Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının 06.08.2007-01.08.2013 tarihleri arasında davalı Şirkete ait yurt dışı şantiyelerinde seramik mermer döşeme ustası olarak kesintisiz çalıştığını, son aylık ücretinin net 1.750,00 USD olduğunu, üç öğün yemek, barınma ve tüm ihtiyaçlarının davalı Şirket tarafından karşılandığını, iş bitimi gerekçe gösterilerek haksız ve bildirimsiz olarak işten çıkardığını, çıkış sırasında hak ve alacaklarının ödeneceği belirtilerek içeriğini bilmediği çok sayıda evrak imz
DAVA KONUSU: Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının 06.08.2007-01.08.2013 tarihleri arasında davalı Şirkete ait yurt dışı şantiyelerinde seramik mermer döşeme ustası olarak kesintisiz çalıştığını, son aylık ücretinin net 1.750,00 USD olduğunu, üç öğün yemek, barınma ve tüm ihtiyaçlarının davalı Şirket tarafından karşılandığını, iş bitimi gerekçe gösterilerek haksız ve bildirimsiz olarak işten çıkardığını, çıkış sırasında hak ve alacaklarının ödeneceği belirtilerek içeriğini bilmediği çok sayıda evrak imzalatıldığını, ancak herhangi bir ödeme yapılmadığını, yıllık ücretli izinlerinin kullandırılmadığını, fazla çalışma yaptığını, iş yoğunluğu gerekçe gösterilerek ayda ortalama ancak bir gün hafta tatili kullanabildiğini, ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalışmaya devam ettiğini, nadiren dinî bayramlarda sadece bir gün izin yapabildiğini, bu çalışmaları karşılığının ödenmediğini belirterek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık ücretli izin, fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. KARAR: Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık; bozmaya uygun karar verilip verilmediğine ilişkindir. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.