Başvuru, tıbbi ihmal sonucu zarara uğranılması nedeniyle maddi ve manevi varlığın korunması ve geliştirilmesi hakkının, yargılamanın makul sürede sonuçlandırılmaması nedeniyle de makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru; tıbbi ihmal sonucu zarara uğranılması nedeniyle maddi ve manevi varlığın korunması ve geliştirilmesi hakkının, yargılamanın makul sürede sonuçlandırılmaması nedeniyle de makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 16/1/2019 tarihinde yapılmıştır. Komisyon, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar vermiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir. Başvurucu Bakanlığın görüşüne karşı beyanda bulunmuştur. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde olaylar özetle şöyledir: 1968 doğumlu olan ve bir yıldır sol gözünde kızarıklık, ağrı ve pterjium (gözün üzerine yürüyen et parçası) şikâyetleri bulunan başvurucu 1/10/2009 tarihinde Kozluk Devlet Hastanesine başvurmuş, daha önceden de muayene olduğu Dr. E.K. tarafından muayene edilmiştir. Muayene formunda, gözünde et parçası bulunan başvurucunun 5-6 ay önce Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinde pterjium ameliyatı olduğu, ameliyattan bir süre sonra gözünde tekrar et parçası meydana geldiğinin fark edildiği, sol göz nüks pterjium cerrahisi yapılmasının planlandığı, hastaya nüks pterjium cerrahisi için operasyon yapılacağının anlatıldığı, ameliyat sonrası olası problemlerden bahsedilerek hastanın muvafakatinin alındığı ve yatış işlemlerinin yapıldığı belirtilmektedir. Başvurucu 1/10/2009 tarihinde ameliyat hakkında aydınlatıldığına ilişkin Ayrıntılı Teşhis ve Tedavi İşlemleri Onay Belgesini onaylamıştır. Başvurucu 1/10/2009 tarihinde pterjium ameliyatı olmuştur. Ameliyat kayıt defterinde, sol göz pterjium eksizyonu yapıldığı, 1-2 dakika Mitomisin adlı ilacın uygulandığı, açıkta kalan bölgeye amniyotik membran ile 0 vicrylle sütüre edilerek ameliyata son verildiği belirtilmiştir. Operasyondan 1-2 saat sonra başvurucunun ağrılarından yakınması üzerine, ameliyat mikroskobu altında yapılan inceleme ile korneanın açıkta kaldığı bölgelerin ve sütürün ağrı yaptığı düşünülmüş ve kornea amniyotik membran üzerine kaydırılmıştır. 2/10/2009 tarihinde yapılan tetkiklerde, amniyotik membran altında korneal incelme olduğu, korneanın temporalinde erime olduğu ve irisin bölgeye çekinti yaptığı görülmüş, amniyotik membran örtülerek bölge kapatılmıştır. 6/10/2009 tarihine kadar yatılı olarak tedavisine devam edilen başvurucu, poliklinik kontrolüne çağrılarak bu tarihte taburcu edilmiştir. Başvurucu, yapılan kontroller neticesinde de iyileşme sağlanamaması üzerine 18/11/2009 tarihinde korneal erime ön tanısıyla Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesine sevk edilmiştir. Başvurucu, sevk edildiği Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Göz Hastalıkları Ana Bilim Dalında ve kendi isteğiyle başvurduğu İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Göz Hastalıkları Ana Bilim Dalında gördüğü tedavilerden de olumlu netice alamamıştır. Başvurucu, anılan hastaneler tarafından gözündeki görme kaybının nedeni olarak hastanede uygulanan yanlış tedavi ve ameliyatın gösterildiğini belirtmektedir. Başvurucu, yapılan hatalı ameliyat nedeniyle zararlarının tazmini için Sağlık Bakanlığına müracaat etmiştir. Sağlık Bakanlığı başvurucunun talebini reddetmiştir. Başvurucu bunun üzerine maddi ve manevi zararlarının tazmini için 19/4/2011 tarihinde Sağlık Bakanlığı aleyhine tam yargı davası açmıştır. Başvurucu, dava dilekçesinde hastanede yapılan hatalı göz ameliyatı ve yanlış tedavi nedeniyle sol gözünün görme fonksiyonunu kaybettiğini, diğer gözünde de buna bağlı olarak görme fonksiyonunun azaldığını ileri sürmüştür. Batman İdare Mahkemesi (Mahkeme) sunulan sağlık hizmetinde hizmet kusuru bulunup bulunmadığının tespiti için dosyayı Adli Tıp Kurumuna (ATK) göndermiştir. Göz hastalıkları alanında uzman bir üyenin de katılımıyla Adli Tıp İhtisas Kurulu, başvurucunun şikâyet dilekçesini, ameliyatı yapan Dr. E.K.nın ifadesini ve adı geçen hastanelerde başvurucu hakkında düzenlenen tıbbi bilgi ve belgeleri inceleyerek 24/12/2012 tarihli raporu tanzim etmiştir. Raporun sonuç kısmında "nüks pterijyumların tedavisinde mitomisinli düzeltici operasyonları yapıldığının tıbben bilindiğinden gelişen görme kaybının bu ameliyatta kullanılan Mitosin adlı ilaca bağlı daha önceden öngörülemeyen bir komplikasyon olduğu cihetle hekime atf-ı kabil kusur bulunmadığı" yönünde görüş bildirmiştir. Başvurucu ATK'nın meslektaşları olan hekimi koruduğunu, hekimin Mitomisin adlı ilacın komplikasyonlarını bilmesi gerektiğini, ameliyattan önce tedavi süreci ve gelişebilecek komplikasyonlar hakkında yeterince bilgilendirilmediğini, bu nedenle imzalamış olduğu aydınlatılmış onam belgesinin geçersiz olduğunu, tıp fakültelerinde bulunan göz hastalıkları ana bilim dalında görevli hekimlerden yeniden rapor aldırılması gerektiğini belirterek bilirkişi raporuna itiraz etmiştir. İdare Mahkemesi 28/3/2013 tarihinde, ATK'nın tanzim ettiği bilirkişi raporu doğrultusunda başvurucuda gelişen görme kaybının ameliyatta kullanılan Mitomisin adlı ilaca bağlı daha önceden öngörülemeyen bir komplikasyon sonucunda gerçekleştiği, hekimin kusurunun bulunmadığı, somut olayda idarenin hizmet kusurunun olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir. Gerekçeli kararda ayrıca bilirkişi raporunun yeterli bilimsel ve teknik inceleme içerdiğinden bahisle yeniden rapor aldırılması talebinin reddedildiği ifade edilmiştir. Başvurucu bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde öne sürdüğü eksikliklerin giderilmediğini, ATK raporuna karşı yeniden bilirkişi raporu aldırılmadığını, ilacın komplikasyona neden olabileceğinin bilinmesine karşın tedavide kullanılmasının başlı başına bir kusur olduğunu belirtmiştir. Başvurucu bu durumun verdiği onamı hukuken geçersiz kıldığını, hatalı tedavi sonucu sol göz görme yetisinin tamamen diğer gözün ise kısmen kaybolduğunu belirterek kararı temyiz etmiştir. Danıştay Onbeşinci Dairesi 5/4/2018 tarihinde maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine ilişkin kararın onanmasına; İdare lehine vekâlet ücreti verilmesine ilişkin kısmın bozulmasına karar vermiştir. Onamaya ilişkin gerekçede, mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olduğu belirtilmiştir. Kararda başvurucunun aydınlatılmış onamın gereçsiz olduğu iddiası da ayrıca değerlendirilmiştir. Dosyada bulunan Ayrıntılı Teşhis ve Tedavi İşlemleri Onay Belgesinin başvurucu tarafından 1/10/2009 tarihinde imzalandığına, başvurucunun engelli duruma gelme hâli de dâhil olmak üzere ameliyatın yan etkileri hakkında bilgilendirildiğine işaret edilmiştir. Başvurucunun bu karara karşı yaptığı karar düzeltme istemi Dairenin 15/11/2018 tarihli kararıyla reddedilerek karar kesinleşmiştir. Nihai karar, başvurucuya 20/12/2018 tarihinde tebliğ edilmiştir. İlgili hukuk için bkz. Fındık Kılıçaslan, B. No: 2015/97, 11/10/2018, §§ 19-27; Cihan Beyribey, B. No: 2014/19450, 26/12/2018, §§ 23-28; Fesih Aydar, B. No: 2015/4259, 10/1/2019, §§ 24-