8. Hukuk Dairesi 2021/6535 E. , 2024/3211 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/215 E., 2020/583 K. KARAR : Davacının davasının kabulüne, asli müdahilin davasının reddine Taraflar arasındaki tapusuz taşınmazın tescili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince verilen karar, yapılan temyiz incelemesi sonucunda Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonuc
**8. Hukuk Dairesi 2021/6535 E. , 2024/3211 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/215 E., 2020/583 K. KARAR : Davacının davasının kabulüne, asli müdahilin davasının reddine Taraflar arasındaki tapusuz taşınmazın tescili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince verilen karar, yapılan temyiz incelemesi sonucunda Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davacının davasının kabulüne, asli müdahilin davasının reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Davacı ... vekili, 27.11.2001 tarihli dava dilekçesinde özetle; sınırlarını bildirdiği Antalya ili Alanya ilçesi Mahmutlar Mahallesinde bulunan yaklaşık 10 dönümlük taşınmazın tapulama dışı bırakıldığını ve 40 yılı aşkın zamandır müvekkilinin zilyetliğinde olduğunu, kazandırıcı zamanaşımı yoluyla taşınmaz edinme şartlarının vekil edeni lehine oluştuğu iddiası ile taşınmazın müvekkili adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiş ve yargılama sırasında müdahiller ... ve arkadaşları 07.02.2003 tarihli dilekçeleriyle, taşınmazın muris ...'dan kaldığını, taşınmazda kendilerinin de hisseleri olduğunu iddia ederek davaya katılmışlardır. Davalılar cevaplarında; davanın reddini savunmuşlardır. İlk Derece Mahkemesince verilen, davacı ... mirasçılarının davasının kabulü ile fen bilirkişisi ... tarafından düzenlenen 18.07.2011 tarihli rapor ve krokide (A) harfi ile gösterilen 8.300,82 m2'lik kısmın ... mirasçıları adına veraset ilamındaki hisseleri oranında tesciline, asli müdahiller ..., ... ve ... ile ... terekesi temsilcisi tarafından açılan davanın reddine ilişkin ilk karar, davalı Hazine vekilinin temyizi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 30.05.2013 tarihli ve 2013/4351 Esas, 2013/6292 Karar sayılı ilamıyla; " İade kararı üzerine getirtilen pafta ile kadastro müdürlüğünün 22.11.2012 havale tarihli yazısına ekli krokide çekişmeli taşınmazın bir kısmının Kargacık Beldesi 243 ada 3 parsel sayılı taşınmaz içinde kaldığı bildirilmiş olduğundan, mahkemece, 243 ada 3 parsele ilişkin kadastro tespit tutanak örneği ile kadastro sonucu oluşan tapu kaydı, tapu kaydı kadastro sonucu oluşmamış ise ne şekilde tapuya tescil edildiği araştırılarak buna ilişkin belgeler ile 243 ada 3 parsel ile dava konusu taşınmazın bulunduğu yeri gösterir şekilde kenarlaştırılmış kadastro pafta örneği getirtilerek önceki bilirkişiler dışında seçilecek bir fen elemanı aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte kadastro paftası mahalline uygulanarak dava konusu taşınmazın konumu ve ne kadarlık kısmının 243 ada 3 parsel içinde kaldığı belirlenerek fennî bilirkişiye kadastro paftası ile irtibatlı kroki çizdirildikten sonra oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, mükerrer tapu kaydı oluşacak şekilde hüküm kurulmuş olmasının usûl ve kanuna aykırı olduğu " gerekçesiyle bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamı doğrultusunda yapılan yargılama neticesinde verilen davanın kabulü ile Antalya ili Alanya ilçesi Mahmutlar Beldesinde bulunan, 26.11.2014 tarihli fen bilirkişisi raporu ekindeki krokide (A) harfiyle gösterilen 6.590,84 m2 yüzölçümlü taşınmazın ... mirasçıları adına veraset ilamında gösterilen hisseleri oranında tapuya kayıt ve tesciline, asli müdahiller ..., ..., ... ve ... tereke temsilciliği tarafından açılan davanın reddine dair önceki hükmün, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 15.04.2019 tarihli ve 2019/140 Esas, 2019/2598 Karar sayılı ilamıyla; "6360 sayılı Kanun uyarınca Antalya Büyükşehir Belediye Başkanlığının davaya dahil edilmesi" gereğine değinilerek bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda; " Dava konusu taşınmazın zilyetlikle kazanıma elverişli yerlerden olduğu ve davacılar yararına zilyetlikle kazanım koşullarının oluştuğu " gerekçesiyle, davacı ... mirasçılarının davasının kabulü ile Fen Bilirkişisi ... tarafından düzenlenen 18.07.2011 tarihli rapor ve krokide (A) harfi ile gösterilen 6.590,84 m2'lik kısmın ... mirasçıları adına veraset ilamındaki hisseleri oranında tesciline, fazlaya ilişkin istemin reddine, asli müdahiller ..., ... ve ... ile ... terekesi temsilcisi tarafından açılan davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava; tapusuz taşınmazın tescili istemine ilişkindir. Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 03.04.1986 tarihinde ilan edilerek kesinleşen 6831 sayılı Orman Kanunu (6831 sayılı Kanun) uyarınca yapılan orman kadastrosu ve 2/B madde uygulaması vardır. Genel arazi kadastrosu 1960 yılında yapılmış ve dava konusu yer taşlık kayalık olarak tapulama harici bırakılmıştır. T.C. Anayasası'nın 141 inci maddesi hükmü uyarınca, duruşmaların aleniyeti kuralı gereği, tefhim edilen kararla gerekçeli kararın birbirine aykırı ve çelişik olmaması gerekir. Buna göre, yargılamanın açık olarak yapılması ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 297/2 nci madde hükmü gereğince de yargılama sonunda verilen kararda taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan haklar sıra numarası altında, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde açıkça gösterilmesi gerekmektedir. Anılan Kanun'un 298/2 nci maddesi ise, sonradan yazılacak gerekçeli kararın, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamayacağını amirdir. Bu nedenle, mahkeme hükmü tek olduğundan ve kararla aynı sonuçları taşıyacağından, karar ve gerekçeli karar arasında çelişki bulunması halinde yasaya uygun bir hükmün varlığından söz edilemeyecektir. Nitekim Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulu'nun 10.04.1992 tarihli ve 7/4 sayılı kararında, kararla gerekçeli kararın çelişkili bulunmasının bozma nedeni sayılacağı belirtilmiş olup, mahkemece yapılacak iş; önceki kararla bağlı kalınmaksızın çelişki giderilmek suretiyle yeni bir karar vermekten ibarettir. kararla, gerekçeli karar arasındaki çelişki, mahkemelere ve yargıya olan güveni sarsacağı gibi, infazda duraksamaya yol açacağı da açıktır. Hükümlerin kurulmasında esas olan karar olup, gerekçeli karar da buna uygun olmalıdır. Mahkemelerce, re'sen gerekçeye açıklama eklenmek suretiyle de karar ve gerekçeli kararda değişiklik yapılamaz. Yukarıda açıklanan bilgiler ışığında somut olay değerlendirildiğinde; İlk Derece Mahkemesince verilen kararda, " Davacı ... mirasçılarının davasının kabulü ile fen bilirkişisi ... tarafından düzenlenen 18/07/2011 tarihli rapor ve krokide A harfi ile gösterilen 8300.82m2'lik kısmın ... mirasçıları adına Alanya 2.Sulh Hukuk Mahkemesinin 13/06/2007 tarih 2007/682 Esas 2007/488 Karar sayılı veraset ilamındaki hisseleri oranında tesciline, fazlaya ilişkin istemin reddine," dendiği halde, gerekçeli kararda, (A) harfi ile gösterilen kısmın yüzölçümü değiştirilerek, "Davacı ... mirasçılarının davasının kabulü ile fen bilirkişisi ... tarafından düzenlenen 18/07/2011 tarihli rapor ve krokide A harfi ile gösterilen 6590,84 m2'lik kısmın ... mirasçıları adına Alanya 2.Sulh Hukuk Mahkemesinin 13/06/2007 tarih 2007/682 Esas 2007/488 Karar sayılı veraset ilamındaki hisseleri oranında tesciline, fazlaya ilişkin istemin reddine" şeklide hüküm kurulması, gerekçeli karar ile karar arasında çelişki oluşturduğu gibi, ortada infazı kabil bir hüküm bulunmasını da engellemiştir. Zira, gerekçeli kararda atıf yapılan fen bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen yerin yüzölçüm miktarı ile gerekçeli kararda yazan miktar uyuşmamaktadır. Bu itibarla; İlk Derece Mahkemesince, gerekçeli kararda, karar ile davacı taraf lehine tesciline karar verilen taşınmazın yüzölçümünün değiştirilmesi suretiyle, kararla gerekçeli karar arasında çelişki yaratılması usul ve yasaya uygun bulunmamaktadır. Hal böyle olunca; İlk Derece Mahkemesince, önceki kararla bağlı kalınmaksızın, söz konusu çelişkiyi ortadan kaldıracak şekilde, infaza elverişli hüküm kurulması gerekmekte olup, temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün bozulmasına ve bozma nedenine göre de, sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA, Bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 13.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.