Başvuru, esaslı iddiaların kararda tartışılmaması, yargılamanın makul sürede sonuçlandırılmaması ve delillerin takdirinde hata yapılması nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru; esaslı iddiaların kararda tartışılmaması, yargılamanın makul sürede sonuçlandırılmaması ve delillerin takdirinde hata yapılması nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 27/5/2016 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Birinci Bölüm tarafından 12/6/2019 tarihinde yapılan toplantıda niteliği itibarıyla Genel Kurul tarafından karara bağlanması gerekli görüldüğünden başvurunun Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün (İçtüzük) maddesinin (3) numaralı fıkrası uyarınca Genel Kurula sevkine karar verilmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: Başvurucular, zorunlu göç nedeniyle Bulgaristan'dan Türkiye'ye gelmiş ve Ankara'ya yerleştirilmişlerdir. Zorunlu göçe tabi olan soydaşların iskân edilmelerine destek olmak amacıyla Yüksek Planlama Kurulunun 27/11/1990 tarihli kararı ile 000 adet konut yapımı kararlaştırılmıştır. Başvurucuların murisi İ.K., konut sahibi olmak amacıyla başvuruda bulunmuş; 20/5/1991-9/11/1992 tarihleri arasında toplam 12,40 TL (000 eski TL) peşinat ve avans ödemesi yapmıştır. Başvurucular 16/9/2009 tarihinde Ankara Tüketici Mahkemesinde (Mahkeme) açtıkları davada, murisleri ve kendilerine tahsis edilen, sonradan adlarına tapuda da tescil edilen taşınmaz için teslim tarihine kadar ödemiş oldukları avans ve peşinat ödemesinin konut maliyetinden mahsup edilmediğini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla ödedikleri peşinatın güncel değeri olan 418,22 TL'nin davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmişlerdir. Mahkeme 21/9/2010 tarihli kararla davayı kabul etmiştir. Mahkeme başvurucuların murisi tarafından 20/5/1991-9/11/1992 tarihleri arasında yatırılan 12,40 TL'nin (000 eski TL) mahsup işleminin yapılmadığı kabulüyle 12,40 TL'nin bilirkişi raporuyla hesaplanan güncellenmiş tutarı olan 418,22 TL'nin yasal faiziyle birlikte başvuruculara ödenmesine hükmetmiştir. Temyiz üzerine karar, Yargıtay Hukuk Dairesinin (Daire) 28/4/2011 tarihli kararı ile onanmıştır. Davalıların karar düzeltme talebi üzerine Daire 26/12/2011 tarihli kararıyla karar düzeltme isteğini kabul etmiş ve ilk derece mahkemesinin kararını bozmuştur. Daire taraflar arasındaki borçlanma sözleşmesine göre başvurucuların murisinin kullandığı kredi üzerinden borçlandığını, buna karşılık maliyet hesaplarında göçmen konutlarının şerefiyelendirilmesi gözönüne alındığında konut maliyetinin başvurucuların borçlanmasının üzerinde kaldığını tespit etmiş ve borçlandırma işleminin başlangıcında mahsuplaşma yapılıp yapılmadığı hususunda bilirkişi incelemesi yapılması gerektiğini belirtmiştir. Daire, yapılacak incelemede konut maliyetinin borçlandırma bedelinden yüksek olduğunun tespiti hâlinde başvuruculardan bu hususun kabul edilebilir bir açıklamasını yapmalarının istenmesine ve sonrasında dosya içindeki belgeler ile emsal dosyalardaki listeler ve yazışmalara göre mahsup yapılıp yapılmadığının saptanarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiğine işaret etmiştir. Mahkeme bozma kararına uyarak bilirkişiden ek rapor aldıktan sonra 11/10/2012 tarihinde yine aynı miktar üzerinden davayı kabul etmiştir. Kararın gerekçesinde, davalı tarafından dosyaya mahsuplaşmaya ilişkin herhangi bir belge ve delil sunulmadığı gibiyapılan araştırma sonucunda da böyle bir belgeye rastlanmadığı, bu nedenle davalının mahsup savunmasına itibar edilmesinin mümkün olmadığı belirtilmiştir. Temyiz üzerine karar, Dairenin 15/1/2013 tarihli kararı ile bozulmuştur. Daire bozma kararında özellikle Devlet Bakanlığının 23/9/1993 tarihli talimat yazısı, 24/5/2002 tarihli Ziraat Bankasına yazılan yazı içeriği, yatırılan peşinat tutarları dikkate alınarak hazırlanan itfa planı ve anüze raporları, "Hak Sahiplerine Ait Liste" başlıklı belgelerden bahsetmiştir. Buna göre gerek devletin resmî kurumları arasındaki yazışmalardan ve "Hak Sahiplerine Ait Liste" başlıklı belge kapsamından gerekse aynı nedenlerle açılan ve reddedilip Dairenin incelemesinden de geçmek suretiyle kesinleşen dosya kapsamından açıkça anlaşılacağı üzere davacının peşin ödediği paranın mahsubunun yapıldığı ve Mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerektiği belirtilmiştir. Mahkeme bozma kararına uymuş ve 11/6/2013 tarihli kararında davayı reddetmiştir. Kararın gerekçesinde, gerek devletin resmî kurumları arasındaki yazışmalardan gerekse Hak Sahiplerine Ait Liste ve diğer destekleyici belgelerden davacının peşin ödediği paranın mahsubunun yapıldığının anlaşıldığı, dolayısıyla davacının ileri sürdüğü alacak iddiasının maddi ve hukuki bir temelinin bulunmadığı belirtilmiştir. Karar başvurucular tarafından temyiz edilmiş, Daire 4/11/2015 tarihinde hükmü onamıştır. Karar düzeltme talebi, Dairenin 5/4/2016 tarihli kararıyla reddedilmiştir. Nihai karar 2/5/2016 tarihinde tebliğ edilmiş ve başvurucular 27/5/2016 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuşlardır. Yargıtay Hukuk Dairesinin 12/11/2012 tarihli ve E.2012/7749, K.2012/26362 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir: “…Mahkemece dairemiz bozması üzerine verdiği kararında mahsubun yapılmadığı gerekçe gösterilmek ve bilirkişi raporu esas alınmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.(…) İhtilaf önceden peşin olarak yatırılan … TL’nin mahsubunun yapılıp yapılmadığı noktasında toplanmaktadır. Yine dosya kapsamından açıkça anlaşılacağı üzere göçmen konutlarının yapım ve temini işini dava dışı Devlet Bakanlığı ile Emlak Bankası üstlenmiş, geçen zaman içerisinde de bu konutların yapım işi davalı TOKİ’ye devredilmiş, Emlak Bankası da dava dışı Ziraat Bankasına devredilmiştir. Devlet Bakanlığı kredi temin işini üstlenen Emlak Bankasına 1993 tarihinde yazdığı yazısında 'Her ne şekilde olursa olsun, soydaşların konut için yatırdıkları peşinatların borç miktarından düşülmesi ve bakiye üzerinden borçlandırılmaları' talimatını vermiş; daha sonra aynı bankaya 1997 tarihinde yazdığı yazı ile de yatırılan peşinatların mahsup edilip edilmediğini sormuştur. Emlak Bankası ise 1997 günlü cevabi yazısında proje kapsamında ülke çapında 21556 kişinin konut sahibi olduğunu, 6629 kişinin peşinatlarının kesin borçlandırma işlemleri aşamasında peşinatlarının mahsup edileceğini, bunların dışında kalan kişilerin tamamının peşinatlarının borçlarından mahsup edildiğini bildirmiştir. Yine aynı Bakanlık 1999 tarihli yazısında soydaşlara yapılacak geri ödemelerin mutlaka banka cüzdanlarına işlenmesini bildirmiştir. Emlak Bankasının Ziraat Bankasına devrinden sonra Devlet Bakanlığı Ziraat Bankasına yazdığı 2002 tarihli yazısında Pursaklar’da hak sahiplerine konutlarının teslim edildiğini, işin başında yatırılan peşinatlarında maliyet hesabından tenzil edildiği belirtilmiş; bu yazı esas alınmak suretiyle Ziraat Bankasının Toplu Konut Kredileri ve geri ödemeler müdürlüğüne 2002 tarihli yazısında konut sahipleriyle yeni sözleşmeler imzalanacağı, taksitlerin 2002 tarihinde ödenmeye başlanacağı, yatırılan peşinat tutarları dikkate alınarak hazırlanan İTFA PLANI VE ANÜZE TABLOLARININ verildiği beyan edilmiştir. Ayrıca dosya içerisinde bulunan 'Hak sahiplerine ait liste' başlıklı belgenin ve bu belgede yer alan hak sahiplerinin yatırılan peşinat tutarlarının, apartman kat ve daire numaraları ile birlikte borçlandırma tutarlarının kıyaslanması ve incelenmesinden de az peşinat ödeyen hak sahiplerinin daha yüksek miktarda, daha çok miktarda peşinat ödeyen hak sahibinin ise daha az miktarda borçlandırıldığı gözlemlenmektedir. Diğer taraftan dairemiz incelemesinden geçmek suretiyle kesinleşen ve aynı konuda Ankara … Tüketici Mahkemesinde açılan … esas ve … esas sayılı dosyaların davacıları banka hesap cüzdanlarını, hesap cüzdanlarının suretlerini dosyaya ibraz etmişler, hesap cüzdanlarının incelenmesinden de gerekli mahsubun yapıldığı gözlemlenmiştir.Yukarıda özetlenen gerek Devletin resmi kurumları arasındaki yazışmalardan, gerek hak sahiplerine ait liste başlıklı belge kapsamından ve gerekse aynı nedenlerle açılan ve reddedilip, dairemizin incelenmesinden de geçmek suretiyle kesinleşen dosya kapsamlarından da açıkça anlaşılacağı gibi davacının peşin ödediği paranın mahsubunun yapıldığı anlaşılmaktadır. Bu durumda mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile kabulü usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.” Yargıtay Hukuk Dairesinin 2/5/2017 tarihli ve E.2016/31032, K.2017/5363 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:"Uyuşmazlık, davacının yaptığı peşin ödemenin maliyet hesabına göre borçlandığı anlaşılan davacı borcundan mahsup edilip edilmediği hakkındadır. Mahkemece, Proje kapsamında Başbakanlık Göçmen Konutları Bürosu, Emlak Bankası ve Emlak Bankasının devrinden sonra devredilen banka, TOKİ' den gelen yazı cevapları ve kurumlar arası yapılan iç yazışma kayıtlarının içeriği, emsal dosyalar, emsal bilirkişi raporları ile emsal içtihatlar dikkate alınarak mahsup işleminin yapıldığı kabul edilerek davanın reddine karar verilmiş ise de; taraflardan ve kurumlardan celbedilen yazı ve belgeler üzerinde taraf ve yargı denetimine esas bilirkişi incelemesi yaptırılıp mahsup işleminin yapılıp yapılmadığı somut olarak kanıtlanmadan sadece celbedilen yazılar, belgelerdeki soyut ifadeler, emsal dosyalar ve emsal içtihat üzerine varsayıma dayalı olarak ödenen peşinatın mahsup edildiğinin kabulü yürürlükteki mevzuata ve evrensel hukuk ilkelerine aykırıdır. Bu durum Anayasa Mahkemesi' nin 2014 tarih ve 2013/4495 Başvuru sayılı ilamında da açıkça belirtilmiştir. O halde mahkemece, ödenen peşinatın mahsup edilip edilmediği yönünde, tüm belgeler üzerinde taraf, mahkeme ve Yargıtay denetimine elverişli bilirkişi incelemesi yaptırılarak, ödenen peşinatın mahsup edildiği somut olarak kanıtlandığı takdirde davanın reddine şayet mahsup işlemi somut olarak kanıtlanamıyorsa davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken eksik inceleme sonucunda yanlış gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir."