T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:Antalya 1.Asliye Ticaret Mahkemesi KARAR TARİHİ:25/05/2022 DAVANIN KONUSU:Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:25/12/2025 İlk Derece Mahkemesinin kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACININ İDDİALARINI…
T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:Antalya 1.Asliye Ticaret Mahkemesi KARAR TARİHİ:25/05/2022 DAVANIN KONUSU:Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:25/12/2025 İlk Derece Mahkemesinin kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde; müvekkilinin 04/08/2019 tarihinde davalı ...'ye ait ... plaka sayılı aracı diğer davalının ekspertiz raporu düzenlenmesi sebebiyle satın aldığını, satış tarihinden sonra aracın seyir halindeyken hararet yapması ile 20/08/2019 tarihinde yetkili servise teslim edildiğini, aracın hararet şikayeti ve yağ eksiltme ile servis kaydı açıldığı, bakım ve tamirat yapılması gerektiğinin taraflarına bildirildiği, araçta gizli ayıp bulunduğundan ödenen bedelin iadesinin talep edildiğini, ancak talebin karşı tarafça kabul görmediğini, müvekkilinin aracın bakım ve tamiratını yaptırdığını, aracın motorunun değiştiğini, uğranılan maddi zarar için şimdilik 1.000,00-TL tazminatın davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir. DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davalı ... vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle; davacı yanca ayıp ihbarının süresinde yapılmadığını, araç alındıktan sonra çok kısa zaman içerisinde çok fazla yol yapıldığını, aracın satım tarihinde ayıplı olmadığını beyanla davanın reddini talep etmiştir. Davalı ... vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle; davaya konu araçta meydana geldiği iddia edilen zarara ilişkin müvekkilinin bir kusurunun bulunmadığını, araçta gizli ayıp bulunmadığını beyanla davanın reddini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, "Taraflar arasında söz konusu aracın gizli ayıplı olup olmadığı, araçtaki ayıbın satım sözleşmesinden önce var olup olmadığı, araçtaki ayıbın kullanımdan kaynaklı meydana gelip gelmediği, araç satım sırasındaki ekspertiz incelemesinde ayıbın tespit edilip edilemeyeceği taraflar arasında ihtilaflıdır. Alınan kök ve ek raporlar denetime açık mevzuata uygun olmakla hükme esas alınmıştır. Buna göre davacının söz konusu aracı davalıdan 04.08.2019 tarihinde satın aldığı ancak satış işleminden önce iki defa yağ eksiltme şikayeti ile aracın servise götürüldüğü, araçtaki ayıbın kullanımdan kaynaklı olmadığı, gizli ayıp niteliğinde olduğu, satım sözleşmesi öncesinde de ayıbın var olduğu, ekspertiz incelemesinde ayıbın tespit edilemeyeceği anlaşılmakla davacının davalı ...' ya karşı açmış olduğu davanın reddine, davacının davalı ...' ye karşı açmış olduğu davanın hüküm fıkrasındaki şekli ile kabulüne" karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Karara karşı, davalı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı ... San. ve Tic. Ltd. Şti. yetkilisi ...'nun alım satım işlemini yaptığı aracın 9 yaşında ve 160.000 km'de olduğunu bildiğini, her ne kadar arıza nedeni ile aracın bakıma sokularak motorunun değiştirildiği sabit olsa da araçtaki yağ azaltma probleminin yaşından kaynaklı bir problem olup olmadığının bilinmediğini, bilirkişinin de raporunda açıkça "motorun yağ eksiltme şikayeti sebebinin tespit edilebilmesi için yetkili serviste 1.000 km yağ testi ile yağ tüketiminin tespit edilmesi gerektiği, yağ eksiltmenin normal limitler içerisinde olup olmadığı ile ilgili dosyada servis işlemi görülmediğinden yağ eksiltme miktarı ve sebebinin tespit edilemeyeceği" demek sureti ile davacının yağ eksiltme problemi nedeni ile çalışan aracın motorunun değişmesi mi (sandık motor takılması) yoksa tamiratla düzeltilebilecek bir arızamı mı olduğunun da tespit edilemediğini, kötü niyetli davacının 9 yaşında bir aracı sıfır bir araç gibi yaptırıp tüm masraflarını davalıdan talep ettiğini, ayrıca aracın 81.000,00-TL'ye alındığı da göz önüne alındığında bu araca 43.000,00-TL masraf yapılması ve bunun davalı müvekkilinden istenmesinin iyi niyetle bağdaşmadığını, araç ile ilgili raporda eski tarihli yağ eksiltme şikayeti nedeni ile aracın ayıplı sayıldığını, bilirkişinin araçta 2015-2016 yıllarında oluşan yağ eksiltme şikayeti ile ilgili bir işlem yapılıp yapılmadığının tespit edilemediğinin belirtildiğini, aracın servise götürüldüğünde kullanıcının kendi şikayetini bildirdiğini, araçta bir işlem yapılmamasının sebebinin tamamen yağ eksiltmenin aracın yaşı ile ilgili olabileceği gibi aracın yağ eksiltme probleminin serviste çözülmüş dahi olabileceğini, bu durum açısından dosyanın değerlendirilemediğini, ancak buna rağmen aracın satış öncesi yağ eksiltme problemi olduğunun kesin kabul edilerek tamir edilmediğinin iddia edildiğini, ancak yağ eksilten araç ile 3 yıl kullanım ve 80.000 km daha yapıldığının iddia edildiğini, bilirkişi raporunun yalnızca delillere dayanması gerektiğini, aracın yağ eksiltmesinin ne kadar olduğu ve bu aracın yağ eksiltmesi nedeni ile motor değişiminin şart olup olmadığı tespit edilmeden yalnızca kötü niyetli davacının yararına sıfır araç gibi motor değişimine gidilmesi ve bu konuda davalı müvekkilinin sorumlu tutulmasının hakkaniyet ile bağdaşmadığını, davacının aracın hararet yapması ile ilgili bir video gönderdiğini, bu videoda yolun kenarına çekilmiş bir vaziyette aracın su kaynattığını gösterdiğini, daha sonra ise Trabzon İlinde araca masraf yaptığını belirttiğini, bu masraflar içerisinde ise çekici masrafının bulunmadığını, davacının motoru su kaynattığı iddia ettiği araç ile motorun başına gelebilecek sorunları önemsemeden araca binerek servise gittiğini, bu süre zarfında motora ne denli zarar verdiğinin ortada olduğunu, bu konu ile ilgili bilirkişinin bir değerlendirme yapmadığını, araç satımı yapıldıktan sonra tacir olan davacı firmanın tüm kontrolleri yapmak ile yükümlü olduğunu, davacı şirketin ticaret ilişkisi içerisinde bu malı satın aldığını, araç ile ilgili tüm kontrolleri basiretli bir tacir gibi yapmakla yükümlü olduğunu, ekspertiz raporunda aracın her yerine bakıldığını ve aracın sağlam bir şekilde teslim edildiğini, ayrıca yine tacir olan davacı firmanın gizli ayıpları müvekkiline bildirmek için 8 gün zaman aşımı süresini geçirdiğini, bundan dolayı talep hakkı bulunmadığını, Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarında da; "Alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal eder ise satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak satılanda olağan bir gözden geçirme ile ortaya çıkarılamayacak bir ayıp olması halinde bu hüküm uygulanmaz. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılır ise hemen satıcıya bildirilmelidir. Bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır." denildiğini, alıcı basiretli bir tacir gibi davranıp aracı kontrol ettirdiğini ancak eksper firmasının kendisini yanılttığını iddia ettiğini, yine bu iddiasını da ispat etmekle mükellef olduğunu, davacının İstanbul 12. Sulh Hukuk Hakimliği'nden aldığı raporda tüm masraflar KDV dahil 46.920,74-TL çıktığını, İstanbul 12. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin ... D.İş sayılı dosyası üzerinden yaptırılan tespit raporunda ön disk ve arka disklerin arızalı olduğunun görüldüğünü, ön ve arka disklerin gözle görülebilen ve tespiti çok kolay olan parçalar olduğunu, oto alımı sırasında yaptırılan eksper raporunda sağlam olan ön ve arka disklerin yalnızca 2 ay sonra tamamen değiştirilmesi gereken parça olarak tespit edildiğini, bunun davacı firmanın aracı kötü kullanarak arızalara sebebiyet verdiğinin göstergesi olduğunu, davacı tarafın sağlam olan ön ve arka diskleri ya kötü kullanarak hasarlandırdığı ya da ön ve arka diskleri değiştirmiş olduğunu düşündürdüğünü, Yerel Mahkeme'nin gerekçeli kararında "satış işleminden önce iki defa yağ eksiltme şikayeti ile aracın servise götürüldüğü, araçtaki ayıbın kullanımdan kaynaklı olmadığını, gizli ayıp niteliğinde olduğu, satım sözleşmesi öncesinde ayıbın var olduğu" şeklinde belirterek bilirkişi raporuna dayanmışsa da bilirkişi raporunda açıkça yağ eksiltme hususuna ilişkin tespitin yapılamadığının belirtildiğini, bilirkişi raporunda böyle bir tespit var iken yerel mahkemenin bilirkişi raporundaki varsayımı kabul edip kabul gerekçesini de anlatmadan davanın kabulüne karar vermesinin hakkaniyete aykırı olduğunu, satım sözleşmesinden önce ayıbın var olduğu ya da kullanımdan kaynaklı olmadığının sundukları delillere rağmen nasıl tespit edildiğinin açıklanması gerektiğini, Yargıtay kararlarına göre gerekçenin hükümle sebep sonuç ilişkisinin kurulmasını sağlayacak yeterlilikte, açık, anlaşılabilir ve tatmin edici olmalı ve ayrıca hüküm kurulurken neden, nasıl, hangi yasal gerekçeleri ve hangi kanıtların değerlendirildiğini içermesi gerektiğini istinaf sebepleri olarak ileri sürmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: Dava, araç satım sözleşmesi nedeniyle aracın ayıplı olmasından kaynaklı ayıp giderim bedelinin davalılardan tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece yazılı gerekçeyle, davacının davalı ...'ya karşı açmış olduğu davanın reddine, davacının davalı ...'ye karşı açmış olduğu davanın kabulüne karar verilmiştir. Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Davacı şirketin davaya konu ... plaka sayılı Peugeot Partner markalı aracı Antalya 19. Noterliği'nin ... yevmiye numarası ile düzenlenen Araç Satış Sözleşmesi ile 04/08/20219 tarihinde 2. el olarak 81.000,00-TL bedelle Antalya Gelir İdaresi Başkanlığı'nın yazı cevabına göre otomobil ve hafif kara taşıtları parekende satıcılığı yapan ve tacir olduğu anlaşılan davalıdan satın aldığı dosya kapsamında bulunan belgelerle sabittir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, satışa konu 2. el aracın ayıplı olduğu ve bu ayıptan dolayı davalı satıcının sorumlu bulunduğu iddiasından kaynaklanmaktadır. Öğretide ayıp satılanda, hasarın geçtiği anda, vaad edilen nitelikleri bir diğer ifade ile bulunması gereken bir özelliğin bulunmaması ya da bulunmaması gereken bir kusurun ya da eksikliğin bulunması ya da dürüstlük kuralı gereğince ondan beklenen lüzumlu vasıfları taşımaması hali olarak tanımlanmakta ve maddi, hukuki ya da ekonomik ayıp şeklinde sınıflandırılmaktadır. Maddi ayıp bir malda madden hata bulunmasıdır (örneğin malın yırtık, kırık, bozuk, lekeli olması gibi). Hukuki ayıp malın kullanımının hukuken sınırlandırılmış olmasıdır (malın üzerinde rehin, haciz, intifa hakkı gibi kısıtlamalar bulunması gibi). Ekonomik ayıp ise malın iktisadi vasıflarında eksiklik olmasıdır (Bknz. Yargıtay HGK'nın 24.05.2017 tarih 2017/19-1633 E. ve 2017/1013 K. sayılı ilamı). Satış sözleşmesinde, satıcı zapttan ve ayıptan ari bir şekilde satılanın, mülkiyetini geçirmek amacıyla, zilyetliğini alıcıya devretmekle yükümlüdür. Satılanın ayıplı olması halinde alıcı TBK'nın 227/1. maddesinde düzenlenen seçimlik haklarını kullanabilir. Anılan maddenin ikinci fıkrasında ise, alıcının genel hükümlere göre tazminat isteme hakkı saklı tutulmuştur. Dava tarihinde yürürlükte bulunan 6102 Sayılı TTK'nın 23/1-c maddesine göre ticari satışlarda; “malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı malı teslim aldıktan sonra 8 gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme soncunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür. Diğer durumlarda, TBK'nın 223. maddesinin 2. fıkrası uygulanır.” 6098 sayılı TBK'nın 223. maddesinin 2. fıkrasında ise; “Alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak satılanda olağan bir gözden geçirme ile ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması halinde bu hüküm uygulanmaz. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa hemen satıcıya bildirilmelidir. Bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır.” hükmüne yer verilmiştir. 6102 sayılı TTK'nın 18/3. maddesi ise; “Tacirler arasında diğer tarafı temerrüde düşürmeye, sözleşmeyi feshe, sözleşmeden düşmeye ilişkin ihbarlar veya ihtarlar noter aracılığı ile taaahhütlü mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imza kullanılarak kayıtlı elektronik posta sistemi ile yapılır.” şeklindedir. Bu açıklamalar karşısında somut olayın değerlendirilmesine gelindiğinde; Yerleşik Yargıtay uygulamaları gereğince ayıp ihbarlarının yukarıda belirtilen yasa hükmünde belirtilen usullerle yapılması gerektiği kabul edilmektedir. Davacı yanca aracın 04/08/2021 tarihinde satın alındığı, 20/08/2019 tarihinde arızalandığı, aracın götürülen serviste ayıplı olduğu anlaşılarak 22/08/2019 tarihinde davacı yana noter kanalı ile ihtarname keşide edilerek ayıbın bildirildiği anlaşılmış olup davacı yanca ihbar mükellefiyetinin yerine getirildiği açıktır. Yargılama sırasında İlk Derece Mahkemesince alınan teknik bilirkişi ek raporunda, davaya konu aracın 04/08/2019 tarihinde 2. el olarak 81.000,00-TL'ye satın alındığı ve satın alındıktan sonra 20/08/2019 tarihinde meydana gelen arıza ve ayıpların aracın satışı öncesinde mevcut olduğu, araca ilişkin servis kayıtlarında araç yağ eksiltme şikayeti ile 2 kez servise gittiğinden davalı satıcının bu ayıbın varlığından haberdar olduğu, aracın gizli ayıplı olduğu, bu ayıbın aracın satın alınması aşamasında fark edilmesinin mümkün olmadığı gibi davacı yanın kullanımından da kaynaklanmadığı, davaya konu arızanın komple motor değişimi yapılarak giderilmesinin mümkün olduğu, arızanın giderimi için toplam KDV dahil 43.910,56-TL masraf yapılması gerektiği sonuç ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir. Dava dosyasında alınan bilirkişi raporları gerekçeli, denetime elverişli ve somut olaya uygun olup, delil tespiti dosyasında alınan raporla da uyumlu olduğu nazara alındığında, raporun hükme esas alınmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Bilirkişi tespitlerine göre dava konusu araç satım anında ayıplı olduğundan davalı bu nedenle sorumludur. İkinci el olarak satın alınan aracın 80.000 km'de satın alınmış olması ayıba karşı tekeffül hükümlerinin uygulanmasına engel değildir. Ayrıca hükme esas alınan bilirkişi raporunda aracın motor arızası dışındaki parça ve işçilik tutarlarının hesaplanan tazminat miktarından mahsup edilerek hesaplandığı belirtilmiştir. Açıklanan sebeplerle davalı yanın istinaf itirazları yerinde görülmemiştir. 6100 sayılı HMK'nın 359/3. maddesi uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, 6100 sayılı HMK'nın 355/1. maddesi gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davalı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1. maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerektiği anlaşıldığından aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı vekilinin İlk Derece Mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 2.999,53-TL nispi istinaf karar harcından peşin olarak yatırılan 750,00-TL harcın mahsubu ile bakiye 2.249,53-TL istinaf karar harcının davalıdan tahsili ile Hazineye GELİR KAYDINA, harç tahsil müzekkeresinin İlk Derece Mahkemesince YAZILMASINA, 3-Davalının istinaf başvurusu nedeniyle yapılan yargılama masraflarının kendi üzerinde BIRAKILMASINA, 4-Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesince ilgilisine İADESİNE, 5-İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından davacı lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 6-Kararın İlk Derece Mahkemesi tarafından taraflara TEBLİĞİNE, Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a. maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 25/12/2025 ...