11. Ceza Dairesi 2023/3753 E. , 2024/2607 K. "İçtihat Metni" K A N U N Y A R A R I N A B O Z M MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2015/607 E., 2016/644 K. SUÇ : 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'na muhalefet etme İNCELEME KONUSU KARAR : Mahkûmiyet KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN: Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: İlgili kararın kanun yararına bozulması Düzce 4. Asliye Ceza Mahkemesinin, 10.11.2016 tarihli ve 2015/607 Esas, 2016/644 Kara
**11. Ceza Dairesi 2023/3753 E. , 2024/2607 K.** **"İçtihat Metni"** K A N U N Y A R A R I N A B O Z M MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2015/607 E., 2016/644 K. SUÇ : 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'na muhalefet etme İNCELEME KONUSU KARAR : Mahkûmiyet KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN: Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: İlgili kararın kanun yararına bozulması Düzce 4. Asliye Ceza Mahkemesinin, 10.11.2016 tarihli ve 2015/607 Esas, 2016/644 Karar sayılı kararı ile sanığın defter, kayıt ve belgeleri gizleme suçundan 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun (213 sayılı Kanun) 359 uncu maddesinin (a) fıkrasının ikinci bendi ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 62 nci maddesi uyarınca neticeten 15 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin hükmün, istinaf edilmeksizin 13.12.2016 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 08.05.2023 tarihli ve 2022/28601 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 21.06.2023 tarihli ve KYB-2023/57982 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 21.06.2023 tarihli ve KYB-2023/57982 sayılı kanun yararına bozma isteminin; "1-Dosya kapsamına göre, Düzce Cumhuriyet Başsavcılığının 11/11/2012 tarihli ve 2012/12548 soruşturma, 2012/4111 esas, 2012/1868 sayılı iddianamesinde sanığın başka firmalardan temin ettiği sahte faturaları ticari kayıtlarına işlediği, fatura ticareti yapmak için sahte faturalar düzenleyerek vergi kaçakçılığı suçunu işlediğinden bahisle 213 sayılı Kanun'un 359/b-1 maddesi uyarınca cezalandırılması talebi ile açılan kamu davasının yargılaması sonucunda, sanığın iddianame anlatımında bulunmayan ve sevk maddesi gösterilmeyen 213 sayılı Kanun'un 359/a-2 maddesi uyarınca cezalandırılmasına karar verilmiş ise de, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 225/1. maddesinde yer alan " Hüküm, ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve faili hakkında verilir." şeklindeki düzenleme uyarınca, sanık hakkında düzenlenen iddianamede atılı suçun sahte fatura düzenlemek suretiyle vergi kaçakçılığı olduğu gözetilmeden yazılı şekilde defterleri ibraz etmemek suçundan mahkumiyetine karar verilmesinde, 2-Kabule göre de, kararın gerekçe kısmında sanığın sahte fatura düzenleyerek kullanmak suretiyle vergi kaçakçılığı suçunu işlediği kabul edilmesine rağmen, hüküm kısmında sanığın defterleri ibraz etmemek suçundan mahkumiyetine karar verilmesi suretiyle hüküm kısmı ile gerekçe kısmı arasında çelişki oluşturulduğunun gözetilmemesinde, İsabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE 1. Suç tarihinde yürürlükte bulunan ve 5728 sayılı Temel Ceza Kanunlarına Uyum Amacıyla Çeşitli Kanunlarda ve Diğer Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 276 ncı maddesi ile değişiklik yapılmadan önceki haliyle 213 sayılı Kanun'un "Kaçakçılık Suçları ve Cezaları" başlıklı 359 uncu maddesinin (a) ve (b) fıkraları; "a) Vergi kanunlarına göre tutulan veya düzenlenen ve saklanma ve ibraz mecburiyeti bulunan; 1) Defter ve kayıtlarda hesap ve muhasebe hileleri yapanlar, gerçek olmayan veya kayda konu işlemlerle ilgisi bulunmayan kişiler adına hesap açanlar veya defterlere kaydı gereken hesap ve işlemleri vergi matrahının azalması sonucunu doğuracak şekilde tamamen veya kısmen başka defter, belge veya diğer kayıt ortamlarına kaydedenler, 2) Defter, kayıt ve belgeleri tahrif edenler veya gizleyenler (varlığı noter tasdik kayıtları veya sair suretlerle sabit olduğu halde, inceleme sırasında vergi incelemesine yetkili kimselere defter ve belgelerin ibraz edilmemesi gizleme demektir.) veya muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge düzenleyenler veya bu belgeleri kullananlar (Muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge, gerçek bir muamele veya duruma dayanmakla birlikte bu muamele veya durumu mahiyet veya miktar itibariyle gerçeğe aykırı şekilde yansıtan belgedir.) Hakkında altı aydan üç yıla kadar hapis cezası hükmolunur. Hükmolunan hapis cezasının para cezasına çevrilmesinde, hapis cezasının her bir günü için, sanayi sektöründe çalışan 16 yaşından büyük işçiler için(12.10.2000 tarih ve 24198 sayılı R.G.'de yayımlanan E.1990/10; K.1999/22 sayılı Anayasa Mahkemesi Kararı ile iptal edilen sözcükler) yürürlükte bulunan asgari ücretin bir aylık brüt tutarının yarısı esas alınır ve hükmolunan bu para cezası ertelenemez. b) Vergi kanunları uyarınca tutulan veya düzenlenen ve saklanma ve ibraz mecburiyeti bulunan; 1) Defter, kayıt ve belgeleri yok edenler veya defter sahifelerini yok ederek yerine başka yapraklar koyanlar veya hiç yaprak koymayanlar veya belgelerin asıl veya suretlerini tamamen veya kısmen sahte olarak düzenleyenler veya bu belgeleri kullananlar (Sahte belge, gerçek bir muamele veya durum olmadığı halde bunlar varmış gibi düzenlenen belgedir.), 2) Belgeleri Maliye Bakanlığı ile anlaşması olmadığı halde basanlar ile sahte olarak basanlar veya bu belgeleri kullananlar, Hakkında on sekiz aydan üç yıla kadar ağır hapis cezası hükmolunur." Şeklindedir. 2. 213 sayılı Kanun'un "Bazı kaçakçılık suçlarının cezalandırılmasında usül" başlıklı 367 nci maddesinin birinci fıkrasında yer alan, "Yaptıkları inceleme sırasında 359 uncu maddede yazılı suçların işlendiğini tespit eden Vergi Müfettişleri ve Vergi Müfettiş Yardımcıları tarafından ilgili rapor değerlendirme komisyonunun mütalaasıyla doğrudan doğruya ve vergi incelemesine yetkili olan diğer memurlar tarafından ilgili rapor değerlendirme komisyonunun mütalaasıyla vergi dairesi başkanlığı veya defterdarlık tarafından keyfiyetin Cumhuriyet başsavcılığına bildirilmesi mecburidir." hükmü ile vergi suçları yönünden rapor değerlendirme komisyonlarınca verilen mütalaanın dava şartı olduğu açıkça düzenlenmiştir. 3. 5271 sayılı Kanun'un 225 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan, "Hüküm, ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve faili hakkında verilir." şeklindeki düzenleme ile kamu davasının sınırları ortaya konulmaktadır. 4. Bu kapsamda inceleme konusu dava dosyası değerlendirildiğinde; sanık hakkında tanzim edilen ve dava şartı olan Vergi Denetim Kurulunun 13.08.2012 tarihli ve 2012/88 sayılı komisyon mütalaası ile ekindeki vergi suçu raporunun, "2007 takvim yılında sahte fatura düzenleme" suçuna ilişkin olmasına karşın, Düzce Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 11.11.2012 tarihli ve 2012/12548 Soruşturma, 2012/4111 Esas sayılı iddianamesiyle mütalaaya kısmen uygun olarak hem "sahte fatura düzenleme" hem de "sahte fatura kullanma" suçlarından kamu davası açıldığı, Mahkemece hükmün gerekçe bölümünde iddianamedeki anlatım doğrultusunda "sahte fatura düzenleme" ve "sahte fatura kullanma" suçlarından hüküm kurulduğu belirtildiği halde, hüküm fıkrasında mütalaa ve dava konusu yapılmayan "defter, kayıt ve belgeleri gizleme" suçundan, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 213 sayılı Kanun'un 359 uncu maddesinin (a) fıkrasının ikinci bendi uyarınca cezalandırılmasına karar verildiği anlaşılmakla; "2007 takvim yılında sahte fatura kullanma" suçundan 213 sayılı Kanun'un 367 nci maddesi uyarınca usulüne uygun olarak verilmiş bir mütalaa bulunmadığı gözetilerek bu suçtan mütalaa verilip verilmeyeceği ilgili vergi dairesi başkanlığından sorularak sonucuna göre "sahte fatura düzenleme ve kullanma" suçlarından hüküm kurulması gerekirken, gerekçede bu suçlar anlatıldıktan sonra dava konusu yapılmayan "defter, kayıt ve belgeleri gizleme" suçundan, suç tarihindeki ceza miktarı da dikkate alınmadan, sanığın mahkûmiyetine karar verilmesi Kanun’a aykırı olup, belirtilen gerekçelerle kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür. III. KARAR 1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, 2. Düzce 4. Asliye Ceza Mahkemesinin, 10.11.2016 tarihli ve 2015/607 Esas, 2016/644 Karar sayılı kararının, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle, ceza miktarı itibarıyla aleyhe sonuç doğurmamak üzere KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (b) bendi uyarınca gerekli işlemlerin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 04.03.2024 tarihinde karar verildi.