8. Hukuk Dairesi 2014/3172 E. , 2015/321 K. "" İcra Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Şikayet Yukarıda tarih ve numarası yazılı Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki davacı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daire'ye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü: K A R A R İlama dayalı olarak başlatılan tak…
**8. Hukuk Dairesi 2014/3172 E. , 2015/321 K.** **"İçtihat Metni"** İcra Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Şikayet Yukarıda tarih ve numarası yazılı Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki davacı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daire'ye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü: K A R A R İlama dayalı olarak başlatılan takipte icra kefili .. vekili; İcra Mahkemesine başvurarak, icra kefaletinin ve usulsüz tebligatların iptalini, hacizlerin, mümkün olmadığı takdirde ise; taşkın hacizlerin kaldırılmasını istemiştir. Mahkemece verilen kısa kararda; "Davanın kısmen kabulü ile, İcra Dairesi'nin 2010/13570 Esas sayılı dosyasında icra kefili davacı ...'e çıkarılan icra emri tebliğ işlemi usulsüz olmakla bu işlemin iptaline, icra emrinin tebliğ tarihinin İİK.'nun 32. maddesi uyarınca 31.07.2013 olduğunun tespitine, İcra dosyası üzerinden icra kefilliğine ilişkin takibin kesinleşmesine bağlı yapılan tüm işlemlerin hükümsüzlüğünün tespitine" karar verilmesine karşın, gerekçeli kararda; "İcra dosyasında, 15.01.2011 tarihinde yapılan haciz sırasında şikayetçi/ davacının icra kefili olmayı kabul ettiğini beyan ettiğinin icra memurunca yazıldığı hatta davacının kimlik bilgilerinin dahi aynı şeklide icra memurunca yazıldığı, davacının okuduğuna ve anladığına dair bir beyanının dahi bulunmadığı sadece imzasının alınması ile yetinildiği, bunun yanında kefilin müteselsil kefil olarak yükümlülük altına girdiğini belirtmediği gibi eşi olup olmadığı ve buna göre rızasının alınıp alınmadığının belirtilmediği tüm bu sebeplerle kefillik işleminin geçersiz olduğu sonuç ve kanaatine varılmakla, davanın kabulüne" şeklinde hüküm kurulmak suretiyle kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki meydana getirilmiştir. T.C. Anayasası, yargılamada aleniyet ilkesini benimsemiştir. Buna göre, yargılama açık olarak yapılacak ve HMK'nun 297/2. maddesi hükmü gereğince de yargılama sonunda verilen kararda taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan haklar sıra numarası altında, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde açıkça gösterilecektir. Aynı Kanun'un 298/2. maddesi hükmü ise sonradan yazılacak gerekçeli kararın tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamayacağını amirdir. Bu nedenle Mahkeme hükmü tek olduğundan ve kısa kararla aynı sonuçları taşıyacağından kısa karar ve gerekçeli karar arasında çelişki halinde ortada yasaya uygun bir hükmün varlığından söz edilemez. Nitekim Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulu'nun 10.04.1992 tarih ve 7/4 sayılı kararında, kısa kararla gerekçeli kararın çelişkili bulunmasının bozma nedeni sayılacağı belirtilmiş olup, Mahkemece yapılacak iş; önceki karar ile bağlı olmaksızın çelişki giderilmek suretiyle yeni bir karar vermekten ibarettir.