10. Hukuk Dairesi 2024/9717 E. , 2024/12778 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/852 E., 2024/895 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Giresun İş Mahkemesi SAYISI : 2021/389 E., 2023/60 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı dahili davalılar ... ve ... ile fer'i müdahil Kurum vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten
**10. Hukuk Dairesi 2024/9717 E. , 2024/12778 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/852 E., 2024/895 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Giresun İş Mahkemesi SAYISI : 2021/389 E., 2023/60 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı dahili davalılar ... ve ... ile fer'i müdahil Kurum vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlenildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I.DAVA Davacı vekili; davacının ...'a ait Kavaklar Mah. No:22/2/2 Merkez/Giresun adresinde 07.06.2008-06.01.2020 tarihleri arasında hasta bakıcı ve temizlik işçisi olarak çalışmalarının tespitine karar verilmesini talep etmiştir. II.CEVAP Davalı ...'ın yargılama sırasında vefat etmesi nedeniyle mirasçıları davaya dahil edilmiş, dahili davalılardan ... ve ... cevap dilekçelerinde mirası reddettiklerini beyanla kendileri aleyhine açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmişlerdir. III.İLK DERECE MAHKEME KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulü ile davacının ...'ın yanında 07.06.2008-06.01.2020 tarihleri arasında, 5510 sayılı Kanun'un 4/1-a maddesi kapsamında, hizmet akdine tabi olarak kesintisiz ve sürekli, ayda 30 gün üzerinden asgari ücretle çalıştığının tespitine karar verilmiştir. IV.İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde dahili davalılar ... ve ... ile fer'i müdahil Kurum vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf istemlerinin esastan reddine karar verilmiştir. V.TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1.Dahili Davalılar ... ve ... vekilleri temyiz dilekçelerinde; dahili davalıların ...'ın çocukları olduğunu, davalı ... ve ... tarafından reddi miras yapıldığını, ancak mahkemece bu husus dikkate alınmaksızın tüm mirasçılar yönünden davaya devam edildiğini, hükmedilen yargılama gideri ve vekalet ücreti yönünden de verilen kararın hatalı olduğunu, mirasın reddi müessesinden beklenen amacın yok sayıldığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. 2.Fer'i Müdahil SGK vekili; her ne kadar mahkemece davacının davalıya ait olduğu iddia edilen konutta 07.06.2008 - 06.01.2020 tarihleri arasında temizlik işçisi ve hasta bakıcısı olarak daimi ve kesintisiz olarak çalıştığı tespit edildiği kabul edilmiş ise de, iş bu tespitin kurum kayıtları ile uyuşmadığından kabul edilmesinin de mümkün olmadığını, mahkeme kararının aksine davalı kurum kayıtlarına göre davacının çalışması olduğu iddia edilen "Kavaklar Mahallesi ... No:22 K:2 D:2 Merkez / ..." adresinde herhangi bir iş yeri bulunmadığını, ortada bir iş yeri dahi yokken, taraflar arasında hizmet ilişkisinin varlığı somut veriler ile ispatlanmamışken ve yine salt tanık beyanları dışında hüküm kurmaya yeterli dosyada bir delil mevcut değilken mahkemenin 5510 sayılı Kanun'un 4/1-a kapsamında fiili çalışma olgusunun ispatlandığı kanaati ile davanın kabulüne karar vermiş olmasının hukuka uygun olmadığını, işbu davanın hizmet tespiti davası olduğunu, tespiti talep edilenin taraflar arasında hizmet ilişkisinin var olup olmadığı husus olduğunu, hukuki literatürde hizmet sözleşmesinin; "işçinin işverene bağımlı olarak belirli veya belirli olmayan süreyle işgörmeyi ve işverenin de ona zamana veya yapılan işe göre ücret ödemeyi üstlendiği sözleşmedir " olarak tanımlandığını, tanımda geçen iki ana unsurun açık olduğunu, bunlardan birinin ücret birinin de işgörme olduğunu, yine resmi belgelere dayalı kurum kayıtlarında böyle bir çalışmanın olmadığının da ortada olduğunu, işbu nedenlerle de bu hususlar gözardı edilerek davanın kabulüne karar verilmesinin usul ve yasaya uygun olmadığını beyanla kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Sonuç Uyuşmazlık, hizmet tespiti istemine ilişkindir. 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Davanın yasal dayanağı 506 sayılı Kanun'un 79/10. ve 5510 sayılı Kanun'un 86/9. maddeleri olup anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin bu tür davalar kamu düzeni ile ilgili olduğundan özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmeleri zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip gerek görüldüğünde kendiliğinden araştırma yapılarak delil toplanabileceği açıktır. Hukuk Genel Kurulu'nun 05.02.2014 tarih ve 2013/10-2280 E., 2014/65 K. sayılı ilamında, ev hizmetlerinde çalışma ile ilgili davaların hukuki niteliği ve ispat şekline ilişkin ilkeler şu şekilde belirtilmiştir. İş mevzuatı yönünden, ev hizmetlerinin, gerek mülga 1475 sayılı İş Kanunu’nun 5. maddesinin 1. fıkrasında, gerekse 4857 sayılı İş Kanunu’nun 4. maddesinin 1. fıkrasında yer alan hükümler ile bu Kanunların uygulama alanı dışında bırakıldığı görülmektedir. Sosyal güvenlik mevzuatı açısından ise gerek mülga 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu gerekse 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu kapsamında sigortalı olabilmek üç temel koşula bağlanmıştır. Bu koşullar; hizmet akdi ile çalışma, işin işverene ait işyerinde yapılması ve mülga 506 sayılı Kanun’un 3. ve aynı yöndeki 5510 sayılı Kanun’un ise 6. maddesi kapsamında olmamak olarak sıralanabilir. 506 sayılı Kanun’un 3. maddesi sigortalı sayılmayanları; diğer bir ifade ile anılan Kanun kapsamına alınmayanları sıralamaktadır. Buna göre mülga 506 sayılı Kanun’un “Sigortalı Sayılmayanlar” başlıklı 3. maddesi uyarınca: “Aşağıda yazılı kimseler bu Kanunun uygulanmasında sigortalı sayılmazlar. D) (Değişik: 11.8.1977 - 2100/1 md.) Ev hizmetlerinde çalışanlar (ücretle ve sürekli olarak çalışanlar hariç)…” Yine 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Kanun’un “Sigortalı Sayılmayanlar” başlıklı 6. maddesi uyarınca; “…Bu Kanunun kısa ve uzun vadeli sigorta kolları hükümlerinin uygulanmasında; …c) (Değişik: 17/4/2008-5754/4 md.) Ev hizmetlerinde çalışanlar (ücretle ve sürekli olarak çalışanlar hariç)…4 üncü ve 5 inci maddelere göre sigortalı sayılmaz.”. Buna göre ev hizmetleri, mülga 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’nun ilk halinde Kanun kapsamı dışında bırakılmış iken, 24.08.1977 tarih ve 16037 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan ve 24.11.1977 tarihinde yürürlüğe giren 11.08.1977 tarih ve 2100 sayılı Kanun’un 1. maddesiyle yapılan değişiklik ile mülga 506 sayılı Kanun’un 3. maddesinin (D) bendinde yapılan düzenleme uyarınca, ev hizmetlerinde “ücretle ve sürekli çalışanlar” anılan maddede yer alan istisnalar içinden çıkarılmış, 5510 sayılı Kanun'un 6. maddesi ile de aynı yöndeki uygulamaya devam edilmiştir. Görüldüğü üzere, anılan maddeler uyarınca, ev hizmetlerinde çalışanlar; ücretle ve sürekli olarak çalışanlar hariç, bu Kanunların uygulanmasında sigortalı sayılamazlar. Sigortalı sayılmak için, ücret ve sürekli çalışma birlikte arandığından, her iki koşulun da gerçekleşmiş olması gerekir. Hizmet karşılığı ücret alınmıyorsa veya ücret alınmakla birlikte çalışmada süreklilik yoksa bu tür çalışmayı sigortalı çalışma saymak mümkün değildir. Buna göre, diğer koşulları gerçekleştirmiş olanlar eğer anılan maddelerin kapsamına giriyorlarsa, sigortalı sayılamayacak ve 506 veya 5510 sayılı Kanun'larda düzenlenen haklardan yararlanamayacaklardır. Yeri gelmişken belirtilmelidir ki, mülga 1475 sayılı İş Kanunu’nun 5/1. maddesi ve 4857 sayılı İş Kanunu’nun 4/1. maddeleri uyarınca, İş Kanun'ları hükümleri ev hizmetlerine ve ev hizmetleri çalışanlarına uygulanamayacak, bu işler ve bu işleri yapan kişiler Borçlar Kanunu’nun hizmet akdini düzenleyen hükümlerine tabi olacaklardır. Evde yapılan işle, ev hizmetleri arasında bazı farklılıkların da tanımlanması gerekir. Ev hizmeti evde yapılmakla birlikte, herhangi bir iş olmayıp doğrudan yaşanan mekâna yönelik bir iştir. Yaşanan konutla doğrudan bağlantı içerisindedir. Doğrudan eve ve ev yaşamına yöneliktir. Dolaylı olarak ev yaşamına katkıda bulunan, onu kolaylaştıran hizmetlerdir. Ev hizmetinin doğrudan eve veya ev yaşamına yönelik olması gerekir. Ev hizmeti evden soyutlanamaz (Okur A. R., Ev Hizmetlerinde (İşlerinde) Çalışanların Sigortalılığı, Kamu-İş Dergisi, Cilt 7, Sayı 3, 2004, s. 10). Bir işin ev hizmeti sayılabilmesi için yapılan işin evde gündelik yaşamın gerektirdiği faaliyetler kapsamında ev yaşamının gündelik, olağan gereksinmelerini karşılayan işlerdir (Mollamahmutoğlu H., İş Hukuku, Turhan, Ankara, 2004, s. 179). Öğretide ev hizmetleri, evde gündelik yaşamın gerektirdiği; temizlik, yemek, çamaşır, ütü, çocuk bakımı, mürebbiyelik gibi işler olarak kabul görmektedir. Ev hizmetleri çalışanları ise uşak, kahya, hizmetçi, temizlikçi, aşçı, çocuk bakıcısı, bahçıvan, şoför, bekçi, hayvan bakıcısı vb. evin gündelik işleyişine ilişkin faaliyetleri yürüten kişiler olarak kabul görmektedir ((N. Gökçek Karaca, F. Kocabaş, Ev Hizmetlerinde Çalışanların Karşılaştıkları Sorunların Türkiye Açısından Değerlendirilmesi, Kamu-İş Dergisi, 2009, cilt 10, sayı 4, sayfa 172’den atfen; Çenberci M., 1475 sayılı İş Kanunu Şerhi, 1986, s.190-191; Mollamahmutoğlu, a.g.e., s. 179; Çelik N., İş Hukuku Dersleri, B. 20, Beta, İstanbul, 2007, s. 70; Süzek S., İş Hukuku, B. 2, İstanbul, Beta 2005, s. 180; Okur A., a.g.e. s. 348-349; Erkul İ-Karaca N, 4857 sayılı İş Kanunu Uygulaması, Nisan Yayınları Eskişehir 2004, s. 67; Tunçomağ K., İş Hukuku, İstanbul 1988, s. 44-46; Akyiğit E., İçtihatlı ve Açıklamalı 4857 Sayılı İş Kanunu Şerhi, C. 1, B. 3, Ankara 2008, s. 285; ... E., Aydın U., İş Hukuku (Yeni İş Yasaları) B. 3, ... Yayınları, Ankara 2007, s. 32; Tunçomağ K-Centel T., İş Hukukunun Esasları, B. 4, İstanbul 2005, s. 38; Narmanlıoğlu Ü, İş Hukuku (Ferdi İş İlişkileri), B. 2, Ankara 1994, ... Yayınları, s. 71; Eyrenci Ö- Taşkent S- Ulucan D, Bireysel İş Hukuku, Legal Yayınları, İstanbul 2004, s. 43). Yukarıda ayrıntıları açıklandığı üzere, “ev hizmetleri” 506 sayılı Kanun ile tamamen sigortalılık dışında tutulmuş iken 2100 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikle ev hizmetlerinde sadece “ücretle ve sürekli olarak çalışanlar” sigortalı sayıldıklarından, bu kişilerin sigortalı olarak kabul edilebilmesi için önemli olan, ev hizmetinde geçen çalışmanın ücretle yapılması ve sürekli olmasıdır. Sürekli çalışma kavramı yönünden uygulamada, haftanın çoğu ev işlerinde geçirilmiş ve çalışma bir süre devam etmişse, bu çalışma sigortalı çalışma olarak değerlendirilmekte, süreklilik için çalışmanın belli bir yoğunluğa ulaşması aranmaktadır. Mülga 506 sayılı Kanun ile 5510 sayılı Kanun uyarınca “iş” tanımı açık olup, burada “iş” ev hizmetidir. Bu nedenle ölçü, işin niteliği değil ev işinde çalışanın, bu işte ne kadar süre çalıştığıdır. Ev işlerinde çalışma devamlı ise sürekli sayılacak, devamlılık yoksa, iş belirsiz aralıklarla geçici olarak ya da çağrı üzerine yapılıyorsa süreksiz sayılacaktır. 3.Eldeki incelemeye konu dosyada, davacının davalı ... ve eşi ...'a hasta bakıcı olarak baktığı konusundaki Mahkemenin kabulüne yönelik olgu doğru ise de, fiili çalışmanın hangi tarihte başladığı konusunda yapılan araştırma yapılan araştırma yetersiz olup, Mahkemece beyanı alınan komşu tanıklara, hizmet tespitine konu olan çalışma süresinin uzun bir zaman dilimine karşılık gelmesine rağmen, davacının davalıya ait evde çalışmaya başladığı tarihi nasıl hatırladıkları sorulmadığı gibi, Mahkemenin kabulüne konu hizmet başlangıç tarihinin başkaca delillerle desteklenmediği anlaşılmaktadır. Bu kapsamda, tanıklar yeniden dinlenmek suretiyle, davacının davalı ...'a ait evde hasta bakıcı olarak çalıştığına yönelik iddiası kapsamında, davalı ...'ın ve eşinin bakım ihtiyacının hangi tarihte başladığı konusunda ayrıntılı beyanları alınmalı, varsa buna ilişkin tedavi kayıtları celp edilmeli, davacının hasta bakım görevini yerine getirirken, alışveriş yaptığı market, manav, fırın gibi komşu iş yeri sahipleri ve çalışanları tespit edilerek davacının çalışma süresi konusunda ifadelerine başvurulmalı, varsa ifadeler arasındaki çelişkiler giderilmelidir. Diğer yandan, davalı ...'ın mirasçılarından davalı ... ile ilgili olarak ceza dosyası kapsamında, 2014 yılında davacının , davalı ... 'ın annesine baktığına yönelik ifadeler yine davacının anılan dosya kapsamında verdiği ifadede ... ve ...'ın anne ve babasına baktığı yönündeki beyanları da dikkate alınmak suretiyle, Mahkemece davacının 2014 yılından önce hangi tarihte davalı ... yanında çalışmaya başladığı hususu açıklığa kavuşturulmalı, uyuşmazlık konusu husus hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde çözümlenip deliller hep birlikte değerlendirilip takdir edilerek, varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmelidir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle, 1. Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurularının esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Temyiz harcının istek halinde ilgililere iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 11.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.