9. Hukuk Dairesi 2025/9152 E. , 2026/496 K. "" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 32. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/1016 E., 2025/1670 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 41. İş Mahkemesi SAYISI : 2024/122 E., 2025/77 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafında…
9. Hukuk Dairesi 2025/9152 E. , 2026/496 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 32. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/1016 E., 2025/1670 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 41. İş Mahkemesi SAYISI : 2024/122 E., 2025/77 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı Şirkette 2011 yılı Şubat ayında dış ticaret uzmanı olarak çalışmaya başladığını, 2011 yılında terfi alarak dış ticaret sorumlusu olduğunu, müvekkilinin 25.11.2013 tarihinde Şirket ortakları tarafından toplantı salonuna alınarak burada tehdit edildiğini, zorla boş bir senede imza attırıldığını, müvekkilinin aynı gün suç duyurusunda bulunduğunu, müvekkilinin davalı lehdar ...'e herhangi bir borcu bulunmadığını, takip dayanağı senedin zorla ve tehditle boş şekilde imzalatıldığını, daha sonra davalılar tarafından doldurulduğunu ileri sürerek müvekkilinin takibe konu senet nedeni ile borçlu olmadığının tespiti ile takip miktarının %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde; davacının, müvekkili Şirkette 01.03.2011 tarihinden iş sözleşmesinin sonlandırıldığı tarihe kadar dış ticaret sorumlusu olarak çalıştığını, davacının çalıştığı bayiler arasında yıl sonu hesap dökümleri yapıldığını, davacının Şirket yöneticilerinin güvenini kötüye kullanarak birtakım usulsüz faaliyetlerde bulunduğunun tespit edildiğini, güveni kötüye kullanma, özel belgede sahtecilik ve dolandırıcılık fiilleri açısından davacı hakkında suç duyurusunda bulunulduğunu, davacının Şirket zararlarını karşılamak amacı ile senedi bilgisi dâhilinde ve kendi rızası ile düzenlediğini, imzanın sahte olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde davacı tarafından keşide edilen davalıların da lehtar ve ciranta olduğu senedin davalı ... tarafından takibe konulduğu, davalılar tarafından bu senedin Şirkete verilen zarara karşılık olarak alındığının ileri sürüldüğü, davalıların senedin mal veya nakit karşılığı alındığı yönünde bir iddialarının bulunmadığı, davalı tarafından cevap dilekçesindeki anlatımlarından senedin davacıdan zarar teminatı olarak alındığı kanaatine varıldığı, bu durumda teminata konu riskin gerçekleştiğinin, davacı tarafın Şirkete zarar verdiğinin ispat külfetinin davalı Şirkette olduğu, davacıya isnat edilen fiillere ilişkin olarak yapılan ceza yargılamasında İstanbul Anadolu 39. Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/265 Esas, 2019/25 Karar sayılı kararı ile sanığın (davacı) beraatine karar verildiği, kararın Bölge Adliye Mahkemesi kararı ile kesinleştiği, eldeki dosyada tanıkların dinlendiği, delillerin toplandığı, davacının davalı Şirkete zarar verip vermediğinin tespiti ile zarar miktarının hesaplanması için alınan 02.07.2024 tarihli bilirkişi raporunda da herhangi bir zararlandırıcı davacı işleminin tespit edilemediği, böylelikle davalı Şirketin zarar iddiasını usulüne uygun delillerle ispatlayamadığı anlaşılmakla davacının takibe konulu senetten dolayı borçlu olmadığının tespitine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, Mahkemenin objektif, mantıksal ve hayatın olağan akışına uygun, dosyadaki verilerle çelişmeyen tespitlerine ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, istinaf sebepleriyle sınırlı olarak ve resen kamu düzeni yönünden yapılan inceleme sonucu İlk Derece Mahkemesinin gerekçesi ve kararının dosya kapsamına uygun olduğu, hukuki değerlendirmeler ile delillerin değerlendirilmesi ve karar gerekçesinde usul ve esas yönünden kanuna aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalılar vekili temyiz dilekçesinde; 1. İşverenin denetim yükümlülüğüne ek olarak işçinin özen borcu kapsamında işini ifa etmesi gerektiğinin hiçbir suret ile göz önünde bulundurulmadığı ve tarafların kusur oranının hiçbir suretle değerlendirilmediğini, 2. Bilirkişi raporunun usul ve kanuna aykırı olduğunu, 3. Davacı yanın iş sözleşmesinden kaynaklı özen yükümlüğünü kasten ve ağır kusurlu olarak ihlal ettiğini, 4. Davacının gerçekleştirdiği tüm bu ... ve işlemler nedeni ile resmî makamlar ve müşteriler nezdinde müvekkili Şirketin çok zor bir duruma düştüğünü ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık; davacının davalılara borçlu olup olmadığının tespitine ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz edenlere yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 21.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.