8. Hukuk Dairesi 2016/5430 E. , 2016/7110 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Tapu İptali, Elatmanın Önlenmesi ve Yıkım ... ile ... ve ... aralarındaki tapu iptali, elatmanın önlenmesi ve yıkım davasının kabulüne dair ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 09.12.2015 gün ve 171/356 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalılar vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Davacı ... vekili, tapuda davalılar adına …
**8. Hukuk Dairesi 2016/5430 E. , 2016/7110 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Tapu İptali, Elatmanın Önlenmesi ve Yıkım ... ile ... ve ... aralarındaki tapu iptali, elatmanın önlenmesi ve yıkım davasının kabulüne dair ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 09.12.2015 gün ve 171/356 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalılar vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Davacı ... vekili, tapuda davalılar adına kayıtlı 251 ada 93 parsel sayılı taşınmazın 1.082,25 m2'lik kısmının kıyı kenar çizgisi içerisinde kaldığını açıklayarak bu kısmın tapu kaydının iptaline, davalıların elatmasının önlenmesine ve bu kısımda kalan muhdesatın kal'ine karar verilmesini istemiştir. Davalılar vekili, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, dava konusu 251 ada 93 parsel sayılı taşınmazın 1.082,25 m2'lik kısmının kıyı kenar çizgisi içerisinde kaldığı gerekçesiyle bu kısmın tapu kaydının iptaline, davalıların elatmasının önlenmesine ve bu kısımda kalan ağaçların kal'ine karar verilmesi üzerine; hüküm, davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir. Mahkemece yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmiş ise de; yapılan inceleme ve araştırma hüküm kurmaya yeterli değildir. Şöyle ki; mahkemece, fen bilirkişi ve jeoloji mühendisi bilirkişi tarafından düzenlen 10.11.2015 havale tarihli rapor esas alınarak hüküm kurulmuştur. Söz konusu rapor incelendiğinde; sadece Bakanlık tarafından onaylanan 14.03.2011 tarihli kıyı kenar çizgisinin dava konusu taşınmaza uygulanmak suretiyle taşınmazın kıyı kenar çizgisine göre durumunun belirlendiği, keşfe katılan jeoloji mühendisi bilirkişi tarafından kıyı kenar çizgisinin tespitine yönelik bir araştırma yapılmadığı anlaşılmaktadır. Uzman bilirkişiler vasıtasıyla kıyı kenar çizgisinin tespitine yönelik bir araştırma yapılmadan sadece idare tarafından tespit edilen kıyı kenar çizgisinin dava konusu taşınmaza uygulanması suretiyle hüküm kurulması doğru olmamıştır. Diğer yandan, ...'nin de tarafı olduğu bir ilam ile taşınmazın özel mülkiyete konu teşkil ettiği benimsenerek bir tescil hükmü kurulur ve taşınmaz hakkında bir sicil kaydı tesis edilirse, artık bu kararın ...'yi bağlamayacağından söz edilemez. Ayrıca, kesin delilin de aynen kesin hükmün sonuçlarını doğuracağı tartışmasızdır. Somut olayda; dava konusu taşınmazın kadastro tutanağının ve varsa dayanak belgeleri ile hükmen tesciline ilişkin dosyanın getirtilmediği, dolayısıyla ...'yi bağlayıcı bir husus bulunup bulunmadığı konusunda bir inceleme yapılmaksızın yazılı şekilde karar verilmiş olması da doğru olmamıştır. O halde mahkemece yapılacak iş; 3 jeolog ya da jeomorfolog, 1 harita mühendisi ve 1 ziraat mühendisinden oluşacak bilirkişi kuruluyla yeniden dava konusu taşınmazda keşif yapılması, taşınmazın farklı noktalarında gözlem çukurları açılarak bu çukurlardan alınan verilerin incelenmesi, açılan gözlem çukurlarının harita üzerinde işaretlenerek gösterilmesi ve topoğrafik memleket haritalarından da yararlanılarak kıyı kenar çizgisinin tespit edilmesi, keşfen tespit edilen kıyı kenar çizgisi ile Bakanlık tarafından onaylanan kıyı kenar çizgisinin fen bilirkişi tarafından kroki üzerinde gösterilmesi, her ikisinin çakışmaması halinde çelişkinin nedenlerinin bilimsel verilere dayalı olarak bilirkişiye açıklattırılması, dava konusu taşınmazın tapu kaydının daha evvel ...'nin de tarafı olduğu bir ilam ile oluştuğunun tespiti halinde kesin hüküm hususunun değerlendirilmesi, ayrıca 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6099 sayılı Yasa'nın 16. maddesiyle 3402 sayılı Yasa'nın 36. maddesine bazı ilaveler getiren 36/A maddesi hükmüne göre kadastro işlemleri sebebiyle açılan davalar nedeniyle, yargılama giderlerinden ve avukatlık ücretinden davalı tarafın sorumlu tutulamayacağı hususunun da gözetilmesi, Mahkemece bu konudaki görüşünün ortaya konulması ve ondan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Davalılar vekilinin temyiz itirazları yukarıda açıklanan nedenle yerinde olduğundan kabulüyle, usul ve yasaya uygun bulunmayan hükmün 6100 sayılı HMK'nın geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428.maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 29,20 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davalılara iadesine, 18.04.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.