İSTİNAF KARAR TARİHİ : 30/12/2025 İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ : 30/12/2025 Yukarıda bilgileri yazılı mahkemece verilen karara ilişkin istinaf talebi üzerine mahkemece dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderildiğinden yapılan ön inceleme ve incelemeyle heyete tevdi olunan dosyanın gereği görüşülüp aşağıdaki karar verilmiştir. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili sunmuş olduğu dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin, 28.03.2023 tarihinde müvek…
T.C. KONYA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: ... - ... T.C. KONYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : ... KARAR NO : ... KARAR TARİHİ : 30/12/2025 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN : ..... (...) ÜYE : ..... (...) ÜYE : ..... (...) KATİP : ..... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Konya .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TARİHİ : 16/09/2025 NUMARASI : ... Esas ... Karar DAVACI : ........ VEKİLLERİ : Av.....Av..... DAVALI : 1- ........ VEKİLİ : Av..... DAVALI : 2- ........ DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ : 30/12/2025 İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ : 30/12/2025 Yukarıda bilgileri yazılı mahkemece verilen karara ilişkin istinaf talebi üzerine mahkemece dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderildiğinden yapılan ön inceleme ve incelemeyle heyete tevdi olunan dosyanın gereği görüşülüp aşağıdaki karar verilmiştir. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili sunmuş olduğu dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin, 28.03.2023 tarihinde müvekkili ........'nın sevk ve idaresindeki ........ plakalı motosikleti ile seyir halinde iken ........'ın sevk ve idaresindeki ........'a ait ........ plakalı aracı ile çarpması sonucu meydana gelen kazada müvekkilinin yaralandığını, kazanın meydana gelmesinde müvekkilinin kusurunun bunmadığını, kazanın meydana gelmesinde, davalı sigorta şirketi tarafından sigortalanan aracın kusurlu olduğunu, davalı sigorta şirketine yapılan başvuruya rağmen herhangi bir ödeme yapılmadığını, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla; şimdilik 100,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 100,00 TL geçici iş göremezlik tazminatı, 100,00 TL bakıcı ve tedavi gideri ve 200.000,00 TL manevi tazminatın faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalılar üzerinde bırakılmasını talep etmiştir. Davalı ........ A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin kusur oranı ve teminat limitiyle sınırlı sorumlu olduğunu, Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi ve Karayolları Fen Heyeti Genel Müdürlüğü Fen Heyeti yahut İTÜ'den seçilecek kusur konusunda uzman bilirkişi heyetinden kusur raporu alınması gerektiğini, geçici iş göremezlik, bakıcı gideri ve tedavi giderinin teminat kapsamında olmadığını belirterek, davanın reddini, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacıya yükletilmesini talep etmiştir. Davalı ........ cevap dilekçesinde özetle; dava dilekçesi içeriğini kabul etmediğini, söz konusu davaya konu kazada tarafına Asliye Ceza Mahkemesince verilen HAGB kararı olduğunu, bu kararın hukuk mahkemeleri nezdinde bağlayıcı olmadığını, raporları da kabul etmediğini, tarafının tam kusurlu olmadığını, davacının kusurlu olduğunu aldırılacak raporda bu durumun lehine değişeceğini, motosiklet kullanımı için gerekli tedbir ve önlemleri davacının almadığını, tarafına arabuluculuk başvurusu yapılmadığını, davacının davasının reddi ile mahkeme masraflarının davacı üzerine bırakılmasını talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : İlk derece mahkemesinin kararı ile; "...Yukarıda yapılan açıklamalar, amir kanun hükümleri, bilirkişi raporları, Yüksek Mahkemenin emsal mahiyetteki ilamları ve tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde; (a) Cismani Zararlardan Kaynaklı Maddi Tazminat Talepleri Açısından Yapılan Değerlendirmede: 28/03/2023 tarihinde meydana gelen kaza neticesinde davacının yaralandığı, kazanın meydana gelmesinde ........ plakalı araç sürücüsünün 2918 Sayılı Kanunun 137/A ve 84/J maddelerinde yer alan kuralları ihlal etmesi sebebiyle %100 oranında asli ve tam kusurlu olduğu, ........ plakalı araç sürücüsüne atfı mümkün bir kusur olmadığı, T.C. Selçuk Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinden 29/08/2024 tarihli maluliyet raporu aldırılmış, Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre yapılan değerlendirmede kaza sebebiyle davacıda meydana gelen sürekli iş göremezlik maluliyet oranının olmadığı(%0), geçiçi iş göremezlik süresinin(tıbbi iyileşme süresi) 3 ay olacağı, bu sürenin ise 1 ayında bakıcıya ihtiyaç duyacağı ve SGK tarafından karşılanmayan, zorunlu, belgeye bağlanamayan tedavi gideri maddi zararının 5.000,00 TL olacağı, 26/06/2024 Tarihli bilirkişi raporunda TRH 2010 Yaşam Tablosuna göre yapılan değerlendirmede davacının sürekli iş göremezlik maddi zararının olmadığı, geçici iş göremezlik maddi zararının 25.520,10 TL, bakıcı gideri maddi zararının 10.008,00 TL, tedavi gideri maddi zararının ise 5.000,00 TL olduğu anlaşılmakla davacının davasının bu tutarlar üzerinden kısmen kabulüne karar verilmiş, sürekli iş göremezlik maddi zararı olmadığından bu kalem yönüyle davası reddedilmiştir. (b) Cismani Zararlardan Kaynaklı Manevi Tazminat Talepleri Açısından Yapılan Değerlendirmede: 18/03/2023 tarihinde meydana gelen kazada kaza tarihi itibariyle davacının yaşı, kazanın meydana gelmesinde davalının kusur oranı, kaza sebebiyle davacıda meydana gelen yaralanmalar, tıbbi tedavi süresinin uzunluğu, 3 aylık uzun tedavi süreci, geçirmiş olduğu cerrahi müdahaleler, bu sürecin davacı üzerinde yaratacağı travma ve psikolojik etki, tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile paranın satın alma gücü de bir bütün olarak değerlendirildiğinde davacı lehine takdir edilecek 66.000,00 TL manevi tazminatın davacı için zenginleşme ve davalı için de yıkım olmayacağına kanaat edilmekle davacının manevi tazminat davasının bu tutar üzerinden kısmen kabulüne fazlaya ilişkin talebinin ise reddine karar verilmesi hususunda Mahkememizde vicdani kanaat hasıl olmuştur. (c) Hasar/Onarım, Değer Kaybı ve İkame Araç Bedeli Maddi Zararlarından Kaynaklı Talepleri Açısından Yapılan Değerlendirmede: 28/03/2023 tarihinde meydana gelen kaza neticesinde davacının yaralandığı, kazanın meydana gelmesinde ........ plakalı araç sürücüsünün 2918 Sayılı Kanunun 137/A ve 84/J maddelerinde yer alan kuralları ihlal etmesi sebebiyle %100 oranında asli ve tam kusurlu olduğu, ........ plakalı araç sürücüsüne atfı mümkün bir kusur olmadığı, 22/03/2025 tarihli bilirkişi raporda ifade edildiği üzere değişmesi gereken parçalar, işçilik ve KDV olmak üzere aracın onarım bedeli nazara alındığında tamirinin ekonomik olmadığı, kaza tarihinde 2. El piyasa değerinin 55.000,00 TL olduğu, kazalı hali ile sovtaj değerinin 20.000,00 TL olacağı, davacının hasar bedeli maddi zararının 35.000,00 TL olacağı, aracın pert olarak kabul edilmesi sebebiyle değer kaybı maddi zararı olmayacağı, kaza tarihi itibariyle aynı marka model bir aracın günlük kiralama bedelinin 200,00 TL olacağı, davacının aynı marka model aracı 20 gün içerisinde satın alabileceği, bu tespitler nazara alındığında davacının yapması gereken zorunlu masrafların düşülmesi sonrasında ikame araç bedeli maddi zararının ise 3.461,00 TL olacağı anlaşılmakla davacının davasının bu tutarlar üzerinden kısmen kabulüne karar verilmiş, değer kaybı maddi zararı olmadığından bu kalem yönüyle davası reddedilmiştir. (11) DAVA ŞARTI ARABULUCULUK MAHKEMEMİZİN GÖRÜŞ DEĞİŞİKLİĞİ YÖNÜYLE YAPILAN DEĞERLENDİRMEDE: Her ne kadar Mahkememizce daha önce eldeki davanın mutlak ticari dava olması ve dava açılmadan önce sigorta şirketine arabuluculuk başvurusunda bulunmanın ve süreci tamamlamanın dava şartı olduğundan bahisle Zorunlu Arabuluculuk Ücreti masrafı sigorta şirketlerine yükletilmekte ise de T.C. Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 09/09/2024 Tarih ve ... Esas-... Karar sayılı ilamı ile Mahkememizin bağlı bulunduğu T.C. Konya Bölge Adliye Mahkemesi ..... Hukuk Dairesinin 11/07/2025 Tarih ve ... Esas-... Karar sayılı ilamları emsal alınarak davacının tazminat taleplerini öncelikle sigortacıya ilettiği, bu haliyle dava açmadan önce sigortacıya başvuru dava şartının yerine getirildiği, Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'na eklenen 18/A maddesinin 18 inci fıkrasına göre artık zorunlu arabuluculuk hükümlerinin uygulanamayacağı bu itibarla yargılama gideri olarak arabuluculuk masraflarının davalıya yükletilemeyeceği bir başka ifade ile eldeki davada alternatif uyuşmazlık çözüm yolu öngörüldüğünden arabuluculuğun zorunlu dava şartı olmadığı anlaşılmakla yapılan arabuluculuk masrafının davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmiştir. (12) FAİZ TÜRÜ VE BAŞLANGIÇ TARİHİ AÇISINDAN YAPILAN DEĞERLENDİRMEDE: (a) Faiz Türü Açısından Yapılan Değerlendirmede: Kazaya sebebiyet veren ........ plakalı aracın ruhsat bilgilerinin incelenmesinde kamyonet(Doblo Kargo) olarak kullanıldığı, davacının gerek dava gerekse de bedel artırım dilekçesinde faiz türünü belirtmediği anlaşılmakla T.C. Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 25/03/2015 Tarih ve ... Esas-... Karar sayılı ilamı ile T.C. Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 23/03/2016 Tarih ve ... Esas-... Karar sayılı ilamı emsal alınarak hükmolunan tazminatlara yasal faiz uygulanmıştır. (b) Faiz Başlangıç Tarihi Açısından Yapılan Değerlendirmede: T.C. Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesinin 18/10/2021 Tarih ve ... Esas-2021/... Karar sayılı ilamında "2918 sayılı KTK'nın 99/I. maddesi ve Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel şartları uyarınca, rizikonun bilgi ve belgeleri ile birlikte sigortacıya ihbar edildiği tarihten itibaren 8 iş günü içinde sigortanın tazminatı ödeme yükümlülüğü bulunmakta, bu sürenin sonunda ödememe halinde temerrüt gerçekleşmektedir." ifade edildiği üzere sigorta şirketine yapılan başvuru tarihinden itibaren 8 iş günü sonunda zararın karşılanmaması halinde sigorta şirketi yönüyle faizin başlayacağı, somut olayımızda davacı tarafından dava öncesinde sigorta şirketine yapılan başvurusunun 17/07/2023 tarihinde sigorta şirketine tebliğ edildiği, tebliğ tarihi itibariyle sigorta şirketinin 28/07/2023 tarihinde temerrüde düştüğü anlaşılmakla hükmolunan tazminatlara sigorta yönünden bu tarihten itibaren, işleten/sürücü açısından ise kaza tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına karar verilmiştir. Davacının davasının KISMEN KABULÜ İLE; (a) Davacının 28/03/2023 tarihinde meydana gelen trafik kazası sebebiyle mahrum kaldığı sürekli iş göremezlik maddi zararı ile değer kaybı maddi zararı bulunmadığından bu kalemler yönüyle açmış olduğu davasının her bir davalı açısından AYRI AYRI REDDİNE, (b) Davacının 28/03/2023 tarihinde meydana gelen trafik kazası sebebiyle tıbbi tedavi süresince mahrum kaldığı 25.520,40 TL geçici iş göremezlik maddi zararının DAVALI ........ A.Ş(kaza tarihinde geçerli poliçe(Poliçe No: ........) teminat limitleri ile sınırlı olmak (Sağlık/Tedavi Limiti: 1.200.000,00 TL) temerrüt tarihi olan 28/07/2023 tarihinden itibaren alacağın tahsili tarihine kadar (tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla değişen oranlarda) işleyecek YASAL faizi ile birlikte(kendi temerrüdü sonucu ortaya çıkan temerrüt faizleri ve fer’ilerinden poliçe limitinden bağımsız sınırsız sorumlu olarak) İLE DAVALI ........'DAN(Kaza tarihi olan 28/03/2023 tarihinden itibaren alacağın tahsili tarihine kadar (tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla değişen oranlarda) işleyecek YASAL faizi ile birlikte) TAHSİLDE TEKERRÜR OLMAMAK KAYDIYLA MÜŞTEREKEN VE MÜTESELSİLEN TAHSİLİ İLE DAVACIYA VERİLMESİNE, (c) Davacının 28/03/2023 tarihinde meydana gelen trafik kazası sebebiyle tıbbi tedavi süresince mahrum kaldığı 10.008,00 TL ba/kıcı gideri maddi zararının DAVALI ........ A.Ş(kaza tarihinde geçerli poliçe(Poliçe No: ........) teminat limitleri ile sınırlı olmak (Sağlık/Tedavi Limiti: 1.200.000,00 TL) temerrüt tarihi olan 28/07/2023 tarihinden itibaren alacağın tahsili tarihine kadar (tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla değişen oranlarda) işleyecek YASAL faizi ile birlikte(kendi temerrüdü sonucu ortaya çıkan temerrüt faizleri ve fer’ilerinden poliçe limitinden bağımsız sınırsız sorumlu olarak) İLE DAVALI ........'DAN(Kaza tarihi olan 28/03/2023 tarihinden itibaren alacağın tahsili tarihine kadar (tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla değişen oranlarda) işleyecek YASAL faizi ile birlikte) TAHSİLDE TEKERRÜR OLMAMAK KAYDIYLA MÜŞTEREKEN VE MÜTESELSİLEN TAHSİLİ İLE DAVACIYA VERİLMESİNE, (ç) Davacının 28/03/2023 tarihinde meydana gelen trafik kazası sebebiyle tıbbi tedavi süresince mahrum kaldığı 5.000,00 TL SGK tarafından karşılanmayan, zorunlu, belgeli ya da belgeye bağlanamayan tedavi gideri maddi zararının DAVALI ........ A.Ş(kaza tarihinde geçerli poliçe(Poliçe No: ........) teminat limitleri ile sınırlı olmak (Sağlık/Tedavi Limiti: 1.200.000,00 TL) temerrüt tarihi olan 28/07/2023 tarihinden itibaren alacağın tahsili tarihine kadar (tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla değişen oranlarda) işleyecek YASAL faizi ile birlikte(kendi temerrüdü sonucu ortaya çıkan temerrüt faizleri ve fer’ilerinden poliçe limitinden bağımsız sınırsız sorumlu olarak) İLE DAVALI ........'DAN(Kaza tarihi olan 28/03/2023 tarihinden itibaren alacağın tahsili tarihine kadar (tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla değişen oranlarda) işleyecek YASAL faizi ile birlikte) TAHSİLDE TEKERRÜR OLMAMAK KAYDIYLA MÜŞTEREKEN VE MÜTESELSİLEN TAHSİLİ İLE DAVACIYA VERİLMESİNE, (d) Davacının 28/03/2023 tarihinde meydana gelen trafik kazası sebebiyle mahrum kaldığı 35.000,00 TL hasar bedeli/onarım maddi zararının DAVALI ........ A.Ş(kaza tarihinde geçerli poliçe(Poliçe No: ........) teminat limitleri ile sınırlı olmak (Araç Başına Maddi Zarar Limiti: 120.000,00 TL) temerrüt tarihi olan 28/07/2023 tarihinden itibaren alacağın tahsili tarihine kadar (tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla değişen oranlarda) işleyecek YASAL faizi ile birlikte(kendi temerrüdü sonucu ortaya çıkan temerrüt faizleri ve fer’ilerinden poliçe limitinden bağımsız sınırsız sorumlu olarak) İLE DAVALI ........'DAN(Kaza tarihi olan 28/03/2023 tarihinden itibaren alacağın tahsili tarihine kadar (tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla değişen oranlarda) işleyecek YASAL faizi ile birlikte) TAHSİLDE TEKERRÜR OLMAMAK KAYDIYLA MÜŞTEREKEN VE MÜTESELSİLEN TAHSİLİ İLE DAVACIYA VERİLMESİNE, (e) Davacının 28/03/2023 tarihinde meydana gelen trafik kazası sebebiyle mahrum kaldığı 3.461,00 TL ikame araç bedeli maddi zararının DAVALI ........'DAN Kaza tarihi olan 28/03/2023 tarihinden itibaren alacağın tahsili tarihine kadar (tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla değişen oranlarda) işleyecek YASAL faizi ile birlikte TAHSİLİ İLE DAVACIYA VERİLMESİNE, (f) İkame araç bedeli yönüyle davacının sigorta şirketine karşı açmış olduğu davasının dava dilekçesinde belirtilen 100,00 TL üzerinden REDDİNE, (g) Davacının 28/03/2023 tarihinde meydana gelen trafik kazası sebebiyle mahrum kaldığı 66.000,00 TL manevi zararının DAVALI ........'DAN Kaza tarihi olan 28/03/2023 tarihinden itibaren alacağın tahsili tarihine kadar (tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla değişen oranlarda) işleyecek YASAL faizi ile birlikte TAHSİLİ İLE DAVACIYA VERİLMESİNE, davacının fazlaya ilişkin manevi tazminat talebinin REDDİNE" şeklinde hükmün kurulduğu anlaşılmıştır. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili sunduğu istinaf başvuru dilekçesinde özetle; gerek dosya içindeki mevcut kesinleşmiş ceza mahkemesi ilamından gerekse mevcut bilirkişi raporlarından karşı tarafın kusuru yüzde yüz kusuru olduğunun anlaşılacağını, müvekkilinin Adli Tıp Kurumu tarafından düzenlenen rapora göre yüzde 2.1 oranında kalıcı bir şekilde iş göremezliğinin mevcut olduğunu, raporun sonuç kısmında kalıcı sakatlıktan bahsedildiğini, bu durumda sürekli iş göremezlikle ilgili maddi tazminata hükmedilmesi gerekirken bilirkişi raporu hiç yokmuşçasına tazminat verilmemesinin hukuksuz olduğunu, ayrıca kararda 66.000,00 TL manevi tazminata hükmedildiğini, bu miktarlarla Türkiye’de kazaların önüne geçilemeyeceğini, tüm bu nedenlerle yerel mahkeme kararının kaldırılarak lehlerine hüküm tesisini ve gereğini talep etmiştir. Davalı ........ A.Ş. vekili sunduğu istinaf başvuru dilekçesinde özetle; müvekkili şirkete yasaya uygun olarak başvuruda bulunulmadığını, davacıların dava şartı niteliğinde olan bu başvuruyu yasaya ve usulüne uygun yapmaması nedeniyle davanın öncelikle dava şartı yokluğundan reddi gerektiği halde mahkemece davanın kabulüne karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, ayrıca usulüne uygun bir şekilde başvuru yapılmadığından hükmedilen yargılama gideri/vekalet ücretleri ile beraber faiz başlangıç tarihinin de hatalı olduğunu, davacının tüm taleplerinin zamanaşımına uğradığını, dosyaya sunulan ATK'dan alınan kusur raporunda müvekkili şirkete sigortalı araç sürücüsüne %100 kusur izafe edildiğini, rapor tanzim edilirken işin gereği olan detaylı araştırma ve incelemenin yapılmadığını, raporun yüzeysel ve denetime elverişsiz tespitlerle düzenlendiğini, ayrıca davacının kaskının ve motosiklet kullanırken giymesi gereken koruyucu giysileri giydiğinin tespit edilemediği gözetilerek müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, yerel mahkemece davacı lehine hükmedilen geçici iş göremezlik ve bakıcı gideri tazminatını da kabul etmediklerini, davacının geçici iş göremezlik sürecinde doğan zararlarından, tedavi ve bakıcı giderlerinden sorumlulukları bulunmadığını, tüm bu nedenlerle yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, yargılamanın yeniden yapılarak talepleri doğrultusunda davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341 ve devamı maddeleri uyarınca ve özellikle istinaf incelemesinin kapsamının öngörüldüğü 355. maddeye göre re'sen gözetilecek kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf incelemesi istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. Dava, trafik kazasından kaynaklı maddi ve manevi tazminat istemelerine ilişkindir. Mahkemece yazılı şekilde verilen karara karşı davacı ve davalı ........ A.Ş. Tarafından istinaf isteminde bulunulmuştur. 1-Davalı sigortanın kusura itirazında; 28/03/2023 tarihinde, davacının sürücüsü olduğu ........ plakalı motosiklet ile, davalı ........'ın sürücü, tefrik edilen dosya davalı ........'ın işleteni olduğu ........ plakalı kamyonetin çarpıştığı kaza sonucunda, motosiklet sürücüsü davacı yaralanmıştır. Kazadan sonra, ambulans çağrılmış, taraflar olay yerinden ayrılmış olduklarından, Kazaya ilişkin kaza tespit tutanağı düzenlenmediği anlaşılmıştır. Mahkemece adli trafik bilirkişinden alınan 24/03/2025 tarihli raporda; Davalı ........ A.Ş. tarafından sigortalanan, davalı ........'ın ruhsat sahibi olduğu ........ plaka sayılı kamyonetin sürücüsü davalı ........' ın; KTY' nin 137/A maddesi ve bentlerinde açıklanan trafik kuralları ile bu kurallara karşılık gelen 2918 Sayılı KTK' nun trafik kazalarında sürücü kusurlarının tespiti ve asli kusur sayılan hallerden 84/ j (Manevraları düzenleyen genel şartlara uymama) trafik kuralını da ihlal ettiği, kusur durumu oran olarak istendiğinden dolayı sürücü ........' ın % 100 ( Yüzde Yüz) oranında kusurlu olduğu, ........ plaka sayılı motosikletin sürücüsü davacı ........'nın tespit edilen bir trafik kuralı ihlalinin bulunmadığı görüşününü bildirildiği, raporun denetime elverişli ve açıklayıcı şekilde hazırlandığı, savcılık dosyasında adli trafik bilirkişinden alınan 29/05/2023 tarihli raporla ve olayla uyumlu olduğu anlaşılmakla, itirazın reddi gerekmiştir. 2-Davacının maluliyete itirazı nedeniyle Kamu düzeni ve aktüerya yönünden yapılan değerlendirmede; İDM ce meydana gelen kazanın ve ödemeye esas olan poliçe başlangıç tarihinin 01/06/2015 tarihinden sonra olması nedeniyle 01/06/2015 tarihli genel şartlarda belirtilen usule göre hesaplama yapılıp karar verildiği anlaşılmaktadır. Ne varki AYM nin 09/10/2020 tarihli resmi gazetede yayınlanan 17/07/2020 tarihli ve 2019/40 esas 2019/40 sayılı kararına göre Karayolları Trafik Kanunu'nun zorunlu trafik sigortasına ilişkin 90 ve 92. maddelerinde yer alan, "Trafik Sigortası Genel Şartları" ifadelerini iptal ettiği anlaşılmakta olup bu iptal kararının somut davada uygulanabilirliğinin tespiti gerekmektedir. Anayasa'nın 153.maddesi uyarınca, Anayasa Mahkemesinin iptal kararları gerekçesi yazılmadan açıklanamamakta ve ancak Resmi Gazetede yayımlandıktan sonra yürürlüğe girmektedir.Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının yasama,yürütme ve yargı organları, idari makamlar, gerçek ve tüzel kişileri bağlayacağı açıktır. Diğer taraftan HMK 33 maddesinde “Hakim Türk hukukunu resen uygulanır.” şeklinde ifadesini bulan yasal ilke gözetildiğinde; Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararlarının bu gibi kesin hüküm halini almamış derdest dosyalar yönünden uygulanmasının zorunluluğu ortadadır. Zira, Anayasa Mahkemesinin iptal kararları usulü kazanılmış hakların istisnasını teşkil ederler. T.C. Anayasası’nın 153 üncü maddesinin 6 ncı fıkrasında, “Anayasa Mahkemesi kararları Resmî Gazetede hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzelkişileri bağlar.” düzenlemesi mevcut olup, bu düzenlemenin doğal sonucu olarak Anayasa Mahkemesi’nce bir kanun veya kanun hükmünde kararnamenin tümünün ya da bunların belirli hükümlerinin Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edildiğinin bilindiği halde görülmekte olan davaların Anayasa’ya aykırılığı saptanan kurallara göre görüşülüp çözümlenmesi, Anayasa’nın üstünlüğü prensibine ve hukuk devleti ilkesine aykırı düşeceği için uygun görülmeyeceği kabul edilmektedir (Danıştay 4. Dairesi. 09.05.2011 tarih ve 2011/2546 E., 2011/3384 K. sayılı kararı). Bu konudaki Anayasa Mahkemesinin 12.12.1989 tarih ve 1989/11-48 sayılı kararında;“Anayasanın 152. maddesine göre, itiraz yoluna başvuran mahkemeler, Anayasa Mahkemesi'nce verilecek kararlara uymak zorundadırlar. Bu durumda, itiraz eden mahkeme, elinde bulunan ve Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararından önce açılmış olan bir davayı Anayasa Mahkemesi kararına göre çözecek ve doğrudan iptal kararının etkisini önceye uygulayacaktır. Ayni durum, itiraz yoluna başvurmayan mahkemeler yönünden de geçerlidir. İptal davası veya itiraz üzerine bir kuralın iptali sonucu, Mahkemeler bakmakta oldukları davaları bu karara göre çözmekle yükümlüdürler. Bu sonuç Anayasa'nın, "Anayasa Mahkemesi kararları Resmi Gazete’de hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağlar." yolundaki 153. Maddesinin altıncı fıkrasında yer alan kuralın sonucudur. …” gerekçesine yer verilmiştir. Yine, 09.05.1960 tarihli ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da;“Sonradan çıkan içtihattı birleştirme kararının, Temyiz Mahkemesinin bozma kararına uyulmakla meydana gelen usule ait müktesep hak esasının istisnası olarak henüz mahkemede veya Temyiz Mahkemesinde bulunan işlere tatbiki gereklidir. Anayasa Mahkemesi iptal kararlarında da aynı ilke geçerlidir.” şeklinde açıklama yapılmış, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 13.07.2011 tarihli ve 2011/1-421 Esas, 2011/524 K. Sayılı kararında da “Eldeki dava sonuçlanıp kesinleşmeden o davaya uygulanabilecek olan yasa metni Anayasa Mahkemesince iptal edilip, yürürlüğün durdurulmasına karar verildiğine göre, iptal kararı sonucu oluşan durumun 05.09.1960 tarihli, 21/9 sayılı YİBK'da da belirtildiği üzere maddi anlamda kesinleşmemiş olup, derdest olan eldeki davaya da uygulanması zorunludur.” denilmiş, aynı yöndeki içtihat, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 21.03.2012 tarihli ve 2012/20-12 E., 2012/232 K. sayılı kararında da oy birliği ile kabul edilmiştir. Keza 21.01.2004 tarihli ve 2004/10-44 E., 2004/19 K. sayılı ve 03.02.2010 tarihli ve 2010/4-40 E., 2010/54 K. sayılı kararlarında da: “Uygulanması gereken bir kanun hükmü, hüküm kesinleşmeden önce Anayasa Mahkemesince iptaline karar verilirse, usulî kazanılmış hakka göre değil, Anayasa Mahkemesi'nin iptal sonrası oluşan yeni duruma göre karar verilebilecektir.” yönünde değerlendirme ve açıklama yapılmıştır. Görüldüğü üzere, Anayasa Mahkemesi’nin somut norm denetimi neticesinde verdiği iptal kararlarının Resmî Gazete’de yayımlanması ile sonuç doğuracağı ve bu durumun da bozma kararına uyulmakla meydana gelen usulî müktesep hakkın istisnası olduğu ve eldeki tüm uyuşmazlıklara uygulanması gerektiği uyulması zorunlu yargısal içtihatlar ile kabul edilmiştir. Anayasa’nın 153. maddesinin birinci fıkrasında herhangi bir denetim yolu tanınmamış ve Anayasa Mahkemesi kararlarının kesin olduğu belirtilmiş, beşinci fıkrada "İptal kararları geriye yürümez" kuralına yer verilmiştir. Türk Anayasal sisteminde, "Devlete güven" ilkesini sarsmamak ve ayrıca devlet yaşamındabir kargaşaya neden olmamak, kazanılmış hakları korumak için iptal kararlarının geriye yürümezliği kuralı kabul edilmiştir. Böylece hukuksal ve nesnel alanda etkilerini göstermiş, sonuçlarını doğurmuş bulunan durumların, iptal kararlarının yürürlüğe gireceği güne kadarki dönem için geçerli sayılması sağlanmıştır. Bir kural işlemle kurulan statünün Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararıyla ya da bir başka kural işlemle kaldırılması durumunda, bu statüye bağlı öznel (sübjektif) işlemlerin de geçersiz duruma düşmesi doğaldır. Dolayısıyla bu öznel işlemlerle, ortadan kalkan statüye dayanarak ileriye dönük haklar elde edilemez. Anayasa'nın bağlayıcılığı, Anayasa Mahkemesi kararlarına tüm devlet organlarının uyma zorunluluğu ve Anayasa'nın üstünlüğü ilkesi, Anayasa'ya aykırı bir kuralın aykırılığının saptanmasından sonra uygulama alanı bulmasını kesinlikle önler. Anayasa Mahkemesi iptal kararlarının zaman içerisindeki etkisi böylece çıkmakta ve "İptal kararlan geriye yürümez" kuralı belirtilen anlamı taşıyarak geçerli olmaktadır. Anayasa’nın 153. maddesindeki “İptal kararları geriye yürümez” kuralının, geriye yürümezlik kuralının, yalnız lafza bağlı kalınarak yorumlanması hukuk devleti ilkesine ve bu ilke içinde var olan adalet ve eşitlik ilkelerine aykırı sonuçlar doğurabileceği gibi itiraz yoluyla yapılacak denetimin amacına da ters olduğu aşikârdır. Ayrıca iptal kararının geriye yürümezliği kuralı çoğu zaman iptal kararlarını işlevini ve etkinliğini azaltmaktadır. Yukarıda yapılan tespit, açıklama ve değinilen uyulması zorunlu yargısal içtihatlara göre somut uyuşmazlık ele alındığında; AYM nin 09/10/2020 tarihli resmi gazetede yayınlanan 17/07/2020 tarihli ve 2019/40 esas 2019/40 sayılı kararına göre Karayolları Trafik Kanunu'nun zorunlu trafik sigortasına ilişkin 90 ve 92. maddelerinde yer alan, "Trafik Sigortası Genel Şartları" ifadelerini iptal ettiği,iptal kararı içerine göre sigorta şirketlerinin trafik kazalarından doğan tazminat sorumluluğunun öncelikle Karayolları Trafik Kanunu,Türk Borçlar Kanunu'nun haksız fiillere ilişkin hükümlerinin uygulanacağı,dolayısıyla trafik sigortası kapsamındaki tazminatların belirlenmesinde artık 'Genel Şartlar'ın kural olarak belirleyici olmayacağı, genel Şartlar"ın sadece Karayolları Trafik Kanunu ve Borçlar Kanunu'na aykırı olmayan hükümlerinin uygulanabileceği, dolayısıyla bu karardan sonra sigorta şirketlerinin tazminat sorumluluğunu azaltan 'Genel Şartlar'ın birçok hükmünün uygulanamaz hale geldiği görülmektedir. Zorunlu mali sorumluluk sigortası sözleşmesinin konusu, karayolunda motorlu taşıt işletenin, motorlu taşıtın işletilmesi sebebiyle üçüncü kişilerin uğrayabileceği destekten yoksun kalma zararını, bedensel zararı ve/veya eşya zararını tazmin yükümlülüğünü teminat altına almaktır. Başka bir ifadeyle sigorta şirketinin bu sözleşme ile yüklendiği borç, işletenin motorlu taşıtın işletilmesi sebebiyle üçüncü kişilere zarar vermesi hâlinde doğacak tazminat borcunu sigorta teminat limiti dâhilinde ödeme borcudur. Sigorta şirketinin zorunlu mali sorumluluk sigortası sözleşmesinden doğan sorumluluğunun kapsamı düzenlenmemiş olup bu kapsamın idarenin düzenleyici nitelikte işlemi olan genel şartlar ile belirlenmesi öngörülmüştür. Böylece sigorta şirketinin zorunlu mali sorumluluk sigortası sözleşmesinden doğacak borcu, idare tarafından her zaman değiştirilebilir nitelikteki kurallar olan genel şartlara göre belirlenecektir. Borcun kapsamının tespiti hususunda temel çerçeve ve ilkelerin kanunda belirlenmediği, idareye geniş bir takdir yetkisinin tanındığı anlaşılmaktadır. Mali sorumluluk sigortası sözleşmesinin içeriğine ilişkin düzenleme öngören itiraz konusu kuralların, sözleşmenin tarafları olarak motorlu taşıt işleten ile sigorta şirketinin yanında motorlu taşıt işletilmesi sebebiyle zarara uğrama riskine maruz kalan üçüncü kişilerin menfaatleri arasındaki dengenin dikkate alınarak değerlendirilmesi gerekmektedir. Motorlu taşıt işletilmesi sebebiyle üçüncü kişilerin zarara uğraması hâlinde işletenin tazminat borcunun kapsamı 6098 sayılı Kanun’un gerçek zararın tazminini öngören kurallarına göre belirlenmektedir. Bu tazminat borcunun ödenmesini teminat altına almak amacıyla zorunlu kılınan mali sorumluluk sigortası uyarınca sigorta şirketinin borcunun kapsamı ise itiraz konusu kurallarda atıf yapılan genel şartlara göre belirlenmektedir. Bu da zarar gören üçüncü kişi ve işleten aleyhine buna karşılık sigorta şirketi lehine menfaat dengesinin bozulmasına yol açabileceği gibi aksi durum da söz konusu olabilecektir. İşleten sorumluluk sigortası yaptırmış olmasına rağmen sigorta şirketi tarafından ödenen tazminat ile gerçek zarara karşılık gelen tazminat arasındaki farktan zarar görene karşı sorumlu olmaya devam edecektir. Zarar görenin sigorta şirketi tarafından tazmin edilmeyen zararı ise ancak işletenin ekonomik durumunun bu zararın karşılanması için yeterli olması hâlinde tazmin edilebilecektir. Şeklinde tezahür eden AYM İPTAL GEREKÇESİNDE VURGULANDIĞI ÜZERE Aynı kaza ile ilgili olmak üzere İŞLETEN VE FİİLİ YAPAN KİŞİYE YÖNELİK AÇILAN DAVA İLE SİGORTANIN DAVALI OLMASI DURUMUNDA UYGULANACAK Yönetmelik ve hesaplama tablolarındaki farklılık sorumlular arasında eşitsizliğe ve idarenin tek taraflı olarak düzenleyici olan işlemlerin sonucunda sorumlu olacak tazminat miktarlarında farklılık oluşturacaktır. Öte yandan icra ve iflas kanunu ile bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına dair 7327 sy nın 18. madde ile 13/10/1983 tarihli ve 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 90 ıncı maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Kanun” ibareleri “Kanunda” şeklinde değiştirilmiş, fıkraya birinci cümlesinden sonra gelmek üzere cümle ve maddeye fıkra eklenmiştir. Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu tarafından belirlenir.” düzenlemesi 19/06/2021 tarihinde yürürlüğe girmiştir. 2918 sy da yapılan Bu düzenleme sonrası 04/12/2021 tarihli resmi gazetede düzenlenen düzenleme ile yasaya uygun yeni genel şartlarda değişikliğe gidilmiştir. Bu bakımdan 04-12-2021 tarihinden sonra düzenlenecek poliçelerde bu genel şartlara uygun ve dayanak 2918 sy ya uygun hesaplama yapılması gerekecek ve yasal düzenleme bu ise de 2918 sy nın 90, maddesine eklenen 1. Fıkradan sonra gelen hüküm Anayasa Mahkemesi’nin 29/12/2022tarihli ve E.: 2021/82, K.: 2022/167 sayılı Kararı ile.) Karayolları Trafik Kanunu’nun 90’ıncı maddesinde yer alan trafik sigortası kapsamında ödenen değer kaybı tazminatı, destekten yoksun kalma tazminatı ve sürekli sakatlık tazminatlarına ilişkin hesaplamada dikkate alınacak kriterler ile maddenin uygulanmasına ilişkin SEDDK’ya düzenleme yapma yetkisi verilen hüküm Anayasa’ya aykırı olduğu gerekçesiyle iptal edilmiştir. 2918 sy nın 90. Maddesinin son haline göre Madde 90 – (Değişik:14/4/2016-6704/3 md.) Zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatlar bu Kanunda (…)(2) öngörülen usul ve esaslara tabidir. (Ek cümle:9/6/2021-7327/18 md.) (İptal cümle: Anayasa Mahkemesi’nin 29/12/2022 tarihli ve E.: 2021/82, K.: 2022/167 sayılı Kararı ile.) Söz konusu tazminatlar ve manevi tazminata ilişkin olarak bu Kanunda (…)(2) düzenlenmeyen hususlar hakkında 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır. (3) (Ek fıkra:9/6/2021-7327/18 md.) (İptal fıkra: Anayasa Mahkemesi’nin 29/12/2022 tarihli ve E.: 2021/82, K.: 2022/167 sayılı Kararı ile.) şeklindedir Görüldüğü üzere;son iptal kararı ile Değer kaybı tazminatı, aracın; piyasa değeri, kullanılmışlık düzeyi, hasara uğrayan parçaları ile hasar tutarı dikkate alınarak hesaplanacağı Destekten yoksun kalma tazminatı, ulusal doğum ve ölüm istatistikleri kullanılarak hazırlanan hayat tablosu ve zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartlarında yüzde 2’yi geçmemek üzere belirlenen iskonto oranı esas alınarak hayat anüiteleri ile genel kabul görmüş aktüerya kurallarına uygun olarak hesaplanacağı Sürekli sakatlık tazminatı, ulusal doğum ve ölüm istatistikleri kullanılarak hazırlanan hayat tablosu, zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartlarında yüzde 2’yi geçmemek üzere belirlenen iskonto oranı ve sürekli sakatlık oranı esas alınarak hayat anüiteleri ile genel kabul görmüş aktüerya kurallarına uygun olarak hesaplanacağı Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu tarafından belirleneceği Hükümleri Anayasaya aykırı bulunmuş olup,iptal kararı sonrası yine TBK nın haksız fiile ilişkin hükümlerinin uygulanmasına devam edilmesi gerekecektir.2. İptal kararı ile yine 1. İptal kararı öncesi mevcut düzenlemeler dikkate alınarak karar verilecektir Bu kapsamda açılan davalarda TBK nın haksız fiile ilişkin hükümleri,KTK kanunu hükümleri ile genel şartların bunlara aykırı olmayan hükümleri ile bu doğrultuda yeni genel şartlarla çeliştiği durumda Yargıtay'ın genel şartların yürürlüğe girmesinden önceki yerleşmiş içtihatları doğrultusunda uygulama yapılması gerekecektir ÖTE YANDAN DANIŞTAY 8. DAİRESİNİN 2022/772 ESAS 2025/4513 SAYILI KARARI İLE Davacı tarafında dilekçesinde belirttiği üzere Anayasa Mahkemesinin 17/07/2020 tarih, E:2019/40, K: 2020/40 sayılı kararı ile 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 90. maddesinin "...ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda..." ibaresi ile "...ve genel şartlarda..." ibaresinin iptali sonrasında 90. madde; “Zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatlar bu Kanun (…) öngörülen usul ve esaslara tabidir. Söz konusu tazminatlar ve manevi tazminata ilişkin olarak bu Kanun (…) düzenlenmeyen hususlar hakkında 11/01/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun haksız fillere ilişkin hükümleri uygulanır.” şekline gelmiş, böylece tazminat hesaplamalarına dair usul ve esasların Genel Şartlar ile düzenlenmesine temel dayanak olan ibareler, iptal edilmiştir. Bu itibarla; kanuni dayanağı ortadan kalkmış Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nda değişiklik yapılmasına ilişkin dava konusu 04/12/2021 tarih ve 31679 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Tebliğin dava konusu düzenlemelerinin iptali gerekmektedir. GEREKÇESİYLE Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nın; 04/12/2021 tarihli ve 31679 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarında Değişiklik Yapılmasına Dair Genel Şartlar başlıklı Tebliğ'in; 4. maddesi ile değiştirilen A.5. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde yer alan "bu Genel Şartların Ek 1'inde yer alan esaslara göre" ibaresinin ve 15. maddesi ile değiştirilen "Değer Kaybı Tazminatı Hesaplaması" başlıklı Ek 1'in, 4. maddesi ile değiştirilen A.5. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde yer alan "bu Genel Şartların Ek 2'sinde yer alan esaslara göre" ibaresinin ve 15. maddesi ile değiştirilen "Sakatlık Tazminatı Hesaplaması" başlıklı Ek 2'nin, 4. maddesi ile değiştirilen A.5. maddesinin 1. fıkrasının (ç) bendinde yer alan "bu Genel Şartların Ek 3'ünde yer alan esaslara göre" ibaresinin ve 15. maddesi ile değiştirilen "Destekten Yoksun Kalma Tazminatı Hesaplaması" başlıklı Ek 3'ün İPTALİNE, KARAR VERİLİDİĞİ YİNE DANIŞTAY 8. DAİRESİNİN 2022/786 ESAS 2025/6004 SAYILI KARARI İLE Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu tarafından 04/12/2021 tarihli ve 31679 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarında Değişiklik Yapılmasına Dair Genel Şartlar başlıklı Tebliğ'in 16. maddesinin ve Genel Şartlar'ın dava konusu Tebliğ'in 15. maddesi ile değişik "Ek 2:Sakatlık Tazminatları Hesaplaması" başlıklı kısmının 6. maddesinin İPTALİNE, KARAR VERİLDİĞİ VE GENEL ŞARTLARIN BU İPTAL KARARLARI İLE BİRLİKTE UYGULANABİLİRLİĞİ İMKANI KALMAMIŞTIR Bu halde Aym'ce verilen HER İKİ iptal kararları sonrası VE DANIŞTAYIN İPTAL KARARI GEREĞİ düzenlenecek maluliyet raporlarında 01/06/2015 tarihinden itibaren uygulanan genel şartların ve bu genel şartlarla belirlenen Özürlülük ölçütü yönetmeliği ile Engelliler yönetmeliğinin uygulanma imkanı kalmadığından Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşlardan, çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan hükümlere göre ,haksız fiil tarihi 11/10/2008 tarihinde önce ise Sosyal Sigortalar Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında ise Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01/09/2013 tarihinden sonra ise Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir. Kökleşmiş Yargıtay 17. HD uygulaması ve içtihatlarına göre maluliyet raporlarının düzenlenmesinde haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan yönetmelik ve yasa hükümlerine göre değerlendirme yapılması gerekmemktedir Nitekim Yargıtay 17 HD nin 2016/16240 esas 2019/7273 karar 2016/15369 esas 2019/6853 karar sayılı ilamları Bu halde Söz konusu belirlemenin Adli Tıp/Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşlar tarafından (çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak) uzmanlık alanlarına göre, HMK'nun 275 inci maddesi gereğince oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan çalışma gücü ve maluliyet oranının belirlenmesine ilişkin mevzuat hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir. O halde mahkemece, yukarıda verilen hukuksal bilgiler dikkate alınarak Adli Tıp Kurumu 3.İhtisas Kurulu'ndan veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Ana Bilim Dalı bölümleri gibi kuruluşlarından davacının maluliyeti olup olmadığı, yaralanmasının niteliği, iş güçten kalma süresinin tespiti bakımından Aym' ce verilen iptal kararı sonrası düzenlenecek maluliyet raporlarında 01/06/2015 tarihinden itibaren uygulanan genel şartların bu halde genel şartlarla belirlenen özürlülük ölçütü yönetmeliği ile engelliler yönetmeliğinin uygulanma imkanı kalmadığından Her ne kadar somut olayda kaza tarihi 01/09/2013 tarihinden sonra ise ve Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği hükümleri uygulanması gerekmekte ise de; Adli Tıp Kurumunca düzenlenen raporlarda da belirtildiği üzere; 11 Ekim 2018 tarih ve 27021 Sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği özellikle trafik kazalarına bağlı olmak üzere tazminat davalarında mahkemelerce bilhassa istenilen ve bu konu ile ilgili değerlendirmelerde tüm bilirkişi kurumlarca kullanılan bir cetveldir. Bu cetvelde vücuttaki her bir sisteme ait hastalık veya arızalar için puanlar yer almakta olup, bu sayede çalışma gücü ve meslekte kazanma gücü kaybına bağlı bir oran verilebilmektedir. Malulen emekli olma işlemleri ile ilgili olan 3 Ağustos 2013 tarih ve 28727 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Maluliyet Tespit İşlemleri Yönetmeliği ise yönetmelikteki tanımıyla kişinin "çalışma gücünün veya iş kazası veya meslek hastalığı sonucu meslekte kazanma gücünün en az %60'ını kaybedip kaybetmediğinin" değerlendirilmesi için düzenlenmiştir. Yönetmelik ekindeki listelerde hangi hastalık veya arızaların bu kapsamda sayılabileceği listelenmiş, kapsama girmeyenler için ise herhangi bir oran belirtilmemiştir. Bu bağlamda belli bir tarihteki bir olaya bağlı çalışma gücü ve meslekte kazanma gücü kaybı oranının değerlendirilmesinde Maluliyet Tespit İşlemleri Yönetmeliğinin kullanılması teknik olarak mümkün değildir. Zira 2013 tarihli yönetmelik malulen emeklilik ile ilgili baremleri içermekte olup maluliyet oranının tespitine yönelik belgeleri ve cetvelleri içermemektedir. Bu nedenle, söz konusu yönetmelik yukarıda açıklandığı gibi maluliyet tespiti için uygun olmadığından "11 Ekim 2008 tarih ve 27021 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği"ne göre ve usule uygun heyet teşkili suretiyle rapor alınarak sonucuna göre karar vermek gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması isabetli bulunmamıştır. Keza AYM 'ce verilen HER İKİ iptal kararı sonrası düzenlenecek aktüerya raporlarına ilişkin olarak 01/06/2015 tarihli genel şartlar ile getirilen TRH 2010 ve 1,8 teknik faizin ve bu genel şartlarla belirlenen vergilendirilmiş belgeli gelir, olmadığı takdirde asgari ücretin kazanç olarak nazara alınacağı düzenlemesinin uygulanma ihtimali kalmadığı gözetilerek ; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 1989/4-586 Esas,1990/199 K sayılı kararı ve Yargıtay 17. Hukuk ve 4 Hukuk dairesinin yerleşik içtihatları gereği, Population Masculine Et – Feminine (PMF 1931) Tablosu esas alınarak davacının veya müteveffanın muhtemel yaşam süresinin belirlenmesi; davacının veya müteveffanın muhtemel gelirinin her yıl için % 10 artırılıp % 10 iskonto edilmesi ile belirlenecek peşin değeri esas alınıp işleyecek dönem tazminat hesabı yapılması , davacının veya müteveffanın asgari ücret üstünde kazancı olduğunun iddia edilmesi durumunda kaza tarihindeki gelirine dair delillerini ibrazının sağlanması, varsa; ilgili meslek odaları ve meslek kuruluşlarından,vergi dairesinden ,işyerinden kaza tarihindeki sürekli ve net kazanç durumunun sorulması, geriye doğru maaş bordrosu ve sosyal güvenlik kayıtlarının getirtilmesi, davacının veya müteveffanın kaza tarihinde fiili olarak çalışmadığının belirlenmesi halinde asgari ücretin gözönüne alınacağının düşünülmesi gerekmektedir. Bu halde mahkemece, AYM iptal kararı doğrultusunda belirlenen esaslara göre, çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak, "Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği" hükümlerine ve PMF yaşam tablosu ile Progressif Rant esas alınarak esas alınması gerekmekte ise de; aktüerya bilirkişince Erişkinler için Engellilik Değerlendirilmesi Hakkında Yönetmelik hükümleri ve TRH 2010 yaşam tablosunun dikkate alınarak yapılan hesaplamanın, hükme esas alınması isabetsiz olmakla birlikte; alternatifli olarak alınan PMF yaşam tablosu ve Progressif Rant sistemine göre hazırlanan rapor ile 27021 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerinin baz alındığı uzman heyetinden alınan maluliyet raporuna dayalı olarak yapılan tazminat hesabına göre davacı tarafça bedel artırımında bulunulduğundan, usule uygun bu hesaplamaya göre karar verilmesi gerektiğinden, yeniden hüküm tesisine dair aşağıdaki şekilde karar verilmesi gerekmiştir. Davacının itirazının kabulüne karar verilmiştir. 3-Davalı sigortanın müterafik kusur itirazında; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun "tazminatın belirlenmesi" başlıklı 51. maddesinde; hakimin, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğine ve özellikle kusurun ağırlığına göre belirleyeceği belirtilmiş; "tazminatın indirilmesi" başlıklı 52. maddesinde ise; zarar gören taraf, zararı doğuran fiile razı olduğu veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olduğu yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırdığı takdirde hakimin, tazminatı indirebileceği veya tamamen kaldırabileceği açıklanmıştır. Buna göre, zarar görenin zarar katılması veya zararın artmasına sebep olduğu hallerde zarar görenin, zararı önleyici ya da azaltıcı tedbirleri almamasında müterafik kusurunun bulunduğunun kabulü gerekir. Müterafik kusur; aynı şartlar altındaki makul, dürüst ve ortalama bir kişinin, kendi menfaati icabı, zarara uğramamak için kaçınacağı veya kaçınması gereken bir davranış tarzını ifade etmektedir. (EREN, Fikret. Borçlar Hukuku Genel Hükümler. Y. 2015. S. 582) Zararın doğumu ya da artmasına yol açan fiil, zarar görenin davranışlarından ileri gelmişse müterafik (ortak) kusurdan söz edilir. (KILIÇOĞLU, Ahmet, Borçlar Hukuku Genel Hükümler. Y. 2012, s.418) Emniyet kemerinin takılmaması, kask kullanılmaması gibi koruyucu önlemlerin alınmaması; alkollü olduğunu bildiği sürücünün aracına binilmesi; ehliyetsiz sürücünün aracında seyahat edilmesi ve istihap haddi üzerinde yolcu taşınması gibi durumlar TBK 52 madde anlamında zararın doğmasında yada artmasında etkili davranışlar olarak kabul edildiğinden zarar görenin müterafik kusurunu oluşturur. Zarar görenin müterafik kusurunun olması durumunda yerleşik yargısal uygulamalara göre tazminat miktarından %20 oranında indirim uygulanması gerekir. Müterafik kusur indirimi sebebiyle yapılabilecek azami indirim oranı %20'dir. Birden fazla müterafik kusur oluşturan davranış bulunsa bile indirim oranı %20'yi aşamaz (17. Hukuk Dairesi 2014/21303- 2017/4354) Ayrıca, müterafik kusur sebebiyle indirim yapılması için davalının bu hususu savunma olarak ileri sürülmesi şart değildir. Dosya kapsamında hal ve şartlara göre tazminattan indirim yapılmasını gerektirir. Müterafik kusurun belirlenmesi halinde usulünce tenkis yapılması gerekir. Somut olayda, kaza tespit tutanağı düzenlenmediğinden davacı motosiklet sürücüsünün kask takıp takmadığının belirlenemediği, ancak davacının kazada sol köprücük kemiği kırığı oluştuğu, kask takıp takmamasının bu yaralanmasına etkisi olmayacağı, yine Karayolları Trafik Yönetmeliği’nin 150 nci maddesinde "Belirli sürücülerin ve yolcuların, araçların sürülmesi sırasında koruyucu tertibat kullanmaları mecburidir. Maddesinde dizlik kullanımının zorunlu tutulmadığı, gözetildiğinde mahkemece müterafik kusur indirimi yapılmaksızın karar verilmesinde bir yanlışlık bulunmamaktadır. İtirazın reddi gerekmiştir. 4-Davacının manevi tazminatın miktarına itirazında; Hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması ve buna göre manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır. (HGK 23/06/2004, 13/291-370) Yukarıda belirtilen manevi tazminat kriterleri,davacının tespit edilen sosyal ve ekonomik durumuna, davacının kaza nedeniyle, Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine göre %2,1 oranında kalıcı maluliyetinin bulunması, davacıda kemik kırığı oluşması, iyileşmesinin aya kadar sürebileceği, gözetilip, davalının kusur durumu ve olayın oluş şekli dikkate alındığında, İDM'ince hüküm altına alınan manevi tazminat miktarının AZ OLDUĞU, davacı vekilinin manevi tazminatın miktarına yönelik istinafının yerinde olduğu anlaşılmış olup, somut olayın özelliklerine göre 150.000,00 TL manevi tazminatın dosya içeriğine ve hakkaniyete uygun olacağı kanaatine varıldığından, davalının itirazının reddi, davacının bu yöndeki itirazının kabulü gerekmiştir. Bu nedenle, davalı ........ A.Ş. vekilinin istinaf başvurusunun reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, HMK.nın 353/1-b.2. maddesi gereğince davanın kabulüne dair yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına karar vermek gerekmiştir. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; Davalı ........ A.Ş. vekilinin istinaf başvurusunun reddi, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile incelenen kararın HMK’nin 353/1-b maddesinin (2) numaralı alt bendi uyarınca düzeltilmek üzere KALDIRILMASI VE DÜZELTİLEREK YENİDEN ESAS HAKKINDA HÜKÜM KURULMAK suretiyle; 1-Davacının davasının KISMEN KABULÜ İLE; (a) Davacının 28/03/2023 tarihinde meydana gelen trafik kazası sebebiyle mahrum kaldığı sürekli iş göremezlik maddi zararı için 260.026,79 TL maddi tazminatın, kaza tarihi olan 28/03/2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte (sigorta şirketi sigorta limitiyle sınırlı olmak kaydıyla) davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, (b) Davacının 28/03/2023 tarihinde meydana gelen trafik kazası sebebiyle tıbbi tedavi süresince mahrum kaldığı 25.520,40 TL geçici iş göremezlik maddi zararının DAVALI ........ A.Ş(kaza tarihinde geçerli poliçe(Poliçe No: ........) teminat limitleri ile sınırlı olmak (Sağlık/Tedavi Limiti: 1.200.000,00 TL) temerrüt tarihi olan 28/07/2023 tarihinden itibaren alacağın tahsili tarihine kadar (tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla değişen oranlarda) işleyecek YASAL faizi ile birlikte(kendi temerrüdü sonucu ortaya çıkan temerrüt faizleri ve fer’ilerinden poliçe limitinden bağımsız sınırsız sorumlu olarak) İLE DAVALI ........'DAN(Kaza tarihi olan 28/03/2023 tarihinden itibaren alacağın tahsili tarihine kadar (tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla değişen oranlarda) işleyecek YASAL faizi ile birlikte) TAHSİLDE TEKERRÜR OLMAMAK KAYDIYLA MÜŞTEREKEN VE MÜTESELSİLEN TAHSİLİ İLE DAVACIYA VERİLMESİNE, (c) Davacının 28/03/2023 tarihinde meydana gelen trafik kazası sebebiyle tıbbi tedavi süresince mahrum kaldığı 10.008,00 TL bakıcı gideri maddi zararının DAVALI ........ A.Ş(kaza tarihinde geçerli poliçe(Poliçe No: ........) teminat limitleri ile sınırlı olmak (Sağlık/Tedavi Limiti: 1.200.000,00 TL) temerrüt tarihi olan 28/07/2023 tarihinden itibaren alacağın tahsili tarihine kadar (tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla değişen oranlarda) işleyecek YASAL faizi ile birlikte(kendi temerrüdü sonucu ortaya çıkan temerrüt faizleri ve fer’ilerinden poliçe limitinden bağımsız sınırsız sorumlu olarak) İLE DAVALI ........'DAN(Kaza tarihi olan 28/03/2023 tarihinden itibaren alacağın tahsili tarihine kadar (tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla değişen oranlarda) işleyecek YASAL faizi ile birlikte) TAHSİLDE TEKERRÜR OLMAMAK KAYDIYLA MÜŞTEREKEN VE MÜTESELSİLEN TAHSİLİ İLE DAVACIYA VERİLMESİNE, (ç) Davacının 28/03/2023 tarihinde meydana gelen trafik kazası sebebiyle tıbbi tedavi süresince mahrum kaldığı 5.000,00 TL SGK tarafından karşılanmayan, zorunlu, belgeli ya da belgeye bağlanamayan tedavi gideri maddi zararının DAVALI ........ A.Ş(kaza tarihinde geçerli poliçe(Poliçe No: ........) teminat limitleri ile sınırlı olmak (Sağlık/Tedavi Limiti: 1.200.000,00 TL) temerrüt tarihi olan 28/07/2023 tarihinden itibaren alacağın tahsili tarihine kadar (tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla değişen oranlarda) işleyecek YASAL faizi ile birlikte(kendi temerrüdü sonucu ortaya çıkan temerrüt faizleri ve fer’ilerinden poliçe limitinden bağımsız sınırsız sorumlu olarak) İLE DAVALI ........'DAN(Kaza tarihi olan 28/03/2023 tarihinden itibaren alacağın tahsili tarihine kadar (tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla değişen oranlarda) işleyecek YASAL faizi ile birlikte) TAHSİLDE TEKERRÜR OLMAMAK KAYDIYLA MÜŞTEREKEN VE MÜTESELSİLEN TAHSİLİ İLE DAVACIYA VERİLMESİNE, (d) Davacının 28/03/2023 tarihinde meydana gelen trafik kazası sebebiyle mahrum kaldığı 35.000,00 TL hasar bedeli/onarım maddi zararının DAVALI ........ A.Ş(kaza tarihinde geçerli poliçe(Poliçe No: ........) teminat limitleri ile sınırlı olmak (Araç Başına Maddi Zarar Limiti: 120.000,00 TL) temerrüt tarihi olan 28/07/2023 tarihinden itibaren alacağın tahsili tarihine kadar (tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla değişen oranlarda) işleyecek YASAL faizi ile birlikte(kendi temerrüdü sonucu ortaya çıkan temerrüt faizleri ve fer’ilerinden poliçe limitinden bağımsız sınırsız sorumlu olarak) İLE DAVALI ........'DAN(Kaza tarihi olan 28/03/2023 tarihinden itibaren alacağın tahsili tarihine kadar (tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla değişen oranlarda) işleyecek YASAL faizi ile birlikte) TAHSİLDE TEKERRÜR OLMAMAK KAYDIYLA MÜŞTEREKEN VE MÜTESELSİLEN TAHSİLİ İLE DAVACIYA VERİLMESİNE, (e) Davacının 28/03/2023 tarihinde meydana gelen trafik kazası sebebiyle mahrum kaldığı 3.461,00 TL ikame araç bedeli maddi zararının DAVALI ........'DAN Kaza tarihi olan 28/03/2023 tarihinden itibaren alacağın tahsili tarihine kadar (tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla değişen oranlarda) işleyecek YASAL faizi ile birlikte TAHSİLİ İLE DAVACIYA VERİLMESİNE, (f) İkame araç bedeli yönüyle davacının sigorta şirketine karşı açmış olduğu davasının dava dilekçesinde belirtilen 100,00 TL üzerinden REDDİNE, (g) Davacının 28/03/2023 tarihinde meydana gelen trafik kazası sebebiyle mahrum kaldığı 150.000,00 TL manevi zararının DAVALI ........'DAN Kaza tarihi olan 28/03/2023 tarihinden itibaren alacağın tahsili tarihine kadar (tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla değişen oranlarda) işleyecek YASAL faizi ile birlikte TAHSİLİ İLE DAVACIYA VERİLMESİNE, davacının fazlaya ilişkin manevi tazminat talebinin REDDİNE, İlk Derece Yargılaması Yönünden; 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 33.404,69 TL karar ve ilam harcından dava açılırken alınan 3.425,75 TL peşin harç ve yargılama sırasında alınan 5.781,40 TL ıslah ve tamamlama harcı toplamı 9.207,15 TL harcın mahsubu ile bakiye kalan 24.197,54 TL harcın davalılardan tahsili ile hazineye gelir kaydına, (davalı sigorta şirketinin (335.555,19/489.016,19) oranında 16.603,97 TL'sinden diğer davalı ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğuna, diğer davalının tamamından sorumlu olduğuna,) 3-Davacı tarafından yatırılan 427,60 TL başvurma harcı, 3.425,75 TL peşin harç, 653,40 TL ıslah harcı, 5.128,00 TL tamamlama harcı, 704,50 TL ihtiyati haciz harcı toplamı olan 10.339,25 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, (davalı sigorta şirketinin (335.555,19/489.016,19 oranında) oranında 7.094,63 TL'sinden diğer davalı ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğuna, diğer davalının tamamından sorumlu olduğuna) 4-Davacının yaptığı 12.200,00 TL bilirkişi ücreti, 5.840,67 TL S.Ü. maluliyet raporu fatura bedeli, 3.408,00TL posta tebligat ücreti olmak üzere toplam 21.448,67 TL yargılama giderinin davanın haklılık oranına göre hesaplanan (489.016,19/539.116,19 oranında) 19.455,44 TL'sinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, kalan kısmın davacı üzerine bırakılmasına, (davalı sigorta şirketinin (335.555,19/489.016,19 oranında) 13.350,01 TL'sinden diğer davalı ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğuna, diğer davalının tamamından sorumlu olduğuna) 5-Davalı sigorta şirketi tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerine bırakılmasına, 6-Davacı vekili yararına AAÜT'ye göre kabul edilen maddi tazminat yönünden hesaplanan 54.242,59 TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 7-Davalı ........ A.Ş. vekili yararına AAÜT' ye göre reddedilen maddi tazminat yönünden hesaplanan 100,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı sigorta şirketine verilmesine, 8-Davacı vekili yararına AAÜT'ye göre kabul edilen manevi tazminat yönünden hesaplanan 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalı ........'dan alınarak davacıya verilmesine 9-Hazine tarafından karşılanan 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 10-Dosyada mevcut bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde yatıran taraflara iadesine, İlk Derece Yargılaması Yönünden; 11-İstinaf başvurma harcı dışında istinaf peşin harcı olarak alınan istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine, 12-Davalı ........ A.Ş. tarafından alınması gereken 5.159,34 TL harçtan peşin alınan 1.289,84 TL harcın mahsubu ile bakiye 3.869,50 TL harcın bu davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 13-Davacı tarafından yapılan 1.683,10 TL istinaf başvuru gideri ile 495,00 TL posta ve tebligat gideri olmak üzere toplam 2.178,10 TL yargılama giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, 14-Davalı sigorta şirketi tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 15-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına 16-HMK'nın 359/3. fıkra gereği kararın tebliği ile 302/5. fıkrası gereği harç tahsil müzekkeresi yazılması ve tebliğ işlemlerinin İLK DERECE MAHKEMESİ tarafından yapılmasına, Dair, 7550 sayılı Kanun'un 20. maddesinde yapılan değişiklik ile, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 362. maddesi gereğince; dava tarihi olan 2024 yılı itibari ile (378.290,00) Türk Lirasını geçmeyen davalara ilişkin kararlar hakkında temyiz yoluna başvurulamayacağından miktar itibari ile KESİN olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda oy birliği ile karar verildi. 30/12/2025 ..... Başkan ... e-imzalı ..... Üye ... e-imzalı ..... Üye ... e-imzalı ..... Katip ... e-imzalı Bu evrak 5070 sayılı Yasa kapsamında elektronik imza ile imzalanmıştır.