Başvurucu, 22/10/1997 tarihinde zorunlu askerlik görevini yerine getirirken yapılan eğitim faaliyeti esnasında meydana gelen patlama sonucu el ve yüz kısmından yaralandığını, bu olay sonucunda tedavi görerek, hava değişimi ve verilen iznin bitiminde terhis edildiğini, ancak terhisinden sonra işitme kaybı şikâyetiyle Gülhane Askeri Tıp Akademisine (GATA) tekrar başvurduğunu ve kulaklarından ameliyat olduğunu, sonraki dönemlerde kulaklarındaki rahatsızlığın artmasından ötürü yeniden hastanelere ba
Başvurucu, 22/10/1997 tarihinde zorunlu askerlik görevini yerine getirirken yapılan eğitim faaliyeti esnasında meydana gelen patlama sonucu el ve yüz kısmından yaralandığını, bu olay sonucunda tedavi görerek, hava değişimi ve verilen iznin bitiminde terhis edildiğini, ancak terhisinden sonra işitme kaybı şikâyetiyle Gülhane Askeri Tıp Akademisine (GATA) tekrar başvurduğunu ve kulaklarından ameliyat olduğunu, sonraki dönemlerde kulaklarındaki rahatsızlığın artmasından ötürü yeniden hastanelere başvurduğunu ve “meydana gelen patlamanın etkisiyle işitme kaybına uğradığı, askerliğe elverişli olmadığı, %32 oranında çalışma gücü kaybı gerçekleştiği” yönünde raporlar verilmesi üzerine 2012 yılında vazife malullüğü aylığı bağlanması talebiyle Sosyal Güvenlik Kurumuna müracaatta bulunduğunu, isteminin reddedilmesi karşısında Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde (AYİM) açtığı davanın da, anılan raporlar dikkate alınmaksızın reddedildiğini, ayrıca Mahkemenin tarafsız ve bağımsız olmadığını, karar düzeltme talebinin aynı Daire ve üyeler tarafından incelenerek hükme bağlandığını, bu talebin reddedilmesi sebebiyle para cezasına hükmedildiğini, bu durumun hukuk devleti ilkesi, mülkiyet hakkı, adil yargılanma hakkı, sosyal güvenlik hakkına bağlı olarak Anayasa’nın , , , ve maddelerini ihlal ettiğini ileri sürmüş, yeniden yargılama, 000,00 TL maddi ve 000,00 TL de manevi tazminat talebinde bulunmuştur. Birinci başvuru, 26/12/2012 tarihinde, ikinci başvuru 15/3/2013 tarihinde Anayasa Mahkemesine doğrudan yapılmıştır. Dilekçeler ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemelerinde Komisyonlara sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir. Başvurucunun 15/3/2013 tarihinde yaptığı ve 2013/1959 numara ile kayda alınan bireysel başvuru dosyasının, kişi yönünden hukuki irtibat nedeniyle 2012/1277 numaralı bireysel başvuru dosyası ile “birleştirilmesine”, 2013/1959 başvuru numaralı bireysel başvuru dosyasının “kapatılmasına”, incelemenin 2012/1277 başvuru numaralı dosya üzerinden yürütülmesine 19/4/2013 tarihinde Komisyonlar Başraportörü tarafından karar verilmiştir. İkinci Bölüm İkinci Komisyonunca, 19/9/2013 tarihinde, kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından, 10/4/2014 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına ve bir örneğinin görüş için Adalet Bakanlığına gönderilmesine karar verilmiştir. Başvuru konusu olay ve olgular 10/4/2014 tarihinde Adalet Bakanlığına bildirilmiştir. Adalet Bakanlığı, tanınan ek süre sonunda görüşünü 16/6/2014 tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur. Adalet Bakanlığı görüşü, başvurucuya 25/6/2014 tarihinde tebliğ edilmiş olup, başvurucu, karşı görüşünü 1/7/2014 tarihinde sunmuştur. A. Olaylar Başvuru formu ve ekleri ile başvurucunun Bakanlık görüşüne karşı verdiği cevabında ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, zorunlu askerlik görevini ifa amacıyla 21/8/1996 tarihinde İzmir/Narlıdere İs. OK.K. ve Eğt. A. İs. Er. Eğt. Tb. Bölük Komutanlığı emrinde görevlendirilmiştir. Başvurucu, 22/10/1997 tarihinde Teğmen Z. S. tarafından yaptırılan “tahrip kapsülünü patlatma eğitimi” sırasında meydana gelen patlamada el ve yüz kısmından yaralanmış ve Dokuz Eylül Üniversitesi Hastanesinde tedavi altına alınmıştır. Başvurucu, tedavi sonrasında 7/11/1997 tarihinde İzmir Güzelyalı 600 Yataklı Askeri Hastanesi raporuyla, “bilateral kronik otit, sol elde bomba yaralaması” teşhisine bağlı olarak 2 aylık hava değişimine gönderilmiş, hava değişiminin sona ermesini takiben 7/1/1998 tarihinde birliğinde göreve başlamış, 16 gün askerlik yaptıktan sonra 23/1/1998 tarihinde 26 gün izin verilerek gönderilmiş ve iznin bitiminde 21/2/1998 tarihinde terhis edilmiştir. Başvurucu, terhis edildikten sonra işitme kaybı şikâyetiyle GATA’ya başvurmuş, 13/3/1998 tarihinde sol kulağından, 28/5/1998 tarihinde ise sağ kulağından ameliyat olmuştur. Ameliyatlar sonrasında başvurucu hakkında herhangi bir rapor tanzim edilmemiştir. Başvurucunun talebi üzerine Adana Numune Eğitim Araştırma Hastanesi tarafından yapılan muayene sonucunda, 26/1/2012 tarihinde verilen rapor ile “bilateral işitme kaybı” teşhisi konularak %32 oranında çalışma gücü kaybı olduğu tespit edilmiştir. Başvurucu, vazife malullüğü aylığı bağlanması talebiyle 26/2/2012 tarihinde Sosyal Güvenlik Kurumuna müracaat etmiş, ancak anılan kurum tarafından altmış gün içerisinde cevap verilmediğinden, bu kez işlemin iptali istemiyle 3/5/2012 tarihinde AYİM’de dava açmıştır. AYİM Üçüncü Dairesi, 1/11/2012 tarih ve E.2012/1545, K.2012/2213 sayılı kararında; “Davacı taraf ve Başsavcılık düşüncesinde, davacının hali hazırda askerliğe elverişli olup olmadığının saptanmasının gerektiği belirtilmektedir. Davacının vazife malulü sayılabilmesi için öncelikle askerde iken veya terhis anında ‘askerliğe elverişsiz olduğunun’ belirtilmesi gerekmektedir. Davacının on beş yıl önce askerliğe elverişli olarak terhis edildiği (o tarihte askerliğe elverişsiz yani malul olmadığı) terhisi müteakip GATA’daki tedavisinden sonraki rapordan anlaşılmaktadır. Bu nedenle ayrıca hali hazırdaki durumun askerliğe elverişli olup olmadığı önem arz etmemekle bu yönde bir rapor temini cihetine gidilmemiştir. Hal böyle iken terhis anında herhangi bir malullük durumu bulunmayan davacının koşulları taşımaması nedeniyle vazife malulü olmadığı” gerekçesi ile davayı reddetmiştir. Bu karar başvurucuya 29/11/2012 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu, Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde açtığı davanın reddedilmesi üzerine vekili aracılığıyla 3/12/2012 tarihinde Milli Savunma Bakanlığına başvurmak suretiyle, olayın askerlik vazifesi esnasında meydana gelen kaza sonucu olup olmadığının tespit edilebilmesi amacıyla askeri hastaneye sevk edilmesi talebinde bulunmuştur. Milli Savunma Bakanlığınca başvurucunun sevk edildiği GATA tarafından verilen 23/1/2013 tarih ve 959 sayılı sağlık raporunda, “1- Parmakların deformitesi (sol el parmak hareket kısıtlılığı), 2- Sensörinöral işitme kaybı, bilateral (bilateral mikst tip işitme kaybı)” tanısıyla “Askerliğe elverişli değildir. Hastaya ait kayıtlar ve 7/11/1997 tarih ve 3518 nolu İzmir Güzelyalı 600 Yataklı Askeri Hastanesinin sol elde fünye patlaması tanılı raporu incelendiğinde hastadaki mevcut işitme kaybı rahatsızlığının bahse konu olayla bağlantılı olması ihtimalinin yüksek olduğu ve bu nedenle askerlik hizmetinin sebep ve tesiriyle meydana gelmiş olabileceği kanaatine varılmıştır.” şeklinde değerlendirme yapılmıştır. Başvurucunun, söz konusu raporları da gerekçe göstererek 6/12/2012 tarihinde karar düzeltme kanun yoluna gitmesi üzerine, anılan Mahkemenin 21/2/2013 tarih ve E.2013/259, K.2013/229 sayılı kararında, “…davacı hakkında verilen karar anında ve davanın görülmesi aşamasında bulunan delil ve belgelerin kararda değerlendirilmiş olduğu, kararın verilmesi sürecinden sonra davacı tarafça elde edilen delil ve belgelerin, evvelce oluşturulmuş işlemi ve bu işlemle ilgili verilen kararı etkilemeyeceği, davanın açıldığı ve görüldüğü sırada bulunan delil ve belgelerin dikkate alınıp verilen kararın bunlara göre oluşturulduğu bu açıdan karar düzeltme sebeplerinin bulunmadığı” gerekçesi ile bu istemi reddedilerek, 203 TL para cezası verilmiştir. Bu karar başvurucuya 11/3/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir. Diğer yandan başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı verdiği cevabında, aynı konuda AYİM’de ikinci kez dava açtığını ve dava konusu işlemin iptaline karar verildiğini belirtmiştir. Anılan ikinci dava ile ilgili Mahkeme kararı ve belgelerin incelenmesinde; başvurucunun 21/5/2013 tarihinde somut şikayet konusu ile ilgili olarak AYİM’de dava açtığı, AYİM Üçüncü Dairesinin 27/2/2014 tarih ve E.2013/806, K.2014/340 sayılı kararı ile davanın kabul edildiği görülmüştür. GATA tarafından ilk hükümden sonra verilen 23/1/2013 tarih ve 959 sayılı sağlık raporunu ikinci açılmış davada dikkate alan Mahkemenin, kesinleşmiş olan dava ile idari işlemin iptaline yönelik gerekçesi şöyledir:“Dava ile ilgili olarak öncelikle davacı ve davalı tarafların belirttiği kesin hüküm konusuna değinmek gerekmektedir. Davalı idare konuyla ilgili olarak, evvelce hüküm verilmiş olması nedeniyle davada kesin hüküm olduğunu ve bu nedenle reddedilmesinin gerektiğini belirtmiştir… Ancak davacı taraf konuyla ilgili bakış açısını değiştirebilecek yeni bir rapor temin etmiş ve bu kez işlem GATA Sağlık Kurulunun 23/1/2013 tarihli raporuna nazaran oluşturulmuştur. Bir davada kesin hüküm bulunabilmesi için tarafların, talep sonuçlarının ve hukuki ve maddi dava sebeplerinin aynı olması gerekmektedir. Davacı tarafın elde ettiği rapora nazaran talepte bulunması ve buna verilen olumsuz yanıt yeni bir işlem olup, davada kesin hüküm bulunmamaktadır… Tüm bu veriler gözetildiğinde davacının vazifenin neden ve etkisi ile malul hale geldiği kanaatine varılarak aksi yönde oluşturulmuş işlemin iptaline karar verilmiştir.Yukarıda açıklanan nedenlerle; …hukuka aykırılık teşkil eden işlemin iptaline, davacıya talep (işbu davaya konu son talep) tarihinden itibaren vazife malulü aylığı bağlanmasına, aylıklara hak ediş tarihinden ödeme tarihine kadar ay be ay yasal faiz ödenmesine…” Başvurucu 15/3/2013 tarihli dilekçesi ile süresi içinde bireysel başvuruda bulunmuştur.B. İlgili Hukuk 8/6/1949 tarih ve 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu'nun mülga maddesinin birinci fıkrası şöyledir:"Her ne sebep ve suretle olursa olsun vücutlarında hasıl olan arızalar veya düçar oldukları tedavisi imkansız hastalıklar yüzünden vazifelerini yapamıyacak duruma giren iştirakçilere (Malül) denir ve haklarında bu kanunun malüllüğe ait hükümleri uygulanır." 5434 sayılı Kanun'un mülga maddesi şöyledir: "44 üncü maddede yazılı malüllük;a) İştirakçilerin vazifelerini yaptıkları sırada vazifelerinden doğmuş olursa;b) Vazifeleri dışında kurumların verdiği her hangi bir kuruma ait başka işleri yaparken, bu işlerden doğmuş olursa;c) Kurumların menfaatini korumak maksadiyle bir iş yaparken o işten doğmuş olursa (Maksadın ilgili kurumlarca kabul edilmesi şartiyle);ç) Fabrika, atelye ve benzeri işyerlerinde, işe başlamadan evvel iş sırasında veya işi bitirdikten sonra, o işyerinde husule gelen ve yine o işyerinin mahiyetinden veya çalışma konusundan ileri gelen kazadan doğmuş olursa; Buna (Vazife malüllüğü) ve bunlara uğrıyanlara da (Vazife malülü) denir." 5434 sayılı Kanun’un maddesinin birinci fıkrası şöyledir:“Muvazzaf, yedek ve gönüllü erlerin silah altında bulundukları esnada veya celp ve terhislerinde (Serbest sevkler dahil) sevkleri sırasında, Yedek Subay okulu öğrencilerinin gerek okulda, gerek okuldan evvelki hazırlık kıtasında vazife malulü olmaları halinde, kendilerine, öğrenim durumlarına göre, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 36 ncı maddesinde tespit edilen giriş derece ve kademe tutarlarının, daha önce Devlet Memuriyetinde bulunmuş olanlardan kazanılmış hak aylıkları veya emekli keseneğine esas aylıkları, sözü edilen giriş derece ve kademe tutarının üzerinde olanlara bu aylıkları emeklilik gösterge tablosunda karşılığı olan derece ve kademe tutarının,% 70'i üzerinden aylık bağlanır.”