Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2020/6893 E. , 2024/6788 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2020/6893 Karar No : 2024/6788 DAVACI : ... DAVALI : ... Bakanlığı / ... VEKİLİ : Av. ... DAVANIN_KONUSU: 13/02/2018 tarihli ve 30331 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan İkinci El Motorlu Kara Taşıtlarının Ticareti Hakkında Yönetmelik'in, 15/08/2020 tarih ve 31214 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Yönetmelik ile değiştirilen 6. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendinin (5) numaralı alt
Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2020/6893 E. , 2024/6788 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2020/6893 Karar No : 2024/6788 DAVACI : ... DAVALI : ... Bakanlığı / ... VEKİLİ : Av. ... DAVANIN_KONUSU: 13/02/2018 tarihli ve 30331 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan İkinci El Motorlu Kara Taşıtlarının Ticareti Hakkında Yönetmelik'in, 15/08/2020 tarih ve 31214 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Yönetmelik ile değiştirilen 6. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendinin (5) numaralı alt bendindeki "Kasten işlenen bir suçtan dolayı beş yıldan fazla kesinleşmiş hapis cezası almamış" ibaresinin iptali istenilmektedir. DAVACININ_İDDİALARI :Davacı tarafından, ... Ağır Ceza Mahkemesinin E:..., K:... sayılı kararıyla 16 yıl 8 ay hapis cezası aldığı, ancak bu cezanın infaz edilmiş olmasına rağmen iptali istenilen düzenleme ile ikinci el taşıt ticareti işinin kendisine tümüyle yasaklandığı, suçun işlendiği zamandan çok sonra çalışma hayatına girmekten alıkonulduğu, bu durumun, kendisini mağdur ettiği ve Anayasa'nın çalışma hakkını düzenleyen 49. maddesi, suç ve cezalara ilişkin esasları düzenleyen 38. maddesi ile vergi ödevini düzenleyen 73. maddesine aykırı olduğu, dolayısıyla Anayasa ile güvence altına alınan temel hakların ihlal edildiği ileri sürülmektedir. DAVALININ_SAVUNMASI:Davalı idare tarafından, usul yönünden, davanın süresinde açılmadığı; esas yönünden, 6585 sayılı Perakende Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun'un 16. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi ile Bakanlığın açıkça taşınmaz ve ikinci el motorlu kara taşıtı alım satımı gibi ticari faaliyetleri yürütenlere yönelik mesleki davranış kurallarını belirlemeye ve bu faaliyetlerin yürütülmesine ilişkin düzenlemeler yapmaya görevli ve yetkili kılındığı, Bakanlığa verilen bu görevin yalnızca mesleki davranış kurallarının belirlenmesiyle sınırlı olmayıp aynı zamanda bu ticari faaliyetlerin yürütülmesine ilişkin düzenlemeler yapmayı da kapsadığı, yetki belgesi alınabilmesi için kasten işlenen bir suçtan veya belirli suçlardan hüküm giyilmemiş olmasına yönelik düzenlemenin de bu çerçevede yürürlüğe konulduğu, iptali talep edilen ibarenin, ikinci el motorlu kara taşıtı ticaretinde nitelikli insan kaynağı oluşturulması, ikinci el motorlu kara taşıtı ticaretinin nitelikli bir ortamda yapılması, bu işletmelerde hizmet kalitesi ile tüketici memnuniyetinin artırılması ve bu sayede saygınlık ve güvenin ötesinde kamu yararının gözetilmesi amacıyla getirildiği, 6585 sayılı Kanun ile Bakanlığa tevdi edilen yetkinin 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile görevlendirilmesi gereği kullanıldığı, eski düzenlemeye nazaran dava konusu değişikliğin daha hafif nitelikte olduğu ve anılan şartı sağlamanın başvuru sahipleri lehine kolaylaştırıldığı, yetki belgesi alınmasına engel teşkil eden suça ilişkin olarak 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu'nun 13/A maddesi uyarınca yasaklanmış hakların geri verilmesi kararı alınması ve yetki belgesi verilmesinde aranan diğer şartların da sağlanması koşuluyla, bu kararı alan kişinin sahibi veya temsilcisi olduğu işletmelere yetki belgesinin verildiği, ikinci el motorlu kara taşıtı alım satım faaliyetinin, günümüze kadar kendisine has özel bir düzenleme olmaksızın yapıldığı, ancak bu faaliyete ilişkin piyasada yaşanan güven sorunlarının ve buna bağlı kamuoyu nezdinde oluşan olumsuz algı ve düşük meslek itibarının, Bakanlığı bu alanı düzenlemeye yönelttiği, bu nedenle dava konusu düzenlemede hukuka aykırılık bulunmadığı savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ: ... DÜŞÜNCESİ : Davanın reddi gerektiği düşünülmektedir. DANIŞTAY SAVCISI:... DÜŞÜNCESİ : Dava, 15/08/2020 tarihli, 31214 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan İkinci El Motorlu Kara Taşıtlarının Ticareti Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 5'inci maddesi ile değiştirilen, İkinci El Motorlu Kara Taşıtlarının Ticareti Hakkında Yönetmeliğin 6'ncı maddesinin 1'inci fıkrasında yer verilen "Kasten işlenen bir suçtan dolayı beş yıldan fazla kesinleşmiş hapis cezası almamış" ibaresinin iptali istemiyle açılmıştır. Davalı idare tarafından süresinden sonra dava açıldığı ileri sürülmekte ise de; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 7'nci maddesinin 1'inci ve 4'üncü fıkralarına göre, düzenleyici işlemler, ilan tarihinden itibaren işlemeye başlayan dava açma süresi içerisinde idari davaya konu edilebileceğinden, olayda da, 15/08/2020 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanan düzenleyici işlemin 14/10/2020 tarihinde kayda giren dilekçeyle süresi içerisinde açılan davada iptalinin istenilmiş olması karşısında, söz konusu iddiada yasal isabet görülmemiştir. Öte yandan; 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 124'üncü maddesinde, Cumhurbaşkanı, bakanlıklar ve kamu tüzelkişilerinin, kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla, yönetmelikler çıkarabileceği, kuralına yer verilmiştir. Perakende işletmelerin açılış ve faaliyete geçiş işlemlerinin kolaylaştırılması, perakende ticaretin serbest piyasa ortamında etkin ve sürdürülebilir rekabet şartlarına göre yapılması, tüketicinin korunması, perakende işletmelerin dengeli bir şekilde büyüme ve gelişmesinin sağlanması ve perakende işletmelerin faaliyetleri ile bunların birbirleri, üretici ve tedarikçilerle ilişkilerinin düzenlenmesi amacıyla uygulamaya konulan 6585 sayılı Perakende Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanunun 2'nci maddesinde, bu Kanunun; perakende işletmelerin açılış, faaliyet ve denetimlerine ilişkin usul ve esaslar ile bu Kanunun uygulanmasında Bakanlık, yetkili idare ve diğer kamu kurum ve kuruluşlarının görev, yetki ve sorumluluklarını kapsadığı, kurala bağlanmış, 16'ncı maddesinin 1'inci fıkrasının (b) bendinde de, taşınmaz ve ikinci el motorlu kara taşıtı alım satımı gibi ticari faaliyetleri yürütenlere yönelik mesleki davranış kurallarını belirlemek ve bu faaliyetlerin yürütülmesine ilişkin düzenlemeler yapmak, Bakanlığın görev ve yetkileri arasında sayılmıştır. 10/07/2018 tarih ve 30474 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 446'ncı maddesinin 1'inci fıkrasının (g) bendinde, ilgili Kanun kapsamında, esnaf ve sanatkâr işletmelerinin ticari faaliyetlerini ilgilendiren hususlarda ilgili Genel Müdürlükle işbirliği içinde hareket etmek suretiyle perakende ticarete yönelik düzenlemeler yapmak, perakende ticarete ilişkin mevzuatla verilen görevleri yerine getirmek, perakende sektörünün sağlıklı bir şekilde büyümesi ve gelişmesine yönelik çalışmalar yapmak ve gerekli tedbirleri almak, elektronik ticarete yönelik düzenlemeler yapmak, bu konuda mevzuatla verilen görevleri yerine getirmek, elektronik ticaretin gelişimine ilişkin çalışmalar yapmak ve gerekli tedbirleri almak, görev ve yetkisi Ticaret Bakanlığına verilmiştir. Yukarıda yer verilen hükümlerin değerlendirilmesinden; hem elektronik ticarete hem de perakende ticarete yönelik düzenleme yapmak görev ve yetkisinin davalı idareye ait olduğu, perakende ticarete yönelik yetkinin dayanağını oluşturan 6585 sayılı Kanun ile perakende işletmelerin açılış ve faaliyete geçiş işlemlerinin kolaylaştırılması, perakende ticaretin serbest piyasa ortamında etkin ve sürdürülebilir rekabet şartlarına göre yapılması, tüketicinin korunması, perakende işletmelerin dengeli bir şekilde büyüme ve gelişmesinin sağlanması ve perakende işletmelerin faaliyetleri ile bunların birbirleri, üretici ve tedarikçilerle ilişkilerinin düzenlenmesinin amaçlandığı, anılan Kanunun 16'ncı maddesinin 1'inci fıkrasının (b) bendi ile davalı idareye verilen görev ve yetkinin, "galericilik” olarak bilinen ikinci el motorlu kara taşıtı alım satımı gibi ticari faaliyetleri yürütenler ile bu ticari faaliyetin yürütülmesine yönelik olduğu sonucuna varılmaktadır. 6585 sayılı Kanunun 16'ncı maddesinin 1'inci fıkrasının (b) bendi ile 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 446'ncı maddesine dayanılarak hazırlanan ve 13/02/2018 tarih ve 30331 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan İkinci El Motorlu Kara Taşıtlarının Ticareti Hakkında Yönetmeliğin 1'inci maddesinde, Yönetmeliğin amacının ikinci el motorlu kara taşıtı ticaretine ilişkin usul ve esasları düzenlemek olduğu, 2'nci maddesinin 1'inci fıkrasında da, Yönetmeliğin, gerçek veya tüzel kişi tacirler ile esnaf ve sanatkârların ikinci el motorlu kara taşıtı ticareti faaliyetlerini, yetki belgesinin verilmesi, yenilenmesi ve iptaline ilişkin usul ve esasları, ikinci el motorlu kara taşıtı ticaretiyle iştigal eden işletmelerin yükümlülükleri ile toplu iş yeri ve taşıt pazarlarında aranan şartları, ikinci el motorlu kara taşıtı ticaretinde ödeme yöntemlerini ve Bakanlık, yetkili idare ve diğer ilgili kurum ve kuruluşların ikinci elmotorlu kara taşıtı ticaretine ilişkin görev, yetki ve sorumluluklarını kapsadığı ifade edilmiştir. Aynı Yönetmeliğin 4'üncü maddesinin 1'inci fıkrasının d bendinde, "ikinci el motorlu kara taşıt ticareti"nin, Doğrudan veya aracılık yapılmak suretiyle gerçekleştirilen ikinci el motorlu kara taşıtının satışı ve pazarlanmasıyla ilgili faaliyetler bütününü; ikinci el motorlu kara taşıtı ticaretiyle iştigal eden işletmede iş sözleşmesi ile çalışan pazarlama ve satış personelini; i bendinde, "Motorlu kara taşıtları alım satım sorumlusu"nun, İkinci el motorlu kara taşıtı ticaretiyle iştigal eden gerçek kişi tacirler ile esnaf ve sanatkârların kendilerini, ticaret şirketleri ve diğer tüzel kişi tacirler ile şubelerde ise bu faaliyetleri yürüten yetkili temsilcileri; l bendinde de "Yetki belgesi"nin, İkinci el motorlu kara taşıtı ticaretiyle iştigal edilebilmesi için ticari işletmeler ile esnaf ve sanatkâr işletmeleri adına düzenlenen belgeyi, ifade ettiği belirtilmiştir. Görüldüğü üzere dava konusu Yönetmelik, 6585 sayılı Kanunda belirtilen amaçlar doğrultusunda faaliyet konusu ikinci el motorlu kara taşıtı ticareti olan gerçek ve tüzel kişi tacirler ile esnaf ve sanatkarlara yönelik standartları belirleyen, başka bir deyişle, söz konusu alanda ticaret ile uğraşanlara özgü bir düzenleme olduğundan, taşınmaz ve ikinci el motorlu kara taşıtı alım satımı gibi ticari faaliyetleri yürütenlere yönelik mesleki davranış kurallarını belirlemeye ve bu faaliyetlerin yürütülmesine ilişkin düzenlemeler yapma konusunda görev ve yetkisi bulunmakla birlikte; Yönetmeliğin 6'ncı maddesinin 1'inci fıkrasının (d) bendinin 5 numaralı alt bendinde yer verilen "Kasten işlenen bir suçtan dolayı beş yıldan fazla kesinleşmiş hapis cezası almamış" kuralı, ikinci el motorlu kara taşıtı alım satım faaliyeti ile iştigal edenler bakımından çalışma hakkını tamamen yasaklayıcı nitelikte, Kanunda sayılmayan bir kısıtlama ve/veya yasaklama getirdiğinden, dava konusu düzenlemede hukuka ve üst norma uyarlık görülmemiştir. Kaldı ki; 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun "Belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılma” başlıklı 53'üncü maddesinde; kişinin, kasten işlemiş olduğu suçtan dolayı hapis cezasına mahkûmiyetin kanuni sonucu olarak yoksun bırakılacağı hakların, kişinin, işlemiş bulunduğu suç dolayısıyla mahkûm olduğu hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar kullanılamayacağı kuralı getirilmiş olup; suç ve cezalarla ilgili temel kanunda bile cezasını tamamlayanlarla ilgili bir kısıtlama getirilmemiştir. Açıklanan nedenlerle, İkinci El Motorlu Kara Taşıtlarının Ticareti Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 5'inci maddesi ile değiştirilen esas Yönetmeliğin 6'ncı maddesinin 1'inci fıkrasının (d) bendinin (5) numaralı alt bendinde yer verilen "Kasten işlenen bir suçtan dolayı beş yıldan fazla kesinleşmiş hapis cezası almamış” ibaresinin iptaline karar verilmesinin uygun olacağı düşünülmektedir. 29/06/2022 TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince duruşma için taraflara önceden bildirilen 24/12/2024 tarihinde, davacı ...'ı temsilen gelen olmadığı, davalı Ticaret Bakanlığını temsilen vekili Av. ... ...'ın geldiği, Danıştay Savcısının hazır olduğu görülmekle, açık duruşmaya başlandı. Hazır bulunan davalı idare vekiline usulüne uygun olarak söz verilerek dinlendikten ve Danıştay Savcısının düşüncesi alındıktan sonra davalı idare vekiline son kez söz verilip, duruşma tamamlandı. Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE : MADDİ OLAY : İkinci el motorlu kara taşıtlarının ticareti, 6585 sayılı Perakende Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun ile buna dayanılarak hazırlanıp 13/02/2018 tarihli ve 30331 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan İkinci El Motorlu Kara Taşıtlarının Ticareti Hakkında Yönetmelik öncesinde, kanun koyucu ve idare tarafından özel olarak düzenlenmemiş, genel hükümler çerçevesinde yürütülen bir faaliyet iken; ilk kez 6585 sayılı Kanun ve dava konusu Yönetmelik ile normatif düzenlemeye kavuşturulmuştur. Bahse konu Yönetmeliğin yürürlüğünden önce davacı, gerçek kişi tacir sıfatıyla ikinci el motorlu kara taşıtı ticareti işiyle iştigal etmekte iken, hakkında yapılan ceza kovuşturması neticesinde, ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla "tasarlayarak adam öldürme suçuna yardım etme" suçundan 16 yıl 8 ay hapis cezasına mahkum edilmiş ve anılan hüküm Yargıtay ... Ceza Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı onama kararıyla kesinleşmiştir. Bilahare, 13/02/2018 tarihli ve 30331 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan İkinci El Motorlu Kara Taşıtlarının Ticareti Hakkında Yönetmeliğin 6. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendinin (5) numaralı alt bendinde, 15/08/2020 tarih ve 31214 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan İkinci El Motorlu Kara Taşıtlarının Ticareti Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 5. maddesi ile değişiklik yapılması üzerine, davacı tarafından, anılan alt bentte yer alan "Kasten işlenen bir suçtan dolayı beş yıldan fazla kesinleşmiş hapis cezası almamış" ibaresinin, eskiye nazaran daha ağır bir düzenleme içerdiğinden bir daha mevcut ticari faaliyetini sürdüremeyecek hale getirdiği iddia edilerek iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır. Her ne kadar 13/02/2018 tarih ve 30331 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan İkinci El Motorlu Kara Taşıtlarının Ticareti Hakkında Yönetmelik ile dava konusu ibareyi de içeren değişiklikleri, 27/08/2024 tarih ve 32645 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Motorlu Kara Taşıtlarının Ticareti Hakkında Yönetmeliğin 32. maddesiyle bütünüyle yürürlükten kaldırılmış ise de, dava konusu ibarenin benzer şekilde yeni Yönetmelikte (m.6/1-ç-4) de yer aldığı, bu haliyle davacının iddialarının ortadan kalkmadığı ve uyuşmazlığın konusuz kaldığından bahsedilemeyeceği sonucuna varıldığından uyuşmazlığın esasına geçilmiştir. USUL YÖNÜNDEN: Davalı idare tarafından, süresinde açılmadığından davanın süre aşımı nedeniyle reddi gerektiği ileri sürülmüştür. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Dava açma süresi" başlıklı 7. maddesinin 1. fıkrasında, dava açma süresinin özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştayda altmış gün olduğu; 4. fıkrasında, ilanı gereken düzenleyici işlemlerde dava açma süresinin, ilan tarihini izleyen günden itibaren başlayacağı; "Sürelerle ilgili genel esaslar" başlıklı 8. maddesinin 1. fıkrasında, sürelerin tebliğ, yayın veya ilan tarihini izleyen günden itibaren işlemeye başlayacağı; 2. fıkrasında, sürenin son günü tatil gününe rastlarsa, sürenin tatil gününü izleyen çalışma gününün bitimine kadar uzayacağı; 3. fıkrasında ise, sürelerin bitmesinin çalışmaya ara verme zamanına rastlaması halinde bu sürelerin, ara vermenin sona erdiği günü izleyen tarihten itibaren yedi gün uzamış sayılacağı hüküm altına alınmıştır. Uyuşmazlık konusu olayda, dava konusu düzenlemenin 15/08/2020 tarih ve 31214 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğü girdiği dikkate alındığında, altmış günlük yasal dava açma süresinin son gününün 14/10/2020 tarihi olduğu, bakılan davanın ise son gün, yani 14/10/2020 tarihinde açıldığı görüldüğünden, davalı idarenin davanın süresinde açılmadığına ilişkin itirazının yerinde olmadığı sonucuna varılarak işin esasına geçilmiştir. ESAS YÖNÜNDEN: İlgili Mevzuat: Dava konusu Yönetmeliğin dayanağını teşkil eden 6585 sayılı Perakende Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun'un; "Amaç" başlıklı 1. maddesinde, "Bu Kanunun amacı; perakende işletmelerin açılış ve faaliyete geçiş işlemlerinin kolaylaştırılması, perakende ticaretin serbest piyasa ortamında etkin ve sürdürülebilir rekabet şartlarına göre yapılması, tüketicinin korunması, perakende işletmelerin dengeli bir şekilde büyüme ve gelişmesinin sağlanması ve perakende işletmelerin faaliyetleri ile bunların birbirleri, üretici ve tedarikçilerle ilişkilerinin düzenlenmesidir." hükmüne; "Tanımlar" başlıklı 3. maddesinde, "(1) Bu Kanunun uygulanmasında; ... b) Bakanlık: Gümrük ve Ticaret Bakanlığını, d) Esnaf ve sanatkâr işletmesi: 7/6/2005 tarihli ve 5362 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar Meslek Kuruluşları Kanununun 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde tanımlanan esnaf ve sanatkârlarca işletilen işletmeyi, ... ... ı) Perakende işletme: Alışveriş merkezi, büyük mağaza, zincir mağaza, bayi işletme, özel yetkili işletme, perakende ticaretle uğraşan diğer ticari işletmeler ile esnaf ve sanatkâr işletmelerini, i) Perakende ticaret: Mal ve hizmetlerin perakende işletmelerce satışı ve pazarlanmasıyla ilgili faaliyetler bütününü ifade eder." hükmüne; "Görev ve yetkiler" başlıklı 16. maddesinde ise, "Bakanlık; a) Perakende sektörünün ve perakende işletmelerin ülke genelinde dengeli bir şekilde yayılması, büyümesi ve gelişmesine yönelik çalışmalar yapmaya, b) Taşınmaz ve ikinci el motorlu kara taşıtı alım satımı gibi ticari faaliyetleri yürütenlere yönelik mesleki davranış kurallarını belirlemeye ve bu faaliyetlerin yürütülmesine ilişkin düzenlemeler yapmaya, c) İstatistiki bilgileri derlemeye, düzenlemeye ve yayımlamaya, ç) Bu Kanunun uygulanmasıyla ilgili olarak oluşan tereddütleri gidermeye, ikincil düzenlemeler yapmaya ve her türlü idari tedbiri almaya görevli ve yetkilidir." hükümlerine yer verilmiştir. 10/07/2018 tarih ve 30474 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin "İç Ticaret Genel Müdürlüğü" başlıklı 446. maddesinde, "(1) İç Ticaret Genel Müdürlüğünün görev ve yetkileri şunlardır: ... g) İlgili Kanun kapsamında, esnaf ve sanatkâr işletmelerinin ticari faaliyetlerini ilgilendiren hususlarda ilgili Genel Müdürlükle işbirliği içinde hareket etmek suretiyle perakende ticarete yönelik düzenlemeler yapmak, perakende ticarete ilişkin mevzuatla verilen görevleri yerine getirmek, perakende sektörünün sağlıklı bir şekilde büyümesi ve gelişmesine yönelik çalışmalar yapmak ve gerekli tedbirleri almak" hükmü düzenlenmiştir. Anılan mevzuat hükümlerine dayanılarak düzenlenen ve 13/02/2018 tarihli, 30331 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan İkinci El Motorlu Kara Taşıtlarının Ticareti Hakkında Yönetmeliğin, yayımlandığı tarihteki ilk halinde; "Tanımlar" başlıklı 4. maddesinin 1. fıkrasında, "ğ) Yetki belgesi: İkinci el motorlu kara taşıtı ticaretiyle iştigal edilebilmesi için ticari işletmeler ile esnaf ve sanatkâr işletmeleri adına düzenlenen belgeyi ifade eder." hükmü; "İkinci el motorlu kara taşıtı ticaretiyle iştigal edebilecek kişiler ve yetki belgesi" başlıklı 5. maddesinin 1. fıkrasında, "İkinci el motorlu kara taşıtı ticareti, işletmesi adına yetki belgesi alan tacirler ile esnaf ve sanatkârlar tarafından yapılır." düzenlemesi; "Yetki belgesi verilmesinde aranan şartlar" başlıklı 6. maddesinde, "(1) İşletmeye yetki belgesi verilebilmesi için; ... ç) Gerçek kişi tacirler ile esnaf ve sanatkârların kendilerinin, ticaret şirketleri ile diğer tüzel kişi tacirlerin temsile yetkili kişilerinden en az birinin, şubelerde ise şube müdürünün; ... 6) Kasten işlenen bir suçtan dolayı affa uğramış olsalar dahi devletin güvenliğine, Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine, milli savunmaya ve devlet sırlarına karşı suçlar ile casusluk, zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama, terörizmin finansmanı, kaçakçılık, vergi kaçakçılığı veya haksız mal edinme suçlarından hüküm giymemiş ya da ticaret ve sanat icrasından hükmen yasaklanmamış olması gerekir." kuralı; "İkinci el motorlu kara taşıtı ticaretiyle iştigal edebilecek kişiler ve yetki belgesi" başlıklı 4. maddesinin 1. fıkrasında, "İkinci el motorlu kara taşıtı ticareti, işletmesi adına yetki belgesi alan tacirler ile esnaf ve sanatkârlar tarafından yapılır." düzenlemesi; "Geçiş hükümleri" başlıklı Geçici 1. maddesinin 1. fıkrasında, "Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla ikinci el motorlu kara taşıtı ticaretiyle iştigal eden gerçek veya tüzel kişi tacirler ile esnaf ve sanatkârların bu faaliyetlerine devam edebilmeleri için bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren durumlarını bir yıl içinde, lise mezunu olma şartı hariç olmak üzere 6 ncı maddenin birinci fıkrasındaki şartlara uygun hale getirerek yetki belgesi alması gerekir." hükmü; "Yürürlük" başlıklı 24. maddesinde, "(1) Bu Yönetmeliğin; ... b) 14 üncü ve geçici 1 inci maddeleri, yayımı tarihinden itibaren altı ay sonra yürürlüğe girer." düzenlemesi yer almış iken; Önce, 10/08/2019 tarih ve 30858 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Yönetmelik ile İkinci El Motorlu Kara Taşıtlarının Ticareti Hakkında Yönetmeliğin geçici 1. maddesinde yer alan "bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren durumlarını bir yıl içinde,” ibaresi “31/12/2019 tarihine kadar durumlarını,” olarak; Ardından, 27/12/2019 tarih ve 30991 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Yönetmelik ile "31/12/2019" ibaresi "31/8/2020" olarak değiştirilmiştir. 15/08/2020 tarihli ve 31214 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan dava konusu değişiklikte ise, İkinci El Motorlu Kara Taşıtlarının Ticareti Hakkında Yönetmeliğin; "Tanımlar" başlıklı 4. maddesinin 1. fıkrasında, "... i) Motorlu kara taşıtları alım satım sorumlusu: İkinci el motorlu kara taşıtı ticaretiyle iştigal eden gerçek kişi tacirler ile esnaf ve sanatkârların kendilerini, ticaret şirketleri ve diğer tüzel kişi tacirler ile şubelerde ise bu faaliyetleri yürüten yetkili temsilcileri,... l) Yetki belgesi: İkinci el motorlu kara taşıtı ticaretiyle iştigal edilebilmesi için ticari işletmeler ile esnaf ve sanatkâr işletmeleri adına düzenlenen belgeyi ifade eder" hükümleri; "Yetki belgesi" başlıklı 5. maddesinde, "(1) İkinci el motorlu kara taşıtı ticareti, yetki belgesine sahip işletmeler tarafından yapılır." kuralı; "Yetki belgesi verilmesinde aranan şartlar" başlıklı 6. maddesinde, "(1) İşletmeye yetki belgesi verilebilmesi için; ... d) Motorlu kara taşıtları alım satım sorumlularının; ... 5) Kasten işlenen bir suçtan dolayı beş yıldan fazla kesinleşmiş hapis cezası almamış veya devletin güvenliğine, anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine, milli savunmaya ve devlet sırlarına karşı suçlar ile casusluk, zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama, terörizmin finansmanı, kaçakçılık, vergi kaçakçılığı veya haksız mal edinme, işkence, cinsel saldırı ve çocukların cinsel istismarı suçlarından hüküm giymemiş ya da ticaret ve sanat icrasından hükmen yasaklanmamış olması gerekir." kuralı; "Geçiş hükümleri" başlıklı Geçici 1. maddesinin 1. fıkrasında, "Bu fıkranın yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla ikinci el motorlu kara taşıtı ticaretiyle iştigal eden işletmelerin, 31/8/2020 tarihine kadar durumlarını bu Yönetmelikteki şartlara uygun hale getirerek yetki belgesi almaları gerekir." düzenlemesi yer almıştır. Öte yandan, dava konusu ibarenin yer aldığı İkinci El Motorlu Kara Taşıtlarının Ticareti Hakkında Yönetmelik, 27/08/2024 tarih ve 32645 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Motorlu Kara Taşıtlarının Ticareti Hakkında Yönetmeliğin 32. maddesiyle yürürlükten kaldırılmış olup, Motorlu Kara Taşıtlarının Ticareti Hakkında Yönetmeliğin "Yetki belgesi verilmesinde aranan şartlar" başlıklı 6. maddesinde, "(1) İşletmeye yetki belgesi verilebilmesi için; ... ç) Yetki belgesi başvurusunda bulunan alım satım sorumlusunun; ... 4) Kasten işlenen suçlardan dolayı beş yıldan fazla kesinleşmiş hapis cezası almamış veya devletin güvenliğine, anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine, milli savunmaya ve devlet sırlarına karşı suçlar ile casusluk, zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama, terörizmin finansmanı, kaçakçılık, vergi kaçakçılığı veya haksız mal edinme, işkence, cinsel saldırı ve çocukların cinsel istismarı suçlarından hüküm giymemiş ya da ticaret ve sanat icrasından hükmen yasaklanmamış olması gerekir." hükmüne yer verilmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Yukarıda aktarıldığı üzere, galericilik olarak da adlandırılan ikinci el motorlu kara taşıtlarının ticareti sektörünün, 6585 sayılı Perakende Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun ile buna dayanılarak hazırlanıp 13/02/2018 tarihli ve 30331 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan İkinci El Motorlu Kara Taşıtlarının Ticareti Hakkında Yönetmelik öncesinde kanun koyucu ve idare tarafından özel olarak düzenlenmemiş, genel hükümler çerçevesinde yürütülen, bu nedenle kısmen denetimsiz kalan, meslek odası kaydı, gelir veya kurumlar vergisi mükellefiyeti gibi asgari koşullar dahi sağlanmadan yürütülebilen bir faaliyet iken; ilk kez anılan Yönetmelik ile ikinci el motorlu kara taşıtları ticaretinde nitelikli insan kaynağı oluşturularak bu ticaretin yapıldığı işletmelerde hizmet kalitesi ile hizmetten yararlananların memnuniyetinin arttırılması ve mağduriyetlerinin önlenmesi şeklinde tezahür eden kamu yararının sağlanması amacıyla normatif düzenlemeye kavuşturulan bir alan olduğu, anılan Yönetmelikte 08/09/2018, 10/08/2019 ve 27/12/2019 tarihlerinde bir takım değişiklikler yapıldığı, son olarak 15/08/2020 tarihinde dava konusu değişikliği de içeren Yönetmelik değişikliğinin yürürlüğe konulduğu anlaşılmaktadır. İkinci el motorlu kara taşıtlarının alım satımı işiyle iştigal eden/edecek işletmelerin yetki belgesi almasına engel teşkil eden mahkumiyetlerin sayıldığı dava konusu Yönetmeliğin 6. maddesinin ilk halinde, kasten işlenen belirli ve ismen sayılan suçlardan hüküm giymiş olmak engel sebebi olarak sayılmış iken; dava konusu 15/08/2020 tarihli değişiklik ile ikinci el motorlu kara taşıtlarının alım satımı işiyle iştigal eden/edecek işletmelerin alım satım sorumlularının kasten işlenen bir suçtan dolayı beş yıldan fazla kesinleşmiş hapis cezası almamış olmaları gerektiği kuralına yer verilmiştir. Davacı; gerçek kişi tacir sıfatıyla ikinci el motorlu kara taşıtı ticareti işiyle iştigal etmekte iken, ... ...Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:...sayılı kararıyla "tasarlayarak adam öldürme suçuna yardım etme" suçundan 16 yıl 8 ay hapis cezasına mahkum olmuş ve anılan mahkumiyeti infaz edilmiştir. Ancak dava konusu Yönetmelik kuralı gereği bahse konu ticareti yapması tümüyle yasaklandığından, gerçek kişi tacir olarak bu faaliyeti yürütmeye devam edemediğini ve ... Otomotiv İnşaat Temizlik Taşımacılık Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.'nin ortağı sıfatıyla aynı faaliyeti dolaylı olarak yürüttüğünü beyan etmiştir. Anılan değişikliğe yönelik davacının iddialarını iki başlık altında toplamak mümkündür. Buna göre davacının ilk iddiası, kasten işlenen bir suçtan dolayı beş yıldan fazla hapis cezasına mahkum olduğu, bu mahkumiyetinin kesinleştiği ve bilahare infaz edilerek tamamlandığı ancak dava konusu kural gereği bir daha hiçbir zaman ikinci el motorlu kara taşıtı ticareti yapamayacağı, kuralın teşebbüs hürriyetine sınırsız (ilanihaye) bir yasak getirdiği, bu durumun Anayasaya ve ölçülülük ilkesine aykırı olduğu yönündedir. İkinci iddiası ise, Yönetmeliğin ilk halindeki ikinci el motorlu kara taşıtı ticareti yapmaya engel olan, belirli ve ismen sayılan mahkumiyetlere "kasten işlenen bir suçtan dolayı beş yıldan fazla kesinleşmiş hapis cezası almamış ... olması" şeklinde ekleme yapılmak suretiyle aleyhe düzenleme içeren kuralın, bu faaliyeti halihazırda yürütenler bakımından kazanılmış hak ve haklı beklenti prensipleri uyarınca uygulanmamasına yönelik eksik düzenleme içerdiği doğrultusundadır. 1) Davacının ilk iddiasına yönelik inceleme: Öncelikle belirtmek gerekir ki, dava konusu düzenlemenin, Yönetmeliğin 6. maddesinin ilk halinde sayılan yetki belgesi almaya engel mahkumiyetlerin yetersiz kalışı, buna bağlı olarak kuralın yürürlüğe konuluş amacının (ikinci el motorlu kara taşıtları ticaretinde nitelikli insan kaynağı oluşturularak bu ticaretin yapıldığı işletmelerde hizmet kalitesi ile hizmetten yararlananların memnuniyetinin arttırılması ve mağduriyetlerinin önlenmesi) tam olarak sağlanamaması ve kuralın anlam-kapsamının açıklığa kavuşturulması nedenleriyle, uygulamada doğan ihtiyaç üzerine yürürlüğe konulduğu anlaşılmaktadır. Bu haliyle, dava konusu bendin, davalı idarenin düzenleme yapma yetkisi kapsamında bulunmakla kanuni dayanağı ve meşru amacı haiz olduğu, diğer bir ifadeyle yetki ve amaç unsurları bakımından hukuka uygun bulunduğu değerlendirilmiştir. Diğer taraftan, davalı Bakanlığa tanınan söz konusu yetki kapsamında getirilen dava konusu düzenlemenin, çalışma ve sözleşme hürriyeti kapsamında yer alan ticari faaliyette bulunma (serbest teşebbüs) özgürlüğüne bir sınırlama içerdiği muhakkaktır. Bu itibarla, dava konusu düzenlemeyle ulaşılmak istenen amaçlar ile getirilen kısıtlama arasında ölçülülük prensibinin sağlanıp sağlanmadığının da irdelenmesi gerekir. Ölçülülük ilkesi; “elverişlilik”, “gereklilik” ve “orantılılık” olmak üzere üç alt ilkeden oluşmaktadır. “Elverişlilik”, başvurulan önlemin ulaşılmak istenen amaç için elverişli olmasını, “gereklilik” başvurulan önlemin ulaşılmak istenen amaç bakımından gerekli olmasını, “orantılılık” ise başvurulan önlem ve ulaşılmak istenen amaç arasında olması gereken ölçüyü ifade etmektedir. Bu bakımdan, kuralla ulaşılmak istenilen amaç ile bu amaca ulaşılırken kullanılan araç arasında makul bir dengenin bulunması zorunlu olup, kamu yararının gerekleri ile bireyin hakları arasında kurulmaya çalışılan adil dengeyi bozacak şekilde birey aleyhine katlanılması güç veya imkansız külfetler yüklenmemesi gerekmektedir. Bu çerçevede, daha önce "kasten işlenen bir suçtan dolayı beş yıldan fazla kesinleşmiş hapis cezasına mahkum olmuş" tacirlerin; şahsi araçlarının alım-satımını yapan, ikinci el motorlu kara taşıtları ticareti hakkında yeterli malumata ve tacilerin faaliyetlerini kontrol bakımından yeterli araç ile olanaklara sahip olmayan kişilerle doğrudan muhatap olduğu da dikkate alınarak, ticaretin güvenliğini ve hizmetin niteliğini tehlikeye düşürebileceğinin kabulü suretiyle ikinci el motorlu kara taşıtları ticareti alanında faaliyetinin kısıtlanmasının; ikinci el motorlu kara taşıtları ticaretinin güvenilir ortamda yapılmasını sağlama ve işlem taraflarını koruma amacına ulaşmak bakımından elverişli olduğu, ikinci el motorlu kara taşıtları ticaretinin ülke genelindeki işlem hacmi ve denetim zorluğu da gözetildiğinde, daha hafif bir tedbirle bu amaca ulaşılması mümkün görülmediğinden gerekli olduğu, ayrıca tacirlerin yalnızca ikinci el motorlu kara taşıtları ticaretine yönelik faaliyetlerine sınırlama getirmesi ve yasaklanmış hakların geri verilmesi müessesesinin varlığı karşısında yukarıda aktarılan üstün kamu yararı amacı ile orantılı olduğu sonucuna varılmıştır. Nitekim, benzer bir uyuşmazlık hakkında Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca verilen 17/05/2023 tarihli ve YD İtiraz No:2023/207 sayılı karar da bu yöndedir. Buna göre, 6585 sayılı Kanun'un amacı doğrultusunda, ikinci el motorlu kara taşıtları ticaretinin güvenilir bir ortamda yapılmasını sağlamak ve işlem taraflarını korumak için kasten işlenen bir suçtan dolayı beş yıldan fazla kesinleşmiş hapis cezası almış olan tacirlere yetki belgesi düzenlenmemesi suretiyle ikinci el motorlu kara taşıtları ticareti alanında faaliyet kısıtı getirilmesine ilişkin dava konusu Yönetmeliğin 6. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendinin 5 numaralı alt bendinde yer alan "Kasten işlenen bir suçtan dolayı beş yıldan fazla kesinleşmiş hapis cezası almamış" ibaresinde hukukun genel ilkelerine ve 6585 sayılı Kanun hükümlerine aykırılık görülmemiştir. 2) Davacının ikinci iddiasına yönelik inceleme: İdarelerin düzenleyici işlemler yapabilme yetkisi Anayasanın 124. maddesine dayanan anayasal bir yetki olması nedeniyle, idareler tarafından mevzuatla verilen görevlerin yerine getirilmesi amacıyla düzenleyici işlemler yapılabileceği kuşkusuzdur. Ancak, bu düzenlemeler yapılırken, Anayasada yer alan hukuk devleti ilkesi uyarınca, kazanılmış hak, haklı beklenti, idari faaliyetlerin belirliliği ve hukuki güven ilkesi gibi ilkelerin de göz önünde bulundurulması gerektiği açıktır. Belirli bir alanda idareye düzenleme yapma yetkisi verildiği durumlarda, kanunda geçiş hükümlerine yer verilmese de, idare tarafından yapılacak düzenlemelerde, hukuk devleti ilkesi göz önünde bulundurularak, ilgililerin kazanılmış haklarının ve haklı beklentilerinin korunması için gerekli düzenlemelerin yapılması gerekmektedir. Kazanılmış hak, yürürlükteki hukuka uygun olarak doğmuş ve böylece kişinin bulunduğu statüye ilişkin olarak tahakkuk etmiş, kendisi yönünden kesinleşmiş, kişisel alacak niteliğine dönüşmüş ve kendine özgü lehte sonuçlar doğurmuş olmakla birlikte, daha sonra mevzuat değişikliği ya da işlemin geri alınması gibi durumların varlığına rağmen hukuk düzenince korunması gereken bir haktır. Haklı beklenti ise, idarenin ister bir düzenleyici işlem, ister bir taahhüt, isterse uzun süren bir uygulamasına güvenerek olsun, kişilerin çıkarlarına ya da lehlerine olan bir sonuca ulaşabileceklerini ümit etmeleridir. Bu nedenle, haklı beklentinin korunması, hukuk devleti ilkesinden hareketle hukuk güvenliğinin ve hukuki istikrarın sağlanması açısından vazgeçilmezdir. Ayrıca, hukuk güvenliği ve haklı beklentilerin korunması ilkeleri idareyi, özellikle düzenleyici işlemler yaparken, değiştirirken ya da tamamen yürürlükten kaldırırken kişilerin bu düzenlemelerden beklenmedik bir şekilde olumsuz olarak etkilenmelerini önleyici tedbirler almaya iten ilkeler olarak ortaya çıkmaktadır.Bu açıdan, düzenleyici işlemler bakımından baskın bir kamu yararı olmadıkça haklı beklentilerin geçiş düzenlemeleri ile korunması gerekmektedir. Öncelikle belirtmek gerekir ki, 13/02/2018 tarihinde yayımlanan dava konusu Yönetmelik öncesinde ikinci el motorlu kara taşıtı ticareti ile iştigal eden tacirlerin ve bu arada davacının pozitif hukuk kurallarının uygulanması suretiyle kazandığı bir statüden, diğer bir deyişle kişisel bir hakkın varlığından (yetki belgesi) bahsedilmesi mümkün olmadığından, Yönetmeliğin yürürlüğe girdiği 13/02/2018 tarihi itibarıyla ikinci el motorlu kara taşıtı ticaretiyle iştigal eden davacının bir statü hukuku kavramı olan kazanılmış hakkının bulunduğundan ya da yine pozitif hukuk kurallarına güvenilerek hareket edilmesi halinde doğduğu kabul edilen haklı beklentisinin olduğundan söz etmeye olanak bulunmamaktadır. Kaldı ki, düzenlemenin, davacının yararı (yetki belgesiz faaliyette bulunma) ile kıyaslandığında üstün bir kamu yararını amaçlaması nedeniyle, haklı beklentinin korunması gerekliliğinden söz edilmesi de mümkün değildir. Bununla birlikte, Yönetmeliğin ilk halinde (13/02/2018 tarihinde), belirli ve ismen sayılan suçlardan hüküm giymemiş olma şartına yer verilmiş, daha açık bir anlatımla "Kasten işlenen bir suçtan dolayı affa uğramış olsa dahi devletin güvenliğine ... karşı suçlar ile ... suçlarından hüküm giymemiş olması" ibaresinde, kasten işlenen bir suç ifadesinden sonra "veya" bağlacına ya da virgül gibi bir noktalama işaretine yer verilmemek suretiyle mahkumiyet süresi fark etmeksizin kasten işlenen herhangi bir suçtan değil yalnızca tahdiden sayılan suçlardan mahkum olmak engel hal kapsamında kabul edilmiş iken; 15/08/2020 tarihli dava konusu Yönetmelik değişikliği ile bu şartın yanına "Kasten işlenen bir suçtan dolayı beş yıldan fazla kesinleşmiş hapis cezası almamış olmak" şartı eklenmekle, sektör aktörlerinin (ikinci el motorlu kara taşıtlarının alım satımı işiyle iştigal eden işletmelerin) ve bu arada davacının yetki belgesi almaya ilişkin şartlarının daha da ağırlaştırıldığı görülmektedir. Her ne kadar gai (amaçsal) yoruma başvurulmak suretiyle Yönetmeliğin ilk halinde yer alan "Kasten işlenen bir suçtan dolayı affa uğramış olsa dahi devletin güvenliğine ... karşı suçlar ile ... suçlarından hüküm giymemiş olması" ibaresi ile yönetmelik koyucunun belirli ve sayılan suçlardan mahkumiyete ek olarak “kasten işlenmiş herhangi bir suçtan dolayı verilen bütün mahkumiyetlerin" de yetki belgesi düzenlenmesine engel olduğunu kastettiği şeklinde yorumlanabileceği ileri sürülebilir ise de; anlamı ve kapsamı müphem bulunan, tereddüt doğuran hak yoksunluklarına ilişkin hükümlerin hukuk devleti ilkesi gereği dar (lehe) yorumlanması zorunlu olduğundan, gai (amaçsal) yoruma başvurulmak suretiyle bahse konu kurala ilgililer aleyhine sonuç doğuracak şekilde kapsamının genişletilmesi suretiyle anlam yüklenmesinin mümkün olmadığı değerlendirilmiştir. Nitekim, davacının da 13/02/2018 tarihli Yönetmelik metnini bu şekilde (yalnızca tahdiden sayılan suçlardan mahkumiyetin engel hal olduğu şeklinde) anladığı dava dilekçesinden görülmektedir. Ayrıca, Yönetmeliğin geçici maddesinde ve bu maddede yapılan değişliklerle (10/08/2019 ve 27/12/2019 tarihli), sektör aktörlerinin ve bu arada davacının durumunu, belirli ve ismen sayılan suçlardan hüküm giymemiş olma şartına uygun hale getirmesi için gereken sürenin nihai olarak 31/08/2020 tarihi olarak belirlendiği, dava konusu değişikliğin de 15/08/2020 tarihinde yapıldığı, böylelikle sektör aktörlerine ve bu arada davacıya, Yönetmeliğin ilk halinde (13/02/2018 tarihinde) getirilen belirli ve ismen sayılan suçlardan hüküm giymemiş olma şartının hiç uygulanmadığı, mahkumiyete yönelik şartın ilk kez dava konusu 15/08/2020 tarihli değişiklikle getirilen "kasten işlenen bir suçtan dolayı beş yıldan fazla kesinleşmiş hapis cezası almamış olma" şeklinde, 31/08/2020 tarihi itibarıyla uygulanacağı anlaşılmıştır. Nitekim, aynı Yönetmelik hükmünün iptali istemiyle... Galericileri tarafından açılan davada, Dairemizin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla yukarıdaki gerekçelere yer verilerek dava konusu Yönetmelik kuralıyla mahkumiyet koşulunun daha da ağırlaştırıldığı ve sektör aktörlerine mahkumiyet şartı olarak uygulanacak ilk kuralın dava konusu Yönetmelik düzenlemesi olduğu kabul edildikten sonra, özetle; 1- Dava konusu Yönetmeliğin 13/02/2018 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe girmesi üzerine, Yönetmeliğin 6. maddesinin 1. fıkrasının (ç) bendinin 6 numaralı alt bendi ile geçici 1. maddesinin 1. fıkrası (ilk düzenleme) uyarınca yetki belgesi alıp meri mevzuata uygun olarak ikinci el motorlu kara taşıtı ticareti faaliyetine başlayanlar bakımından, dava konusu 15/08/2020 tarihli düzenlemenin, 13/02/2018 tarihli ilk düzenlemeye göre daha ağır hükümler içermesi nedeniyle, dava konusu 15/08/2020 tarihli düzenlemenin bu kişilerin kazanılmış haklarını ihlal ettiği, dolayısıyla anılan kişilerin kazanılmış haklarını koruyucu düzenleme içermeyen dava konusu değişiklikte bu yönden eksik düzenleme bulunduğu, 2- İlk defa ikinci el motorlu kara taşıtı ticareti faaliyetinde bulunmak veya Yönetmeliğin yürürlüğü öncesinde genel hükümlere göre yürüttüğü ikinci el motorlu kara taşıtı ticaretine (geçici 1. madde yürürlüğe girmeden veya maddedeki uyum süresi dolmadan) devam etmek amacıyla 13/02/2018 tarihli ilk düzenleme uyarınca yetki belgesi başvurusunda bulunup da başvurusu işleme alınan ancak henüz sonuçlanmamış olanlar açısından, 13/02/2018 tarihli ilk düzenlemenin kendilerine uygulanacağı yönünde haklı beklentilerinin bulunduğu, ancak daha ağır hükümler içeren dava konusu 15/08/2020 tarihli düzenlemenin, bahse konu kişilerin haklı beklentilerini ihlal ettiği ve dolayısıyla anılan kişilerin haklı beklentilerini koruyucu düzenleme içermeyen dava konusu değişiklikte bu yönden eksik düzenleme bulunduğu, 3- 13/02/2018 tarihli Yönetmeliğin yürürlüğü öncesinde genel hükümlere göre ikinci el motorlu kara taşıtı ticaretini yürütenlerden, bu Yönetmeliğin geçici 1. maddesinin 1. fıkrası uyarınca yetki belgesi başvurusunda bulunmamış olanların ise, anılan maddede 27/12/2019 tarihli Yönetmelik değişikliğiyle uzatılan uyum sürecinin son günü olan 31/08/2020 tarihine kadar haklı beklentilerinin (13/02/2018 tarihli ilk düzenlemenin taraflarına uygulanacağı beklentisinin) bulunduğu ve bu beklentilerinin de dava konusu Yönetmelik değişikliğiyle korunduğu, ancak dava konusu değişiklikle mahkumiyet koşulunun daha da ağırlaştırıldığı dikkate alındığında, sektör aktörlerine yeni şarta uyum sağlamaları (yasaklanmış hakların geri verilmesi kararı alınması vb.) için yeterli ve makul bir süreyi içeren herhangi bir geçiş hükmüne yer verilmediği, geçici 1. maddede yer alan 31/08/2020 tarihine kadar verilen sürenin de uyuma yönelik işlemlerin tamamlanması için oldukça yetersiz olduğu, gerekçeleriyle dava konusu Yönetmelik hükmünün iptaline karar verilmiştir. Dava konusu uyuşmazlık bu çerçevede incelendiğinde; Dairemizin 28/09/2021 tarihli ara kararına cevaben davacı tarafından dosyaya sunulan ve Dairemiz kayıtlarına 16/12/2021 tarihinde giren dilekçeden, davacının 13/02/2018 tarihli Yönetmeliğin 6. maddesinin 1. fıkrasının (ç) bendinin 6 numaralı alt bendi ile geçici 1. maddesinin 1. fıkrası uyarınca yetki belgesi almak için başvuruda bulunmadığı ve yetki belgesinin olmadığı, ancak...Otomotiv İnşaat Temizlik Taşımacılık Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.'ne ortak olmak suretiyle ikinci el motorlu kara taşıtı ticaretini kesintisiz bir şekilde sürdürdüğü anlaşılmaktadır. Ayrıca, davacı hakkındaki mahkumiyet kararına konu suçun, 13/02/2018 tarihli Yönetmeliğin 6. maddesinin 1. fıkrasının (ç) bendinin 6 numaralı alt bendinde tahdiden sayılan suçlardan olmadığı, dolayısıyla dava konusu 15/08/2020 tarihli değişiliklik öncesinde, davacının ikinci el motorlu kara taşıtı ticaretine ilişkin yetki belgesi almasına, mahkumiyet şartı açısından engel bulunmadığı anlaşılmıştır. Buna göre, davacının, 13/02/2018 tarihli Yönetmeliğin 6. maddesinin 1. fıkrasının (ç) bendinin 6 numaralı alt bendi uyarınca adına yetki belgesi düzenlenmemiş olması nedeniyle kazanılmış hakkı bulunduğundan, ayrıca anılan Yönetmeliğin yürürlüğü öncesinde genel hükümlere göre yürüttüğü ikinci el motorlu kara taşıtı ticaretine devam etmek amacıyla yetki belgesi başvurusu yapmaması nedeniyle de başvurusunun sonuçlandırılmasına kadar haklı beklentisinin korunması gerektiğinden söz edilemez. Bununla birlikte, dava konusu 15/08/2020 tarihli düzenlemenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla 13/02/2018 tarihli Yönetmeliğin yürürlüğü öncesinde genel hükümlere göre ikinci el motorlu kara taşıtı ticaretini yürütenler için (27/12/2019 tarihli Yönetmelik ile değişik) geçici 1. maddede tanınan uyum süresinin son günü olan 31/08/2020 tarihine kadar yalnızca 16 günlük bir sürenin bulunduğu ve 15/08/2020 tarihli Yönetmelik değişikliği ile yetki belgesi almaya ilişkin şartların daha da ağırlaştırıldığı dikkate alındığında; davacının, dava konusu yeni şarta uyum sağlaması (yasaklanmış hakların geri verilmesi kararı alınması vb.) için yeterli ve makul bir süreyi içeren herhangi bir geçiş hükmüne yer verilmediği, geçici 1. maddede yer alan 31/08/2020 tarihine kadar verilen sürenin ise uyuma yönelik işlemlerin tamamlanması için oldukça yetersiz olduğu anlaşıldığından, dava konusu Yönetmelik hükmünde, bu yönden eksik düzenleme sebebiyle hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmaktadır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. 13/02/2018 tarihli ve 30331 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan İkinci El Motorlu Kara Taşıtlarının Ticareti Hakkında Yönetmelik'in, 15/08/2020 tarih ve 31214 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Yönetmelik ile değiştirilen 6. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendinin (5) numaralı alt bendindeki "Kasten işlenen bir suçtan dolayı beş yıldan fazla kesinleşmiş hapis cezası almamış" ibaresinin İPTALİNE, 2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen ve davacı tarafından yapılan toplam ... TL yargılama giderinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, davalı idare tarafından yapılan yargılama giderlerinin davalı idare üzerinde bırakılmasına, 3. Resmi olarak karşılanan... TL posta giderinin davalı idareden tahsili için ilgili tahsil dairesine müzekkere yazılmasına, 4. Davanın Av. ... tarafından açıldığı ve takip edildiği, ancak davanın devamı sırasında noter olarak atanması ve göreve başlaması sebebiyle icra edilen duruşmaya katılamadığı anlaşıldığından, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmasız işler için belirlenen ... TL vekâlet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, 5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 24/12/2024 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi. (X)-KARŞI OY : Dava, 13/02/2018 tarihli ve 30331 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan İkinci El Motorlu Kara Taşıtlarının Ticareti Hakkında Yönetmelik'in, 15/08/2020 tarih ve 31214 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Yönetmelik ile değiştirilen 6. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendinin (5) numaralı alt bendindeki "Kasten işlenen bir suçtan dolayı beş yıldan fazla kesinleşmiş hapis cezası almamış" ibaresinin iptali istemiyle açılmıştır. Uyuşmazlık; İkinci El Motorlu Kara Taşıtlarının Ticareti Hakkında Yönetmelik'in, dava konusu 15/08/2020 tarihli Yönetmelikle yeniden düzenlenen yetki belgesi almaya engel mahkumiyetlerin sayıldığı kural ile davacı lehine mi yoksa aleyhine mi düzenleme getirildiği ve buna bağlı olarak hukuki güvenlik ilkesinin ihlalinin söz konusu olup olmadığı hususunda toplanmaktadır. Dolayısıyla uyuşmazlığın çözümü için, İkinci El Motorlu Kara Taşıtlarının Ticareti Hakkında Yönetmelik'in 6. maddesinin 13/02/2018 tarihli ilk halinde yetki belgesi düzenlenmesine engel sayılan mahkumiyetler ile dava konusu 15/08/2020 tarihli Yönetmelikle yeniden düzenlenen mahkumiyet koşulunun kapsamı arasındaki farkın ortaya konulması gerekmektedir. İkinci el motorlu kara taşıtlarının alım satımı işiyle iştigal eden/edecek işletmelerin yetki belgesi almasına engel teşkil eden mahkumiyetlerin sayıldığı dava konusu Yönetmeliğin 6. maddesinin 13/02/2018 tarihli ilk halinde, yetki belgesinin verilebilmesi için ikinci el motorlu kara taşıtı ticaretine ilişkin işletmelerin sahibi tacir veya esnaf ve sanatkârların kasten işlenen bir suçtan dolayı hüküm giymemiş olması şartının arandığı, dava konusu Yönetmeliğin iptali talep edilen 15/08/2020 tarihli değişiklik sonrası halinde ise, yetki belgesinin verilebilmesi için bu işletmelerin motorlu kara taşıtları alım satım sorumlularının kasten işlenen bir suçtan dolayı beş yıldan fazla kesinleşmiş hapis cezası almamış olması koşulunun arandığı, buna göre kuralın ilk halinde kasten işlenen herhangi bir suçtan dolayı para cezası dahil salt mahkum olmak yetki belgesi almaya engel hal olarak düzenlenmekte iken dava konusu değişiklikle mahkumiyete ilişkin bu şarta, hapis cezası almış olmanın yanı sıra hem bu hapis cezasının 5 yıldan fazla olması hem de cezanın kesinleşmesi koşullarının eklenmesi suretiyle yetki belgesi alınmasının kolaylaştırıldığı, bir diğer ifadeyle lehe düzenleme getirildiği, dolayısıyla dava konusu 15/08/2020 tarihli Yönetmelik kuralı uyarınca yetki belgesi alma şartlarına sahip olmayan sektör aktörlerinin (ikinci el motorlu kara taşıtlarının alım satımı işiyle iştigal eden işletmelerin) ve bu arada davacının, Yönetmeliğin 6. maddesinin 13/02/2018 tarihli ilk haline göre evleviyetle bu şartı haiz olamayacağı anlaşılmıştır. Bu itibarla, her ne kadar ikinci el motorlu kara taşıtı ticareti, ilk kez 13/02/2018 tarih ve 30331 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan İkinci El Motorlu Kara Taşıtlarının Ticareti Hakkında Yönetmelik ile düzenlenmiş ve anılan Yönetmelikte, yetki belgesi düzenlenmesi için aranan, "kasten işlenen bir suçtan dolayı hüküm giymemiş olmak" şartı, Yönetmeliğin yürürlüğü öncesinde faaliyette bulunan tacirlere ve bu arada davacıya 31/08/2020 tarihine kadar verilen uyum süresi nedeniyle henüz uygulanmamış, bir başka ifadeyle ilk kez dava konusu 15/08/2020 tarihli değişiklikle getirilen "kasten işlenen bir suçtan dolayı beş yıldan fazla kesinleşmiş hapis cezası almamış olma" şartının uygulanması söz konusu olmuş ise de; Yönetmeliğin 6. maddesinin 13/02/2018 tarihli ilk haline nazaran daha lehe bir düzenleme getiren 15/08/2020 tarihli dava konusu değişikliğin kazanılmış hak veya haklı beklenti doğuramayacağı açıktır. Kaldı ki, dava konusu düzenlemenin, davacının yararı (yetki belgesi alma bakımından daha az sınırlamaya muhatap olma) ile kıyaslandığında üstün bir kamu yararını (ikinci el motorlu kara taşıtları ticaretinde nitelikli insan kaynağı oluşturularak bu ticaretin yapıldığı işletmelerde hizmet kalitesi ile hizmetten yararlananların memnuniyetinin arttırılmasını ve mağduriyetlerinin önlenmesini) amaçlaması nedeniyle, haklı beklentinin korunması gerekliliğinden söz edilmesi de mümkün değildir. Öte yandan, 15/08/2020 tarihli Yönetmelik değişikliği ile sektör aktörlerinin (Yönetmeliğin yürürlüğü öncesinde faaliyette bulunan tacir ile esnaf ve sanatkarların) ve bu arada davacının yetki belgesi almaya ilişkin şartlarının daha da kolaylaştırıldığı ve davacının, 01/05/2008 tarihinde kesinleşmiş hapis cezası bulunduğundan Yönetmeliğin 13/02/2018 tarihli ilk halinde yetki belgesi alma şartlarını haiz olmadığı için dava konusu değişiklik sonrası evleviyetle bu şartı haiz olmadığı dikkate alındığında, mahkumiyete ilişkin ilk düzenlemenin yapıldığı ve Resmi Gazete'de yayımlanarak alenileştiği 13/02/2018 tarihinden itibaren davacının hapis cezasına ilişkin şarttan haberdar olduğunun kabulü ile anılan şarta uyum sağlaması (iş yerinin tasfiyesi ve devri, başlayan işlerin bitirilmesi ve benzeri faaliyetler) için 31/08/2020 tarihine kadar verilen yaklaşık 2,5 yıllık sürenin yeterli ve makul olduğu anlaşıldığından, bu yönüyle de dava konusu Yönetmelik hükmünde hukuka aykırılık bulunmadığı değerlendirilmiştir. Açıklanan nedenlerle, dava konusu düzenlemede hukuka aykırılık görülmediğinden davanın reddine karar verilmesi gerektiği oyu ile çoğunluk kararına katılmıyorum.