İSTİNAF KARAR TARİHİ: 19/02/2026 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA DİLEKÇESİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının tarafına Bakırköy 7. İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı ( ... yenilenmeden önceki esası) dosyasıyla icra takibi açtığını, borçla ve borcun sebebiyle hiçbir illiyet bağlarının bulunmadığını, engelli biri olduğunu, hiçbir belgeyi görüp okuyamadığı…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO: 2024/44 KARAR NO : 2026/306 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 24/10/2023 NUMARASI : 2021/475 E. - 2023/959 K. DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senedinden Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 19/02/2026 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA DİLEKÇESİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının tarafına Bakırköy 7. İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı ( ... yenilenmeden önceki esası) dosyasıyla icra takibi açtığını, borçla ve borcun sebebiyle hiçbir illiyet bağlarının bulunmadığını, engelli biri olduğunu, hiçbir belgeyi görüp okuyamadığını, bir senetle hakkında icra takibi açtıklarını, karşı yanla senet borç ilişkisi oluşturacak hiçbir ilişkiye girmediğini, senetteki imzaya ve senet borç konusuna itiraz ettiğini, icra takibinin teminatsız tedbiren durdurulmasına, takip konusu yapılan 11/06/2010 tanzim tanzim, 25/06/2010 vade tarihli ve 11.000-Euro bedelli senetten dolayı davalıya borçlu olmadığı ve görme engelli olması nedeniyle icra takibine dayanak belgenin kambiyo senedi niteliğinde olmadığı gerekçesiyle menfi tespit isteminin kabulüne, davaya konu senedin ve icra takibinin iptaline, davalının haksız ve kötüniyetli takip yapmasından dolayı lehine senet değerinin %20’sinden az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı tarafın cevap dilekçesi sunmadığı tespit edilmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk derece mahkemesi 2021/475 esas, 2023/959 karar sayılı, 24/10/2023 tarihli kararı ile; "Davacı tarafından hakkında Bakırköy 7. İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı dosyası ile başlatılan icra takibine dayanak yapılan 11/04/2010 düzenleme tarihli, 11.000 Euro bedelli ve 25/06/2010 vade tarihli bono altındaki keşideci imzasının kendisine ait olmaması nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespiti istemli olarak huzurda görülen dava açılmıştır. Mahkememizce söz konusu bonodaki imzanın davacıya ait olup olmadığının tespiti için ilgili kurumlardan davacının ıslak imzalı evrak asılları celp edilerek bilirkişi incelemesi yapılmıştır. Yapılan bilirkişi incelemesi sonunda düzenlenen bilirkişi raporunda bonodaki keşideci imzasının, karşılaştırma belgelerindeki imzalarına kıyasla davacı eli ürünü olduğu kanaatine varıldığı tespit edilmiştir. Her ne kadar davacı vekili tarafından bilirkişi raporuna itiraz edilerek dosyanın Adli Tıp Kurumu'na sevki talep edilmiş ise de dosyada mübrez bilirkişi raporunun tekniğine uygun ve denetime elverişli olarak düzenlendiği, yapılan inceleme sonunda tereddüte yer bırakmayacak şekilde keşideci imzasının davacıya ait olduğu ve mahkememizce imza incelemesine esas olmak üzere bononun düzenleme tarihi öncesi (04/01/2000 tarihli ... tahakkuk fişi aslı; 2005 yılına ait doğal gaz kullanım sözleşmesi ve uygunluk belgesi aslı; 06/12/1999 tarihli PTT Müdürlüğü'ne hitaben yazılmış dilekçe aslı) ve düzenleme tarihine yakın (13/07/2010 ve 16/09/2010 tarihli ... A.Ş. ... iptal başvuru formu) yeterince ıslak imzalı evrak aslı topladığı ve bu evraklar üzerinde bilirkişi incelemesi yapıldığı tespit edildiğinden mahkememizce davacının bu yöndeki talebinin reddine karar verilmiştir. Her ne kadar davacı vekili tarafından davacının görme engelli olduğu belirtilerek takibe dayanak yapılan bononun şekil şartı eksikliğinden dolayı kambiyo niteliğinde olmadığı iddia edilmiş ise de bononun düzenleme tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6762 sayılı mülga Türk Ticaret Kanunu'nun 668. maddesinin 3. fıkrası, 01.07.2005 tarih ve 5378 Sayılı Özürlüler Kanunu'nun 50. maddesinin (b) bendi ile yürürlükten kaldırılmış olması, dayanak bononun işbu kanunun yürürlük tarihinden çok sonra düzenlenmiş olması; bu itibarla bononun geçerliliğinin belirtilen şekil şartına tabi olmaması; yapılan yasa değişikliği ile görme özürlüler yönünden, görenlerden farklı herhangi bir şekil şartının kalmadığı anlaşıldığından davacının aksi yöndeki iddialarına mahkememizce itibar edilmemiştir. Davacı vekili tarafından dava konusu icra takibinin zamanaşımına uğradığı iddiası ile Bakırköy 10. İcra Hukuk Mahkemesi'nde açılan davanın bekletici mesele yapılması talep edilmiş ise de takip içi zamanaşımının icra takibinin akıbeti ile ilgili olması, icra takibinin zamanaşımına uğraması ve borçlu tarafından zamanaşımı def’inde bulunulduğu takdirde alacaklının sadece o takip kapsamında alacağını tahsil etme imkanını kaybedecek olması ancak borcun varlığının ortadan kalkmayacak olması başka bir deyişle takip hukukuna yönelik sonuç doğuracak icra hukuk mahkemesinin kararının huzurda görülen davaya herhangi bir etkisinin olmayacak olması nedenleri ile söz konusu davanın bekletici mesele yapılması talebinin reddine karar vermek gerekmiştir. Tekniğine uygun ve denetime elverişli olarak düzenlendiği kabul edilen bilirkişi raporu doğrultusunda takibe dayanak yapılan bonodaki keşide imzasının davacıya ait olduğunun tespiti ile açılan davanın reddi ile mahkememizce verilen tedbir kararı uygulanmadığından şartları oluşmayan davalının tazminat talebinin reddine" karar vermiştir. İSTİNAF: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; hükme esas alınan bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olmadığını, bilirkişi raporuna konu karşılaştırma belgeleri imzanın müvekkiline ait olup olmamasının incelenmesine yeterli olmamakla birlikte imzanın müvekkiline ait olmaması karşısında bilirkişinin ilgili belgelerdeki benzerlikleri göz önüne alarak imzanın müvekkilin imzası ile uygunluk oluşturduğu şeklinde değerlendirme yapması kabul edilebilir nitelikte olmadığını, senedin üzerindeki tüm ıslak yazıların düzenlenme tarihlerinin irdelenmesi gerekirken anılan hususu talep etmelerine rağmen incelenmediğini, Yerleşik içtihatlardan da görüleceği üzere grafolojik ve grafometrik metotlardan uzak, yalnızca görsel benzerlikler ile tespit yapılan raporun hükme esas alınması usul ve yasaya açıkça aykırılık teşkil ettiğini, menfi tespit davasına konu olan senedin konusu incelenmediğini, müvekkili ile davalı şirket arasında hiçbir organik veya inorganik ilişkisi bulunmadığını, davaya konu senedi doğuran olayın incelenmediğini, eksik ve hukuka aykırı rapora dayanılarak oluşturulan mahkeme kararının hatalı olduğunu, taraflarınca açılan Bakırköy 10. İcra Hukuk Mahkemesi 2021/227 esas sayılı dosya hala temyiz aşamasında olduğunu, bu dosyanın bekletici mesele yapılması gerektiğini, bu dosyada verilecek kararın huzurdaki davayı etkileyecek mahiyette olduğunu, mahkeme usulsüz bir şekilde taleplerini göz ardı ettiğini belirterek mahkeme kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Davalı istinafa cevap dilekçesi sunmamıştır. GEREKÇE: İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava; İİK'nın 72.maddesi kapsamında icra takibine dayanak bono yönünden imza inkarına dayalı menfi tespit istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesi tarafından davanın reddine karar verildiği, davacı vekilinin yukarıda yazılı sebeplerle dosya içerisindeki bilirkişi raporunun hükme esas alınabilir nitelikte olmadığı ve Bakırköy 10. İcra Hukuk Mahkemesinin 2021/227 esas sayılı dosyasının bekletici mesele yapılması gerektiğinden bahisle istinaf kanun yoluna başvurduğu görülmüştür. Dosyanın tetkikinde; dava konusunun Bakırköy 7. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı (... yenilenmeden önceki esası) dosyasına dayanak 11/04/2010 düzenlenme tarihli, 25/06/2010 ödeme tarihli, 11.000 Euro bedelli bono olup keşideci imzasının davacıya ait olmadığı iddiası ile menfi tespit isteminin mevcut olduğu görülmüştür. Somut uyuşmazlık imza inkarına dayalı menfi tespit istemine dayalı olmakla hukuki ilişkinin varlığını ispat yükü davalı/alacaklı üzerinde olup alacaklının hukuki ilişkinin ( borcun ) varlığını kanıtlaması gerekmektedir. Nitekim “imzanın sahte olması” iddiası senetteki taahhüdün geçersizliğine yönelik mutlak def'i niteliğinde olmakla imzasını inkar eden tarafından, iyi niyetli olsa dâhi herkese karşı ileri sürülebilecektir. İmza incelemesi yönünden öncelikle kambiyo senedinin düzenleme tarihinden öncesine ilişkin borçluya ait olduğu muhakkak olan karşılaştırmaya elverişli imzalarını taşıyan belgeler mukayeseye esas alınmak sureti ile bilirkişi incelemesinin, konunun uzmanınca ve yeterli teknik donanıma sahip bir laboratuvar ortamında, optik aletler ve o incelemenin gerektirdiği diğer cihazlar kullanılarak, grafolojik ve grafometrik yöntemlerle yapılması, bu alet ve yöntemlerle gerek incelemeye konu ve gerekse karşılaştırmaya esas belgelerdeki imza veya yazının tersim, seyir, baskı derecesi, eğim, doğrultu gibi yönlerden taşıdığı özelliklerin tam ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenip karşılaştırılması; sonuçta, imza veya yazının atfedilen kişiye ait olup olmadığının, dayanakları gösterilmiş, tarafların, mahkemenin, istinaf ve temyiz kanun yolu denetimine elverişli bir raporla ortaya konulması, gerektiğinde karşılaştırılan imza veya yazının hangi nedenle farklı veya aynı kişinin eli ürünü olduklarının fotoğraf ya da diğer uygun görüntü teknikleriyle desteklenmesi gerekmektedir. Bu kapsamda somut olaya bakıldığında; ilk derece mahkemesi tarafından kambiyo senedinin düzenleme tarihinden öncesine ilişkin borçluya ait karşılaştırmaya elverişli imzalarını taşıyan belge asılları celp edildikten sonra grafolog bilirkişi (ATK uzmanı) marifeti ile inceleme yaptırıldığı, 19/06/2023 tarihli rapor kapsamında, inceleme konusu bonodaki keşideci imzası ile davacıya ait mukayese imzalar arasında; tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından da uygunluk ve benzerlikler saptandığından söz konusu keşideci imzasının davacının eli ürünü olduğunun kesin olarak tespit edildiği görülmüştür. Mevcut raporun yeterli incelemeye dayalı olduğu, yeniden rapor alınması gerektirir aksi yönde bir delilin bulunmadığı, icra takibine konu bonodaki keşideci imzasının davacının eli ürünü olduğunun kesin olarak tespit edildiği anlaşılmıştır. Buna göre davacının bono nedeni ile sorumlu olduğu anlaşılmakla, menfi tespit isteminin reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir. Bakırköy 10. İcra Hukuk Mahkemesinin 2021/227 esas sayılı dosyası yönünden Yargıtay 12. HD'nin 2023/6289 esas, 2024/2689 karar sayılı bozma ilamı ile takibin İİK'nın 58. maddesi gereğince iptali gerektiğinden bahisle bozma kararına hükmedildiği görülmüş olup icra hukuk mahkemesinin dar yetkili mahkeme olmakla kararları kural olarak maddi anlamda kesin hüküm teşkil etmediğinden bekletici mesele yapılmasının sonuca etkili olmadığı anlaşılmıştır. Tüm bu nedenlerle dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, istinaf edenin sıfatı ile HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun, HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1- Usûl ve yasaya uygun Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 24/10/2023 tarih ve 2021/475 E., 2023/959 K. sayılı kararına karşı, davacı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2- Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 462,15 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 5- Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine, 6- Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine, HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 19/02/2026