Danıştay 8. Daire Başkanlığı 2021/5193 E. , 2024/2097 K. T.C. D A N I Ş T A Y SEKİZİNCİ DAİRE Esas No : 2021/5193 Karar No : 2024/2097 DAVACI : ... VEKİLİ : Av. ... DAVALI : ... Kurumu VEKİLİ : Av. ... DAVANIN KONUSU : 1- TÜBİTAK Bilim Kurulu’nun 10/01/2017 tarihli ve 261 sayılı kararı ile 2- 2018 yılından itibaren 2211/E 'Yurt İçi Doğrudan Doktora Burs Programı' kapsamında Bilim İnsanı Destek Programları Başkanlığı'nın 15/10/2018 tarihli yazısı ekinde yer alan "Önemli Not" b…
Danıştay 8. Daire Başkanlığı 2021/5193 E. , 2024/2097 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y SEKİZİNCİ DAİRE Esas No : 2021/5193 Karar No : 2024/2097 DAVACI : ... VEKİLİ : Av. ... DAVALI : ... Kurumu VEKİLİ : Av. ... DAVANIN KONUSU : 1- TÜBİTAK Bilim Kurulu’nun 10/01/2017 tarihli ve 261 sayılı kararı ile 2- 2018 yılından itibaren 2211/E 'Yurt İçi Doğrudan Doktora Burs Programı' kapsamında Bilim İnsanı Destek Programları Başkanlığı'nın 15/10/2018 tarihli yazısı ekinde yer alan "Önemli Not" başlıklı notların 2. maddesinin iptali istenilmektedir. DAVACININ İDDİALARI : Davacı tarafından; kamu görevinden çıkarıldıktan aylar sonra bir doktora öğrencisi olarak burs başvurusunda bulunduğu ve burs almaya hak kazandığı, ancak davalı idarenin 2020 yılında burs başvuru koşullarında belirlediği “kamu görevinden çıkarılmış olmamak” şartını geriye dönük olarak kendisine uygulandığı, bildirim yazısında yer alan uyarının belirsiz ve hukuka aykırı olduğu, idarenin 2017 yılında aldığı kararı 2018 yılı burs başvuru koşullarına yansıtmadığı, Kanun Hükmünde Kararnamelerde kamu görevinden çıkarılanların TÜBİTAK bursiyeri olamayacağına ilişkin bir hüküm bulunmadığı, burs kesme işleminin kazanılmış hak ilkesine aykırılık teşkil ettiği ileri sürülmektedir. DAVALININ SAVUNMASI : Davacının 29/04/2017 tarihli ve 689 sayılı KHK kapsamında kamu görevinden çıkarıldığının sabit olduğu, KHK düzenlemelerinin ruhundan kaynaklı olarak kamu görevinden ihraç edilen kişilerin kamu imkanlarından da uzaklaştırılması gerektiği, mevzuat gereği kamu kaynaklarını etkin kullanarak ülkemizin gelişimine katkı sağlayacak bilimsel gelişmeleri desteklemekle yükümlü olduklarından kurumun kamu kaynaklarının etkin kullanılıp kullanılmadığının kamu zararına yol açılıp açılmadığının tespiti ile ihlallerin idari yaptırıma bağlanmasının yasaya uygunluk arz ettiği ve bu bağlamda dava konusu işlemlerin hukuka uygun olduğu savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : ... DÜŞÜNCESİ : Davanın reddi gerektiği düşünülmektedir. DANIŞTAY SAVCISI :... DÜŞÜNCESİ : Dava; TÜBİTAK Bilim Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile Bilim İnsanı Destek Programları Başkanlığının 15/10/2018 tarihli yazısı ekinde yer alan "Önemli Not" başlıklı notların 2. maddesinin iptali istemiyle açılmıştır. 278 sayılı Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu Kurulması Hakkında Kanunun 1. maddesinde; ''Türkiye'nin rekabet gücünü ve refahını artırmak ve sürekli kılmak için; toplumun her kesimi ve ilgili kurumlarla iş birliği içinde, ulusal öncelikler doğrultusunda bilim ve teknoloji politikaları geliştirmek, bunları gerçekleştirecek alt yapının ve araçların oluşturulmasına katkı sağlamak, araştırma ve geliştirme faaliyetlerini özendirmek, desteklemek, koordine etmek, yürütmek; bilim ve teknoloji kültürünün geliştirilmesinde öncülük yapmak amacıyla, tüzel kişiliğe, idarî ve malî özerkliğe sahip, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığıyla ilgili "Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu" kurulmuştur.'' hükmü yer almış, 2/j maddesinde ise; ''Bilim adamlarının, araştırıcıların yetiştirilmeleri ve geliştirilmeleri için olanaklar sağlamak; bu amaçla ödüller vermek, öğrenim ve öğrenim sonrasında üstün başarısıyla kendini gösteren gençleri izleyerek onların yetişme ve gelişmelerine yardım etmek ve bu amaçla burslar vermek, yarışmalar düzenlemek ve yayınlar yapmak,'' Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumunun görevleri arasında sayılmıştır. 278 sayılı Kanun ile verilen yetki çerçevesinde TÜBİTAK Bilim İnsanı Destek Programları Başkanlığı Burs ve Destek Programlarının Yürütülmesine İlişkin Usul ve Esaslar düzenlenmiş ve bu esasların 1. maddesinde; söz konusu esasların amacının kurum tarafından düzenlenen ve TÜBİTAK'ın ilgili birimi olan Bilim İnsanı Destek Programları Başkanlığı (BİDEB) tarafından yürütülen programların başlatılıp yürütülmesine ilişkin genel kuralları belirlemek olduğu ifade edilmiş, "Değerlendirme ve destek kararı" başlıklı 6. maddesinde ise, başvuruların (BİDEB) tarafından ön incelemeye alınacağı, ön incelemeyi geçen destek başvurularının programın niteliğine uygun olarak değerlendirmeye alınacağı, değerlendirme sonuçlarının GYK tarafından Başkanlığa sunulacağı, Başkanlığa sunulacak destekleme önerisinde, değerlendirme sonuçlarının yanında TÜBİTAK'ın olanakları ile belirlenen ülke ihtiyaç ve önceliklerinin gözetilebileceği düzenlenmiştir. Ülke kaynaklarının bilimsel gelişmeyi gerçekleştirmek yönünde en etkin şekilde kullanılmasını sağlamak amacıyla, 278 sayılı Kanun kapsamında tanınan yetki çerçevesinde görev yapmak ve başarılı öğrencileri öğrenim ve araştırma yapmak üzere yönlendirmek, özendirmek, gelişmelerini sağlamak, düşünsel ve yaratıcılık yatkınlığını geliştirerek geleceğe yönelik bilim adamı yetiştirilmesine katkıda bulunmak üzere verilecek burs için ilke ve kuralları belirleyen dava konusu TÜBİTAK Bilim Kurulu kararında hukuka, kamu yararına ve hizmet gereklerine aykırılık görülmemiştir. Bilim İnsanı Destek Programları Başkanlığının 15/10/2018 tarihli yazısı ekinde yer alan "Önemli Not" başlıklı notların 2. maddesinin ise bilgi verme amacı taşıyan uyarı niteliğinde bir bildirim olduğu ve idari davaya konu edilebilecek nitelikte kesin ve icrai bir işlem olmadığı sonucuna varılmıştır. Açıklanan nedenlerle, TÜBİTAK Bilim Kurulunun dava konusu kararı yönünden davanın reddi, Bilim İnsanı Destek Programları Başkanlığı'nın 15/10/2018 tarihli yazısı ekinde yer alan "Önemli Not" başlıklı notların 2. maddesi yönünden ise davanın incelenmeksizin reddi gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: HUKUKİ SÜREÇ : 29/04/2017 tarihli ve 689 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (KHK) kapsamından kamu görevinden çıkarılan davacı; Marmara Üniversitesi Kamu Hukuku bölümünde doktora yapmakta iken 221-E Doğrudan Doktora Burs Programı kapsamında 2018/2. dönem için davalı idareye burs başvurusunda bulunmuş ve ... tarihli ve ... sayılı Başkanlık Oluru ile bursiyer seçilmiş olup, 01/10/2018-30/04/2020 tarihlerini kapsayacak şekilde davacıya toplam 54.400 TL burs ödemesi yapılmıştır. Davalı idarece davacının kamu görevinden çıkarıldığının tespit edilmesi üzerine, BİDEB Eğitim Burs ve Etkinlik Destekleri Grubu Yürütme Kurulu’nun ... tarihli ve ... sayılı toplantısında davacıyla birlikte sekiz kişinin durumu görüşülmüş, ... tarihli ve ... sayılı TÜBİTAK Yönetim Kurulu (Bilim Kurulu) Kararına göre bursiyerliklerinin iptali, burs başlangıç tarihinden önce kamu görevinden çıkarılanlara yapılan tüm ödemelerin kanuni faiz ile geri talep edilmesi, burs almakta iken kamu görevinden çıkarılanlara ise kamu görevinden çıkarıldıktan sonra ödemesi gerçekleştirilen bursların kanuni faizi ile geri talep edilmesi hususunun Başkanlık Makamına önerilmesine karar verilmiştir. ... tarihli ve ... sayılı Başkanlık Oluru ile davacının bursun iptaline ve yapılan burs ödemelerinin kanuni faizi ile geri talep edilmesine karar verilmiş olup; bu durumun davacıya 08/07/2020 tarihli yazı ile bildirilmesi üzerine TÜBİTAK Bilim Kurulu’nun ... tarihli ve ... sayılı kararı ile 2018 yılından itibaren 2211/E 'Yurt İçi Doğrudan Doktora Burs Programı' kapsamında Bilim İnsanı Destek Programları Başkanlığı'nın 15/10/2018 tarihli yazısı ekinde yer alan "Önemli Not" başlıklı notların 2. maddesinin iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır. İNCELEME VE GEREKÇE: USUL YÖNÜNDEN: Davalı idarenin usule ilişkin iddiaları yerinde görülmemiştir. ESAS YÖNÜNDEN: İlgili Mevzuat: 278 sayılı Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu İle İlgili Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun'un 2. maddesinde, ''TÜBİTAK, öğrenim ve öğrenim sonrasında üstün başarısıyla kendini gösteren gençleri izleyerek onların yetişme ve gelişmelerine yardım etmek amacıyla 3/3/2004 tarihli ve 5102 sayılı Yüksek Öğrenim Öğrencilerine Burs, Kredi Verilmesine İlişkin Kanun hükümlerine tabi olmaksızın burslar verir.'' hükmüne yer verilmiştir. Türkiye Bilimsel Ve Teknolojik Araştırma Kurumu Bilim İnsanı Destek Programları Başkanlığı Tarafından Yürütülen Programlara İlişkin Yönetmeliğin 1. maddesinde "Bu Yönetmeliğin amacı, Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) tarafından bilim insanlarının, araştırmacıların yetiştirilmeleri ve geliştirilmelerine, öğrenim sırasında ve öğrenim sonrasında üstün başarısıyla kendini gösteren gençlerin izlenerek onların yetişme ve gelişmelerine yardım etmek ve girişimciliği desteklemek amacıyla yürütülecek programların; başvuru, değerlendirme, kabul, izleme ve sonuçlandırma süreçlerine ilişkin usul ve esasları belirlemektir.", 8. maddesinde "Bir kurum/kuruluş bünyesinde yürütülecek olan burs veya desteklere ilişkin sözleşmeler; TÜBİTAK tarafından belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde desteklenen kişi/kurum/kuruluş ile TÜBİTAK arasında imzalanır.", 12. maddesinde "Proje desteklerinde durdurma, yürürlükten kaldırma ve iptale ilişkin esaslar şunlardır: a) Sözleşmede belirtilen tarihlerde, kabul edilebilir mazeret bildirmeksizin gelişme raporları gönderilmeyen projeler, inceleme sonucunda öngörülen amaç ve çalışma programına uygun biçimde yürütülmediği anlaşılan projeler, mücbir sebeplerle yürütülmeleri geçici olarak olanaksız hale gelen projeler, desteklenen kişi/kurum/kuruluşun başvurusu üzerine veya grubun gerek görmesi halinde GYK kararı ile durdurulur. b) Mücbir sebeplerle yürütülmelerinin olanaksız hale geldiği değerlendirilen projeler GYK önerisi ve Başkanlık kararı ile yürürlükten kaldırılır. c) Proje taraflarının kusurları veya ihmalleri nedeniyle olumsuzluk saptanan ve yürütülemeyeceği anlaşılan projeler ile etik ve/veya gizliliğe aykırı davranışların gerçekleştiği tespit edilen projeler GYK önerisi ve Yönetim Kurulu kararı ile iptal edilir. (2) Proje desteği dışındaki diğer destek ve burs programlarında durdurma, yürürlükten kaldırma ve iptale ilişkin hususlar şunlardır: a) Proje desteği dışındaki diğer destek ve burs programlarında, sözleşme ve/veya taahhütname hükümlerine aykırı davranılması ve/veya desteğin öngörülen amaç ve hedeflere uygun biçimde yürütülmediğinin tespiti durumunda burs veya destek GYK kararı ile durdurulur, GYK önerisi ve Başkanlık kararı ile yürürlükten kaldırılır veya iptal edilir. Burslarda yürürlükten kaldırma, bursun kesilmesi şeklinde uygulanır. (3) Durdurma, yürürlükten kaldırma veya iptal durumunda verilen burs veya desteklerin iade süreçlerine ilişkin hususlar Yönetim Kurulu tarafından belirlenir." hükmüne yer verilmiştir. 278 sayılı Kanunun 2. maddesine dayanılarak hazırlanan Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu Bilim İnsanı Destek Programları Başkanlığı Burs ve Destek Programlarının Yürütülmesine ilişkin Usul ve Esasların 1. maddesinde; "Bu Usul ve Esasların amacı; Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu tarafından bilim insanlarının, araştırmacıların yetiştirilmeleri ve geliştirilmelerine, öğrenim sırasında ve öğrenim sonrasında üstün başarısıyla kendini gösteren gençlerin izlenerek onların yetişme ve gelişmelerine yardım etmek ve girişimciliği desteklemek amacıyla Bilim İnsanı Destek Programları Başkanlığı (BİDEB) tarafından yürütülen programların başlatılıp yürütülmesine ilişkin genel kuralları belirlemektir.", 3. maddesinde, "Destek; 1) Öğrenim sırasında ve öğrenim sonrasında üstün başarısıyla kendini gösteren gençler, lisans ve lisansüstü öğrencilerin, girişimcilerin, lisansüstü öğrenimlerini tamamlamış bilim insanlarının ve araştırmacıların yurt içinde ve/veya yurt dışında düzenlenen etkinliklere/yarışmalara katılımlarını sağlamak amacıyla TÜBİTAK tarafından verilen maddi desteği, 2)Lisans ve lisansüstü öğrencileri ile en az lisans derecesine sahip bilim insanı ve araştırmacıların araştırma projesi giderlerini karşılamak üzere verilen maddi desteği", 6. maddesinde; "Başvurular BİDEB tarafından ön incelemeye alınır. Ön incelemeyi geçen destek başvuruları programın niteliğine uygun olarak değerlendirmeye alınır. TÜBİTAK gerekli görmesi halinde başvuruların değerlendirilmesinde, konusunda uzman kişileri görevlendirir veya kurum/kuruluşlardan yardım alır. Değerlendirme sonuçları, GYK tarafından görüşülerek Başkanlığa sunulur. Desteklenecek başvurular ve destek bütçeleri Başkanlık onayı ile kesinleşir. (2) Başkanlığa sunulacak destekleme önerisinde, değerlendirme sonuçlarının yanında TÜBİTAK’ın olanakları ile belirlenen ülke ihtiyaç veya öncelikleri gözetilebilir." düzenlemeleri yer almaktadır. Dava Konusu 10/01/2017 tarihli ve 261 sayılı TÜBİTAK Bilim Kurulu Kararının incelenmesi; Ülkemizin 15 Temmuz 2016 tarihinde karşı karşıya kaldığı darbe teşebbüsü nedeniyle 21/07/2016 tarihinde ülke genelinde ilan edilen olağanüstü hâl 19/07/2018 tarihine kadar devam etmiş olup; Olağanüstü hâlin ilan edilmesi ve bu kararın TBMM tarafından onaylanmasından sonra Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulunca, Anayasa’nın o dönemde yürürlükte bulunan 121. maddesine göre Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnameleri çıkarılmıştır. 668 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin 2. maddesinin 2. fıkrasında, bu KHK gereğince kamu görevinden çıkarılan kişiler hakkında, “… bir daha kamu hizmetinde istihdam edilemezler, doğrudan veya dolaylı olarak görevlendirilemezler …” kuralına yer verilmiştir. Belirtilen yasaklamalar, benzer amaçla yayımlanan 669, 670, 672 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamelerde de yer almıştır. 675 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamesi'nin 1. maddesinde; "(1) Terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olan ve ekli (1) sayılı listede yer alan kişiler kamu görevinden başka hiçbir işleme gerek kalmaksızın çıkarılmıştır. Bu kişilere ayrıca herhangi bir tebligat yapılmaz. Haklarında ayrıca özel kanun hükümlerine göre işlem tesis edilir. (2) Birinci fıkra gereğince kamu görevinden çıkarılan kişilerin, mahkûmiyet kararı aranmaksızın, rütbe ve/veya memuriyetleri alınır ve bu kişiler görev yaptıkları teşkilata yeniden kabul edilmezler; bir daha kamu hizmetinde istihdam edilemezler, doğrudan veya dolaylı olarak görevlendirilemezler..." hükmüne yer verilmiştir. 689 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin 1. maddesinde; " (1) Terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olan ve ekli (1) sayılı listede yer alan kişiler kamu görevinden başka hiçbir işleme gerek kalmaksızın çıkarılmıştır. Bu kişilere ayrıca herhangi bir tebligat yapılmaz. Haklarında ayrıca özel kanun hükümlerine göre işlem tesis edilir. (2) Birinci fıkra gereğince kamu görevinden çıkarılan kişilerin, mahkûmiyet kararı aranmaksızın rütbe ve/veya memuriyetleri alınır ve bu kişiler görev yaptıkları teşkilata yeniden kabul edilmezler; bir daha kamu hizmetinde istihdam edilemezler, doğrudan veya dolaylı olarak görevlendirilemezler; bunların uhdelerinde bulunan her türlü mütevelli heyet, kurul, komisyon, yönetim kurulu, denetim kurulu, tasfiye kurulu üyeliği ve sair görevleri de sona ermiş sayılır. Bunların silah ruhsatları, gemi adamlığına ilişkin belgeleri ve pilot lisansları iptal edilir ve bu kişiler oturdukları kamu konutlarından veya vakıf lojmanlarından onbeş gün içinde tahliye edilir. Bu kişiler özel güvenlik şirketlerinin kurucusu, ortağı ve çalışanı olamazlar. Bu kişiler hakkında bakanlıkları ve kurumlarınca ilgili pasaport birimine derhal bildirimde bulunulur. Bu bildirim üzerine pasaport birimlerince pasaportlar iptal edilir. (3) Birinci fıkra kapsamında kamu görevinden çıkarılanlar, varsa uhdelerinde taşımış oldukları büyükelçi, vali gibi unvanları ve müsteşar, kaymakam ve benzeri meslek adlarını ve sıfatlarını kullanamazlar ve bu unvan, sıfat ve meslek adlarına bağlı olarak sağlanan haklardan yararlanamazlar." hükümlerine yer verilmiştir. Yukarıda örneklerine yer verildiği üzere; olağanüstü hâl KHK’ları ile terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca (MGK) Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen kamu görevlileri kamu görevinden çıkarılmış olup; kamu görevinden çıkarılan kişilerin, bir daha kamu hizmetinde istihdam edilemeyeceği, doğrudan veya dolaylı olarak görevlendirilemeyeceği gibi ek tedbirlerin de uygulanmasına karar verilmiştir. 06/02/2018 tarihli ve 7086 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun’un 1. maddesinde yer alan terör örgütlerine veya MGK’ca devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olan kamu personeli hakkında uygulanacak tedbirlere ilişkin kuralların iptali istemiyle açılan davada verilen Anayasa Mahkemesi'nin 24/06/2021 tarihli ve E:2018/81, K:2021/45 sayılı kararında; "74. Dava konusu kuralların öncelikle düzenlenme amacına değinilmesi gerekir. Anayasa’nın 129. maddesinin birinci fıkrasında, memurlar ve diğer kamu görevlilerinin Anayasa ve kanunlara sadık kalarak faaliyette bulunma yükümlülüklerinin bulunduğu belirtilmiştir. Anılan hüküm uyarınca devletin memurlar ve kamu görevlilerinden özel bir güven ve sadakat bağlılığı ile kamu görevini yerine getirmelerini talep etme yetkisi bulunmaktadır. Bu husus devletin faaliyetlerine güven duyulmasının bir gereğidir. Kanun koyucunun, anılan hususlar çerçevesinde kamu görevlisi olarak istihdam edilen kişilerle ilgili birtakım tedbirler alma konusunda takdir yetkisinin bulunduğu açıktır. 75. Anayasa’ya sadakat yükümlülüğüyle bağdaşmayacak biçimde terör örgütlerine veya devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu gerekçesiyle kişilerin kamu görevinden çıkarılması ve memuriyetin alınmasını öngören kuralların milli güvenlik ve kamu düzeninin sağlanarak buna ilişkin hizmetlerin etkin ve sağlıklı bir şekilde yürütülmesine yönelik meşru bir amacının bulunduğu anlaşılmaktadır." ifadelerine yer verilmiştir. Dava konusu TÜBİTAK Bilim Kurulu’nun 10/01/2017 tarihli ve 261 sayılı kararında ise; “Terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen gerçek ve tüzel kişiler ile Bakanlar Kurulu kararıyla ülke genelinde ilan edilen olağanüstü hal kapsamında yürürlüğe konulan Kanun Hükmünde Kararnameler ile doğrudan veya anılan Kanun Hükümünde Kararnamelerde öngörülen usuller çerçevesinde meslekten, kamu görevinden veya ilgili kurumların teşkilatından çıkarılan gerçek kişilerin veya aynı kanun hükmünde kararnameler ile kapatılan tüzel kişilerin; TÜBİTAK desteklerini değerlendirme, izleme ve sonuçlandırma süreçlerindeki heyet, kurul, komite, panel, komisyon, yönetim kurulu, denetim kurulu, danışma kurulu ile bu mekanizmalarda oluşturulan her türlü üyelikleri ve sair görevleri kısmen ya da tamamen TÜBİTAK tarafından desteklenen her türlü proje, burs, etkinlik, yayın ve sair desteklere ilişkin tüm hakları ve görevleri ile bursiyerlik hakların, kendileri açısından destek sözleşmeleri, yayınlanmamış makalelere ilişkin yayına kabul kararının sona erdirilir." düzenlemesine yer verilmiştir. İdareler, normlar hiyerarşisine aykırı olmayacak şekilde, hizmet etkinliğinin sağlanması için gerekli önlemleri alma, bu kapsamda mevzuat değişikliği yapma hususunda takdir yetkisine sahiptirler. Kamu hizmetlerinin hangi koşullar altında ve nasıl yürütüleceğini önceden saptamak her zaman mümkün olmadığı için, gelişen durumlara ayak uydurmak ve ortaya çıkan ihtiyaçları karşılayabilmek amacıyla düzenleyici işlemler üzerinde gerekli değişiklikleri yapma hususunda idarelerin takdir yetkisi bulunduğu hususunda kuşku bulunmamaktadır. İdareye tanınan bu takdir yetkisinin, idarenin keyfi olarak hareket edebileceği anlamına gelmeyeceği de izahtan varestedir. Takdir yetkisinin yargısal denetimi, bu yetkinin hukuka, eşitlik ilkesine ve kamu yararına uygun olup olmadığı ile sınırlıdır. Kamu yararı kavramı, tüm devlet organlarının işlem ve eylemlerinin genel nitelikteki amacını ve aynı zamanda nedenini oluşturmakta, çeşitli hak ve özgürlükler açısından bir sınırlama nedeni niteliği de taşımakta olup bu kavram genel bir ifadeyle bireysel, özel çıkarlardan ayrı ve bunlara üstün olan toplumsal yararı ifade etmektedir. 278 sayılı Kanun'un 2. maddesi gereğince öğrenim ve öğrenim sonrasında üstün başarısıyla kendini gösteren gençleri izleyerek onların yetişme ve gelişmelerine yardım etmek amacıyla burslar vermekle görevli olan davalı idarenin de; mevzuat hükümleri uyarınca düzenlemeler yapabileceği ve kararlar alabileceği açık olup; olağanüstü hal koşulları dikkate alınmak suretiyle kamu yararı ve hizmet gerekleri uyarınca tesis edilen ve subjektif unsurlar içermeyen üst normlara uygun olan, dava konusu Bilim Kurulu kararına yönelik olarak davanın reddi gerekmektedir. 2018 yılından itibaren 2211/E 'Yurt İçi Doğrudan Doktora Burs Programı' kapsamında Bilim İnsanı Destek Programları Başkanlığı'nın 15/10/2018 tarihli yazısı ekinde yer alan "Önemli Not" başlıklı notların 2. maddesinin incelenmesi; 15/10/2018 tarihli burs duyurusunun ekinde bursun başlatılabilmesi için gerekli evraklar sayılmış olup; "Önemli Not" kısmının 2 numaralı bölümünde ise “Resmi Gazete’de yayımlanan “Olağanüstü Hal (OHAL) Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname” çerçevesinde devam eden çalışmalar doğrultusunda olumsuz bir durumun ortaya çıkması halinde, bursiyerin bursu iptal edilebilecektir.” ifadelerine yer verilmiştir. Öğreti ve uygulamada; ilk inceleme hususlarından biri olarak öngörülen kesin ve yürütülebilir işlem kavramı icrai işlem kavramı ile birlikte değerlendirilmekte ve kamu gücü ve kudretinin üçüncü kişiler üzerinde ayrıca başka bir işlemin varlığına gerek olmaksızın doğrudan doğruya çeşitli hukuki sonuçlar doğurmak suretiyle etkisini gösterdiği işlemlerin icrai nitelikte oldukları belirtilmektedir. İlgililer hakkında hukuksal bir etki göstermeyen danışma kararları, görüş belirten kararlar, uygulama ve hazırlık işlemleri, bildirici ve iç düzen işlemleri gibi işlemlerin icrai nitelikte olmadıkları ve idari davaya konu edilemeyecekleri kabul edilmektedir. Her ne kadar davalı idarece bu düzenlemenin uyarı niteliğinde bir bildirim işlemi olduğu iddia edilmekte ise de; 221-E Doğrudan Doktora Burs Programı kapsamında 2018/2. dönem için davalı idareye burs başvurusunda bulunan ve 27/12/2018 tarihli Başkanlık Oluru ile bursiyer seçilen davacıya 15/10/2018 tarihli burs duyurusunun ekinde yer alan "Önemli Not" kısmının 2 numaralı bölümünün uygulandığı ve anılan düzenlenmenin davacının hukuki durumunda sonuç doğurduğu anlaşıldığından; anılan düzenlemenin kesin ve yürütülebilir işlem niteliğine büründüğünün kabulü gerekmektedir. Dava Konusu 10/01/2017 tarihli ve 261 sayılı TÜBİTAK Bilim Kurulu Kararı yönünden yukarıda yer verilen hukuka uygunluk gerekçelerinin "Önemli Not" başlıklı kısmın 2. maddesi yönünden de geçerli olduğu kamu yararı ve hizmet gerekleri gözetilerek tesis edildiği anlaşıldığından anılan düzenlemede de hukuka aykırılık görülmemiştir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. ... tarihli ve ... sayılı TÜBİTAK Bilim Kurulu Kararı yönünden DAVANIN REDDİNE, 2. 2018 yılından itibaren 2211/E 'Yurt İçi Doğrudan Doktora Burs Programı' kapsamında Bilim İnsanı Destek Programları Başkanlığı'nın 15/10/2018 tarihli yazısı ekinde yer alan "Önemli Not" başlıklı notların 2. maddesi yönünden DAVANIN REDDİNE, 3. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ... TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 4. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca ... TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine, 5. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra istemi halinde davacıya iadesine, 6. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 03/04/2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.