3. Ceza Dairesi 2021/16153 E. , 2023/2316 K. "İçtihat Metni" ¸ T. C. Y A R G I T A Y 3. C E Z A D A İ R E S İ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A Y A R G I T A Y İ L Â M I İNCELENEN KARARIN; MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma HÜKÜM : İlk derece mahkemesince verilen beraat hükmüne yönelik istinaf başvurusunun esastan reddi TEMYİZ EDENLER : Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısı ve sanık müdafii TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istin
**3. Ceza Dairesi 2021/16153 E. , 2023/2316 K.** **"İçtihat Metni"** ¸ T. C. Y A R G I T A Y 3. C E Z A D A İ R E S İ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A Y A R G I T A Y İ L Â M I İNCELENEN KARARIN; MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma HÜKÜM : İlk derece mahkemesince verilen beraat hükmüne yönelik istinaf başvurusunun esastan reddi TEMYİZ EDENLER : Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısı ve sanık müdafii TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 5271 sayılı Kanun’un 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir. I. HUKUKÎ SÜREÇ 1.Samsun 3. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 17.10.2018 tarihli, 2018/150 Esas ve 2018/4097 sayılı Kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan dolayı cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmış ise de; sanığın müsnet suçu işlediğine dair mahkumiyetine yeter derecede, kuvvette, kesin, inandırıcı ve her türlü şüpheden uzak delil elde edilemediğinden yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması sebebiyle 5271 sayılı Kanun'un 223/2-e. maddesi gereğince atılı suçtan sanığın beraatına karar verilmiştir. 2. Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesi'nin 13.03.2019 tarihli, 2018/3357 Esas ve 2019/553 sayılı Kararı ile, kararda bir isabetsizlik görülmediği anlaşıldığından, istinaf başvurusunda bulunan sanık müdafii ve Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısının istinaf itirazları yerinde görülmemiş olmakla istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. 3. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca özet olarak; Sanığın eylemlerinin silahlı terör örgütüne yardım etme suçunu oluşturduğundan bahisle hükmün bozulmasına karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dosya Daire'ye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ A-Bölge Adliye Mahkemesi savcısının temyiz istemi: 1-Sanığın silahlı terör örgütüne üyelik suçundan cezalandırılması gerektiğine, 2-Beraat hükmünün kanun maddesinin yazılmamasının hukuka aykırı olduğuna, B-Sanık müdafiinin temyiz istemi: Beraat kararının CMK'nın 223/2 a veya b bendi gereği verilmesi gerektiğine ve sair nedenlere ilşkindir. III. OLAY VE OLGULAR Temyizin kapsamına göre; A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü Sanığın terör örgütü üyeliğini çağrıştırır süreklilik, çeşitlilik ve devamlılık gösteren fiil ve davranışlarının tespit edilemediği, sanığın örgütle iltisaklı olması sebebiyle kapatılan Salıpazarı Eğitim Kültür, Yardımlaşma ve Dayanışma derneğine üye olması, örgüte müzahir Zaman Gazetesine abone olması şeklindeki eylemlerinin terör örgütüne sempatizanlık düzeyinde kaldığı, terör örgütü üyeliği yahut örgüt üyesi olmamakla birlikte örgüte yardım olarak değerlendirilemeyeceği, şahit F. Ö.nün kendisinin bizzat katılmadığı bir örgüt toplantısında sanığın olduğu yönündeki beyanlarını destekleyecek nitelikte dosyada somut bir delil bulunmadığı, bu nedenle şahit F. Ö.'nün ve diğer şahitlerin beyanlarının soyut beyanlardan ibaret olduğu ve bu beyanlara da itibar edilemeyeceği, bu nedenlerle sanığın örgüt üyesi olmadığı yönündeki savunması da dikkate alındığında savunmasının aksine FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyesi olduğuna yönelik cezalandırılmasına yeterli her türlü kuşkudan uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği, her hukuk devletinde kabul edilen ve masumluk karinesi ile sıkı bir ilişkisi bulunan şüpheden sanık yararlanır ilkesine göre yapılan ceza muhakemesinin sonunda fiilin sanık tarafından işlendiğinin yüzde yüz açıklığa ulaşmadığı durumlarda mahkumiyet kararının verilemeyeceği atılı suçun işlendiği yönünde iddianın şüpheli kaldığı anlaşılmış, şüpheden sanık yararlanır evrensel hukuk kuralı gereğince sanığın atılı suçu işlediğinin sabit olmaması nedeniyle aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü Sanığın beraatine dair İlk Derece Mahkemesinin kararında her hangi bir isabetsizlik görülmemiş ve hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların istinaf denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı anlaşılmakla; sanık müdafî ve o yer Cumhuriyet savcısının istinaf dilekçelerinde ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmediğinden hükme yönelik istinaf başvurularının 5271 sayılı CMK'nın 280/1-a maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir. IV. GEREKÇE Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan inceleme sonunda; a) Örgüt üyesi, örgüt amacını benimseyen, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olan ve bu suretle verilecek görevleri yerine getirmeye hazır olmak üzere kendi iradesini örgüt iradesine terk eden kişidir. Örgüt üyeliği, örgüte katılmayı, bağlanmayı, örgüte hakim olan hiyerarşik gücün emrine girmeyi ifade etmektedir. Örgüt üyesi örgütle organik bağ kurup faaliyetlerine katılmalıdır. Organik bağ, canlı, geçişken, etkin, faili emir ve talimat almaya açık tutan ve hiyerarşik konumunu tespit eden bağ olup, üyeliğin en önemli unsurudur. Örgüte yardımda veya örgüt adına suç işlemede de, örgüt yöneticileri veya diğer mensuplarının emir ya da talimatları vardır. Ancak örgüt üyeliğini belirlemede ayırt edici fark, örgüt üyesinin örgüt hiyerarşisi dahilinde verilen her türlü emir ve talimatı sorgulamaksızın tamamen teslimiyet duygusuyla yerine getirmeye hazır olması ve öylece ifa etmesidir. Silahlı örgüte üyelik suçunun oluşabilmesi için örgütle organik bağ kurulması ve kural olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerin bulunması aranmaktadır. Ancak niteliği, işleniş biçimi, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, örgütün amacı ve menfaatlerine katkısı itibariyle süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk özelliği olmasa da ancak örgüt üyeleri tarafından işlenebilen suçların faillerinin de örgüt üyesi olduğunun kabulü gerekir. Örgüte sadece sempati duymak ya da örgütün amaçlarını, değerlerini, ideolojisini benimsemek, buna ilişkin yayınları okumak, bulundurmak, örgüt liderine saygı duymak gibi eylemler örgüt üyeliği için yeterli değildir. (Evik, Cürüm işlemek için örgütlenme, syf. 383 vd.) Örgüt üyesinin, örgüte bilerek ve isteyerek katılması, katıldığı örgütün niteliğini ve amaçlarını bilmesi, onun bir parçası olmayı istemesi, katılma iradesinin devamlılık arz etmesi gerekir. Örgüte üye olan kimse, bir örgüte girerken örgütün kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla kurulan bir örgüt olduğunu bilerek üye olmak kastı ve iradesiyle hareket etmelidir. Suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olmak suçu için de saikin "suç işlemek amacı" olması aranır. (... özel kısım syf. 263-266, Alacakaptan Cürüm İşlemek İçin Örgüt syf. 28, Özgenç Genel Hükümler syf. 280) Suç örgütünün tanımlanıp yaptırıma bağlandığı 5237 sayılı TCK’nın 220 inci maddesinin 7 nci fıkrasında yardım fiiline yer verilmiştir. “Örgüt içindeki hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte, örgüte bilerek ve isteyerek yardım eden kişinin, örgüt üyesi olarak” cezalandırılacağı belirtilmiş, anılan normun konuluş amacı, gerekçesinde; “örgüte hakim olan hiyerarşik ilişki içinde olmamakla beraber, örgütün amacına bilerek ve isteyerek hizmet eden kişi, örgüt üyesi olarak kabul edilerek cezalandırılır.” şeklinde açıklanmış, 765 sayılı TCK’nın sistematiğinden tamamen farklı bir anlayışla düzenlenen maddede yardım etme fiilleri de örgüt üyeliği kapsamında değerlendirilerek, bağımsız bir şekilde örgüte yardım suçuna yer verilmemiştir. Yardım fiilini işleyen failin örgütün hiyerarşik yapısına dahil olmaması, yardımda bulunduğu örgütün TCK’nın 314 üncü maddesi kapsamında silahlı terör örgütü olduğunu bilmesi, yardımın örgütün amacına hizmet eder nitelikte bulunması yardım ettiği kişinin örgüt yöneticisi ya da üyesi olması gereklidir. Yardımdan fiilen yararlanmak zorunlu değildir. Örgütün istifadesine sunulmuş olması ve üzerinde tasarruf imkanının bulunması suçun tamamlanması için yeterlidir. Yardım fiilleri örgüte silah sağlama ve terörün finansmanı dışında tahdidi olarak sayılmamıştır. Her ne surette olursa olsun örgütün hareketlerini kolaylaştıran ve yaşantısını sürdürmeye yönelik eylemler yardım kapsamında görülebilir (Yargıtay Ceza Genel Kurulu 11.11.1991 tarih, Esas 9-242, Karar 305). Yardım teşkil eden hareketin başlı başına suç teşkil etmesi gerekmez. Yardım bir kez olabileceği gibi birden çok şekilde de gerçekleşebilir. Ancak yardım teşkil eden faaliyetlerde devamlılık, çeşitlilik veya yoğunluk var ise örgüt üyesi olarak da kabul edilebilecektir. b) Bu bilgiler ışığında somut olay değerlendirildiğinde; Örgütün Salıpazarı yapılanmasında, örgütsel toplantıların yapıldığı Salıpazarı ve Köyleri Eğitim Kültür ve Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği'nin (SAY-DER) denetleme kurulu asil üyesi olarak toplantı organizasyonu içinde faaliyet gösteren, bu toplantılara katılan, örgütün yayın organı olan Zaman gazetesinin uzun süre dağıtıcılığını yapan, protesto gösterilerine iştirak eden ve sosyal medya hesabında örgüt lehine paylaşımlarda bulunan sanığın eylemlerinin süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluğu itibariyle müsnet silahlı terör örgütü üyeliği suçunu oluşturacağı nazara alındığında, müsnet suçtan mahkumiyeti yerine, delillerin değerlendirilmesinde yanılgıya düşülerek yerinde olmayan gerekçe ile beraat hükmü kurulması hukuka aykırı bulunmuştur. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık müdafiinin ve BAM C.savcısının temyiz istemi yerinde görüldüğünden Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesi'nin 13.03.2019 tarihli, 2018/3357 Esas ve 2019/553 sayılı Kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, 28.02.2019 tarihinde yürürlüğe giren 20.02.2019 tarih ve 7165 sayılı Kanun'un 8 inci maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun'un 304/2 nci maddesinin a bendi uyarınca dosyanın Samsun 3. Ağır Ceza Mahkemesine, kararın bir örneğinin Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 25.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. ... ... ... ... ...