T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO:2023/808 Esas KARAR NO:2026/263 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi NUMARASI:2022/109 Esas- 2023/24 Karar TARİH:18/01/2023 DAVA:Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli) KARAR TARİHİ:12/02/2026 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanu…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO:2023/808 Esas KARAR NO:2026/263 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi NUMARASI:2022/109 Esas- 2023/24 Karar TARİH:18/01/2023 DAVA:Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli) KARAR TARİHİ:12/02/2026 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: DAVA:Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirketin 2012 yılında müvekkilleri ile .... A.Ş. tarafından birlikte kurulduğunu, zamanla ... A.Ş. adına ... %55, ... %15 ve müvekkillerinin toplamda %30 hisse ile şirketin paydaşları olduklarını, tarafların aynı zamanda yönetim kurulu üyesi sıfatlarına haiz olduklarını, diğer yönetim kurulu üyeleri ... ve ...'nun müvekkilleri aleyhine tek tarafları olarak 13.09.2021 tarihli bir rapor hazırlattıklarını, objektiflikten uzak, kısıtlı ve eksik bilgilerle hazırlanan rapora göre müvekkillerinin şirketi zarara uğrattıklarının iddia edildiğini, söz konusu rapora ilişkin gerekli şikayetlerin taraflarınca gerçekleştirildiğini, söz konusu raporun hazırlanmasından sadece 2 gün sonra 15.09.2021 tarihinde müvekkillerine rapora dair bilgi verilmeden, savunma hakkı kullandırılmadan şirket içerisinde bir toplantı gerçekleştirildiğini, yönetim kurulu üyeleri ... ve ... ile ...'nun kardeşi ... ve çocukları ..., ...'nun müvekkillerine sözlü ve fiziki müdahalelerde bulunarak müvekkillerinin zorla yönetim kurulu üyeliklerinden istifa etmelerine sebebiyet verdiklerini, olayla ilgili olarak müvekkillerinin darp edilmesi, odadan çıkmalarının engellenmesi, iş ve çalışma hürriyetinden yoksun bırakılmaları nedeniyle savcılığa suç duyurusunda bulunulduğunu, yaşanan tüm bu süreçler nedeniyle müvekkillerinin istifasının hukuken geçerli olmadığını, TBK hükümleri gereğince istifanın geçerli olmadığına dair bildirimin de davalı tarafa ihtarname ile bildirildiğini, böyle bir durumun olması halinde genel kurul toplantısı yapılarak müvekkillerinin görevden alınabileceğini, ancak bu yöntem yerine müvekkillerinin silah zoru, fiziksel şiddet ve sözlü baskılar ile önceden hazırlanmış istifa metnini imzalama mecburiyetinde bırakıldığını, 22.12.2021 tarihinde gerçekleştirilen Genel Kurul Toplantısının şekli yönden eksiklik içerdiğini, her ne kadar hukuken geçerli olmasa da davalı tarafın iddiasına göre "müvekkillerinin yönetim kurulu üyeliklerinden istifa ettiklerinden ötürü şirketin organsız kaldığı" ifade edilerek genel kurulu toplantıya çağırmakla görevli olarak kayyım atanmasının talep edildiğini, kayyım olarak atanması talep edilen kişinin ise müvekkilleri aleyhine tek taraflı ve denetlenebilir özellik barındırmayan denetim raporunu hazırlayan ve şikayete konu olan ... olduğunu, İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/664 Esas sayılı dosyasında yalnızca bu konu ile ilgili olarak kayyım görevlendirmesi gerçekleştirildiğini, karşı yanın iddia ettiği gibi şirketin organsız kalması halinde Mahkeme izni alınarak tek bir pay sahibinin genel kurulu toplantıya çağırabileceğini, genel kurul toplantısının yapılabilmesi için kayyım atamasının ise pay sahiplerinin çağrı veya gündeme madde konulmasına ilişkin istemlerinin yönetim kurulu tarafından reddedilmesi halinde gerçekleştiğini, yönetmelik uyarınca genel kurul toplantısında hazır bulunmayan bir kişinin yönetim kurulu üyesi seçilmesi halinde göreve aday olduğunu ya da görevi kabul ettiğini belirten bir yazılı beyanda bulunması gerektiğini, ancak yönetim kurulu üyesi seçilen ...'nun toplantıda hazır bulunmadığını ve göreve aday olduğunu ya da görevi kabul ettiğini belirten yazılı bir beyanda bulunmadığını, müvekkillerinin halen yönetim kurulu üyesi iken yönetim kurulu üyeliklerinin sona erdiğine ve yeni bir yönetim kurulu üyesinin atandığına ilişkin verilen karar hukuka ve dürüstlük kuralına uygun olmadığından ötürü genel kurul kararının iptali gerektiğini, Genel Kurul çağrısı kanunda belirtilmeyen bir kişi tarafından gerçekleştirildiğinden ve pay sahibi olan müvekkillerinin usulüne uygun olarak toplantıya çağrılmamasından ötürü genel kurul toplantısının yok hükmüne olduğunu, aksi kanaatte ise yönetim kurulu seçiminin usulüne uyulmadan yapılması, pay sahibi olan müvekkillerinin usulüne uygun olarak toplantıya çağrılmaması ve müvekkillerinin yönetim kurulu üyeliğinden istifasının geçersiz olması, müvekkillerinin sözlü ve fiziksel şiddete uğraması, genel kurula çağrıyı gerçekleştirmek ile görevli kayyım ... ile yönetim kurulu üyesi seçilen ...'nun diğer yönetim kurulu üyelerinin şirket yönetimini ele geçirme planına dahil olması nedeniyle dürüstlük kuralına aykırılıktan ötürü genel kurul kararının iptal edilebilirlik şartlarını taşıdığını beyanla davalı şirketin 22.12.2021 tarihli genel kurul toplantısında alınan kararın yokluğunun tespitine, aksi kanaatte ise ilgili kararın iptaline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacıların 2019-2021 yılları boyunca davalı şirket aleyhine işlemler yaparak haksız kazanç elde ettiklerinin öğrenilmesi üzerine ...'nun talebi ile şirket içi soruşturma başlatıldığını ve yeminli mali müşavir tarafından hazırlanan 13.09.2021 tarihli özel inceleme raporu ile şirketin 21.308.050,06 TL zarara uğratıldığının tespit edildiğini, yine ... A.Ş. adına... tarafından 2021 yılı Ocak-Ekim 2021 dönemine ilişkin yapılan incelemeler sonucunda hazırlanan 11.01.2022 tarihli randıman incelemesi raporunda davacılarca yapılan hammadde alımlarının şirket nezdindeki ürün formüllerine göre ortaya çıkan hammadde gereksiniminin üzerinde olduğu ve bu yolla şirketin 5.129.638,48 TL zarara uğratıldığının tespit edildiğini, bunun üzerine davacılarla 15.09.2021 tarihinde ..., ..., şirket ortaklarından olan ... ....A.Ş.'nin yönetim kurulu üyeleri ... ve ..., danışman ..., şirketin hukuk ve mali müşavirleri ile birlikte yapılan toplantıda davacı...'in, ... A.Ş.’nin yetkilisi olan kızkardeşi ...’i tanıyıp tanımadığı sorusuna birkaç kez ”hiç tanımıyorum” şeklinde cevaplar verdiğini, bu kişinin davacının kardeşi olduğunun söylenmesi üzerine davacının susup kaldığını, davacılara "... Şti.(Davacıların hemşehrisi ve yakın dostları olan...’e ait firma), ... A.Ş.(davacı...’in kızkardeşi adına kurulup, kısa süre sonra bu kişinin verdiği vekaletname ile fiilen tümüyle davacıları tarafından yönetilmekte olan firma) ve ... A.Ş.(Davacılardan ...’in üvey oğlu ...(Eski soyadı ...) adına kurulup, kısa süre sonra bu kişinin verdiği vekaletname ile fiilen tümüyle davacıları tarafından yönetilmekte olan firma) ile irtibatları" sorulduğunda, davacı ...'in "bu şirketlerin kendilerinin şirketleri olduğunu" açıkça ifade ettiğini, sonrasında davacıların "artık bu şirkette durmamızın bir anlamı yok" dediklerini ve istifa ettiklerini, davacılara zor kullanılmadığının İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2021/162514 soruşturma dosyasındaki kamera kayıtları ile sabit olduğunu, şikayetleri üzerine İstanbul Anadolu CBS'nin 2021/165008 sor. sayılı dosyasında soruşturma başlatıldığını, davacılar ve diğerleri aleyhine İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2022/26 esas sayılı dosyasında dava açıldığını, davacılar tarafından İstanbul Anadolu 5.Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2021/702 esas sayılı dosyasında açılan davada da şirketin organsız kalmış olduğundan bahisle TMK.m.427/4 gereğince şirkete kayyum atanması talep edildiğini, İst. Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/664 Esas sayılı dosyasında ...'nün kayyım atandığını, 22.12.2021 tarihinde yapılacak genel kurulun davacılara tebliğe gönderildiğini, tebligatın davacıların adreslerinde olmaması nedeniyle yapılamadığını, tebligatların usulsüz olmadığını, olsa bile davacıların yetkili temsilcilerinin dava konusu genel kurula katılmış olmaları nedeniyle hukuki bir önemi kalmadığını, davacı tarafın, "istifaların geçerli olması ihtimalinde bu tür bir genel kurulun gerçekleşmesinin sadece pay sahiplerinden birinin Mahkemeden izin talep etmesi yoluyla olabileceği" şeklindeki iddialarının TMK.m.427/4 gereğince hukuksal temelinin bulunmadığını, genel kurulun mahkeme kararı gereğince ve bu karara uygun biçimde sadece yönetim kurulu seçimi gündemiyle toplandığını, hukuka uygun biçimde yapılmış ve hukuka uygun karar alınmış bulunan dava konusu genel kurul için davacıların ortaya koydukları ihtiyati tedbir/kararın uygulanmasının geri bırakılması talebinin de haksız ve mesnetsiz olduğunu beyanla davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:Mahkemece; davanın, davalı şirketin 22/12/2021 tarihinde yapılan olağanüstü genel kurul toplantısında alınan kararların yokluğunun tespiti, aksi halde iptali talebine ilişkin olduğu, davalı şirketin 22/12/2021 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısının Mahkemece atanan kayyımın çağrısı üzerine yapıldığı, toplantıya tüm ortakların asaleten ve vekaleten katıldıkları, toplantıda oy çokluğu ile yönetim kurulu üyelerinin seçimine karar verildiği, davacıların alınan karara muhalif kaldıkları, TTK'nın 446 ve 447. maddeleri uyarınca davacıların alınan kararın butlanını veya iptalini talep edebilecekleri, davalı şirketin 22/12/2021 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısına tüm ortakların katıldığı, çağrı usulüne uyulduğu, karar için yasada aranan toplantı ve karar yeter sayısının sağlandığı, Mahkemece belirlenen toplantı içeriğine aykırı davranılmadığı, toplantıda alınan kararın iptali ve butlanı için TTK'da aranan şartların oluşmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş ve karara karşı davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. DAVACILAR VEKİLİNCE İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Mahkemece, ileri sürülen yokluk ve iptal taleplerinin tek tek ve gerekçeli olarak değerlendirilmediği, genel kurul toplantısının kanunun aradığı yetkili kişi tarafından gerçekleştirilmediği, genel kurul toplantısının yapılabilmesi için kayyım atanmasının ancak pay sahiplerinin çağrı veya gündeme madde konulmasına ilişkin istemlerinin yönetim kurulu tarafından reddedilmesi halinde mümkün olduğu, her ne kadar kayyım tayinine ilişkin karar kesin olarak verilmişse de, atanan kişinin genel kurulu toplantıya çağırma yetkisinin olmadığı, toplantının yok hükmünde olduğu, davacıların hala yönetim kurulu üyesi iken sanki azledilmişler gibi yeniden yönetim kurulu üyesi seçilemeyeceği, bu nedenle konusuz olan toplantının yok hükmünde olduğu, davacıların yönetim kurulu üyeliğinden korkutma yolu ile istifa ettirildikleri, istifaların geçersiz olduğu, bu hususta açılan davanın devam ettiği, o davada istifanın geçersiz olduğuna karar verilmesi halinde dava konusu toplantının zaten yok hükmünde olacağı, bu nedenle İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/459 Esas sayılı dosyasının bekletici mesele yapılması gerektiği, davalı şirketin kötü niyetli olduğu, davacıların şirketten uzaklaştırılmaya çalışıldığını, seçilen yönetim kurulu üyesinin davacıları darp ettiği, Mahkemece bu hususların değerlendirilmediği, davalı şirketin dava konusu olağanüstü genel kurul toplantısını yapmak üzere atanan kayyımın objektif bir kişi olmadığı, toplantıda yönetim kurulu seçim usulüne uyulmadığı, seçilen yönetim kurulu üyesi ...'nun toplantıda hazır olmadığı, bu halde göreve aday olduğunu veya görevi kabul ettiğini yazılı olarak bildirmesi gerektiği ancak bildirmediği, bu hususun da bir iptal sebebi olduğuna ilişkindir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava, davalı şirketin 22/12/2021 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısının yok hükmünde olduğunun tespiti, aksi halde toplantıda alınan yönetim kurulu üyelerinin seçimine dair kararın iptali talebine ilişkindir.Mahkemece, yukarıda açıklanan gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.TTK'nın 410. maddesi uyarınca anonim şirket genel kurulu, süresi dolmuş olsa bile, yönetim kurulu tarafından toplantıya çağrılabilir. Tasfiye memurları da, görevleri ile ilgili konular için, genel kurulu toplantıya çağırabilirler. Yönetim kurulunun, devamlı olarak toplanamaması, toplantı nisabının oluşmasına imkân bulunmaması veya mevcut olmaması durumlarında, mahkemenin izniyle, tek bir pay sahibi genel kurulu toplantıya çağırabilir. 412. maddesi uyarınca; pay sahiplerinin çağrı veya gündeme madde konulmasına ilişkin istemleri yönetim kurulu tarafından reddedildiği veya isteme yedi iş günü içinde olumlu cevap verilmediği takdirde, aynı pay sahiplerinin başvurusu üzerine, genel kurulun toplantıya çağrılmasına şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesi karar verebilir. Mahkeme toplantıya gerek görürse, gündemi düzenlemek ve Kanun hükümleri uyarınca çağrıyı yapmak üzere bir kayyım atar. TTK'nın 445. maddesi uyarınca; 446. maddede belirtilen kişiler, kanun veya esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kuralına aykırı olan genel kurul kararları aleyhine, karar tarihinden itibaren üç ay içinde, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinde iptal davası açabilirler.Somut olayda; davacı tarafça dava dilekçesinde, dava konusu olağanüstü genel kurul toplantısının yetkisiz kişinin çağrısı üzerine yapıldığı ve pay sahibi davacıların usulüne uygun şekilde toplantıya davet edilmedikleri gerekçesi ile yok hükmünde olduğunun tespitinin, aksi halde ise yönetim kurulu üyelerinin seçimine dair alınan kararın; seçim usulüne uyulmaması, davacı pay sahiplerinin usulüne uygun şekilde toplantıya çağrılmamaları, davacıların yönetim kurulu üyeliğinden istifalarının geçersiz olması ve fiziksel şiddete uğramaları, toplantıya çağrıyı gerçekleştiren kayyım ile yönetim kurulu üyesi seçilen ...'nun şirketi ele geçirme planına dahil olmaları sebebiyle dürüstlük kuralına aykırı olduğu gerekçesi ile iptalinin talep edildiği, alınan kararın batıl olduğuna dair bir iddianın ise ileri sürülmediği, davacıların dava dışı ... ile ... ile birlikte 30/03/2021 tarihli olağan genel kurul toplantısında üç yıl için yönetim kurulu üyesi olarak seçildikleri, 15/09/2021 tarihli dilekçeleri ile yönetim kurulu üyeliğinden istifa ettikleri, dava dışı diğer yönetim kurulu üyeleri tarafından; davacıların istifası ile şirket yönetim kurulu üye sayısının ikiye düştüğü ve yönetim kurulunun karar alamadığı, şirketin organsız kaldığından bahisle şirketin yönetim kurulu üyelerinin seçimi için genel kurul toplantısı yapmak üzere şirkete kayyım atanması talebi ile İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/664 Esas sayılı dosyası ile açtıkları davada, Mahkemenin 10/11/2021 tarihli kararı ile, ...'nün davalı şirketin genel kurulunu, yönetim kurulu üyelerinin seçimi için toplantıya çağırmak üzere kayyım olarak atandığı, bunun üzerine dava konusu 22/12/2021 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısının yapıldığı, toplantıda davalı şirketin yönetim kurulu üyeliğine üç yıl için ..., ... ve ...'ın seçildikleri, davacıların toplantıya vekaleten katıldıkları ve karara muhalif kaldıkları, muhalefetlerini tutanağa geçirttikleri, davacıların 27/09/2021 tarihli Noter ihtarnamesi ile davalı şirkete istifa beyanlarının geçerli olmadığını bildirdikleri ve İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/459 Esas sayılı dosyası ile istifa beyanının korkutma sebebiyle geçersiz olduğuna dair dava açtıkları, yine İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2021/162514 soruşturma sayılı dosyası ile davalı şirket yönetim kurulu üyesi ve ortaklarından şikayetçi oldukları, Mahkemece, toplantının mahkeme kararı ile atanan kayyımın çağrısı ile yapıldığı ve davacıların toplantıya katıldıkları, alınan kararın batıl olmasını veya iptalini gerektirir bir sebep bulunmadığından bahisle davanın reddine karar verildiği, davacıların toplantının yok hükmünde olduğuna dair iddiaları ile alınan kararın iptali yönünden ileri sürdükleri iddiaların somut olarak gerekçelendirilmediği anlaşılmıştır.Davalı şirketin dava konusu olağanüstü genel kurul toplantısı, davacıların yönetim kurulu üyeliğinden istifa etmeleri sebebiyle ve yalnızca yönetim kurulu üyelerinin seçimi için yapılmış, toplantıya çağrı da yine yönetim kurulu üye sayısının istifa nedeniyle ikiye düşmesi ve yönetim kurulunun toplanarak genel kurulu toplantıya çağıramaması gerekçesi ile Mahkemece atanan kayyım tarafından gerçekleştirilmiştir. Davacılar ise istifa beyanlarının, TBK'nın 37. maddesinde düzenlenen ve irade sakatlık hallerinden olan korkutma sebebi ile başından itibaren geçersiz olduğunu iddia etmiş ve bu konuda ayrıca bir dava da açmışlardır. Davacıların istifa beyanlarının geçersizliğine karar verilmesi halinde, toplantıya çağrının kayyım tarafından yapılıp yapılamayacağı, yönetim kurulu üyeleri azledilmeden yerine yeni yönetim kurulu üyelerinin seçilip seçilemeyeceği, bu hususların dava konusu olağanüstü genel kurul toplantısının yok hükmünde olması veya alınan kararın, kanuna aykırılık nedeniyle iptal edilebilir bir karar olması sonucunu doğurup doğurmayacağının değerlendirilmesi gerektiğindenMahkemece, bu davada da ileri sürülen söz konusu hususların tartışılıp değerlendirilmesi, aksi halde ise İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/459 Esas sayılı dava dosyasının sonucunun bekletici mesele yapılması ve sonucuna göre, davacıların diğer iddiaları yönünden de somut bir gerekçe gösterilmek suretiyle bir karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma ve yetersiz gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur.Açıklanan nedenlerle davacı tarafın istinaf başvurusunun kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca kaldırılmasına, dosyanın davanın yeniden görülmesi için mahkemesine iadesine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacıların istinaf başvurusunun KABULÜ ile; İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 18/01/2023 tarihli, 2022/109 Esas ve 2023/24 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, dosyanın mahkemesine İADESİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf talep eden tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine, 4-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 5-Artan gider avansı olması halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 12/02/2026 tarihinde HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.