunda AİHM, Sözleşme'nin maddesi gereğince mağdura uygun göreceği bir telafiyi sağlama yetkisinin bulunduğunu kabul etmektedir (Brumarescu/Romanya [adil giderim] [BD], B. No: 28342/95, 23/1/2001, § 20; Eski Yunan Kralı ve diğerleri/Yunanistan, § 73). AİHM, Iatridis/Yunanistan kararında eski hâle getirme kapsamında başvurucunun kazanç kayıplarının da karşılanması gerektiğini belirtmiştir (Iatridis/Yunanistan, §§ 39-45). Antonovi/Bulgaristan (B. No: 20827/02, 1/10/2009) kararına konu olayda başvurucuların kamulaştırılan taşınmazlarına karşılık olarak bir daire verilmesi öngörülmüş, ancak bu daire aradan on altı yıl geçmesine rağmen verilememiştir. Derece mahkemeleri 1991 ile 2000 yılları arası dönem için başvurucu yararına maddi tazminat ve ayrıca manevi tazminat verilmesine hükmetmişler ancak AİHM başvurucuların taşınmazlarından yararlanamama durumunun devam ettiğini ve bu sürenin uzunluğuna dikkati çekerek müdahalenin ölçülü olmadığına karar vermiştir (Antonovi/Bulgaristan,§§ 27-31). Giderim yönünden ise AİHM, oğullarının evinde kalan başvurucuların kira kaybı iddiasını kanıtlayamadıklarını belirtmiş ancak başvurucuların uzun bir süre boyunca dairelerinden yararlanamadıkları gerekçesiyle başvuruculara maddi tazminat ödenmesine karar vermiştir (Antonovi/Bulgaristan, §§ 34-39).