10. Hukuk Dairesi 2023/8495 E. , 2023/9655 K. MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2021/124 E., 2023/2 K. KARAR : Kısmen Kabul Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen hizmet ve sigorta primine esas kazanç tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın, taraf vekilleri tarafından temyizi neticesinde kararın bozulması üzerine bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde davanın kısmen kabulü…
**10. Hukuk Dairesi 2023/8495 E. , 2023/9655 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2021/124 E., 2023/2 K. KARAR : Kısmen Kabul Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen hizmet ve sigorta primine esas kazanç tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın, taraf vekilleri tarafından temyizi neticesinde kararın bozulması üzerine bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın, davalı Kurum ve davalı şirket vekilleri tarafından temyizi neticesinde kararın bozulması üzerine bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın, davalı Kurum ve davalı şirket vekilleri tarafından temyizi neticesinde kararın bozulması üzerine bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. İlk Mahkemesi kararı davalı Kurum ve davalı şirket vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili, müvekkilinin davalıya ait işyerinde 10.03.1997-30.09.2010 tarihleri arasında, en son 1.000 TL ücret ile sürekli ve kesintisiz olarak çalıştığının tespiti ile Kurum'a eksik bildirilen prime esas kazancının bu şekilde bildirilmesi gerektiğinin tespitine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı şirket vekili, resmi kayıtlara göre davacının davalı şirkette 2005 yılı sonuna kadar çalıştığının görüleceğini, davacının 2006-2010 yılları arasında davalı şirketle hiçbir hukuki ya da organik bağı bulunmayan başka bir şirkette çalıştığını, davacının 1997-2005 yıllarında davalı şirkette çalıştığı süreye ilişkin sigorta primlerinin gerçek ücreti üzerinden yatırıldığını, iş bu davanın zaman aşımı yönünden reddinin gerektiğini, belirterek haksız davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı Kurum vekili, iş bu davanın 506 sayılı Kanun'un 79/10 uncu maddesi ile öngörülen 5 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığını, zira davacının çalışmalarının kesintili olup her kesinti döneminde hak düşümü süresinin dikkate alınması gerektiğini, davacının davalı işyerinde son çalıştığı tarih olan 31.12.2005 tarihinden sonra takip eden yıldan sonra 5 yıl içerisinde tespit davası açmamış olması nedeniyle davanın hak düşümü süresi yönünden reddinin gerektiğini, davalı işverenin 06.11.1992 tarihinden 506 sayılı Kanun kapsamına alındığını ve halen faal olduğunu, davacının davalı işyerinde 03.02.1997 tarihinde çalıştığına dair kaydın bulunduğunu, davacı 1981 doğumlu olduğundan çalışmaya başladığı tarihte 16 yaşında olduğuna dikkat edilmesi gerektiğini, hizmet döküm cetveli incelendiğinde davacının davalı işyerinde 03.02.1994 - 16.02.2001, 20.12.2002 - 14.08.2003 ve 14.05.2004 - 31.12.2005 tarihleri arasında kesintili çalışmalarının olduğunun görüldüğünü, ... sicil numaralı işyerinde 01.01.2006 tarihinden 10.09.2010 tarihine kadar çalışmalarının tespit edildiğini, kurum müfettişi ... tarafından hazırlanan 23.12.2005 tarihli inceleme raporunda davalı işyerinde çalışan 29 işçinin tamamının işe giriş bildirgelerinin verildiğini ve kurum müfettişlerinin raporlarının aksi sabit oluncaya kadar geçerli olduğunu, davacının işyerinde devamlı olarak hizmet akdiyle çalışmış olduğunun tanık beyanları dışında, resmi, yazılı ve sağlıklı deliller ile ispatlanması gerektiğini, asgari ücretten daha yüksek bir ücretle çalışıldığı iddiası karşısında H.M.U.K.'nın 289 uncu maddesi gereğince bu iddianın yazılı deliller ile ispatının gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 15.05.2014 tarih, E.2011/188, K.2014/191 sayılı kararıyla; " celbedilip incelenen kayıt ve belgelere, dinlenen kayıtlı tanık beyanlarına, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davalı şirketin dava konusu dönem içerisinde faal olduğu, davacının tüm çalışmalarının tanık beyanlarından da anlaşılacağı üzere bu şirkete geçtiği davanın hak düşürücü süre içerisinde açılmış olduğu, davacının davalı işyerinde 03.02.1997 - 30.09.2010 tarihleri arasında çalıştığı" gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. İlk Bozma Kararı 1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından temyiz isteminde bulunmuştur. (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesinin 11.05.2014 tarih ve E.2014/14588, K.2015/10534 sayılı kararında; "Dosyadaki kayıt ve belgelerden, 10.03.1981 doğum tarihli olan davacının 03.02.1997 tarihli davalı işyerinde çalışmaya başladığına ilişkin bildirgenin Kurum kayıtlarına intikal ettiği, 03.02.1997-10.09.2010 tarihleri arasında davalı işyerinden davacı adına 30 günün altında, eksik olarak ve birden fazla giriş-çıkış kaydının olduğu hizmet bildirimlerinde bulunulduğu, davalı işyerinin 06.11.1992 tarihinde 506 sayılı Kanun kapsamına alınmış olduğu, davacı adına prime esas kazancın asgari ücret üzerinden Kurum'a bildirilmiş olduğu, 2004/1-2011/8 dönemlerine ait dönem bordrolarının getirtildiği, alınan bilirkişi rapor ve ek raporunun dosyaya sunulmuş olduğu, davalı işyeri bordrolu çalışanı olan davacı ve davalı tanıklarının dinlendiği anlaşılmaktadır. Somut olayda, davacının davalı işyerinde sürekli ve kesintisiz bir şekilde "Mermer Kesim Ustası" olarak çalıştığı dinlenen bordrolu tanık beyanları ile ispat edilmiş ise de 10.03.1981 doğum tarihli olan davacının hizmet tespiti talebi yönünden askerlik durumunun araştırılmadığı, ücret tespiti talebi yönünden de "Mermer Kesim Ustası" olan bir kişinin asgari ücret düzeyinde ücret almasının hayatın olağan akışına uygun olmadığının göz önünde bulundurulmaksızın bu konuda Mahkemece tereddüte yer vermeyecek şekilde gerekli olan araştırmanın yapılmadığı anlaşılmakla yazılı şekilde sonuca gidilmiş olması hatalıdır. Yapılacak iş; davacının hizmet tespiti talebi yönünden, davacının hangi tarihlerde askerlik yaptığını ilgili askerlik şubesinden sormak, ihtilaf konusu dönem içerisinde askerlik görevini yerine getirdiğinin anlaşılması halinde bu süreleri tespiti talep olunan hizmet sürelerinden dışlamak, davacının ücret tespiti talebi yönünden ise, davalı işyerinden davacının çalışmasına ilişkin ücret bordrolarını istemek, davacının imzasını içeren ücret bordrolarının veya başkaca yazılı ücret alma belgelerinin varlığı halinde bunları göz önüne alarak ücreti tespit etmek, "Mermer Kesim Ustası" olan davacı ile davalı işverence aynı pozisyondaki işçilere ödediği ücretlerin gerçeğe uygun olup olmadığını değerlendirmek, bu bildirimlerin gerçeğe uygun olduğunun anlaşılması halinde, bu ücretleri esas almak, aksi takdirde benzer işi yapan işyerlerinden gerektiğinde ilgili meslek odasından emsal ücret araştırması yapmak ve toplanan tüm delilleri birlikte değerlendirmek suretiyle elde edilecek sonuca göre karar vermekten ibarettir." gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesince verilen karar bozulmuştur. B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin 15.08.2017 tarih ve E. 2015/371, K.2017/481 sayılı kararı ile "Yapılan yargılamaya, toplanan delillere, celbedilip incelenen kayıt ve belgelere, dinlenen kayıtlı tanık beyanlarına, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davalı şirketin dava konusu dönem içerisinde faal olduğu, davacının tüm çalışmalarının tanık beyanlarından da anlaşılacağı üzere bu şirkete geçtiği davanın hak düşürücü süre içerisinde açılmış olduğu, davacının davalı işyerinde 03.02.1997 - 30.09.2010 tarihleri arasında çalıştığı, davalı şirkette fiilen çalıştığı ve kuruma bildirilmeyen çalışmalarının tespitine dair mahkememizce 15.05.2014 tarih ve 2011/188 Esas 2014/191 Karar sayı ile davacının davasının kısmen kabulüne karar verilmiş, tarafların temyizi üzerine Yüksek Yargıtay 21. Hukuk Dairesi 11.05.2014 tarih ve 2014/14588 Esas 2015/10534 Karar sayı ilamı ile kısaca davacının davalı işverenlikte mermer kesim ustası sıfatıyla çalıştığı, bordrolu tanıklarının beyanları ile ispat edildiği, ancak askerlik durumunun araştırılmadığı, emsal ücretin araştırılmadığı gerekçeleri ile bozma kararı verilmiştir. Mahkememizce yapılan yargılamada Yargıtay bozma kararına uyulmuş bozma kararı doğrultusunda davacının nezaman askerlik yaptığı askerlik şubesinden sorulmuş, yine davacının çalıştığı döneme ilişkin ücret bordroları davalı iş yerinden istenmiş yine emsal ücret araştırması yapılmış, daha sonra önceki bilirkişiden ek rapor aldırılmış, tüm bu deliller birlikte değerlendirildiğinde davacının 03.02.1997 tarihinden 30.09.2010 tarihine kadar, askerlik yaptığı dönemler dışlanarak bilirkişinin raporunda belirtildiğ dönemlerde en son net 1.417,00 TL brüt 1.980,00 TL yani asgari ücretin 1.84 katı ücret ile mermer ustası sıfatıyla çalıştığının sonucuna varıldığı" gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. C. 2'nci Bozma Kararı (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesinin 11.10.2018 tarih ve E.2017/5465, K.2018/7314 sayılı kararında; "Dosyadaki kayıt ve belgelerden, bozma ilamı sonrası ücret araştırmasına dair alınan ilgili sendikanın cevabî yazısı ve tanık beyanı esas alınarak hazırlanan bilirkişi hesap raporunun dosyaya sunulduğu, bilirkişi hesap raporu ile davacının en son net 1.000,00 TL, brüt 1.395,67 TL ücretle, yani asgari ücretin 1.84 katı ücret ile “Mermer Ustası” sıfatıyla çalıştığı kanaatinin belirtildiği ve bu şekilde hazırlanan bilirkişi raporu esas alınarak yazıldığı şekilde sonuca gidildiği anlaşılmaktadır. Mahkemece bozma kararına uyulduğu halde, bozma kararı gerekleri yerine getirilmemiştir. 9.5.1960 gün ve 21/9 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca bozma kararına uyan mahkeme artık bozma kararı gereğince işlem yapmak ve hüküm vermek zorundadır. Gerçekten davacının gerçek ücretinin belirlenmesi açısından her türlü şüpheden uzak bir şekilde emsal ücret araştırması yapılmadan kurulan hüküm hatalı olmuştur. Yapılacak iş, ilgili meslek kuruluşundan (İstanbul Mermerciler ve Granit İşletmecileri Esnaf ve Sanatkarlar Odası), Türkiye İstatistik Kurumu'ndan, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'ndan uyuşmazlık konusu dönemde sigortalının alabileceği ücretleri sormak, benzer işyerlerinde çalışan ve emsal işi yapanların ücretlerini araştırmak suretiyle davacı sigortalının gerçek ücretini tereddütsüz bir şekilde belirlemek ve sonucuna göre karar vermekten ibarettir." gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesince verilen karar bozulmuştur. D. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesininn 28.11.2019 tarih ve E. 2018/498, K.2019/665 sayılı kararı ile; "Mahkememizce yapılan yargılamada davacı işçinin sgk hizmet cetveli, dönem bordroları davalı Kütük Mermer şirketinden celp edilmiş, tarafların tanıkları dinlenmiş, ücret araştırması yapılmış, bilirkişiden rapor alınmış, 15.05.2014 tarih ve 2011/188 Esas 2014/191 Karar ile davalı Kütük Mermer şirketinin dava konusu dönemde faal olduğu, davacının bu işverenlikte asgari ücret ile fiilen mermer ustası sıfatıyla çalıştığı, bu çalışmalarının SSK Kurumuna bildirilmediği, kanaati ile 03.02.1997- 30.09.2010 tarihleri arasında çalıştığının tespitine karar verilmiş, verilen kararın temyiz başvurusu soncunda yüksek Yargıtay 21. Hukuk Dairesi 2014/14588 Esas 2015/10534 Karar sayı ile kısaca; davacının 10.03.1981 doğumlu olup, askerlik durumunun araştırılmadığı, ücretinin Mermer kesim ustası olarak asgari ücret düzeyinde kabul edilmesinin hayatın olağan akışına uygun olmadığı gözetilerek davacının askerlik durumu ve ücret hususu araştırılarak yeniden değerlendirme yapılması gerekçesi ile bozma kararı verilmiştir, Yargıtay bozma kararına uyularak yapılarak davacının askerlik durumu Ordu Gölköy askerlik şubesinden sorulmuş, emsal ücret araştırması yapılmış ve bilirkişiden ek rapor alınarak, 15.08.2017 tarih ve 2015/371 Esas 2017/481 Karar ile davacının askerlik yaptığı dönemler dışlanarak en son net 1.417,00 TL, brüt, 1.980,00 TL yani asgari ücretin 1,84 katı ücret ile mermer ustası olarak kabul edilerek karar verilmiş, temyiz başvurusu üzerine yargıtay 21. Hukuk dairesi 11.10.2018 tarih ve 2017/5465 Esas 2018/7314 Karar sayı ile kısaca; davacının ücretinin ilgili meslek kuruluşlarından, TUİK'ten Çevre ve Şehircilik Bakanlığından sorularak tespiti gerektiği bahisle bozma kararı verilmiş, Yargıtay bozma kararına uyularak ... işçileri sendikası TUİK, ... Mermerciler ve Granit ve Esnaf ve Sanatkarlar odasına emsal ücret araştırılmış, bilirkişiden ek rapor alınmış, tüm bu deliller birlikte değerlendirildiğinde davacının en son net 1.000,00 TL bürt 1.397,67 TL yani asgari ücretin 1,84 katı ücret aldığı, askerlikte geçen sürelerin de gözetildiği" gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. E. 3'üncü Bozma Kararı Dairenin 21.01.2021 tarih ve E.2020/6324, K.2021/605 sayılı kararında; "...Somut olayda, davacının prime esas kazancının belirlenmesinde sendika yazı cevabı ve tanık beyanının esas alındığı, sendika yazı cevabında bildirilen net ücret tutarının yüksek olması nedeniyle davacının talebi doğrultusunda tespit edilen prime esas kazanç miktarının asgari ücretin katı olarak yıllar itibariyle dönem dönem hükümde gösterildiği anlaşılmaktadır. Hizmet tespiti yönünden verilen karar Dairemizce yerinde görülmüş ise de, ücret tespitine ilişkin kısım incelendiğinde bozma ilamı gereği Türkiye İstatistik Kurumu vb. kurum ve meslek odalarına ait emsal ücret verileri dikkate alınmaksızın ve yukarıda öngörülen yönteme uygun inceleme ve araştırma yapılmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. " gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesince verilen karar bozulmuştur. F. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin 10.01.2023 tarih ve E. 2021/124, K.2023/2 sayılı kararı ile; "Tüm dosya kapsamından; Mahkememizin 2018/498 Esas 2019/665 sayılı ilamı ile davanın kısmen kabulüne karar verildiği, Yargıtay 10. Hukuk Dairesi'nin 21.01.2021 tarih ve 2020/6324 Esas 2021/605 Karar sayılı ilamı ile özetle; "(...)davacının prime esas kazancının belirlenmesinde sendika yazı cevabı ve tanık beyanının esas alındığı, sendika yazı cevabında bildirilen net ücret tutarının yüksek olması nedeniyle davacının talebi doğrultusunda tespit edilen prime esas kazanç miktarının asgari ücretin katı olarak yıllar itibariyle dönem dönem hükümde gösterildiği anlaşılmaktadır. Hizmet tespiti yönünden verilen karar Dairemizce yerinde görülmüş ise de, ücret tespitine ilişkin kısım incelendiğinde bozma ilamı gereği Türkiye İstatistik Kurumu vb. kurum ve meslek odalarına ait emsal ücret verileri dikkate alınmaksızın ve yukarıda öngörülen yönteme uygun inceleme ve araştırma yapılmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir(...)" şeklinde gerekçe ile kararın bozulmasına karar verildiği görülmüştür. Bozma kararına uyulmasına karar verilerek bu yönüyle yapılan değerlendirmede, Dev Maden-Sen Sendikasına emsal ücret araştırmasına yönelik müzekkere yazılmış ancak sendika tarafından verilen cevabi yazıda emsal ücret bildirilmediği görülmüş, mahkememizce re'sen TÜİK kazanç sorgulama ekranından emsal ücrete dair sorgulama yapılarak dosya arasına alınmış ve TÜİK üzerinden alınan veriler ile daha önce ... işçileri sendikası tarafından 2018 yılında bildirilen emsal ücret yazısı( yazı cevabındaki asgari ücrete oranlama hususu da dikkate alınarak) doğrultusunda rapor düzenlenmek üzere bozma ilamı öncesinde rapor düzenleyen Bilirkişi Prof. Dr. ...'den ek rapor alınmış, Yargıtay 10. Hukuk Dairesi'nin 21.01.2021 tarih ve 2020/6324 Esas 2021/605 Karar sayılı ilamında davacı işçinin en son ücretinin tespiti dışında hizmet tespitine dair herhangi bir bozma bulunmadığı anlaşılmakla, aşağıda açıklanacağı üzere davacının ücreti dışında yeniden değerlendirme yapılmadan önceki hüküm yönünde, her kadar bozma sonrası alınan bilirkişi ek raporunda bozma öncesi gibi davacının en son asgari ücretin 1,84 katı ücretle çalıştığına dair tespit yapılmış ise de, bozma ilamı doğrultusunda yapılan değerlendirmede bu ücretin kabul edilmesinin mümkün olmadığı, davacının net 1000,00TL ücret aldığı iddiası karşısında re'sen yapılan TÜİK sorgusunda davacının 2010 yılı itibariyle alabileceği brüt ücret tutarının 1.025,00 TL [1025,00 TL/760,50 (dönem brüt asgari ücret) = 1,35 katı] olabileceği, yine ... İşçileri Sendikasından gelen 13.12.2018 tarihli cevabi yazıda 2018 yılı itibariyle net 2.250,00 TL (brüt 3.147,24 TL) olabileceğinin bildirildiği, net ücret üzerinden 2018 yılında asgari ücretin 1,40 katına denk geldiği, brüt ücret üzerinden ise [3.147,24/ 2.029,50 (dönem brüt asgari ücret) = 1,55 katı] olabileceğinin değerlendirildiği anlaşılmakla, sendika cevabi yazısına asgari ücrete oranla yapılacak olan değerlendirmenin 2010 yılı ile 2018 yılları arasında geçen uzun süre nedeniyle sağlıklı olmayacağı, TÜİK emsal kazanç sorgulamasının ise en son çalışmanın kabul edildiği 2010 yılına ait olduğu ve gerçek ücretin tespiti açısından daha gerçekçi bir sonuç vereceği kanaatiyle yukarıda 2010 yılı TÜİK kazanç sorgusu üzerinden re'sen yapılan hesaplama neticesinde, hizmet süresine ilişkin dinlenen tanık anlatımları, davalı şirket ile ihbar olunan şirket arasında organik bağa ilişkin sicil kayıtları ile ücrete ilişkin TÜİK kazanç sorgulama bilgisi birlikte değerlendirildiğinde davacının 03.02.1997 tarihinden 30.09.2010 tarihine kadar, askerlik yaptığı dönemler dışlanarak bilirkişinin raporunda tespit edilen ve hizmet tespiti yönünden Yargıtay incelemesinden geçerek uygun bulunan aşağıdaki dönemlerde en son dönem asgari brüt ücretin 1,35 katı ücret ile mermer ustası sıfatıyla çalıştığının tespitine dair, ücrete ilişkin re'sen yapılan hesaplama dışında bilirkişi Prof. Dr. ... tarafından ibraz edilen bozma sonrası ek bilirkişi raporundaki diğer tespitler gözetilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, Yargıtay 10. Hukuk Dairesi'nin 21.01.2021 tarih ve 2020/6324 Esas 2021/605 Karar sayılı ilamındaki eksikliklerin giderildiği" gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum ve davalı şirket vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1. Davalı Kurum, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir. 2. Davalı şirket vekili, emsal ücret araştırması yapılmadığını, hatalı bilirkişi raporu dayanak alınarak hüküm tesis edildiğini, davacının sendikalı olmadığını beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, davacının davalıya ait işyerinde 10.03.1997-30.09.2010 tarihleri arasında, en son 1.000 TL ücret ile sürekli ve kesintisiz olarak çalıştığının tespiti ile Kurum'a eksik bildirilen prime esas kazancının bu şekilde bildirilmesi gerektiğinin tespiti istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 428 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası ile 506 sayılı Kanunun 79/10, 77 ve 5510 sayılı Kanun'un 80 ve 86/9 uncu maddeleri. 3. Değerlendirme 1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesinde hukukça imkan bulunmadığı anlaşılmakla; davalı Kurum ve davalı şirket vekillerinin temyiz dilekçeleri kararın bozmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı Kurum ve davalı şirket vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, Aşağıda yazılı temyiz giderinin ilgilisinden alınmasına, 12.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.