11. Hukuk Dairesi 2012/16443 E. , 2013/6595 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada ... . Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 18/07/2012 tarih ve 2011/228-2012/461 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 02.04.2013 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı vekili ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması
**11. Hukuk Dairesi 2012/16443 E. , 2013/6595 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada ... . Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 18/07/2012 tarih ve 2011/228-2012/461 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 02.04.2013 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı vekili ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkiline ait çeltik ekili taşınmazın davalı tarafından 'Devlet Destekli Bitkisel Ürün Sigorta Poliçesi' kapsamında sigorta örtüsüne alındığını, 01.09.2010 tarihinde çıkan fırtına sonucu ürünün hasara uğradığını, durumun davalıya ihbar edildiğini, zararının gerçeğe aykırı şekilde belirlendiğini, tespit yaptırdığını, zararının yüksek tutarlı bulunduğunu ileri sürerek, şimdilik 60.000 TL'nin 26.12.2010 tarihinden itibaren ticari faiziyle tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, zararın usulüne uygun şekilde belirlendiğini, tazminatın dain mürtehine ödendiğini, iddia edilen tutarda hasarın olmadığını, tespitin fırtına rizikosundan çok sonra yapıldığını, arada yağmurların olduğunu, teminat dışı hasarın talep edildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacıya ait 255 dönüm çeltik tarlasının davalı tarafından bitkisel ürün sigorta poliçesiyle sigorta örtüsüne alındığı, 01.09.2010 tarihinde meydana gelen fırtınada çeltik tarlasının hasara uğradığı, davalıya ihbar sonrası düzenlenen ekspertiz ön raporunda sigortalı çeltik tarlasının 212 dönümünün %33'ünün hasar gördüğünün açıklandığı, davacı tarafından yaptırılan tespit sonrasında düzenlenen raporda ise, tarlanın 131 dönümünün %90'ının, geri kalan %10'luk kısmındaki ürünlerin %40'nın zarar gördüğünün açıklandığı, hükme esas alınan bilirkişi raporunda da fırtınan neden olduğu çeltik ürün zararının %90 olarak belirtildiği, gerçek zararın belirlendiği, davalının yaptığı ödemenin mahsup edildiği, davalının tazminattan sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, 60.000 TL'nin 16.12.2010 tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle tahsiline karar verilmiştir. Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir. 1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. 2-Dava, bitkisel ürün sigorta poliçesine dayalı tazminat istemine ilişkindir. Davacıya ait çeltik tarlasının davalı nezdinde fırtına rizikosunu da kapsar şekilde sigorta örtüsüne alındığı hususu uyuşmazlık konusu değildir. 01.09.2010 tarihinde fırtına rizikosunun meydana geldiği, davalıya ihbar sonrası eksper incelemesi yapıldığı, davalının, belirlenen tazminatı sigorta poliçesinde dain mürtehin olarak belirtilen dava dışı bankaya ödediği hususları uyuşmazlık konusu değildir. Davacı vekili, temyize konu işbu davasında hasarın tespit edilenden fazla olduğunu, tazminatın eksik ödendiğini ileri sürmüştür. Mahkemece, önce ... mühendisi ve hukukçudan oluşan bilirkişi kurulundan rapor alınmış, anılan bilirkişi kurulu, davacının yaptırdığı tespit raporu ile eksper raporunu değerlendirerek ve poliçedeki muafiyet hükümlerini de dikkate alarak görüşlerini bildiren raporunu ibraz etmiştir. Davacı vekili, 17.11.2011 tarihli duruşmada rapora bir diyeceğinin olmadığını, davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiş, 26.01.2012 tarihli duruşmada da aleyhe olan kısımları kabul etmediğini, rapora göre karar verilmesini talep ettiklerini, bilirkişi raporuna bir itirazlarının bulunmadığını açıklamıştır. Davalı vekilinin itirazı üzerine, hükme esas alınan ikinci bilirkişi kurulu raporu alınmıştır. Anılan bu raporda davacının ibraz ettiği poliçede muafiyete ilişkin sayfanın olmadığı, aydınlatma yükümlülüğünün ihlal edildiği açıklanarak muafiyetsiz şekilde tazminat belirlenmiştir. Mahkemece, birinci bilirkişi raporu hiç değerlendirilmeden doğrudan ikinci bilirkişi raporuna göre karar verilmiştir. Ancak, davacı vekilinin gerek dava dilekçesinde gerekse poliçedeki mevcut muafiyet hükmüne göre düzenlenen birinci raporuna karşı, poliçenin eksik düzenlendiği veya muafiyet hükmünden haberdar olmadıkları yönünde bir itirazı olmamıştır. Esasen, ikinci bilirkişi raporu alınmasını da davalı taraf istemiştir. Ayrıca, raporlar arası çelişki mevcuttur. O halde, açıklanan hususlar hiç değerlendirilip tartışılmadan yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 02.04.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.