10. Hukuk Dairesi 2019/3597 E. , 2020/4471 K. Mahkemesi : Malatya 2. İş Mahkemesi Dava, rücuan tazminat istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın ... yönünden reddine, davalılar ..., ... Tur. Taşımacılık İnş. Enerji Pet. Ürü. Tar. ve Hayvancılık Hizmet. İşleri Tic. San. Ltd. Şti. ile ... Sigorta A.Ş. yönünden davanın kabulüne dair verilen karara karşı davacı Kurum vekili ile davalılardan ... Tur. Taşımacılık İnş. Enerji Pet. Ürü. Ta…
**10. Hukuk Dairesi 2019/3597 E. , 2020/4471 K.** **"İçtihat Metni"** Mahkemesi : Malatya 2. İş Mahkemesi Dava, rücuan tazminat istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın ... yönünden reddine, davalılar ..., ... Tur. Taşımacılık İnş. Enerji Pet. Ürü. Tar. ve Hayvancılık Hizmet. İşleri Tic. San. Ltd. Şti. ile ... Sigorta A.Ş. yönünden davanın kabulüne dair verilen karara karşı davacı Kurum vekili ile davalılardan ... Tur. Taşımacılık İnş. Enerji Pet. Ürü. Tar. ve Hayvancılık Hizmet. İşleri Tic. San. Ltd. Şti., ... Sigorta A.Ş. ve ... vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesince davalılar ... Sigorta A.Ş. ve ... vekillerinin istinaf başvurlarının esastan reddine, davacı Kurum vekili ile davalı ... Tur. Taşımacılık İnş. Enerji Pet. Ürü. Tar. ve Hayvancılık Hizmet. İşleri Tic. San. Ltd. Şti.’nin istinaf başvurlarının kısmen kabulüne ile Malatya 2. İş Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve esas hakkında yeniden hüküm kurulmasına karar verilmiştir. Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesince verilen kararın, davacı Kurum ile davalılardan ... Tur. Taşımacılık İnş. Enerji Pet. Ürü. Tar. ve Hayvancılık Hizmet. İşleri Tic. San. Ltd. Şti.., ... ve ... Sigorta A.Ş. vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. I-İSTEM: Davacı vekili, 28.12.2013 tarihli iş kazası nedeniyle vefat eden ... ’in hak sahiplerine bağlanan ilk peşin sermaye değeri ve cenaze ödeneğinden oluşan Kurum zararının 71.284,55 TL peşin sermaye değeri, 193 TL cenaze ödeneği olmak üzere tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiş olup öte yandna aynı kazada yaralanna ... yönünden ise tedavi gideri ve geçici iş göremezlik ödeneğinden oluşan Kurum zararının 33.322,67 TL'sinin Turgut dışındaki davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davacı 02.05.2017 tarihli ıslah dilekçesi ile Hasan hak sahipleri yönünden ilk peşin sermaye değeri 85.541 TL, cenaze ödeneği 231,60 TL olmak üzere oluşan Kurum zararı nednei ile talep miktarını arttırmıştır. II-CEVAP: Davalı ... … Ltd. Şti. vekili, idare mahkemelerinin görevli olduğunu, davanın süresinde açılmadığını, davalı ...’ın hangi sıfatla olay yerinde bulunduğunun bilinmediğini ve davalı ile herhangi bir bağı olmadığını; davalı ... vekili, yetki ve zamanaşımı itirazında bulunduklarını, davanın sigorta şirketine hasredilmesi gerektiğini ve kusur oranının yanlış değerlendirildiğini; davalı ... vekili, dava konusu olayın meydana gelmesinde aynı zamanda mağdurlardan biri olan davalının hiçbir kusuru bulunmadığını, husumet itirazında bulunduğunu ve davalıya sorumluluk yüklenilmesinin yerinde olmadığını; davalı ...Ş. vekili, ... plakalı aracın Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesinde yazılı teminat limitinin 250.000,00 TL olduğunu, ... ’nin vefatı nedeni ile Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesine ait 2014/237 Esas sayılı dosya üzerinden verilen hükme uygun olarak 84.413,27 TL asıl olmak üzere 120.088,84 TL ödeme yapıldığını ve bu oranda teminat limitinin tükendiğini belirtmek sureti ile davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III-MAHKEME KARARI: A-İLK DERECE MAHKEME KARARI Davalı ... Yönünden, davanın reddine; davalılar; ..., ... Tur. Taşımacılık İnş. Enerji Pet. Ürü. Tar. ve Hayvancılık Hizmet. İşleri Tic. San. Ltd. Şti. ile ... Sigorta A.Ş. yönünden; davanın kabulü ile Kurum zararı toplamı 119,095,74 TL.'nin bağlanan ilk peşin sermaye değerli gelirler bakımından, gelir bağlama kararının onay tarihi olan 24/11/2014 tarihinden, cenaze yardımı ödemesi bakımından ise ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine dair hüküm kurulmuştur. Davacı Kurum vekili, 23.02.2016 tarihli bilirkişi kurulu kusur raporunda; kazanın meydana geliş şekli, tarafların sorumlulukları vs. hususlarda mevzuata ve maddi gerçeğe aykırı nitelendirmeler olduğunu, davalı ... yönünden verilen davanın reddine ilişkin kararın yerinde olmadığını, ... aleyhine sadece ... yönünden uğranılan zararlardan dolayı dava açılmasına rağmen vekalet ücretinin tüm dava değeri üzerinden hesaplandığını belirterek; davalı ... vekili, kararı yasal ve usuli bulmadıklarını belirterek; davalı ... Tur. Taşımacılık İnş. Enerji Pet. Ürü. Tar. ve Hayvancılık Hizmet. İşleri Tic. San. Ltd. Şti. vekili, davalının ... isimli bir çalışanı olmadığını, çalışanın ... olduğunu, kazaya karışan aracın davalının aracı olmadığını, idare ile yapılan sözleşme ile personel taşımada kullanılacak araçların plakasının bildirilmiş bulunduğunu, kusur konusundaki değerlendirmelerin hatalı olduğunu, 3. kişi konumunda olan davalının ödenen paranın yarısından sorumlu olması gerektiğini ve tazminat hesaplamasının hatalı ve eksik olduğunu beliterek; davalı ...Ş. vekili, müşterek ve müteselsil hüküm kurulmasının yerinde olmadığını ve davalının ancak sigortalısının kusuru oranında tazminat ile sorumlu olduğunu belirterek istinaf kanun yoluna başvurmuştur. B-BAM KARARI Gazinatep Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi tarafından, davalı ...Ş. vekili ile davalı ... vekilinin istinaf başvurularının HMK’nın 353/1-b maddesinin 1 numaralı alt bendi uyarınca esastan reddine; davacı vekili ile davalı ... Tur. Taşımacılık İnş. Enerji Pet. Ürü. Tar. ve Hayvancılık Hizmet. İşleri Tic. San. Ltd. Şti. vekilinin istinaf başvurlarının kısmen kabulü ile, Malatya 2. İş Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve esas hakkında yeniden karar verilmiş olup , “ davalı ... aleyhine açılan davanın husumet yokluğu nedeni ile reddine ; davalılar ..., ... Tur. Taşımacılık İnş. Enerji Pet. Ürü. Tar. ve Hayvancılık Hizmet. İşleri Tic. San. Ltd. Şti. ile ... Sigorta A.Ş. aleyhine açılan davanın kabulü ile ( ... hak sahiplerine bağlanan gelirin 85.541,47 TL olan ilk peşin sermaye değeri ile hak sahiplerine yapılan 231,60 TL cenaze yardımı ve ...’e yapılan 33.322,67 TL geçici iş göremezlik ödemesinden oluşan toplam) 119.095,74 TL miktarın, davalı ... Tur. Taşımacılık İnş. Enerji Pet. Ürü. Tar. ve Hayvancılık Hizmet. İşleri Tic. San. Ltd. Şti.’nin sorumluluğu (... hak sahiplerine bağlanan gelirin 85.541,47 TL olan ilk peşin sermaye değeri ile hak sahiplerine yapılan 231,60 TL cenaze yardımı ve ...’e yapılan 11.405,61 TL geçici iş göremezlik ödemesinden oluşan toplam) 97.178,68 TL ile sınırlı olmak üzere, gelirler yönünden 24.11.2014 onay ve giderler yönünden sarf ve ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, dair hüküm kurulmuştur. IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ: Davacı ve davalı ... , ... Sigorta A.Ş. ve ... Tur. Taşımacılık İnş. Enerji Pet. Ürü. Tar. ve Hayvancılık Hizmet. İşleri Tic. San. Ltd. Şti. vekilleri istinaf gerekçeleriyle kararın bozulmasını istemiştir. V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME: Davanın yasal dayanağı, olay tarihinde yürürlükte bulunan ve 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 21. maddesidir. Rücu davaları, kusur sorumluluğuna dayanmakta olup, iş kazasında kusuru olanlar davacı Kurumun rücu alacağından kusurları karşılığında sorumludur. Kusurun belirlenmesinde ise; zararlandırıcı sigorta olayının ne şekilde oluştuğunun, dosya içeriğindeki tüm deliller taktir olunarak belirlenmesi ve kabul edilen maddi olgular doğrultusunda, konusunda uzman sayılacak kişilerden oluşturulacak bilirkişi heyetinden, aynı olay nedeni ile daha önce açılmış ve kesinleşmiş tazminat ve ceza davaları varsa, bu davalardaki kusur raporları ile çelişki oluşturmayacak şekilde kusur oran ve aidiyeti konusunda rapor alınması gereklidir. Kusur durumu saptanırken, iş güvenliği mevzuatına göre hangi önlemlerin alınması gerektiğinin, bu önlemlerin işverence alınıp alınmadığını ve alınmış önlemlere sigortalı işçinin uyup uymadığının, 5510 sayılı Kanunun 21. maddesi, 4857 sayılı Kanunun 77. maddesi, İşçi sağlığı ve iş Güvenliği Tüzüğü hükümleri çerçevesinde değerlendirilerek belirlenmesi gerekir. 5510 sayılı Kanunun 21/1. maddede işverenin, 21/4. maddede üçüncü kişinin rücu alacağından sorumlulukları düzenlenmiş olup bu maddelere göre açılan rücuan tazminat davalarında işveren ile üçüncü kişi arasında müteselsil borçluluk ilişkisi bulunduğundan konuya ilişkin olarak 818 sayılı Borçlar Kanununun irdelenmesi de gerekmektedir. Söz konusu Kanunun 141 – 148. maddelerinde müteselsil borçlara yer verilmiş olup 141. maddede, alacaklıya karşı, her biri borcun tümünden sorumlu olma yükümü altına girdiklerini beyan eden birden çok borçlu arasında teselsül bulunduğu, böyle bir beyanın yokluğunda teselsülün ancak kanunun belirlediği durumlarda olacağı, 142. maddede, alacaklının, müteselsil borçluların tümünden veya birinden borcun tamamen veya kısmen ödenmesini istemekte serbest olduğu, borç tamamen ödeninceye dek borçluların tümünün sorumluluklarının devam edeceği, 145. maddede, yaptığı ödeme veya takas ile borcun tamamını veya bir kısmını sona erdirmiş olan müteselsil borçlulardan birinin, sona eren borç oranında diğer borçluları borçtan kurtarmış olacağı, 146. maddede, borcun niteliğinden aksi anlaşılmadıkça, müteselsil borçlulardan her birinin alacaklıya yapılan ödemeden birbirine eşit birer payı üzerine almak zorunda olduğu ve payından çok ödeme yapanın, fazla tutar yönünden diğer borçlulara rücu hakkının bulunduğu, 147. maddede, rücu hakkından yararlanan müteselsil borçlulardan her birinin, ödediği tutar oranında alacaklının haklarına halef olacağı bildirilmiştir. Diğer taraftan Kanunun haksız eylem yönünden müteselsil sorumluluğa ilişkin 50. maddesinde, birden çok kimseler birlikte bir zarara sebebiyet verdikleri takdirde, önayak olan (kışkırtan) ile asıl gerçekleştiren ve yardımcı olanların, ayırım gözetilmeksizin müteselsilen sorumlu olacakları, hakimin, bunların birbiri aleyhinde rücu hakları olup olmadığını takdir ve gerektiğinde bu rücunun kapsamının derecesini saptayacağı belirtilmiş, çeşitli nedenlerin birleşmesi bakımından müteselsil sorumluluğa dair 51. maddesinde, birden çok kimseler çeşitli nedenlere (haksız eylem, sözleşme, kanun) dayanarak sorumlu oldukları takdirde haklarında, birlikte bir zarara sebebiyet veren kimselere ilişkin hükümlere göre işlem yapılacağı, kural olarak haksız bir eylemi ile zarara sebebiyet vermiş olan kimsenin en önce, tarafından hata gerçekleşmemiş ve üzerine borç alınmamış olmasına karşın yasal olarak sorumlu olan kimsenin de en sonra, zarar ile yükümlü tutulacağı açıklanmıştır. Müteselsil borç, birden çok borçlunun alacaklıya karşı borcun tümünden sorumlu olduğu, alacaklının tamamen veya kısmen edayı her bir borçludan isteyebildiği, eda tamamen yerine getirilinceye dek borçluların sorumluluklarının süregeldiği, her borçlunun iç ilişkideki payına bakılmaksızın borcun tamamını ifa etmekle yükümlü olduğu, borçlulardan birinin borcu ödemesi durumunda diğerlerinin de alacaklıya karşı borçtan kurtulduğu, borcun, her bir borçlu yönünden tali değil asli nitelik taşıdığı, alacaklı karşısında birden çok borç ve borçlunun bulunduğu borç ilişkisidir. Bu ilişkide ifa, asıl alacağı ortadan kaldırmayıp alacak hakkı, ödeme yapmak suretiyle rücu hakkını kazanan borçluya geçtiğinden, anılan borçlu, alacaklının halefi olarak diğerlerine rücu edebilmektedir. Bununla birlikte, rücua konu olan borcun müteselsil niteliği bulunmadığından, sorumluluktan kurtulmak için her borçlunun borcun tümü yerine, kendine düşen payını ödemesi yeterli olmaktadır ki burada kanundan doğan halefiyet söz konusudur. Kuşkusuz, ödeme yapan borçlu ile alacaklının öncesinde, halefiyeti ortadan kaldırıcı sözleşme yapmak yetkileri de bulunmaktadır. Öğreti ve yargı kararlarında, borçların aynı sebepten doğması durumuna “tam teselsül” denilmekte ve değinilen 50. maddenin bunu karşıladığı ifade edilmekte, borçların farklı nedenlerden (kanun, sözleşme, haksız eylem) doğması halinde ise “eksik teselsül”ün varlığından söz edilerek 51. maddenin de bunu tanımladığı kabul edilmektedir. 50. maddede, aynı zarardan dolayı birden çok kişinin birlikte müteselsilen sorumlu tutulmaları, birden çok kişinin ortak kusurlarıyla zarara birlikte sebebiyet vermiş olmaları koşuluna bağlanmıştır. 51. maddede ise, müteselsil sorumluluk, ortak kusur yerine farklı hukuksal nedenlere bağlanmıştır ve bunlar kanun, sözleşme veya haksız eylemdir. Birden çok kişi, kanun, sözleşme veya haksız eylem nedeniyle aynı zarar için, zarara uğrayana karşı sorumlu iseler, bunlar arasında, bir zarara ortaklaşa sebep olanlar hakkındaki dönmeye (rücu) ilişkin kurallar uygulanmakta, kural olarak ilk önce, haksız eylemiyle zarara yol açan sorumlu tutulmakta, en son olarak da kusuru olmaksızın ve sözleşme gereği sorumluluğu olmadığı halde kanun hükmü gereğince sorumlu tutulan kişiye başvurulmaktadır. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 09.10.2013 gün ve 2013/9-1559 Esas - 2013/1461 Karar, 15.05.2015 gün ve 2013/17-2267 Esas - 2015/1352 Karar, 19.06.2015 gün ve 2013/10-2281 Esas - 2015/1727 Karar, 24.06.2015 gün ve 2014/13-19 Esas - 2015/1743 Karar sayılı ilamlarında aynı görüşlere yer verilmiştir. Önemle vurgulanmalıdır ki 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununda eksik ve tam teselsül ayırımına son verilmiş, 61. maddede, birden çok kişi birlikte bir zarara sebebiyet verdikleri veya aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu oldukları takdirde, haklarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümlerin uygulanacağı, 62. maddede, tazminatın aynı zarardan sorumlu müteselsil borçlular arasında paylaştırılmasında, bütün durum ve koşullar, özellikle onlardan her birine yüklenebilecek kusurun ağırlığı ve yarattıkları tehlikenin yoğunluğunun göz önünde tutulacağı, tazminatın kendi payına düşeninden fazlasını ödeyen kişinin, bu fazla ödemesi için, diğer müteselsil sorumlulara karşı rücu hakkına sahip ve zarar görenin haklarına halef olacağı bildirilmiştir. İşveren veya üçüncü kişiye karşı açılan davalarda 5510 sayılı Kanunun 21. maddesine göre rücu alacağından sorumluluk belirlenirken kural olarak, işveren yönünden 1. fıkraya göre gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değeri ile yargılamada yöntemince hesaplanacak gerçek (maddi) zarar karşılaştırması yapılıp düşük (az) olan tutar esas alınmalı, üçüncü kişi bakımından 4. fıkra gereğince gerçek zarar gözetilmeksizin gelirin ilk peşin sermaye değerinin yarısı benimsenmeli ve bunlara kusur oranları uygulanmalı ise de işveren ve üçüncü kişinin birlikte taraf olarak yer aldığı, başka anlatımla aynı anda 1. ve 4. fıkralara dayalı uyuşmazlıklarda, fıkralarda yer alan hükümlerin nasıl anlaşılması ve giderek ne şekilde uygulama yapılması gerektiği önem arz etmektedir. Sigortalının iş kazası veya meslek hastalığına uğramasına birden çok kişinin birlikte kusurlarıyla neden olmaları durumunda, anılan 50. ve 51. maddeler (6098 sayılı Kanunun 61. ve 62. maddeleri) gereğince teselsül hükümleri kapsamında bu kişilerin birlikte sorumlulukları vardır ve 146. maddeye (6098 sayılı Kanunun 62. maddesine) göre, kendi payından fazlasını ödeyenin diğer müteselsil borçlulara karşı rücu hakkı saklı kalmak kaydıyla, her bir borçlu yönünden kusurlarına karşılık gelen miktar ayrılmaksızın teselsül kurallarına göre sorumluluklarına karar verilmelidir. İş kazası veya meslek hastalığına birlikte sebebiyet veren sorumluların işveren ve üçüncü kişi olması durumunda ise, işverenin müteselsilen sorumlu olacağı tutar, 1. fıkra gereğince kendi kusur payı gözetilerek sorumlu tutulacağı miktarın (gelirin ilk peşin sermaye değeri X işverenin kusur oranı), üçüncü kişinin 4. fıkraya göre sorumlu olacağı tutar (gelirin ilk peşin sermaye değerinin yarısı X üçüncü kişinin kusur oranı) ile toplamı kadar olmalı, kanun koyucunun getirdiği “gelirin ilk peşin sermaye değerinin yarısı” sınırlaması karşısında üçüncü kişinin müteselsilen sorumlu tutulacağı miktarın ise, gelirin ilk peşin sermaye değerinin yarısı ile işveren de dahil olmak üzere tüm davalıların kusurları toplamının çarpımı sonucu elde edilecek tutar kadar olması gerekmektedir. Bu yaklaşım ve uygulama, işvereni, iç ilişkide üçüncü kişiye rücu edemeyeceği miktarı Kuruma ödemek zorunda bırakmadığından da hakkaniyete uygundur. Eldeki davada, sürücü ...’ın sevk ve idaresindeki ... plakalı otobüs ile, ... Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü içerisinde giriş kapısını geçtikten sonra kurum çalışanları indirildikten sonra araç ile geri manevra yapılarak Hasan Gökçe ve ...’in zarar verilmesine sebebiyet verildiği anlaşılmakla; İşveren TİGEM ile ... Tur. Taşımacılık İnş. Enerji Pet. Ürü. Tar. ve Hayvancılık Hizmet. İşleri Tic. San. Ltd. Şti. arasında Akçadağ Noterliği’nce düzenlene 14.05.2012 tarihli 3 yıllık personel taşıma ve servis aracı kiralama hizmet alımı sözleşmesi olduğu görülmektedir. Kurumca düzenlenen denetim raporunda işyerinde meydana gelen kazada işverenein yürüttüğü iş ile ilgili illiyet bağı olmadığı gerekçesi ile işveren hakkında 5510/21-1 maddesi gereği sorumluluğunun olmadığı belirtilmiştir. Öte yandan iş bu dosya kapsamında alınan kusur raporunda zarar gören ... ve ...’un çalıştığı işveren hakkında herhangi bir irdeleme yapılmaksızın; kusur atfının söz konusu olmadığı, somut olayda servis şoförülüğü yapan üçüncü kişi ...’ın %40 ve ...’ın işvereni ... Tur. Taşımacılık İnş. Enerji Pet. Ürü. Tar. ve Hayvancılık Hizmet. İşleri Tic. San. Ltd. Şti.’nin -ki keza işveren ile aralarındaki sözleşme gereği servis sağlayıcıdır %20 kusurlu bulundukları saptanmıştır. 1-Yukarıda belirtilen hususlar çerçevesinde Mahkemece öncelikle yapılacak iş, dava dışı işverenliğin kusuru noktasında herhangi bir irdeleme yapılmadığı anlaşılmakla, işveren Tigemin sorumluluğu noktasında inceleme yapılacak biçimde yeniden kusur raporu alınmalı; öte yandan Hasan hak sahipleri yönünden dosya kapsamında gerçek zarar hesabı yapılmadığından işaret edilen kapsamda hesap raporu alınmalı,gerçek zarar hesabı, hak sahiplerine bağlanan ilk peşin sermaye değerli gelirden daha düşük olması durumunda gerçek zarar yerine ilk peşin sermaye değerli gelirin esas alınarak varılacak sonuca göre bir karar verilmelidir. 2-Tüm bunlarla birlikte, olayın oluş biçimi ve meydana geldiği yerin ... işletmelerinin işyeri sahası içinde olması hususu dikkate alınarak iş kazası olup olmadığı ve tedavi giderleri yönünden 6111 sayılı Yasanın uygulama kabiliyeti bulunup bulunmadığı irdelenmelidir. 3- Kabule göre de, Bölge Adliye Mahkemesince esas hakkında verilen yeni kararda, ... hak sahiplerine bağlanan gelirin 5510 sayılı Yasanın 21/4. maddesi uyarınca yapılan ve dosya kapsamında alınan kusur oranı çerçevesinde sorumluluk miktarı hesaplamasında 3. kişilerin sorumluluk miktarının 85.541,47 TL bulunduğu, keza aynı şekilde üçüncü kişilerin dosyada alınan kusur oranına göre sorumluluk miktarının cenaze ödeneği bakımından 231,60 TL bulunduğu; ...’a yapılan geçici iş göremezlik ödemesi ve tedavi masrafları bakımdan da taleple bağlılık gereği 33.322,67 miktarın dikkate alındığı anlaşılmakla; üçüncü kişi ... ve ... Sigorta A.Ş. Bakımından 119.095,74 TL miktarın kabulüne karşın; diğer davalı üçüncü kişi ... Tur. Taşımacılık İnş. Enerji Pet. Ürü. Tar. ve Hayvancılık Hizmet. İşleri Tic. San. Ltd. Şti.'nin sorumluluğu noktasında 97.178,68 TL sınırlılığının belirlenmesi, tedavi giderleri açısından sorumlu bulunmaması şeklinde karar verilmiş olması hükmün kendi içinde çelişki yaratması sebebiyle isabetsiz görülmüştür. Tüm bu maddi ve hukuki olgular göz ardı edilerek eksik araştırma ve inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. O hâlde, davacı Kurum ile davalılardan ... Tur. Taşımacılık İnş. Enerji Pet. Ürü. Tar. ve Hayvancılık Hizmet. İşleri Tic. San. Ltd. Şti., ... ve ... Sigorta A.Ş. vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun kabulüne ilişkin kararı bozulmalıdır. SONUÇ: Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi kararının yukarıda açıklanan nedenlerle HMK’nın 373/2 maddesi gereği BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalılardan ... Tur. Taşımacılık İnş. Enerji Pet. Ürü. Tar. ve Hayvancılık Hizmet. İşleri Tic. San. Ltd. Şti., ... ve ... Sigorta A.Ş.'ye iadesine, dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 16/09/2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.